Makale ve Şiirler ve Şiirler Forumundan Mum konulu yazı ve şiirler Hakkında Kısa Bilgi
  1. 15

    Reklam

    Reklam




    MECNUN, MUM VE PERVANE

    Bir gece Mecnun´un yaktığı
    Bir mumun etrafında
    Dönüyordu
    Zavallı incecik bir pervane
    Mumsa devrilmek istiyordu
    Pervane yerine
    Mecnun´un üstüne üstüne
    Sevgili mum
    Dedi Mecnun
    Sevdim seni
    Acıdığın için pervaneye
    Bende önerirdim
    Kader izin verseydi
    Beni yakmanı
    Onun yerine
    Ama acele etme vakit var
    Sayılıdır saatler dakikalar
    Azrail bile senden sabırlıdır
    Burada sencileyin benim de işim var
    Ben herkes için
    Değişik ve ayrı dozda
    Soyut bir otobiyografyayım
    Herkesin yaşadığı bir iç tarih
    Hekesin yüreğinden geçen bir coğrafya
    Gidip gidip varacakları
    Fakat ulaşamayacakları
    Bir panorama
    Kaderin zaman zaman
    Kabaran kanlara uyguladığı
    Nirengi noktaları batmış
    Beyaz bir karanlığa batmış
    Mutsuzca mutlu bir topoğrafya

    Sonra gece bitti mum söndü
    Bu söyleşilerle tan atarken
    Pervane Mecnun´a
    Mecnun pervaneye döndü

    Sezai Karakoç




  2. 16
    Reklam




    Mum ve Ayna

    Meşhur bir sözdür;

    "Işığı yaymanın iki yolu vardır; ya mum olacaksınız ya ayna"

    Hangisini seçerdiniz? Mum olmayı mı, ayna olmayı mı?

    Yoksa bırak şimdi mumu, aynayı; ben aydınlanayım yeter diyenlerden misiniz?

    Hangi tarafı seçtiğiniz sizde saklı kalsın, biz mum veya ayna olmak üzerine biraz söyleşelim

    Işık, varlığın temel taşlarından birisidir ve bir enerji barındırır içinde Dinamiktir, asla durduğu yerde durmaz, hızı vardır, ulaşabileceği sınırsız noktalara kadar yolculuk yapması doğasının gereğidir

    Asıl kaynağı tektir belki ama o kadar çok çeşidi vardır ki, saymak imkansız Değişik formatlara bürünen o gizemli enerji, insanoğlunun dünya yaşamında pek çok kılığa girmiştir zaman boyutunda; kimi zaman hayatın can kaynağı, kimi zaman ölümün ve yok oluşun acı tırpanı olarak

    Güneş olup başımıza taç olduğu, ay olup ruhumuzu kabarttığı, ateş olup aşımızı yaptığı, ışık olup yolumuzu aydınlattığı pek çok formda bizimle iç içedir adeta

    Gazabına uğradığımız anlarda ise inanılmaz acılar bırakmıştır geçmişimize ve genlerimize Onunla oyun olmaz

    Sözümüzde ve sorumuzda mumun acizane temsil ettiği bu enerji, bizim sırrını çözemediğimiz yaşamı, kendi ellerinde istediği şekle sokar ve bizim önümüze koyar; birazcık oynayabilelim diye

    Oyun sırasında da gülümseyerek izler bizi;
    bakalım onunla aşık atabilecek miyiz, onun gücünden bir parçacık taşıyabilecek iradeyi ve gücü gösterebilecek miyiz diye?

    Bir mum olabilsek, dibimize ışık veremeden kendi kendimize erisek bile, onun sonsuz gücünün minicik bir yansıması olabiliriz ancak� Sonsuz bir denizde tek bir katre gibi

    Mumun ışığını yansıtan ayna ise, daha şanslıdır mumdan aslında Hem aktarıp çoğaltır, hem erimez, eksilmez mum gibi

    Ama sanaldır yüzündeki parlak ışık, sanılandır

    Mum eriyip bittiğinde, sessiz karanlıklara teslimdir ayna
    Sonsuzluğun bekçisidir, yokluğun ışıksız diyarında

    Bekler bir mum daha yansın ki karşısında, bağrından bir dem daha nur vursun dünyaya

    Aynanın hasret dolu bekleyişi; hem umudu taşır zerrelerinde, hem de yokluğun kavuran acısını

    Zordur bu bekleyiş, belki eriyip tükenmekten daha zor�
    Keşke mum olsam der ayna o zaman içinden, keşke eriyip yok olsam da, şu geçmek bilmeyen zamanın içindeki bu sonsuz bekleyişin karanlığından kurtulsam

    Vakti gelir ve bir kibrit gelip, ışığın büyülü elini değdirir mumun yumuşak ve savunmasız gövdesine
    Yanar, aydınlatır, dibini göremeden, kendini bilemeden

    Ayna ile ışığın kavuşmasıyla yansıma başlamıştır artık
    Şenlik vaktidir şimdi, hani o "ben aydınlanayım yeter" diyenlere

    Vuslat yaşanmış, ayna ile mumun karanlığa inat yansımaları sona ermiştir Mum, zamanın ve ışığın yokluğa karışmıştır, dönüşmüştür artık
    Kısa ömründe gücünün elverdiğince, bir süreliğine de olsa ışığı yansıtmıştır ya bedeninden; bu yetmelidir ona

    Aynanın içini kahreden zaman, mum için en büyük düşmandır
    Sonsuz enerjinin sahip olduğu güç yoktur mumun zerrelerinde Zamanın ve maddenin haset ve pinti ellerine mahkumdur o Ancak kendine bahşedilen kadarını sunabilir çevresine

    Işığın bir kırıntısını titreyerek taşıyan mumun zamanı dolunca ışığı söner; yine titreyerek erir biter kendi damlalarının arasınd
    Giderken bıraktığı son şey, eriyen bedeninden çıkan bir nefeslik is ve küçücük bir cızırtı sesidir sadece


    Ayna da kendisini seyredenlere şölen yaşatmış olmanın kısacık zevkiyle, sonsuzluğun önünde saygı duruşuna devam eder

    Şimdi söyleyin, ışık yaymak isterseniz, mum mu olmak istersiniz ayna mı?

    Zor bir seçim değil mi, hepimize kolay gelsin

    NDabağlar




  3. 17
    Pervane ve Mum Üzerine

    Ben küçüktüm. Geceleri ay da yoktu yıldız da gökyüzümde. Mumum vardı ama yakmıyordum. Çünkü son pervanem kalmıştı, aşkını arayan. Onun da ölmesini istemiyordum…

    Yaşlandı pervane. Anladım ki geçti zaman. Anladım ki doğacaksın sen. Yoruldu pervane. Doğmaya başladın sen. Her yer sen. Sıcaklığın, ışığın her yerde. Öyle sıcak ki kurudu dilim damağım. Düşünemiyordum senden başka. Su içemiyordum. Uyudu pervane. Geçti yine zaman. Ben yanmaya başladım. Ağlayamadım. O kadar sıcak ki akmadı gözyaşım.
    Uyandı pervane. Aşkını aramaya başladı. Sen gitmişsin. Ağlayabildim. Yaş aktı yüzüme, yağmur yağdı şehrime. Söndüm. Derken pervanenin gözyaşını gördüm. Sonra yanmaktan aldığım hazzı düşündüm. Sonra pervaneye verdiğim acıyı düşündüm. Sonra “ben pervane için mumu tutuşturmazken neden bu vicdan azabı?” sorusunun cevabını buldum. Vicdanım her şeyi önceden biliyordu. Üstelik beni uyarmaya da çalışıyordu. Sonra muma gittim ve yaktım mumu da pervaneyi de. Pervaneyi gördüm. Pervanede kendimi gördüm. Ağladım. Yağmur da yağdı.
    Sırılsıklam oldum.
    Yandım…



  4. 18
    Kalem ve Mum


    Bugün bir şeyler yazmalı Mum kadar hisli kalem kadar keskin Mum erirken zamana karşın “uç”ların tükendiği Son nefeslerinde kalemin üç noktayı öksürdüğü…

    Bugün bir şeyler yazmalı Siyah duvarlarımda dalgalanan titrek ışığın mavi rüyalarımın yakamozları olduğunu hissedebilmeliyim böylece Koyduğum üç noktalar ufuktaki kayalıklara dönüşebilmeli, kalem yelken açmalı

    Bugün bir şeyler yazmalı Hafif uğultusuyla mum titreten nefesim birden delicesine sahilde koşturan rüzgara dönüşmeli Gözyaşları kıyıya çarpan dalgalara katılmalı Katılmalı ki varabilsin karaya Varabilmeli ki içimdeki hüzün, mutluluğa ve tebessüme dönüşsün…

    “Kalem ve Mum”




  5. 19
    MUM

    Kaderim yanmaktı yıllarca yandım

    Eridim sürekli bir kızıl lâleye bakıp

    Yandım ve mecâza yol buldu kalbim

    Sessizce çekildi aramızdan karanlık



    Başımda ney üfledi bir derviş

    Sırrıma tanık olan şamdandan başka

    Ne güneşi gördüm ne ay’ı

    Derviş üfledi ve ben eridim



    Sabah oldu penceremde

    Sevinçle öten bir Yusufçuk kuşu

    Hırkamda kan gördü

    Bir gül oldum erenler bahçesinde



    Bakışım tenhâ aynam berrak

    Aşk derdinde sarp yolları aşarak

    Usulca girdim üstelik mahçup

    Yârin merhamet kapısından



    Vakit gece mi gündüz mü bilmem

    Gölgem kayboldu çünkü

    Ben o muyum o ben mi

    Tanıdık bir yüz çıkıyor karşıma



    Terk-i dünya ve tebdil-i mekan

    Size kaldı sıradan bir hayatın

    İyice solgun fotoğrafları

    Kapadı dükkanını bezirgân



    Uzun bir tavaf oldu ömrüm

    Sûret yok seyr-ü sefer vakti

    Yokluk üzre tenden geçip

    Soluk bir tülbent örtüyor yüzümü



    alıntı




  6. 20
    MUM



    Mum'un söndüğü an
    Benzetme yapmak isterdim şu an
    Yaşamım mı muma, mum mu yaşamıma benzemeli?
    Bulamıyorum
    Gözünün önüne bir mum getir, o zaman beni daha iyi anlarsın
    Elinde tuttuğun mum, herhangi bir mum
    Hiçbir özelliği olmayan, kimse için birşey ifade etmeyen
    Sade, basit, işine yaramadıkça
    bir köşede durmaya, unutulmaya mahkum
    O, senin elinde hayat bulur
    Sen, onun yaşamasına izin verirsin
    Öyle birşey ki bu;
    yaşamının son bulması bile senin elindedir
    Ufak bir kıvılcımla başlar hayatı
    Dimdik ayaktadır
    Sonra zaman geçer
    Hâlâ karanlıktır
    Sen ve o
    Yalnızsınızdır karanlıkta
    Birden şiddetli bir rüzgâr
    Söner gibi olur ama tutunur zamana
    Sönmez
    Gün hiç ağarmasın diye yakarır tanrıya
    Hep yanmalıyım der sessizce
    Eğer, eğer istersem, çok istersem
    Ay kadar parlak olabilirim bir gün, der içinden
    Zamanla erir mum
    Önüne geçemez istese de
    Artık geçtir hayalleri için;
    Artık geçtir yarından beklediği için
    Yarın olmayacak
    Bu günün doğuşu onun batışıdır
    Yavaşça söner sonsuza dek
    Son bulur herşey onun için
    Hayat devam eder
    Bir iz bile bırakamadan gitmiştir
    Arkasında keskin bir koku
    ve günün ışıklarında kaybolan ince bir duman
    (5 siteye baktım ama yazarı bulamadım)




  7. 21

    --->: Mum konulu yazı ve şiirler

    mum ışığıdır hüzün....






    Biraz mum ışığıdır hüzün, biraz akşam alacasıdır Biraz gazete satan çocuk elleri, biraz bebek ağlamasıdır

    Tüy gibidir hüzün Hafif ve yumuşak, canlı ve ölü Hayattan ve ölüme dair…

    Hüzün, sâdıktır

    Hüzün deyince hüzünler kulübesi akla gelmez mi? Yakup Peygamber gönle düşmez mi? “Bana düşen sabr-ı cemildir” diyen, ağlamaktan gözlerine gece inen baba… Demek ağlamanın bu türlüsü sabra mâni değil… Sabrın bu türlüsüne de «hüzün» diyelim biz…

    “And olsun ki, sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz Sabredenleri müjdele! O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz, derler İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır Ve doğru yolu bulanlar da onlardır” 9

    Ve Vahşî’nin hüznü… Kolay mıdır “Gözüme görünme!” sözüne muhatap olmak, kolay mı herkes göz göze, diz dize oturabilirken; ancak sütunların, duvarların gerisinden bakabilmek Ne derdini açabilir ne sevincini paylaşabilir; hep kamufle, hep perde, hep aracı… Ama o kâmil bir hüzünle taşıyor Hamza’yı vuran mızrağı, bir gün yalancı peygamberi vurduğunda gülüyor hüznün bu an acınılası mülkü…

    Hüzün, Allah Rasûlü’nün dostudur, takdim ederim “Hüzün dostumdur” buyurmuş hüzün Peygamberi -sallallahu aleyhi ve sellem-, ömrü hüzünden sağılmış yetim Hira, hicret, İbrahim, Tâif, Uhud, ifk, ne yana baksa hüzün… Hüzne, bu hüzün yeter

    “Ey yar, sen gittin bir hüzün kaldı bana

    Beni benden geçiren bir sözün kaldı bana”

    “Kızım,” demiş kızının kulağına: “Üzülme, baban bundan sonra hiç acı çekmeyecek”
    * * *

    “Yüreğim parça parça efendim

    Yüreğim parça parça

    Yürür üstüme acılar, efendim, yürür üstüme üstüme

    Asırlar hasretinde, efendim, duâlar dilimizde

    Sabır yüreğimizde efendim,

    Sabır yüreğimizde…”

    * * *

    Hüzün, güzeldir

    ------------------------------
    Şebnem Dergisi/Ayşenur Vural





    Yudumla --->: Mum konulu yazı ve şiirler

  8. 22
    yalnızca mum ışığı aydınlatabilir yüzünü

    kaç karanlığın içinden çıkamıyorsun bütün duruşlarınla
    kaç kere daha "dönmen" için dil dökmeli ve farketmeliyim herşeyin bilincinde yaşadığın karanlıktan bir zevk aldığını

    evet en büyük başarın bu senin
    kendin olmamamaktan aldığın haz

    kendin olmamayla uyandırdığın hayranlık
    besledikçe şımarık yüzünü
    sen daha da kendin olamayacak uçurumlar bırakıyorsun arkanda

    kendin olmayla yakalayamadığın şeyler peşindesin ama karanlıkta yapayalnız dikiliyorsun

    o beklediğin spot ışıklar değil, yalnızca masum titrek bir mumışığı aydınlatabilir iç-yüzünü

    ve sen artık, daha fazla uzaklaşma kendin(ben)den




  9. 23
    Kadın, Gül ve Mum


    Kadın, Gül ve Mum

    Kırılgan yüreğiyle
    zârif bir takıdır, kadın
    buzdan mavi bir gülün üşüyen nöbetlerine

    Dudak arasında ses
    alın çizgisinde ışık;
    ter döker tezatların koltuğuna
    Karanlık hüznü sırtlayınca
    gecenin avuçlarında soluklanır mum
    Toprağın buharında çillenen tohum
    kilidi açtığında;
    gül, kalbine kanar
    mum, geceye yanar
    kadın, içine ağlar

    Sessizlik terkibi çözdüğünde
    kadın, gül ve mum; vücut bulur kalemde …
    Geri döner esrelerMedler susar
    ilk kitabe …Kadına

    Uzun ve dolgun kirpiklerinde
    ayrılan ıstırap öğeleri
    cilveleşir kadının yaşam metninde

    Yüreğinde çelişen mevsim külleri,nişan
    hurufun katli mimiklerinde, yas
    acıyı harlayan, kalbindeki mim …
    Kadın, kader …Aynaların diline düşer
    görüntü her kavmin ezberidir ki
    kehanet – düş - ateş
    yaşlanır zaman askısında
    Bir dizin kinle cilalanan duyguları
    çöker - im sessizliğiyle dibine ve
    aynaların suretine konarKadın

    Akik taşlarıyla düğmelenir çaresizlik hayallerine
    Ahların boy gösterisi …Kan, heyecan
    parmak uçlarında kabus,umutlarına iliklenir
    ki – im silinir dünden
    aynaların diliyle seslenirKadın

    Cezimler susar, geri dönen şeddelerle
    ikinci kitabe (gül) e




  10. 24
    MuM Işığı Yeter

    MUM IŞIĞI YETER

    Karanlık, hep karanlık dünya Ne ay ışığını nede güneşin parlaklığını diledim sadece küçük bir mum ışığı yeterdi bana
    O mum elimde hiç yanmadan kaldı kimse görmedi görenlerde önüme ateşler yaktılar İşte sana sıcaklık ve ışık dediler İçine sevgiyi koymayı unuttular ve o ateşi yaktıkları yerde aynı anda söndürdüler
    Ve hep elimde o yanmasını beklediğim mumla kaldım Kimseye sevginin ne olduğunu anlatamadım Anladımki onlar bendende daha karanlıktaydılar elleri ve yürekleri boş elimde hala bir mum var Buda varoluşum




  11. 25
    Dua olup dökülür gönlümdeki şu arzu dudaklardan;

    Mumun ki gibi olsun hayatım ey Rabbim!
    Uzaklaşsın sayemde karanlık, dünyadan,
    Aydınlansın her taraf parıltımla ey Rabbim!
    Çiçek nasıl süsüyse bağın ve bahçenin,
    Bende süsü olayım vatanımın ey rabbim!
    Yaşamım pervanenin ki gibi olsun bir anlık,
    Artsın ilim mumuna olan aşkım ey Rabbim!
    Fakirleri gözetmek vazifem olsun benim
    Dertli ve zayıfları sevmek gayem ey Rabbim!
    Kötülüklerden kurtar beni sen,
    Beni yürüt doğru yolda ey Rabbim!
    Muhammed ikbal
    Bütün mü'min kardeşlerimide duanın içine dahil eyle ya Rabbim' (amin)



  12. 26
    Özlem, söndürülmüş mumdur
    Özlem, yakılamayan mumdur
    Özlem, yanmayan mumdur
    Özlem, mumundur
    Özlem, mumumdur
    Ama, bir o kadar da:
    Özlem, hep yakılan mumdur
    Özlem, sürekli yanan mumdur
    Özlem, benim, mumundur
    Özlem, senin mumumdur

    oruç




  13. 27
    Mum'a soru ve mum'un cevabı



    Mum'a soru ve mum'un cevabı


    Mumun dibindekiler derler ki,
    Neye yararsın sen, bizleri ışıtmazsın,
    Akan mumlarla bir de canımızı yakarsın
    Titrersin, çekinirsin, sanki korkarsın
    İstemeyiz yanmayı, beğenmeyiz dünyanı

    Mum da der ki onlara,

    Işığımda kamaşır, gölgemde dinlenir gözlerin
    Gölgesi varsa dibimin, gözlerin içindir, gözlerin
    Sevgi madde değildir, içindedir gölgemin
    Işığım kor ateştir, yakar o güzel gözlerin

    Sevgimi göreceksin içinde gözlerim
    Yaklaşınca bana ancak, ısıtırım ellerin,
    Eğilince sana ancak, erir gider özlerim
    Gönül kırar, kalp yakar o acı sözlerin

    Ayazda, lambalı boş sokaklar,
    Savrulur duygular, hayatlar, insanlar
    Uzaktan göze hoş olan o ışıklar,
    Ellerini tutmazlar, sarmazlar, ısıtmazlar,

    Bilesiniz,isterim sevgimi göstermek
    Ama ışığım kararsız, ürkek ve titrek
    Birgün yanıp bitince, sessiz, çaresiz,
    Artık kalmayacak ,
    Ne yangı, ne gölge, ne de yürek
    Bilesiniz
    Haluk Namdar




mum ile ilgili sözler,  mumla ilgili sözler,  mum ile ilgili şiirler,  mumla ilgili güzel sözler,  mum ışığı sözleri,  mumla ilgili şiirler,  mum ışığı ile ilgili sözler