Kur'an-ı Kerim ve Tefsir Forumundan Fil Suresi-Maverdi tefsiri Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Fil Suresi-Maverdi tefsiri

    Reklam




    FİL SÜRESİ.
    1-Rabbinin fil sahiplerine ne ettiğini görmedin mi?
    2-O bunlar›n düzenini boşuna ç›karmad› m›?
    3-O bunlar›n üzerine sürülerle kuşlar gönderdi.
    4-Ki onlar›n üzerine pişkin tuğladan taşlar at›yorlard›.
    5-Nihayet onlar› yenik ekin yaprağ› gibi yap›verdi.

    AYETLERİN TEFSİRİ.
    1-RABBİNİN FİL SAHİPLERİNE NE ETTİ⁄ İNİ GÖRMEDİN Mİ? Burada iki mana vard›r. 1-Rabbinin fil eshab›na nas›l yapt›ğ›n›n ilmi haberi sana gelmedi mi demektir. 2-Rabinin fil eshab›na yapt›ğ›n›n eserlerini görmedin mi?Demektir. Zira efendimiz fil eshab›n› görmemiştir. Efendimiz (s.a.v.) fil vak›as›ndan kaç sene sonra doğduğu hussunda üç kavl vard›r. 1-Efendimiz (s.a.v.) fil senesinden k›rk sene sonra doğmuştur. Bunu Mekatil dedi. 2-Efendimiz (s.a.v.) fil vak›as›ndan yirmi üçsene sonra doğmuştur. Bunu Kelbi ve Ubeyd bin Umeyr dedi. 3-Efendimiz (s.a.v.) fil senesinde (468) doğmuştur. Bu efendimizden rivayet edilen görüştür. Ve efendimizin şöyle dediği rivayet (469) olunmuştur:Ben fil günü doğdum. Bu fil vak›as›n›n sebebi hususunda iki kavl söylenmiştir.

    468-Kurtubi (20/185) Fethulkadir (5/494).
    469- Bu kavllerin en meşhur olan›d›r. Nitekim İbniKesir’de (4/549) bu hususta Cumhur aras›nda bir ihtilaf yoktur demiştir. Elbidaye Vennihaye kitab›na bak (1/260, 261, 262).

    1-İbni Abbas’›n hikaye ettiği şu hadisedir :Ebrehe bir sabah kendisine kilise denen beyaz bir bina (470) yapt› ve Necaşi’ye şöyle bir mektup yazd›. Bütün arap hac›lar› buray› ziyaret edinceye kadar ben bu davamdan vaz geçecek değilim. Ve bunu Kinane kabilesinden bir adam işitti o kiliseye giderek büyük abdestini kilisenin içine yapt›. Bu haber Ebrehe’ye ulaş›nca Ebrehe kabeye gidip oray› y›kacağ›m diye Allah’a yemin etmişti. Ve hemen habeşileri ve ordular›n ordular›n› toplayarak harekete geçti yol göstericiside Ebu Riğal denen zatt› ne zaman ki ordu Muğammis denen yere geldi. Ebrehe Esved bin Maksudu ordunun önünde gidip Mekke’de ki otlayan davarlar› al›p getirmesi için yollad›. Ve o davarlar aras›nda Abdulmuttalib’in ikiyüz tane devesi vard›r. Bu develerin baz›s›n›n da boynunda kurbanl›k nişan› vard›. Bu hususta İkrime bin Amir bin Hişam bin Abdi Menaf şöyle diyorduEy Allah›m içinde kurbanl›klarda bulunan develeri alan Esved bin Maksudu sen al yani hesaba çek. Zira o onlar› hira dağ›n›n ordan al›p kovarak deniz kenar›na kadar getirmişti. Ve onlar bir ibadet edilen olmas›n diye toplanm›şlard› ve onlar sağlam olan beyti haram› y›kmak için orya kadar gelmişlerdi. Ey Rabbim sen onu koru zira sen Mahmud’sun) Ve bunun üzerine göz kendisine bakamayacak kadar yak›ş›kl› ve güzel cisimli olan Abdulmüttalip Ebrehe’nin yan›na gitti ve ondan alm›ş olduğu develeri istedi. Ebrehe de dedi ki seni ilk gördüğüm esnada san hayret etmiştim ama şu anda seni küçük görüyorum. Abdulmuttalip bunun sebebini sorunca Ebrehe şöyle dedi ben senin ve senin babablar›n›n dini olan evi y›kmaya geliyorum ve sen bu hususta bana bir şey söylemiyorsun da benden ikiyüz tane olan deveni istiyorsun. Abdulmuttalip’te şöyle cevap verdi develerin sahibi benim evin de bir sahibi vard›r o sahibi oray› korur. Ebrehe de dedi ki benden hiç kimse oray› koruyamaz. Abdulmuttalip şöyle cevap verdi oray› senden önce Tübbeğ, Seyf bin Ziyezn ve Kisra’da almay› talep etmişti ama buna kadir olamad›lar sen de kadir olamayacaks›n. Ve Abdulmuttalip develerini al›p ç›kt› Mekke’ye gelerek Kureyş’lilere dağlara ç›kmas›n› emretti. Kendi de Kabe’ye gelerek kap›n›n halkas›na yap›şt› ve şöyle dedi:İlahi kul göçünü ehlini esirger korur sende buraya konmuş dokunulmazl›ğ› tehlikeye düşmüş olanlar› koru. Yar›n sabah onlar›n bayrağ› ve kuvveti senin kuvvetine karş› üstün olmas›n. Onlar› galip yapma şayet sen onlar› bizim k›blemize karş› serbest b›rak›rsan bu senin işindir ama seni görüşünden kim cayd›rabilir).

    470-Ben bunun merfu olarak beyan›n› görmedim. Ama İbni Abbas ve Cabir’den mevkuf olarak rivayet olunan şu hadise raslad›m:Bu ikisi dedi ki Rasulullah (s.a.v) fil senesinde doğmuştu. Bunu bu ikisin de İbni Ebi Şiybe rivayet etti. Beyhaki’de İbni Kesir’in Elbidaye Vennihaye’de dediği gibi bunu rivayet etti. (1/261) Bunu Beyhaki İbni Abbas’dan mevkuf olarak rivayet etti. Ben derim ki bunu İshak Siyerin’de Hasen bir sened ile Kays bin Muhrime’den rivayet etmiştir:Ben ve Rasulullah fil senesinde doğmuşuzdur. Ve ikimiz Rasulullah ile yaşta idik. Bunu Tirmizi rivayet etti. (3623).

    2- Kelbi ve Mekatil’in fazla veya noksan olarak hikaye ettiği şu vakiad›r:Kureyş’ten bir gurup Habeş’e ticaret için gitmişti. Ve denizin kenar›nda ki tepeciklerden birisinde H›r›stiyanlara ait olan kiliseye inmişlerdi. Kelbi dedi ki onlar kiliseye masirceyan diyorlard›. Mekatilde dedi ki Heykel diye isim veriyorlard›. Ve onlar yemek yapmak için ateş yakm›şlard› ve o ateşi öylece b›rak›p gitmişlerdi o ateş tesirli rüzgar›n sebebi ile kiliseye s›çram›ş ve kilise yanm›şt›. İmdat dileyen birisi de hemen gelip bunu Necaşi’ye haber verdi. Bu olay Necaşiyi çok gazapland›rm›şt›. Hemen adamlar› olan Ebrehe bin Sabbah, Hacer bin Şerahbil ve Ebu Yeksumu yan›na ald› ve onlarla bunun karş›l›ğ› olarak Kabeyi y›k›p Mekke’yi de yok etmeyi karaklaşt›rm›şlard›. Necaşi Melik idi Ebrehe de ordular›n başa idi Ebu Yeksum de Melik’in Nedimi bir görüşe göre de veziri idi. Hecer bin Şerahbil’de komutanlardan birisiydi.Mücahid dedi ki Ebu Yeksum denen kişi Ebrehe bin Sabbah’t›r. Bunlar toplanarak ordular›yla birlikte yanlar›na fili de olarak harekete geçtiler. Çoğu alimler dedi ki bu fil bir tanedir. Dahhak dedi ki: Bu filler sekiz tanedir. Ve bu ordu Mekke’de ki geçitin olduğu yere gelip Mekke’lilerin otlayan davarlar›n› ald›. O davarlar içinde Abdulmuttalib’in develeri de vard›. Ve hemin davarlar›n çoban› gelip insanlara ordular›n ve fillerin geldiğini haber verdi. Abdulmüttalip’te hemen Ebrehe’nin yan›na gidip develerini istedi. Ebrehe’de alay ederek Mekke’ye girdim zaman al›rs›n dedi. Necaşi’nin ordunun için de olup olmamas› hususunda ihtilaf edilmiştir. Alimlerden bir kavm Necaşi de onlarla beraberdir demiştir. Diğerleri ise beraber değildir demiştir. Bu ordu Kabe’yi yak›p y›kmak için Mekke’ye yönelmişti. Abdulmuttalip develerini al›nca onlar› Mekke’nin dağlar›na doğru sürmüştü. Kendisi de mina yoluyla Mekke’ye doğru yönelmişti. Ordunun baş›nda bulunan fil Haremi şerif taraf›na döndürüldüğü zaman gitmiyor başka tarafa döndürüldüğü zaman koşarak gidiyordu. Muhammed bin İshak dedi ki: Bu filin ismi (471) Mahmud’dur. Aişe(r.a.) şöyle dedi:Ben o fili bağlayan› ve sürücüsünü gözleri kör bir vaziyette oturmuş Mekke’lilerden yemek istiyor bir durum da (472) görmüştüm. Ve bu ordu Muğammis denen yere gelince durdu Abdullah bin Mahzum şöyle dedi: Ey Rabbim sen hiç kirlenmeyen ve celil olans›n ve sen fili Muğammis denen yerde hapsedensin. Zira sen o fili oradan zelil bir durum da ordan uzaklaşt›rd›n. Onlar da ise hiç bir kuvvet ve şaş›lacak bir şey b›rakmad›n.

    471-Bu habere tafs›lat› ile birlikte bakmak istiyorsan İbni Hişam’›n siyerini bak (1/53).
    472-Bunun Müminlerin anas› olan Aişe (r.a.)’ya nisbet edilmesi sahih değildir. Zira umulur ki Aişe(r.a.)o vakitte doğmam›şt›. Bunun için bu kelam Attab bin Üseyde nisbet edilmiştir.

    Bu ordu Mekke’ye yaklaşt›ğ› s›ra da Mekke ehli deniz taraf›ndan gelen bir tak›m kuşlar gördü ve Abdulmuttalip dedi ki bu kuşlar bizim yerimiz de garip bir tür kuşlard›r. Zira bu kuşlar ne necdi bölgesinin kuşlar›na benziyor ne tehame bölgesinin kuşlar›na benziyor ne de hicaz bölgesinin kuşlar›na benziyor ancak bunlar bir çeşit keklik kuşuna benziyor. Ve bu kuşlar›n ayaklar›n da ve gagalar›n da taşlar vard›. Kuşlar bu taşlar› ordunun baş›na geldikleri zaman onlar›n üzerine att›lar ve o ordu helak oldu. Atiyye bin Ebi Ribah şöyle dedi:Kuşlar oraya akşam vakti gelip orda gecelemişlerdi sonra diğer günün sabah›n da taşlar› ordunun üzerine att›lar. Atiyyetülufi dedi ki:Ebu Said ElHudri’ye bu kuşlar›n nas›l bir şey olduğu soruldu o da Mekke’nin güvercinleri onlardand›r şeklinde cevap verdi. Vakidi şöyle dedi. Bu Ebrehe denilen zat Rasulullah zam›nda olan Necaşi’nin dedesidir.Bu kavmin yakinen helak olduğu bilindiği esnada şair (473) şöyle dedi:Firar edenler nere de ve Kabeyi talep edipte büyüklük taslayanlar nerede. Yenilip burnu kesilen kesinlikle galip olamaz). Burnu kesik olan kişiden maksat Ebrehe’dir. Zira onun çarp›lan yerleri yani yüzünde ki zarlar paramparça olmuş ve burnu kesik bir halde yüzü birbirine girmişti. Ebu Sult bin Mesud şöyle dedi. Bir görüşe göre de bunu söyleyen Abdulmuttalip’tir (474): Muhakkak ki Rabbimizin delilleri kunuşucudur ve o deliller ile kafirler yerle bir olur. Ve o Allah (c.c.) fili muğammis denen yer de hapsetmiş o fil de iki kat büklüm olarak ve sanki yaralanm›ş bir fil gibi gitmeye başlam›şt›r). O BUNLARIN DÜZENİNİ BOŞUNA ÇIKARMADI MI? Çünkü onlar Kureyş’i katledip talan etmeyi ve Kabe’yi de harap edip y›kmay› düşünmüşlerdi. Ama Allah (c.c.)onlar›n bu düzenini boşa ç›kard›. Hikaye ettiğimizin d›ş›n da Abdulmuttalib’in şöyle dediği hikaye edildi. Kabe’nin kap›s›n› tutarak Rabbine şöyle nida da bulunmuştu: Ey Rabbim biz onlar›n hakk›nda ancak senden yard›m ümid ediyoruz. Ey Rabbim sen bu evini onlara karş› koru. Zira sana düşman olanlar bu eve düşmand›r. Onlar› senin evinin de içinde bulunduğu Mekke’yi harab etmekten sen koru.) Sonra Abdulmuttalip oğlu Abdullah’› h›zl› bir at ile onlara ne olduğunu öğrenmesi için gönderdi. O da gitti bir bakt› ki kavm baştan sona k›r›lm›ş geçirilmiş yani helak olmuş. Abdullah hemen atan›n kuyruk sokumunu bağlayarak h›zla geri döndü. Babas› onu görünce şöyle dedi. Oğlum araplar›n içinde en iyi ata binendir. Onun böyle gelmesinin sebebi ya bize bir müjde verecek yada kötü bir haberi var. Abdullah onlar›n yan›na gelince hemen ona seni hangi şey böyle h›zl› gelmeni sağlad› dediler. O da müjde olarak dedi ki ordunun hepsi halak olmuş. Bundan sonra Abdulmuttalip ve onun eshab› bulunduklar› yerden ç›kt›lar ve gidip mallar›n› ald›lar. Ve orda ki bütün mallar Abdulmuttalib’in oğullar›n›n mallar› oldu. Ve Abdulmuttalip’in reis olmas› bu vesileyle oldu.

    473- Bu şair nüfeyl bin habibtir. İbni Hişam’›n siyerinde de bu mesele böyledir.
    474-İbni Hişam dedi ki (1/62) bu şiir Ümeyye bin Ebi Sultan rivayet olunmuştur.

    Çünkü Abdulmuttalip istediği alt›n ve gümtüşleri alarak götürmüştü. Sonra Mekke ehli ç›kt› ve dilediği mallar› ganimet olarak ald›lar. Abdulmuttalip şöyle dedi: Ey Rabbim sen Habeşileri ve filleri men ettin. Zira onlar Mekke’de yaş›yan insanlar› men etmek istiyorlard›. Ve bizde onlarla savaşmaktan korkmuştuk. Kötü olan işleri yapmakta çok zordur. Ey Celal sahibi olan Allah’›m şükr ve hamd senin içindir). Onlar›n düzeninin boşuna ç›kar›lmas› hususunda iki manaya ihtimal vard›r. 1-Onlar›n düzeni kendilerini sap›tt› ve onlar helak oldular demektir. 2-Onlar›n helak olmas› düzenlerini boşuna çevirdi ve bat›l k›ld› demektir. O BUNLARIN ÜZERİNE SÜRÜLERLE KUŞLAR GÖNDERDİ. Burada üç kavl vard›r. 1-Bu seman›n kuşlar›ndand›r. Said bin Cübeyr dedi ki:Bu kuşlardan önce ve sonra bunlar›n gibi bir kuş görülmemişti. Cübeyr Dahhak’tan o da İbni Abbas’tan olmak üzere efendimizin şöyle dediğini rivayet ettiler (475). Bu kuşlar yer ve gök aras›nda yaşayan ve yuva edinip yavru doğuran normal kuşlar gibidir. 2- Bunlar kendisi ile misal verilip bilinmeyen anka kuşlar›d›r. Bunu İkrime dedi. 3-Bu kuşlar yaryüzünün kuşlar›d›r ki Allah (c.c.) onlar› deniz taraf›ndan göndermiştir. Ve her kuş ile beraber üç tane taş vard› bu taşlar›n ikisi ayaklar›nda biri de gagas›nda idi. Bunu Kelbi dedi. Bu kuşlar siyah renkte gagalar› yeşil ve boyunlar› ise uzundu. Denildi ki bu kuşlar yarasalara benziyordu. Aişe (r.a.) buyurdu ki :Bu kuşlar k›rlang›çlara benziyordu ayette ki Ebabil hakk›nda beş kavl vard›r. 1-Bunun manas› çok kuşlar demektir. Bunu Hasen ve Tavus dedi. 2-Baz›s› baz›s›n›n peşine giden ve birbirine tabi olan kuşlar demektir. Bunu İbni Abbas ve Mücahid dedi. 3-Oradan buradan yani değişik değişik yerlerden ç›kan kuşlar demektir. Bunu İbni Mesud ve Ehfeş dedi. Şairin kavlide ayn› manadad›r:Muhakkak ki verem seni bilinen ölüme kavuşturur. Şayet verem diye bir hastal›k olmasayd› biz rahat rahat değişik değişik yerlerde yürüyebilirdik). 4-Ebabil demek renkleri değişik değişik olan kuşlar demektir. Bunu Zeyd bin Eslem dedi. 5-Bir topluluktan sonra başka bir topluluk şeklinde gelen kuşlar demektir. Bunu Ebu Salih ve Ata dedi. Şairin kavli de yan› manadad›r:

    475-Bu hadisin yolu zay›ft›r. Zira burada metruk olan Cübeyr vard›r.

    Oraya sevkedilen süvariler bir topluluktan sonra başka bir topluluk şeklinde bölüm bölüm gidiyorlard›). İshak bin Abdullah dedi ki:Ebabil lafz› sütü veya kendisi kesilmiş deve manas›na gelen ( ) lafz›ndan al›nm›şt›r. Nahiv alimleri Ebabil lafz›n›n müfredinin olup olmamas› hususunda ihtilaf etmiştir. Ebu Abiyde, Ferra ve Sagleb Ebabil lafz›n›n ( ) lafz› gibi müfredinin olmad›ğ›n› söylemişlerdir. Diğer alimler ise Ebabil lafz›n›n müfredi vard›r demiştir. Fakat müfredinin hangi vezinde olduğu hususunda ihtilaf etmişlerdir. Ebu Caferi Ruasi ebabil lafz›n›n müfredinin ( ) şeklinde olduğunu söylemiştir. Kisaide bunun müfredinin ( ) şeklinde olduğu görüşüne varm›şt›r. İbni Keysan’da müfredinin ( ) şeklinde olduğunu ifade etmiştir. Kİ ONLARIN ÜZERİNE PİŞKİN TU⁄ LADAN TAŞLAR ATIYORLARDI. Burada dört kavl vard›r. 1-Siccil lafz› farisce bir kelime olup evveli taş sonuda çamur olan bir çeşit taş manas›na gelmektedir. Bunu İbni Abbas dedi. 2- Siccil demek kuvvetli ve sağlam taşlar demektir. Bunu Ebu Abiyde dedi. İbni Mebelin kavlide ayn› manadad›r (476): Bir tak›m adamlar var ki gümüşü güzel bir hale getirmek için gümüşe öyle bir şiddetle ve kuvvetle vuruyorlar ki o vuruş kahramanlar› bile geride b›rak›r). 3-Siccil dünya semas›n›n ismidir ve taşlar›n oraya nisbet edilmesi taşlar oradan doğru indiği içindir. Bunu İbni Zeyd dedi. 4-Bu atmosferde ki bir denizin ismidir ki taşlar ordan ç›km›şt›r ve ordan ç›kt›ğ› için oraya nisbet edilmiştir. Bunu İkrime dedi. Bu taşlar›n miktar› hususunda iki kavl vard›r. 1-Bu sapanla at›lan çak›l taşlar› gibi bir taşd›r. Bunu Mekatil dedi. 2-Bu taşlar mercimekten büyük nohuttan da ufak bir şekil de olan taşlard›r. Bunu Ebu Salih dedi. Yine Ebu Salih dedi ki:Ben Ümmühan›n evinde fil eshab›na at›lan taşlardan k›rm›z›laşm›ş ve bir kap›n›n deliğini s›ğacak kadar bir şekilde olan ve nazar boncuğuna benzeyen taşlar› gördüm. İbni Mesud şöyle dedi:Kuşlar fil eshab›n›n üzerine taşlar› at›nca Allah (c.c.) oraya bir de rügar›n› gönderdi ve azab›n› daha şiddetli yapt›. Ve bu taşlar›n üzerine düştüğü kişilerin hepsi halak olmuştu.Bu ordudanda sadece bir kişi kurtulabilmişti. Ve bu dağl› olan zat bu hadisenin şiddetini ifade etmek için şöyle diyordu:Sen keşke o olay› görseydin. Ama sen Muğammis denen yerin yan›nda bize ne kavuştun nede gördün. Bizim üzerimize kuytu bir şekilde olan bulutlar› ve kuşlar› gönderdiği vakit ben Allah’tan çok korktum. Onlar›n hepsi hakka çağ›rd›ğ› halde gecelediler ve onlar›n sanki habeşilere bir borcu var gibiydi). NİHAYET ONLARI YENİK EKİN YAPRA⁄ I GİBİ YAPIVERDİ. Burada beş kavl vard›r.

    476-Bu şiirin beyan› mütaffifin süresinde geçti.

    1-Ayetteki ( ) lafz› bitkilerin yaprağ›na denir. Bunun yenileninden maksat ise kurt ve böcek gibi hayvanlar›n yediği yaprak gibi oldular manas›n› ifade etmek içindir. Bunu İbni Abbas dedi. 2-Yenilen ekin yaprağ›ndan maksat normal bildiğimiz yemektir. Bu Hüseyin bin Sabitin kavlidir. 3-Bundan maksat içinde ki yenilen buğday tanesinin kabuğudur. Yani bunun kabuğu gbi oldular demektir. Bunu Ata bin Saib rivayet etti. 4-Bu hayvanlar›n yediği ve onlar›n işkembesinde ki yem kal›nt›s› gibi olan baklagillerin yaprağ›d›r. Bunu İbni Zeyd dedi. 5-Ayetteki ( ) lafz› incir demektir. Yaenilenden maksat da vaktinden önce biçilip hayvanlara verilen bitkilerdir. Bunu Said bin Cübeyr ve Hasen dedi. Allah (c.c.) bu orduyu niçin böyle helak ettiği hususunda ihtilaf edilmiştir. Bir kavm demiştir ki bu efendimizin bir mucizesidir ve efendimiz de bu zaman da olmuştur. ( Denildi ki Halid binSenan(477) için oldu) diğer bir kavmde dedi ki:Bu efendimizin nübüvvetine bir ön haz›rl›k ve bir düzenleme olarak meydana (478) gelmiştir. Zira Rasulullah (s.a.v.) fil senesinde doğmuştur. Denildi ki efendimiz fil gününde domuştur.
    FİL SÜRESİNİN SONU.

    477-Bu hadis veya bu söz sahih bir söz değildir.
    478-Bu şeyler peygamberlikten önce peygemberler için beliren halikulada haller diye isimlendirilir


    Paylaş
    Fil Suresi-Maverdi tefsiri Mumine Forum

maverdi tefsiri,  fil suresi tefsiri,  elemtere suresinin nahiv soruları,  maverdi tefsiri oku