Diğer Kategoriler ve Tasavvuf Forumundan tariki uşşaki Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    tariki uşşaki

    Reklam





    Uşşakiyye, Halvetiye tarikatının şubelerinden birinin adıdır. Halvetiye tarikatı içerisinde, Hasan Hüsameddin'il Buharî (K.S.) hazretleri tarafından meydana getirilmiş ve getirilen yeni terbiye ve yetiştirme sistemleri ile aynı tarikat, içerisinde asıl bir şû.be olmuştur. Bu sebeple Halvetilik sistemlerini geliştirip yenileştirerek kendine has bir çığır meydana getirdiği için Hasan Hüsameddin'il Buhari (K.S.) hazretleri kendisinden sonra gelişerek devam eden Halvetiyye-i Uşşakiyye kolunun «Pir-i» sayılmıştır.

    Devrinin Kutbu kabul edilen Hasan Hüsameddin efendi, Hicri 880 (1475) senesinde Buhara'da doğmuştur. (Hacı Teberrük) olarak bilinen babası ticaretle uğraşan bir kimse idi. Devrinde babasının da yardımı ile mükemmel bir tahsil yapmıştır. Bilgisi ve irfanı ile çevresinde dikkat çeken bir kimse durumuna gelmiştir.

    Babası Hacı Teberruk'ün bu sıralarda vefatına çok fazla üzülmüş, bu üzüntüsü onu içinden zor çıkılabiiecek bir gam ve kederin içine bırakmıştır. Her şeye küskün ve dargın bir halde düşünmeye devam ederken, bir gün, gönlüne mânâ âleminden şöyle bir ses gelmeye başlamıştır:

    «— Sen Hakikatten» nasibi olan kimsesin. Beyhude yere ticaretin ağır yükü altında ezilmeye devam etme. Bir hakikat ehli için bu meşguliyyet zarar ve ziyandan başka bir şey değldir. Eğer emelin «âhiret» ten zevk almak ve «Ticaretten Len Tebûr» ise, (yok olmayacak, bakî kalacak kazanç (fatır;29) demektir.) Kesret çarşısından yüz çevirip, Anadolu'nun güzel şehirlerinden birisi olan Uşsak'ta oturan Şeyh Ahmed Semerkandi (K.S.) hazretlerine varıp «mürid» ol, uzlet köşesine çekilip kendini ve elemin kaynağını bulmaya ve kurutmaya çalış» denilmiştir. Daldığı âlemden uyanınca, içinde bir an önce işaret edilen mürşidine kavuşma arzusu belirmiş, Öyle ki, bu arzusunu engelleyecek takati da kendisinde bulamayınca, pederinden mîras kalan mal, servet ve kurulu ticaret düzeni olarak ne kalmışsa, kardeşi Mehmed Çelebi'ye bağışlayarak, kendini dünyaya bağlıyan bütün bağlardan bir anda kurtulmuştur.

    Bundan sonra kendişini, durmadan içini yakan ateşin kılavuzlu¬ğuna bırakan Hüsameddin hazretleri, yaya olarak günlerce sürecek bir yolculuk için Uşşak yollarına düşmüştür. Uzun ve çok zahmetli bir yolculuktan sonra bir gün Uşşak'a gelmiş ve mânâda işaret edilen, hasretiyle yanıp kavrulduğu Şeyh Ahmed Semerkandi (K.S.) hazretlerinin kabulüne mazhar olarak, derhal kendisinden intisab edip, dergâhına kapanmıştır.

    Dergâhta, bulunduğu kısa bir müddet içerisinde sülûkünü tamamlayıp, kemâle ve velilik rütbesine kavuşarak Ahmed Semerkandî (K.S.) den hilâfet almıştır.

    "Osmanlı-Tarih. Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü" adlı meşhur eserin müellifi Mehmed Zekî Pakalın, bu eserinin 3'üncü cildinin 555 inci sayfasında, Hasan Hüsameddin Efendi'nin mürşidi olan Şeyh Ahmed Semerkandî hazretlerinin o tarihlerde Erzincan'da bulunduğunu, kendisi ile orada buluştuklarını ve kendisine hilâfet verdikten sonra irşad için daha sonra Uşşak'a gönderildiğini kaydetmektedir.

    Babasının vefatı üzerine, içine düştüğü üzüntülü hayatı sırasında henüz Buhara'da iken,"Kibreviyye" ve "Kur-ı Bahşiyye" tarikatlarına intisab etmiş ve bu tarikatların büyüklerinden feyz alıp teselli bulmaya çalışmışsa da, içindeki sıkıntısını bir türlü giderememiş, ta ki bahsi geçen işaret kendisine Anadolu'nun yolunu gösteripte Mürşidi Hassı olan Şeyh Ahmed'üs Semerkandî (K.S.) hazretlerine kavuşuncaya kadar gönül acısı ile kıvranmaya devam etmiştir.

    "Pir" hazretlerinin irşada Uşşâk'ta başlayıp, feyzini orada yaymasından dolayı kendisine «Usşaklı» munasında «Uşşakî» denilmiş, «Pîr-i» bulunduğu ve Halveti tarikatından geliştirdiği asıl kola da Halvetîyye-i Uşşakiyye adı verilmiştir.

    Pir hazretlerinin Uşşâk'ta irşad hizmeti ile meşgul bulundukları sırada, daha sonra 3'üncü Sultan Murad olarak tahta çıkacak olan padişah Manisa valisi bulunuyordu. Kendisine derin saygı duyduğu Pir hazretlerine bir mektup göndererek, saltanata nail olabilmesi için teveccühte bulunmalarını istirham etmişti. Pir hazretleri daha kendisine getirilen mektubu açmadan, gelen zata hitab ederek:

    «—- Şeyhzade falan günde saltanat tahtına oturacaktır. Kendisine söyleyin, şimdiden istanbul'a gitmeye hazırlansın cevabını verdi. Sultan Murad bu haberi alır almaz hemen yol hazırlığına başladı ve İstanbula doğru vakit kaybetmeden yola çıktı. Gerçekten de Hasan Hüsameddin (K.S.) hazretlerinin dediği günde saltanat tahtına oturdu. Bu hadisenin ortaya çıkıp Pir hazretlerinin tasarruf ve kerameti alenen tezahür edince, Sultan 3'üncü Murad'ın kendisine olan teveccühü bir kat daha arttı. Daha sonra kendisini İstanbula davet etti. İrşad hizmetini İstanbul'da devam ettirmesini istiyordu.

    Pir hazretleri yapılan daveti kabul etti ve Uşşak'tan İstanbula ayrıldı. İstanbul'a vardığında padişahtan büyük hüsnü kabul gördü. Önce kendi isteği ile Aksaray civarında bir eve yerleşti. Daha sonra Fatih semtinde, Nişancı Mehmed Paşa zaviyesine geldi ve bir müddet de orada kaldıysa da burada da yine ayrılma ihtiyacı duyup daha bir kaç semtte kalmayı denedi. Sonunda Kasımpaşa semtini Uşşak'a benzeterek oraya yerleşti ve yine irşad hizmetlerine devam etti. Burada çevresi çok genişlemiş, her sınıftan insan feyz halkasına girmişse de, önceleri devlet ricalinden başlıyarak, kendisine intisab eden her sınıftan bazı kimseler kendisini sıkmaya ve rahatsız etmeye başlamışlar, bundan sonra huzurunu daha da kaçacağını anlıyan Pir hazretleri, Padişahtan özel izin alarak Hacca gitmiş, hac dönüsünde Konya'ya gelmiş ve orada «îrciî» emrine icabet ederek Baka âlemine göçmüştür. Vefatına başta padişah olmak üzere, isminin yayıldığı her yerde büyük üzüntü duyulmuş, naşı padişahın emri ile Konya'da bırakılmayıp İstanbul'a
    getirilmiş ve mübarek naşını devrin büyük velîlerinden "Aziz Mahmud Hüdayi" (K.S.) hazretleri bizzat karşılamış, Kasımpaşa'da ki tekkesine götürülerek ebedi istirahatgâhına tevdi olunmuştur. Vefat tarihleri 1001 (1592)'dir.

    Hasan Hüsameddin (K.S.) hazretlerinin Kasımpaşada bulunduğu sıralarda kendisini istismar etmek isteyenlerden çok sıkılıp bunaldığı, bunun için tekrar Uşşak'a dönmesi için padişahtan izin istediği halde bu dileği yerine getirilememiş, daha senra Hac için istediği izin yerine getirilmişti. Konya'da vefat ettiği tarihin bazı kayıtlarda 1003 (1594) olduğu da yazılıdır. Bu duruma göre iki senelik bir fark bulunmaktadır. Yine kaynaklar Pir hazretlerinin 120 sene yaşadığını kaydetmektedirler.

    Yine Kaynakların tesbitine göre, Nâşının Konya'dan teslim alınışı sırasında devrin Konya valisi, tahnid edildikten (İç azalarının boşaltılmasından) sonra cenazenin yola çıkarılmasını, aksi halde uzun sürecek yolculuk sırasında cesedin bozulacağını iddia etmişse de, cenazeyi İstanbul'a getirmeyi tekeffül eden müridleri buna katiyyen razı olmamışlar ve Pir hazretlerinin mübarek naşı da henüz yeni vefat etmiş gibi bir tazelikle İstanbul'a gelmiştir.

    Pir Hazretlerinin İstanbul'a gelişleri sırasında Büyük veli Ümmi Sinan (K.S.) hazretleri iltifatta bulunmuşlar, kendisine Halveti tac ve hırkası giydirerek Halveti olmasını sağlamışlardır. Daha önceki mürşidi bulunan Şeyh Ahmed Semerkandi (K.S.) hazretleri Kibreviyye ve Nur-ı Bahşiyye tarikatlarından kendisine hilâfet vermişti. Sonradan her üç tarikatın kanalını gönlüne bağlıyarak üç büyük feyiz nehri ile ummanlaşmış, daha sonra da en çok meylinin bulunduğu Halvetiye üzerinde kendine has yenilikler meydana getirmiştir.

    Pir hazretlerinin, Ümmi Sinan hazretleri ile olan ilgisinden bahseden «Tomarı Turuku Aliyye» müellifi Sadık Vicdanî bey, eserinin Halvetiyye silsilenamesi bölümünde (103 üncü sayfadan sonra) şu bilgiyi de vermektedir;

    Şeyh Ahmed Hüsamî dîvanında:

    Kendi pirinden olup irşad bes,
    Hem dahi Ümmi Sinan etmiş nefes.

    beytiyle buna işaret etmiştir. Şeyh Müştak-ı Kadiri de:

    Eder bir anda vasıl kûy'i yâre cümle müştakı
    Nıgâh-ı himmet eylerse Hüsameddin-i Uşşakî,

    diyerek, pir hazretlerine alan "-aygısmı dile getirmiştir.

    Mısr-ı Niyazi Hazretlerinin de Hüsameddin-i Uşşakî Hazretlerinin yanında bir müddet halvet ettiği (Çile ve erbaîn gördüğü) ve Mısrî kuyusu denilen kuyuyu kazdırdığı söylenir.

    Şeyh ismail Hakkı Celveti hazretleri (Ahidnâme) adlı eserinde Hüsameddin-i Ussakî Hazretlerinin türbesi için:

    «— Ziyaretiyle teberrük olunur bir makam-ı âli (yüce makam) dır» diyerek erbabı aşkın dikkat nazarlarını çekmiştir.

    Yüksek bir aşk derin bir kavrayış ve ehliyetle tertip etmiş olduğu Evrad-ı Kebir-i, onun ehliyetinin açık ve kesin delilidir. Sivas Meb'usu Edip efendi, Hazret-i Pir'in,

    Hüsam-ı himmetinle ejder-i nefsi zebun eyle,

    Meded ey Pîr-i canperver!.. Hüsameddin-i U0şşâkî..

    beytiyle onu duyarak, anlayarak medhedenlerden ve ruhaniyetinden himmet dileyenlerden birisidir.

    Büyük Pir Hüsameddin-i Uşşâki (K.S.) hazretlerinin meydana koyduğu Halvetiyye-i Uşâkiyye'den sonra sonra beş ayrı zat pir olmuş ve ayrı ayrı tali kollar meydana getirmişlerdir. Bunlardan bilhassa iki tanesi bilinmekte olup diğer üç pîr'e ait herhangi bir bilgi elde edilememiştir. Bilinenlerden birincisi, Halvetiyye-i Uşsâkiyye'den mey¬dana gelen Cemaleddîn-i Uşşakî (K.S.) hazretlerinin meydana koyduğu Halvetiyye-i Uşşâkiyye-i Cemaliyye koludur, Cemaleddin-i Uşşâkî (K.S.) hazretleri Edirne'de doğmuş, irşad hizmetine yine Edirne'de, daha sonra İstanbul-Eğrikapı'da devam etmiş. 1164 (1750) yılında vefat etmiştir.

    Hüsameddin-i Uşşakî (K.S.) hazretlerinin tarikatından doğan ikinci kol Halvetiyye-i Sala&hiyye-i Uşşâkiyye adıyla 1120 (1708) yılında Balıkesir'de doğan Salâhaddin-i Uşşaki (K.S.) hazretleri tarafından meydana getirilmiştir. Genç yaşta Mısır'a gitmiş ve orada Cemaleddin-i Halveti Uşşakî (K.S.) hazretlerinden inâbe ve daha sonra da hilâfet almış, aynı zata damad olduktan sonra, makamına postnişin olmuştur. Şeyh-i Ekber Muhiddin-i Arabi (K.S.) hazretleri gibi ilmi ve irfanı cihanı kuşatan bir velînin ruhaniyetinden faydalandığı kaydolunmaktadır. 1186 (1781) yılında vefat etmiştir.

    Cenabıhak, cümlesinin himmet ve şefaatlarma bizleri nail eylesin. Ezelden ebede akan feyiz çeşmelerinden kana kana içmeyi ve kendimizi bulmayı nasib ve müyesser eylesin inşaallah..



    Paylaş
    tariki uşşaki Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Allah razı olsun kardeşim emeğinize yüreğinize sağlık.....



uşşaki tarikatı nedir,  uşşaki tarikatı balıkesir,  uşşaki tarikatı,  ussaki tarikati nedir,  uşşaki balıkesir,  balıkesir uşşaki dergahı,  tariki uşşaki