Diğer Kategoriler ve Tasavvuf Forumundan Zikir sayesinde Allah’ı bilme ve bulma, onun sırlarına vakıf olma söz konusu mu:? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Zikir sayesinde Allah’ı bilme ve bulma, onun sırlarına vakıf olma söz konusu mu:?

    Reklam




    “Ey iman edenler! Allah’ı çok zikrediniz”(Ahzab, 33/41) mealindeki ayet, her an onu anmayı ifade ettiği gibi, dil ve kalp ile onu zikretmeyi de dikkatlere sunmaktadır.

    “İyi bilin ki, gönüller ancak Allah’ı anmakla huzur bulur”(Ra’d, 13/28) mealindeki ayette, Allah’ı zikretmekle gönüllerin huzura kavuşacağı bildirilir. Huzura kavuşmak, Allah’ı tanımakla olur. Demek ki derinlemesine bir bilgiye sahip olmak, ilhama mahzar olmak için Allah’ı her an kalbinde, dilinde, davranış biçiminde anmak, ona saygı ve sevgiyle yaklaşmaya çalışmak gerekir.

    Zikir kavramı sanıldığı gibi yalnız dil ile değil, yalnız belli zikirlerle değil, her şeyiyle, ve her şeyde onu bulmaya, hatırlamaya, emir ve yasaklarını zihninde tutmaya yönelik her türlü zikirdir. Kur’an’ın bir adı Zikr’dir. En büyük zikir Kur’an’ı okumak ve ona göre amel etmektir. Bunun adı takvadır. Allah’a giden yoldur.

    - Ananla anılanın bir olması tabiri, özellikle bu materyalist asırda, hiç kullanılmaması gereken bir şeydir. Allah yaratandır, kul ise yaratılandır. Bir olmaları mümkün mü?

    - O gibi ifadelerin doğru anlamı şudur: işin ehli olan kimseler, veliler, Allah’ı zikrettikleri zaman kendilerini unuturlar, yalnız Allah’ı düşünürler, kendilerini yok bilirler, yalnız Allah’ın varlığını düşünürler, kendi benliklerinden sıyrılırlar, yalnız Allah’ın kudret ve rahmetini düşünmeye başlarlar. Bu gibi sözler, ehil olanlar tarafından söylendiği zaman, derin bir hakikatin ifadesi olur. Fakat ehliyetsiz kimseler söylediği zaman, haddi aşmışlık, “şatahat” olur.



    Paylaş
    Zikir sayesinde Allah’ı bilme ve bulma, onun sırlarına vakıf olma söz konusu mu:? Mumine Forum