Diğer Kategoriler ve Tasavvuf Forumundan Tefekkür,KOKU ALMA SİSTEMİ Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Tefekkür,KOKU ALMA SİSTEMİ

    Reklam




    Koku olarak tanimladigimiz aslinda nesnelerden buharlasan kimyasal tanecikler, yani moleküllerdir. Taze çekilmis kahve kokusu olarak algiladigimiz kokunun kaynagi kahveye ait uçucu koku molekülleridir. Buharlasma ne kadar yogun olursa, meydana gelen koku da o denli belirgin olur. Firinda pismekte olan bir kekin bayat bir keke oranla daha çok kokmasinin nedeni firindaki kekten daha çok koku zerresinin ortama yayilmasidir. Çünkü sicagin etkisiyle koku molekülleri havada serbest hareket etmeye baslar ve genis bir alana yayilabilirler. Tas, demir, cam gibi maddeler ise oda sicakliginda buharlasmadiklarindan dolayi kokmazlar.
    Ilginç olan diger bir gerçek de, suyun düsük isilarda buharlasma özelliginin olmasina ragmen kokusunun olmamasidir. Sudaki bu özel tasarim da çok önemlidir. Böylece kuru bir gül ile üzerinde su damlalari bulunan bir gülün kokusu arasinda hiçbir farklilik olmaz.
    Kokuya karakteristik niteligini veren, moleküller arasindaki mikroskobik degisikliklerdir. Örnek olarak, pismis taze bir yumurta ile çürük bir yumurtayi birbirinden ayiran özellik, çevreye yaydiklari taneciklerin yapilarindaki farkliliktir.

    (91)'de yapisi görülen kimyasal maddenin üç türevinin kokusu gül gibidir. Ancak her biri farkli kokusuyla birbirinden ayrilir. (92) Leylak ve baharat, (93) ozon ve meyve, (94) tarçin, karanfil, baharat ve leylak kokulariyla karisik gül gibi kokar.

    Moleküller arasindaki çok küçük farkliliklar, çiçeklerin ve meyvelerin birbirlerinden çok farkli kokulara sahip olmasina neden olur.


    BURUNDAKİ KİMYASAL ANALİZ TESİSİ
    Gün boyunca ortalama 23.040 defa nefes aliriz. Sürekli tekrarladigimiz bu islem sirasinda, burnumuz alinan havayi akcigerler için en uygun duruma getirir. Bu isi yaparken, ayni anda çok önemli bir islevi daha gerçeklestirir: Koku alir.
    Gün boyunca burnumuzdan nefes alip veririz. Burnumuz, içeri giren havayi akcigerler için en uygun hale getirirken, havanin bir kismini koku alan bölgeye yönlendirir ve böylece ayni zamanda koku da aliriz.

    Her nefes alisimizda, "hava" olarak adlandirdigimiz gaz karisimi, burun deliklerinden içeri girer. Tek bir nefeslik hava, milyar kere trilyon sayida molekülden meydana gelir. Çiplak gözle göremeyecegimiz kadar küçük olan koku tanecikleri de muazzam miktardaki molekülden olusan bu grubun içinde yer alirlar. Soluk almamizin ardindan, burnun içindeki özel kemikler (türbin kemikler) havanin bir kismini koku alici bölgeye yönlendirir. Böylece koku molekülleri, burun boslugunun üst bölümünde bulunan koku algilayici bölgeye varirlar. Burasi burun deliklerinden yaklasik olarak 7 santimetre içeride ve yukaridadir. Burnun içindeki koku bölgesinde yer alan bu olaganüstü kimyasal analiz tesisi durup dinlenmeksizin çalisir, çevredeki kokulari tahlil eder. Bu benzersiz tesis on binden fazla kokuyu teshis edebilir, üstelik mükemmel bir dogruluk orani ve duyarlilikla çalisir.
    Kokunun kaynagini olusturan koku molekülleri, degisik sekil ve boyutlardadir ve diger moleküllere kiyasla daha "küçük"türler. Bahçedeki çiçeklerin etkileyici kokulari, leziz bir yemegin çekici kokusu veya çürük bir meyvenin itici kokusu farkli moleküllerden olusur. Burnumuzdaki kimyasal tesis tüm bu molekülleri kolaylikla teshis eder. Hatta ayni kimyasal formüle, yani ayni atomlara sahip molekülleri bile aninda tanir. Örnegin, "L-carvone" ile "D-carvone" molekülleri arasindaki küçücük farklilik, atomlarinin degisik diziliminden kaynaklanir. Bu denli benzerlige ragmen burnumuz, söz konusu iki molekülü rahatlikla ayirt edebilir; bunlardan birincisinin kimyon, ikincisinin ise nane benzeri koktugunu bize bildirir.
    Burnun bilim adamlarini hayrete düsüren diger bir özelligi de mükemmel duyarliligidir. Bir kokunun fark edilebilmesi için gereken en düsük konsantrasyon "koku esigi" olarak adlandirilir. Burnumuzdaki analiz mekanizmasi akil durduracak bir hassasiyete sahiptir: Bazi kokularin yogunlugu havada trilyonda birden az olmasi durumunda dahi hissedilir.
    Moleküller arastirildikça, koku alma sisteminin harikalari da gün isigina çikmaktadir. Bizim tek bir koku olarak algiladigimiz, aslinda çok sayida farkli molekülün meydana getirdigi bir etkidir. Örnegin; Kahve kokusu en az 150 ayri kimyasal maddenin birlesiminin sonucu olusmaktadir. Burnumuzdaki analiz mekanizmasi oldukça küçük oranlardaki bu kimyasal maddeleri tahlil eder. Tüm islemler, koklamamiz ile "kahve kokuyor" yargisina varmamiz arasindaki bir saniyeden çok daha kisa sürede olup biter. Süphesiz, sözü edilen gerçekler göz önünde bulundurulunca, koku alma sistemindeki üstün yaratilis daha iyi anlasilmaktadir. Allah bir ayette söyle bildirir:
    "Sizin yaratilisinizda ve türetip-yaydigi canlilarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardir." (Casiye Suresi, 4)
    Evrenin her noktasindaki tasarim, koku moleküllerinin yapilarinda da ilk bakista fark edilir.. Her molekül belirli bir amaç dogrultusunda, tam olmasi gerektigi gibi planlanmistir. Süphesiz bu muhtesem tasarim, " Herseyi yaratmis, ona bir düzen vermis, belli bir ölçüyle takdir etmis" (Furkan Suresi, 2) olan Allah'a aittir.
    KOKU ALMA SİSTEMİNDEKİ HARİKA SIVI : MUKUS

    Gözlerimizin arasinin hemen altinda, burun kanallarimizin üst tarafinda birer koku bölgesi bulunur. Bunlarin her biri 2.5 cm 2 yer kaplar ve mukus salgisiyla çepeçevre sarilidir. Mukus yapiskan bir sividir; "Bowman bezi" tarafindan salgilanir. Koku bölgesini kaplayan mukus tabakasi yaklasik 0.06 mm kalinligindadir. Eger mukus kalinligi biraz daha fazla olsaydi, koku alma kapasitemiz oldukça düsecekti. Nezle oldugunuz zamanlarda koku duyarliliginizin azalmasinin nedeni mukus üretimindeki artistir. Söz konusu kalinlik daha az olsaydi; vücudun savunma sistemi zayiflayacak ve mukus tabakanin içindeki koku tüycükleri kolaylikla tahrip olacakti.
    Mukusun bazi temel görevleri arasinda, burun içindeki kurumayi engellemek ve yabanci kimyasal maddelere karsi bir savunma sistemi olusturmak sayilabilir. Mukus son derece organize bir yapidir. Mukus, proteinler, enzimler, mukopolisakkaritler, immunoglobulinler ve lipitten olusan zengin bir karisimdir.
    Koku bölgesinin hücresel organizasyonu
    Koku almanin ilk asamasi mukus tabakada baslar. Koku taneciklerinin koku tüycüklerindeki reseptörlerle bulusabilmeleri için öncelikle bu katmani geçmeleri gerekir. Iste bu asamada görev alan çok özel proteinler vardir. Mukus tabakada bulunan baglanti proteinleri, koku tanecikleriyle birlesir ve onlara adeta bir rehber gibi yol gösterirler. Bu özel proteinlerin koku tanecikleri ile reseptörlerinin bulusmalarina yardimci olduklari ve reseptörlere asiri oranda koku molekülünün gelmesini engelledikleri düsünülmektedir. Süphe yok ki baglanti proteinlerinin binlerce degisik koku tanecigini tanimalari, onlarla iletisim kurmalari ve mukus tabakadaki molekül trafigini düzenlemeleri göz alici bir yaratilis gerçegidir.
    Yeni koku zerrelerinin reseptörleri uyarabilmeleri için eski koku moleküllerinin ortadan kaldirilmalari zorunludur. Aksi takdirde, birincinin hemen ardindan ikinci bir kokuyu almak imkansiz hale gelecektir. Ancak böyle bir olay mukus salgisinin içindeki bazi enzimler tarafindan önlenir. Söz konusu enzimler belirli bir süre sonunda koku taneciklerinin yapilarini degistirirler ve artik koku reseptörlerini uyaramayacak duruma getirirler. Etkisiz hale gelen bu moleküller, daha sonra mukusla birlikte mideye gönderilir ve böylece ortadan kaldirilirlar. Dikkat edin, bunlari yapanlar beyni, akli ve suuru olmayan enzimlerdir. Elbette enzimler kendi baslarina böyle karmasik islerin altindan kalkamazlar. Tüm bunlar Allah'in sonsuz ilmi ve ihtisamli yaratmasiyla gerçeklesir.

    OLAĞANÜSTÜ HABERCİLER : KOKU HÜCRELERİ
    Koku alici hücreler aslinda sinir hücreleridir. Temel görevleri, koku moleküllerinin tasidiklari mesajlari alarak koku sogancigina tasimaktir. Milyonlarca koku hücresi küçük bir posta pulu boyutlarindaki koku bölgesinde, göz kamastirici bir düzen içinde yerlesmis durumdadir.
    Koku hücresinin kendi içinde dikkat çekici bir görev dagilimi vardir. Bu özel tasarim, elektron mikroskobu görüntülerine göre yapilan çizimlerde daha ilk bakista kendini belli eder. Koku hücresi baslica üç ana bölümden olusur; ortada hücre gövdesi, bir ucunda silya isimli tüycükler, diger ucunda da akson isimli bir uzanti bulunur. Hücre gövdesi, pek çok karmasik hücresel islemin gerçeklestigi; akson, elektrik sinyalinin tasindigi; tüycükler de koku molekülleri ile temasin kuruldugu bölgelerdir.

    Koku hücresi baslica üç ana bölümden olusur; ortada hücre gövdesi, bir ucunda silya isimli tüycükler, diger ucunda da akson isimli bir uzanti bulunur.

    Hücrenin bir ucundaki koku tüycüklerinin sayilari 10 ile 30 arasinda degisir, uzunluklari 0.1-0.15 milimetredir. Koku tüycüklerinin burnun diger bölgelerindeki benzerlerinden farki, hareket etmemeleri ve koku reseptörlerine sahip olmalaridir. Koku tüycükleri vücuttaki diger tüycüklerden farkli, tamamen kendilerine özel bir yapidadirlar. Koku tüycükleri reseptörler için bir iskelet olusturma görevini de üstlenirler. Tüycüklerin dizayni olabilecek en verimli modeldedir. Böylece küçücük bir bölgede, koku moleküllerinin reseptörlerle iletisim kuracagi genis bir alan ortaya çikmistir. Her koku hücresinde bin degisik koku reseptörü türünden sadece birisi bulunur.

    Bazi kimyasal reaksiyonlar sonucunda koku hücrelerinde ortaya çikan elektrik sinyali hücrenin aksonu boyunca hareket ederek koku sogancigina gelir

    Koku tüycükleri esi benzeri görülmeyen, olaganüstü bir haberlesme teknolojisine sahiptirler. Mukus içinde eriyen koku molekülleri, koku tüycüklerindeki özel reseptörlerle birlesirler. Koku molekülü ile reseptör arasindaki iliskinin anahtar-kilit uyumuna benzer. Moleküler birtakim karmasik islemler sonucunda koku alici hücrede bir sinyal olusur. Bu asamada birçok protein ve enzim üzerine düsen görevleri aksatmadan yerine getirir. Koku alici hücrelerin koku moleküllerinin tasidigi mesajlari, elektrik sinyallerine dönüstürmesi oldukça karmasik bir islemdir. Günümüzde, koku alici hücrelerdeki haberlesme aglarinin sadece ikisi bilinmektedir. Tek cümleyle özetlemek gerekirse, bir dizi kimyasal reaksiyonun sonucunda elektrik sinyali ortaya çikar. Meydana gelen sinyal de hücrenin aksonu boyunca hareket ederek, koku sogancigina ulasir. Bu minicik hücrelerdeki haberlesme göz kamastirici bir tasarim ürünüdür. Hücrede açiga çikan sinyal, akson yoluyla koku sogancigina tasinir. Beynin ön bölümündeki koku sogancigina ulasmak için,10 ile 100 arasinda akson, bir demet olusturur ve topluca elek kemiginin içinden geçer. Burada dikkat çeken, elek kemiginin koku sinirlerinin geçisine olanak taniyan delikli yapisidir. Kafatasinin bu bölümündeki tasarim, koku almadaki pek çok detaydan sadece birisidir. Aksi takdirde, sinirlerin birbirleriyle baglanti kurmalari, dolayisiyla koku almak imkansiz hale gelecekti. Koku sistemini olusturan tüm ayrintilarin olmasi, fakat kemigin geçit vermemesi durumunda dahi koku alamayacaktik. Hiç süphe yok, söz konusu sistemdeki her detayin olmazsa olmaz bir önemi vardir.
    Koku hücresindeki kusursuz haberlesme hücredeki özel tasarimin sonucudur; bu tasarim da yaratilistaki görkemin sinirsiz delillerinden birisidir.
    EŞSİZ BİR HABERLEŞME MERKEZİ : KOKU SOĞANCIĞI

    Koku soganciginin kafatasindaki yeri ve yapisinin detaylari.

    Koku sogancigi beynin ön bölümünde, koku bölgesinin ve kafatasini olusturan kemigin hemen üzerinde yer alir. Iki koku bölgesine karsilik iki de koku sogancigi bulunur; her birinin büyüklügü bir bezelye tanesi kadardir. Koku alicilarindan gelen tüm sinyaller önce bu merkezde toplanir. Milyonlarca bilgi yeniden düzenlenir ve buradan da yorumlanmasi için, özel koku sinirleri kanaliyla beyindeki ilgili bölümlere gönderilir. Yani bu minik organ, milyonlarca koku hücresi arasindaki kusursuz koordinasyonun yürütüldügü yerdir.
    Soganciga haber getirenler koku alici hücrelerdir. Soganciktan aldiklari mesajlari beyine tasiyanlar ise mitral hücrelerdir ve yetiskin bir insandaki sayilari 50.000 civarindadir. Söz konusu iki grup hücre arasindaki iletisim, sogancikta yer alan ve "glomerulus" denilen haberlesme birimlerinde kurulur. Küresel bir biçimi olan bu haberlesme biriminin çapi 0.1 milimetredir. Tek bir sogancikta yaklasik olarak 2.000 glomerulus bulunur. Her glomerulusda, 25.000 kadar koku alici hücrenin aksonlari ile 25 kadar mitral hücrenin dendritleri bulusurlar.
    Milyonlarca bilgi, bir saniyenin binde birkaçi gibi zaman araliklarinda ve hatasiz bir sekilde hücreler arasinda yer degistirmektedir. Koku sogancigindaki bu mesaj nakli hayranlik uyandiracak bir tasarimin sonucudur.
    Koku hücrelerinin, koku sogancigindaki haberlesme birimleriyle kurduklari baglantilar çok büyük bir düzen içinde gerçeklesir. Her koku alici hücrenin gidecegi glomerulus bellidir. Koku bölgesinin farkli bölgelerinden gelen milyonlarca koku hücresinin her biri, iki bin glomerulus arasindan kendilerine özel olana gelir. Koku sogancigindaki haberlesme sirasinda en ufak bir karisikliga meydan verilmemesi, elbette hayranlik verici bir yaratilis gerçegidir. Bu kusursuz sistemi var eden, her türlü detayini insanlara bir nimet ve lütuf olarak yaratan alemlerin Rabbi olan Allah'tir.



    h.yahya


    Paylaş
    Tefekkür,KOKU ALMA SİSTEMİ Mumine Forum

nasıl koku alırız,  NASIL KOKU ALIRIZ,  Tasavvufta leylak