Makale ve Şiirler ve Sohbetler ve Vaaz Konuları Forumundan Sohbetler ve Vaaz Konuları: Aile Her Türlü Faziletin Kaynağıdır Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Sohbetler ve Vaaz Konuları: Aile Her Türlü Faziletin Kaynağıdır

    Reklam




    AiLE HER TÜRLÜ FAZiLETiN KAYNAĞIDIR
    Lütfi ŞENTÜRK

    …………………
    Bugünkü sohbetimizde yüce dinimizin aileye verdiği önemi ve aile fertlerinin birbirlerine karşı olan görev ve sorumluluklarını anlatmaya çalışacağız Kur'an-ı Kerim, insanı en üstün yaratık kabul eder Allah Teâlâ onu güzel sûrette yaratmış, akıl gibi üstün yeteneklerle donatmıştır Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur :
    ÒAndolsun ki, biz insanı en güzel surette yarattıkÓ (1)
    ÒAndolsun ki, biz insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık Karada ve denizde taşıdık ve onları temiz yiyeceklerden rızıklandırdık Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldıkÓ (2)
    İnsanın diğer yaratıklara göre bu üstünlüğü sebebiyledir ki, O, yeryüzünde Allah Teâlâ'nın iradesini temsil etme görevi gibi üstün bir görevle de görevlendirilmiş, yerde ve göklerde bulunan her şey onun emrine amade kılınmış ve hizmetine verilmiştir İnsanoğluna bu üstün görevin verilmiş olduğunu ifade eden ayeti kerimede şöyle buyurulmuştur: ÒHatırla ki, Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım (ve ona kendi irademden bazı yetkiler vereceğim) demişti Melekler: Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksınız? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve takdis ediyoruz, dediler Allah da onlara: Ben sizin bilmediklerinizi bilirimÓ(3) dedi
    Böylesine Allah'ın üstün bir yaratığı olan insan, yalnız başına değil, toplum halinde yaşar İnsanın içinde yaşadığı toplumun en küçüğü hiç şüphe yok ki ailedir Aileler birleşerek toplumları meydana getirir Bu çekirdek topluluk her çeşit faziletin kaynağıdır Sağlıklı nesiller bu yuvada yetişir Çocuk, yaratılışla ilgili gelişmesini de ahlâk ve terbiyesini de önce buradan alır İnsan sevgisinin kaynağı da ailedir Bir milletin sahip olduğu bütün özellikleri bir ailede görmek mümkündür Bir toplulukta aile ne kadar sağlam temellere oturur ise o aileden meydana gelen toplum, o nisbetle sağlam yapıya sahip olmuş olur Bunun içindir ki dinimiz aileye büyük önem vermiştir
    Aile karı ile kocadan oluşur Bu da evlilik sözleşmesiyle gerçekleşir Evlilik olmadan, evlilik sözleşmesi yapılmadan aile kurulmaz Bunun için dinimiz evlenmeyi teşvik etmiştir Allah'ın en seçkin kulları olan peygamberler evlenerek örnek olmuşlardır Peygamberimiz:
    ÒDört şey peygamberlerin sünnetlerindendir: Kına yakınmak, koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmekÓ(4) buyurmuştur Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor:
    Òİçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve rahmet var etmesi, O'nun varlığının belgelerindendir Bunda düşünenler için dersler vardırÓ (5)
    Evlenmemeyi ve aile hayatı dışında kalmayı dindarlık sayanlar, Peygamberimiz tarafından uyarılmışlardır
    Enes ibn Malik (ra) anlatıyor: Bazı kimseler Peygamberimizin (bilmedikleri gizli) ibadetini sormak ve öğrenmek üzere Peygamberimizin eşlerinin evlerine gelmişlerdi Bunlara Peygamberimizin ibadeti haber verilince güya bunu (kendileri için) azımsayarak: ÒBiz nerde, Allah'ın Resûlü nerde? Şüphesiz ki Allah, Peygamberinin geçmiş olan ve gelecekte işlenmesi muhtemel bulunan bütün günahlarını bağışlamıştırÓ dediler İçlerinden birisi: ÒBen geceleri hiç uyumadan namaz kılacağımÓ dedi Öbürüsü de: ÒBen de yıl boyu oruç tutacağımÓ dedi Bir diğeri de: ÒBen de kadınlardan ayrı yaşayacağım, hiç evlenmeyeceğimÓ dedi Onlar böyle konuşurlarken Peygamberimiz bunların yanına geldi ve: ÒSiz şöyle şöyle söyleyen kimselersiniz değil mi? Fakat şunu biliniz ki, ben sizin Allah'tan en çok korkanınız ve kötülükten korunanızım Böyle iken ben kâh oruç tutarım, bazı günlerde yerim (yani yıl boyu oruç tutmam) Gecenin bir kısmında namaz kılarım, bir kısmında da uyur istirahat ederim Kadınlarla da evlenirim (İşte benim sünnetim budur) Her kim benim bu yolumda gitmez de ondan yüz çevirirse benden değildirÓ (6) buyurdu
    Evet, aile nikah ile kurulur, evlenmeyen kimse bu kurumdan yoksun kalır Evlenmemeyi ve aile kurmamayı fazilet saymak yanlıştır, Peygamberimizin sünnetine aykırıdır Nikah, her ne kadar medenî bir sözleşme ise de bir yönü ile ibadettir
    …………………
    İnsan aile ortamında huzur bulur Neslin devamı bu kurumla sağlanır Pek çok kötülüklere karşı en önleyici vasıta ailedir Peygamberimiz buyuruyor:
    ÒGençler, içinizden evlenmeye gücü yeten evlensin Zira evlenmek gözü (haramdan) daha çok yumdurucu, iffeti daha çok koruyucudur Gücü yetmeyen ise oruç tutsun, çünkü orucun şehveti kıran bir özelliği vardırÓ (7) Bir başka hadisi şerif de mealen şöyledir: ÒKul evlendiği vakit dininin yarısını tamamlamış olur Artık geri kalan yarısında da Allah'a karşı gelmekten kaçınsınÓ (8)
    Aile kurulurken eşlerin birbirlerini seçmesi önem kazanır Çünkü bu, geçici bir süre için bir araya gelme değil, çoğunlukla ölüme kadar devam edecek bir sözleşmedir Eşler birbirlerinde bu kurumun devamını sağlayacak özellikleri aramalıdırlar Canım ne olacak evlenmek helal ise ayrılmak da helaldır deyip gerekli araştırmayı yapmadan karar vermek, sonunda pişmanlık duymaya sebep olur
    Peygamberimiz bu konuda bir uyarıda bulunuyor ve eşlerde tercih edilmesinde yarar olan özelliğe dikkatimizi çekiyor Şöyle buyuruyor: ÒKadın genelde dört özelliği için nikah edilir: Malı için, soyu için, güzelliği için ve dini için Sen dindar olanı seç ki varlığın artsınÓ(9) Peygamberimiz kadını, bu dört özellikten herhangi birisi ile nikah etmenin mübah olduğunu, ancak dindar olan kadının tercih edilmesini tavsiye ediyor Çünkü Kur'an-ı Kerim, bu özelliğe çok önem veriyor Peygamberimize sordular: ÒEy Allah'ın Resûlü! Kızlarımız kölelerimizle evlenebilecekler midir? Bunun üzerine şu ayeti kerime nazil oldu ÒEy insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık Muhakkak ki, Allah katında en değerli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır Şüphesiz Allah bilendir ve her şeyden haberdardırÓ (10)
    Elbette Allah katında üstün bir değeri olan kimse, diğerlerine tercih edilir ve edilmelidir Böyle davranan kimse pişman olmaz Dindar olan kadın, kocasının malını korur, israftan sakınır Çocuklarının terbiyeleri ile ilgilenir, onları da dinlerine bağlı olarak yetiştirir Bu ise aileye huzur getirir Bunun içindir ki Peygamberimiz: ÒDünya bir meta'dır (geçimliktir), en hayırlı meta' ise saliha (iyi) bir kadındırÓ (11) buyurmuştur Bir başka hadisi şerif ise mealen şöyledir: Òİnanmış bir kişi Allah TealaÕnın emirlerine sarılıp yasaklarından kaçındıktan sonra saliha bir kadından daha hayırlı hiçbir şey elde etmiş olamaz (Çünkü iyi bir kadın) Eşinin söylediğini tutar, yüzüne bakarsa gönlü açılır, karısı(nın bir şeyi yapması veya yapmaması) üzerine yemin ederse yeminini yerine getirir Eşinin bulunmadığı zamanda ona ve malına hıyanet etmezÓ (12)
    Ailenin kurucuları olan karı ile kocanın ayrı ayrı hakları ve görevleri vardır Nitekim Kur'an-ı Kerim'de: ÒErkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi kadınların da erkekler üzerinde birtakım iyi davranışa dayalı hakları vardırÓ(13) buyurulmuştur Peygamberimiz de şöyle buyurmuştur: ÒDikkat edin, sizin karılarınız üzerinde hakkınız var, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakkı vardır Sizin karılarınız üzerindeki hakkınız, hoşlanmadığınız kimseleri minderinize oturtmamaları ve sevmediğiniz kimselerin evinize girmelerine izin vermemeleridir Dikkat ediniz, onların da sizin üzerinizdeki hakları, giyimlerini ve yiyeceklerini iyi bir şekilde yapmanızdırÓ(14) Peygamberimiz Veda HaccıÕnda bir konuşma yapmış, önemli konulara temas etmiştir Hadis ve tarih kitaplarında yer alan bu konuşmanın bir bölümünü karı-koca haklarına ayırmış ve şöyle buyurmuştur :
    ''Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı size tavsiye ederim Siz kadınları Allah emaneti olarak aldınız Onların iffet ve ismetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz Sizin kadınlar üzerinde haklarınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardırÓ (15)
    Karı ile kocanın birbirlerine karşı olan hak ve görevlerine kısaca işaret edelim:
    Karının Hakları
    -Evlenme sırasında erkeğin kadına ödediği veya ödeyeceğini taahhüt ettiği para veya mal kadının hakkıdır
    -Nafaka, kişinin bakmakla yükümlü olduğu kimselerin yiyecek, giyecek ve konut giderlerini karşılamak demektir Nikah işlemi tamamlanınca, kadının nafakası normal ölçüler içinde kocaya aittir Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:
    ÒAnnelerin beslenmesi ve giyimi, uygun bir şekilde çocuk babasına aittirÓ (16)
    Koca üzerine borç olan eşinin nafakası, sosyal durumlarına uygun olmalıdır Ayrıca zengin olan kocanın karısına bir hizmetiçi tutarak ev işlerini gördürmesi de kadının hakkıdır
    Kocanın Hakları
    -Kocanın meşru isteklerini yapmak, ailenin huzur ve düzenini bozacak davranışlardan sakınmak
    -Kocasına sevgi ile bağlanmak ve kadınlık görevini yerine getirmek
    -Ailenin iffetini ve şerefini korumak, kocasının evini ve malını muhafaza etmek ve israftan sakınmak
    -Karı-koca bu özetlediğimiz karşılıklı hak ve görevlerine riayet ettikleri takdirde hem kendileri mutlu olur, hem bu yuvada yetişen çocuklar anne-babaya saygılı olur
    Değerli Kardeşlerim!
    Ailedeki mutluluk, karı ile koca arasındaki sevgi ve saygıya bağlıdır Eşler, yuvada mutluluğu sağlamak için gerekli fedakarlığı gösterecek, huzur bozucu tutum ve davranışlardan sakınacaklardır Karı ile kocanın herhangi bir sebeble aralarının açılması halinde Allah Teâlâ her iki taraf ailelerine görev vermekte ve şöyle buyurmaktadır:
    ÒEğer karı-kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin Bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarını bulur Şüphesiz Allah her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olandırÓ (17)
    Aile reisi olan erkek eşine karşı yumuşak davranacak, kaba hareketlerden sakınacaktır Peygamberimiz: ÒSizin en hayırlınız ailesine en hayırlı olanınızdır Ben aileme karşı sizin en hayırlınızımÓ (18) buyurmuştur
    Her şeyde olduğu gibi, aile hayatında da örnek alacağımız Peygamberimizdir O, eşleri ile gayet iyi geçinir, onların sıkıntı veren bazı davranışlarına tahammül ederdi
    Bir gün Hz Aişe bir şeye darılarak Peygamberimize yüksek sesle konuşuyordu Bu sırada Hz Ebû Bekir gelmiş, kızını azarlamak istemiş, fakat Peygamberimiz buna engel olmuştu Bunun üzerine Hz Ebû Bekir kalkmış gitmiş, bir süre sonra tekrar geldiğinde karı-kocanın barıştıklarını görmüş ve: ÒAz önce kavganıza şahit olduk, şimdi de barıştığınıza şahit olalımÓ dedi Bunun için Peygamberimiz buyuruyor :
    Òİman eden bir erkek, iman etmiş bir kadına (onda hoşlanmayacağı bir huydan dolayı) kızmasın Çünkü onun bir huyundan hoşlanmıyorsa diğer huyundan hoşlanabilirÓ (19) Peygamberimiz bu hadisi şerifte kocayı uyarıyor Eşindeki hoşlanmadığı bir huyu sebebiyle yuvayı sarsacak hatta dağılmasına sebeb olacak tavırlardan sakınılmasını söylüyor Elbette bu, kadın için de geçerlidir O da, aile kurumunun tehlikeye düşmesine meydan verecek söz ve davranışlardan sakınmalıdır Hatta Peygamberimiz, kocaları ile uyum içerisinde olan kadınları müjdelemiş ve şöyle buyurmuştur: ÒKadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, iffetini korur ve kocasına saygı gösterirse kendisine: ÒHangi kapısından istersen cennete girÓ (20) denir
    Değerli Kardeşlerim!
    Aile fertleri arasında özen gösterilmesi bakımından çocuklar da önemli bir yer işgal eder Anne ve babaya Allah'ın birer hediyesi olan çocuklar aile bahçesinin gülleridir Onları sevgi ile yetiştirip topluma yararlı bir kimse olarak hazırlamak, anne-babanın başta gelen görevleri arasındadır Çocuk küçük yaştan itibaren iyi terbiye edilirse, hem ailesine hem de milletine yararlı ve hayırlı bir insan olur İyi terbiye edilmediği ve eğitilmediği takdirde, ne kendisine ne de başkasına yararı dokunmayacağı gibi, aile için de toplum için de zararlı hale gelir Bunun için dinimiz, geleceğin teminatı olan çocuklarla ilgili olarak aileye büyük sorumluluklar yüklemiştir Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor: ÒEy inananlar! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyunÓ (21)
    Cenab-ı Hak bu ayeti kerimede müminlere önemli bir görev veriyor Hem kendilerinin ve hem de aile fertlerinin cehenneme gitmelerine sebep olacak davranışlardan uzak durmalarını emrediyor Çünkü mümin kendinden sorumlu olduğu gibi ailesinden de sorumludur Nitekim Peygamberimiz kişilerin sorumluluklarını hatırlatırken şöyle buyurmuştur: ÒHepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlığınızdan sorumlusunuz Amir, koruyucudur ve maiyetinden sorumludur Kişi ailesinin koruyucusu ve eli altında bulunanlardan sorumludur Kadın eşinin evinin koruyucusudur, eli altında bulunanlardan sorumludur Hizmetçi efendisinin malının koruyucusudur ve eli altında bulunanlardan sorumludur Hülasa hepiniz çobansınız ve her biriniz emri altında bulunanlardan sorumludurÓ (22)
    Hz Ömer: ÒEy Allah'ın Resûlü! Kendimizi koruruz fakat ailemizi nasıl koruyabiliriz? diye sordu Peygamberimiz: ÒAllah'ın sizi yasakladığı şeylerden onları sakındırırsınız ve Allah'ın size emrettiği şeyleri onlara emredersiniz İşte bu, onları korumak demektirÓ (23) buyurdu Bir başka hadisi şerif de mealen şöyledir: ÒÇocuklarınıza yedi yaşına geldiklerinde namaz kılmalarını emredinÓ (24)
    …………………………
    Çocukların inançlı, sağlıklı, manevî değerlerine bağlı, vatan ve millet sevgisi ile dopdolu olarak yetiştirilmesinde birinci derecede ailenin sonra da toplumun rehberliği önemlidir Peygamberimiz: ÒÇocuklarınıza hoş muamelede bulunun ve onları güzel terbiye edinÓ (25) buyurmuştur Anne-babaların çocukları ile ilgili dinî ve millî görevlerini ihmal etmeleri, ilerde onları ve hatta toplumu rahatsız edecek olayların meydana gelmesine sebep olur Nitekim zaman zaman medyaya ve basına yansıyan olaylar, sadece anne-babaları değil izleyen herkesi üzmektedir Bunun için öncelikle anne-babalar çocuklarının terbiyesine, eğitimine özen göstermeli ve onların kötü alışkanlıklar edinmemeleri için hiçbir fedakarlığı esirgememelidirler Çocuklarını iyi terbiye eden ve yetiştiren anne babaları Cenab-ı Hakk'ın cennetle mükafatlandıracağını Peygamberimiz haber vermiş, şöyle buyurmuştur: ÒKim ki üç tane kız çocuğu yetiştirir, güzel terbiye eder, everir ve onlara iyilikte bulunursa onun için cennet vardırÓ (26)
    ……………………………
    Çocuklar genelde anne-babayı örnek alırlar Onların söz ve davranışlarından etkilenirler Bunun için anne-baba çocuklarının dürüst, ahlâklı ve faziletli yetişmeleri için onlara örnek olmaları gerekir Abdullah b Amr (ra) anlatıyor: ÒBen küçüktüm, Peygamberimizin evimizde bulunduğu bir günde, annem beni: "Gel sana bir şey vereceğimÓ diye çağırdı Peygamberimiz anneme: ÒÇocuğa ne vermek istedin?Ó diye sordu Annem: ÒHurma vereceğimÓ Dedi Bunun üzerine Peygamberimiz: ÒEğer (çocuğu aldatıp ona) bir şey vermeyeydin, sana bir yalan günahı yazılırdıÓ (27) buyurdu Peygamberimiz burada önemli bir uyarıda bulunuyor Anne-babaların yapmayacakları şeyleri çocuklarına va'detmemelerini öğütlüyor Bu hem anne babaların yalan söyleme gibi bir günahı işlemelerine hem de çocukların ahlâkı üzerinde olumsuz etki yapmasına sebep olur
    Hülasa, anne-babaya çocuklarını eğitmek, güzel terbiye etmek ve yetiştirmek için büyük fedakarlık düşmektedir Bu aynı zamanda onların dini görevlerindendir
    Değerli Müminler!
    Konuşmamızı Peygamberimizin bir hadisi şerifinin meali ile tamamlamak istiyorum Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
    ÒHiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmuş olamazÓ (28)
    1-Tin, 4
    2- İsra, 70
    3- Bakara, 30
    4- Tirmizî, Nikah, 1
    5- Rûm, 21
    6- Buhârî, Nikah, 1; Müslim, Nikah, 1
    7- Buhârî Nikah 3; Müslim, Nikah, 1
    8- et-Tergib veÕt-Terhîb, Beyrut, 1968, c3, s42
    (Hadisi Beyhâkî rivayet etmiştir)
    9- Buhârî, Nikah, 15; Müslim, Rida', 15
    10- Hucûrat, 13
    11- Müslim, Rida', 17
    12- İbn Mace, Nikah , 5
    13- Bakara, 228
    14- Tirmizî, Rida', 11
    15- Müslim, Hac, 19; Tirmizî, Rida', 11; İbn Mace,
    Nikah, 3
    16- Bakara, 233
    17- Nisa, 35
    18- İbn Mace, Nikah, 50
    19- Müslim, Rida', 18
    20- et-Tergîb ve't-Terhîb, Beyrut, 1968, c 3, s 52
    (Hadisi Ahmed ve Taberânî rivayet etmişlerdir)
    21- Tahrîm, 6
    22- Buhârî, Cuma, 11; Müslim, İmare, 20, Ebû
    Davut, İmare, 1; Tirmizî, Cihat, 27
    23- Alûsî, Ruhu 'l-Maânî, Beyrut, c 28, s 156
    24- Ebû Davut, Salat, 26
    25- İbn Mace, Edep, 3
    26- Ebû Davut, Edep, 130
    27- Ebû Davut, Edep, 88
    28- Tirmizî, Birr, 33



    ÇOCUKLARA GÜZEL ÖRNEK OLMAK

    Muhterem Müslümanlar!
    Topluma bırakacağımız en güzel miras, arkamızdan içtenlikle dua edecek tek varlık, aile bahçemizin gülleri durumundaki çocuklarımızdır Hiç bir ana-baba bu güllerin solmasını istemez Zira çocuklarımızı çok severiz Bu bakımdan onların iyi olmalarını isteriz Başarısız olmalarını hiçbir zaman istemeyiz KurÕan-ı KerimÕde Allah Teâlâ: ÒEy İman edenler nefsinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan AllahÕın ateşinden koruyunÓ(1) buyurmaktadır Bu ayetteki; AllahÕın ateşinden korunmak, OÕnun emirlerini, yerine getirmek ve yasaklarından sakınmakla olur O halde ana-babaların çocuklarına karşı ilk görevi; onların iyi şekilde eğitimlerini sağlamak, hayata hazırlamak ve sorumluluk bilinci içinde onlara davranışlarıyla güzel örnek olmaktır
    Muhterem Müslümanlar!
    Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed (sas), İslâm dinini tebliğ etmiş ve dinimizin emirlerini bizzat uygulayarak bizlere örnek olmuştur Bir hadislerinde; ÒBen güzel ahlâkı tamamlamak ve öğretmek için gönderildimÓ buyurmuştur KurÕan-ı KerimÕde de; ÒAndolsun ki, Rasûlullah sizin için, AllahÕa ve Ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve AllahÕı çok zikredenler için güzel bir örnektirÓ(2) buyurulmuştur Başkalarına örnek olmak sözden ziyade davranışlarla olur Yapmadığımız, yaşamadığımız konularda başkalarına, özellikle yavrularımıza nasihat etmek yeterli değildir Nitekim Cenab-ı Hak; ÒEy iman edenler ! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında büyük bir nefretle karşılanırÓ(3) buyurmaktadır Bu nedenle çocuklarımıza güzel örnek olmak için sözümüz ve davranışlarımız bir bütünlük arz etmelidir Helal haram tanımayan bir ana-babanın çocuklarına yalanın, rüşvetin, içki ve kumarın kötülüğünden söz etmeye hakkı olur mu? Olsa da etkisi bulunur mu? Aile bahçemizin gülleri olan çocuklarımızı, zamanın soldurmaması için; onları dinî ve millî konularda bilgilendirmeliyiz Çocuklarımıza nasihat ederken uygun bir ortam hazırlamalıyız ve onların kabul edebileceği bir uslüp kullanmalıyız Doğruları kırmadan, incitmeden öğretmeliyiz Atalarımız, konuşmaya başladığı andan itibaren çocuklarına doğruyu öğretiyor, dinî ve millî duygularını güçlendirici telkinlerde bulunuyorlardı Onları, yapması veya yapmaması gereken konularda yumuşak ve tatlı sözlerle bilgilendiriyorlardı Kendileri de söylediklerine uygun davranıyorlardı
    Aziz Müslümanlar!
    Çocuklarımızı vatan ve milletimize faydalı olacak şekilde eğitmeliyiz, unutmayalım ki, çocukların ilk eğitildiği yer aile yuvasıdır Bu yuvanın öğretmeni de anne ve babadır Ana-babalar olarak çocuklarımıza daima sevgi ile yaklaşarak doğruları anlatmalıyız Çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirip; her konuda onlara iyi örnek olmalıyız

    1- Tahrim, 6
    2- Ahzab, 21
    3- Saf, 2-3
    Kasım 1999 Sayı 107



    Çocuk ve Eğitimi

    Her toplumun ve kültürün temel sosyal kurumlarından biri olan aile, insanlığın yaratılışından itibaren hep varola geldi Erkek ve kadın yaratılışları gereği birbirini tamamlama bir ve beraber olma ihtiyacıyla daima aile dediğimiz bir bütünleşmeyi devam ettirme ihtiyacı hissetti Neslin devamı ihtiyacı insanları, sürekli aile halinde yaşamaya sevketti Bununla beraber ailenin, sosyolojik anlamda evrensel boyutlar taşıdığı kadar, aynen konuştuğumuz dil gibi ülkeden ülkeye, kültürden kültüre farklılıklar taşıdığı da muhakkak Fakat geneli itibariyle aileyi reddeden ne bir din, ne de bir kültür mevcut
    En küçük toplumsal birim olarak kabul edilen ailenin bu küçüklüğü ile ters orantılı olarak eşlerin birbirleri ve çocukları ile olan ilişkileri gibi bir boyutu bulunmaktadır Buna bir de çocuğun anne-baba ya da kardeşleri ile olan ilişkileri eklenirse aile ve
    çocuğun karşılıklı etkileşimi, özellikle çocuk açısından daha bir önem kazanıyor
    Ailenin çocuğa kazandırmak istediği değerler ve bu değerleri kazandırırken izlediği yöntemler, kültür, aile ve çocuk üçgeninde
    cereyan ediyor ve bu üçgenin hedefi olan çocuk aslında kültürün belirleyici değerlerini kazanıyor
    Çocuk, aile kurumunun temel taşlarından biri belki de ona en fazla anlam kazandıran unsuru Ailelerin esas itibariyle bir araya
    gelerek oluşturduğu ülke toplumları için de durum aynı Temelde yarının büyükleri olmaları itibariyle çocukların, bir bakıma
    toplumların varlık sebebi olduklarını söyleyebiliriz
    Yaşının henüz küçük, aklının yeterince gelişmemiş olması sebebiyle zayıf olarak kabul edilen çocuğun korunması hukuken bir öncelik arz etmektedir Bu noktada İslâm hukukunun oldukça hassas davrandığını görüyoruz Zira İslâm hukuku insanın
    şahsiyetini, ana karnında olma halinden itibaren başlatmış ve cenini birtakım haklara sahip kabul etmiştir İslâm dinine göre,
    doğan çocuk, güzel isim konulmasından, anne sütü almasına, bakımından, büyütülmesine, eğitime, nafakasına, hatta
    evlendirilmesine kadar bir dizi haklara sahip olarak dünyaya gelir Bununla beraber Türk-İslâm kültürünün çocuk eğitimi ve
    çocuk hakları hususunda oldukça zengin örneklere sahip olduğunu görmekteyiz Türklerin Müslüman olmasından sonra yazılan en önemli eserlerden biri olan Kutadgu Bilig, İslâmiyeti yeni kabul etmiş Türk toplumunun o günkü sosyal ve siyasi hayatı ile ilgili bilgiler vermesi yanında, çocuk terbiyesi ve aile hayatı ile ilgili bilgiler vermesi bakımdan da oldukça önemlidir Eserde çocuğun bizzat ailesi tarafından eğitilmesi, terbiye edilmesi tavsiye edilmekte, anne ve çocuk arasındaki muhteşem bağdan
    bahsedilmektedir Hz Peygamberin çocukların eğitimi ile özel olarak ilgilendiğini, ebeveynlere zamanın gereklerine uygun olarak, İslâm ahlâkının sınırları dahilinde çocukların yetiştirilmesi ile ilgili nasihatlarda bulunduğunu bilmekteyiz Sahabe döneminde ise kabiliyetli çocukların belirlenerek en iyi eğitilme ortamı içerisinde yetiştirildiklerini görüyoruz
    Bir milletin huzuru, mutluluğu, geleceğinin ne olacağı, nasıl olacağı o milletin çocuklarına karşı takındığı tavırla, çocuklarının,
    gençlerinin yetiştirilmesine, eğitilmesine, verdiği önemle ölçülebilir Eğitim, insanın doğuşuyla başlayıp bireyin hayatı boyunca
    edindiği deneyimin tümünü kapsamaktadır Bu eğitim süreci içerisinde kitap, etkin bir iletişim aracı olarak karşımıza çıkıyor
    Özellikle çocuk kitapları çocuğun olumlu ya da olumsuz kişilik geliştirebilmesinde güçlü bir etken durumundadır Kitap hem okul içinde, hem de okul dışında çocuğu sürekli bir biçimde etkilemektedir
    Çocuğun fikir, duygu ve hayal dünyasını geliştirmek, çocuğa içinde yaşadığı kültürünün tanıtılması ve benimsetilmesi konusunda olumlu davranış kazanmasına yönelik katkıda bulunmak, insanı, tabiatı, hayatı sevme hususunda yardımcı olmak, ayrıca boş zamanlarını faydalı bir biçimde değerlendirmesine zemin hazırlamak gibi eğitimde ara başlıkların çocuklara kazandırılması gerekmektedir Bu çerçevede Başkanlığımızca yayınlanmakta olan çocuk kitapları serisi ve Diyanet Çocuk Dergisinin oldukça önemli bir görevi yerine getirdiği kanaatindeyim
    Yeni oluşumların yaşandığı dünyamızda gerçekten her sahada hızlı bir değişimi gözlemliyoruz Teknolojik gelişmeler baş
    döndürücü bir şekilde her geçen gün yeni bir boyut kazanırken, bilginin değeri kendini daha da belirgin hale getiriyor Bununla
    beraber bu gelişmelerin insanları çok mutlu kıldığını söyleme imkanımız yok Manevi değerlerin göz ardı edilmesi, ihmali
    toplumları içinden çıkılmaz duruma itiyor Her iki dünyada da mutlu olmak, bu gelişmelere ayak uydurmanın yanında, manevi
    değerlerimize de sahip çıkmak ve onları yaşamakla mümkün
    Yarının büyükleri çocuklarımızı en doğru bilgilerle ve manevi değerlerimizle donatarak sosyal bünyemizi güçlü kılmak,
    geleceğimizi teminat altına almanın tek yolu




    İSLAMDA ÇOCUK
    Hazırlayan
    Hayati OTYAKMAZ


    Giriş
    Çocuk, Allah Teâlâ'nın büyük bir nimeti ve ihsânıdır Her çocuk bir çiçektir Çocuk masumdur, günahsızdır Çocuk bir süs, bir
    zinettir Çocuk bir hazine bir güzelliktir Şâirin diliyle:
    "Kim demiş ki çocuk küçük bir şeydir,
    Belki de çocuk en büyük şeydir"(1)
    Kur'an-ı Kerim'e baktığımız zaman görürüz ki; birçok Peygamber, Allah'tan çocuk nimetine sahip olabilmeyi istemiştir
    Meselâ Hz Zekeriyya (as) Allah Teâla'ya şöyle niyâz etmiştir:
    "(Rabbim!) Doğrusu ben, arkamdan işbaşına geçecek olan yakınlarımdan endişe ediyorum Karımda kısırdır Tarafından bir veli (oğul) ver"(2)
    "Orada zekeriyya, Rabbine duâ etti: "Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla Şüphesiz sen duâyı hakkıyla işitensin,
    dedi"(3)
    "Hz İbrahim Halilullah (as)'da Allah'a şöyle yalvarmıştı:
    "Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver, dedi"(4)
    "İşte o zaman biz O'nu (İbrahim'i) halîm (uslu) bir oğul (İsmail) ile müjdeledik"(5)
    Ayrıca İbrahim (as)'de kendisine çocuk ihsân eden Allah'a şöyle duâ etmiştir:
    "İhtiyar halimde bana İsmail'i ve İshak'ı lutfeden Allah'a hamdolsun! Şüphesiz Rabbim duâyı işitendir"(6)
    "Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri, namazı devamlı kılanlardan eyle Ey Rabbimiz! Duâmı kabûl et!"(7)
    Anne ve babaya çocuk nimeti sadece Allah Teâlâ tarafından verilebilir Allah Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmuştur:
    "Servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık; sayınızı daha da çoğalttık"(8)
    "Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır Dilediğini yaratır; dilediğine kız çocukları, dilediğine de erkek çocukları bahşeder"(9)
    "Yahut onlara, hem erkek hem de kız çocukları olmak üzere çift verir Dilediğini de kısır kılar O, herşeyi bilendir, her şeye gücü
    yetendir"(10)
    Çocuklarımızdan Sorumluyuz!
    Müslüman bir anne ve baba, çocuklarının eğitimininden, terbiyesinden ve iyi bir şekilde yetiştirilmesinden sorumludur
    Peygamber Efendimiz (sas) hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
    "Hepiniz çobansınız ve mâiyetinizdeki sürüden mes'ulsünüz"(11)
    "Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır"(12)
    "Çocuğun ismini ve terbiyesini güzel yapmak, ana ve babanın çocuğuna karşı olan görevlerindendir"(13)
    Allah Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:
    "Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun"(14)
    Bu ilâhî emir gereğince her Müslüman, kendisini Cehennem ateşinden korumak için; Allah'ın emirlerini yerine getirip,
    yasaklarından korunacaktır Hz Ömer (ra):
    "Yâ Rasûlallah! Nefislerimizi vikâye ederiz (koruruz) fakat ailemizi nasıl koruyabiliriz?" demişti
    Allah Rasûlü (sas) Efendimiz şöyle buyurdu:
    "Allah'ın sizi nehyettiği şeylerden onları nehyeder ve Allah'ın size emrettiği şeyleri onlara emrederseniz Bu şekilde onları
    korumuş olursunuz"(15)
    Yine Allah Rasûlü Efendimiz (sas) şöyle buyurmuştur:
    "Çocuklarınıza ikram (ve ihsan) ediniz Terbiyelerine çok dikkat ediniz Onları güzel terbiye ediniz"(16)
    "Çünkü onlar, Allah'ın size hediyesidir"(17)
    "Yedi yaşındaki çocuklarınıza namazı emrediniz On yaşına bastıkları halde kılmak istemezlerse onları cezalandırınız Kız ve
    erkek çoçukların yataklarını ayırınız"(18)
    Çocuklarınızı şu üç güzel haslet üzere yetiştiriniz:
    Peygamber sevgisi, O'nun Ehl-i Beyti'nin sevgisi ve Kur'an-ı Kerim (okuma) sevgisi"(19)
    "Allahtan korkunuz ve adaletli olunuz"(20)
    Çocuklarını iyi yetiştiren kimselerin öldükten sonra da sevap defteri kapanmaz Peygamber Efendimiz (sas) bir hadis-i
    şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
    "İnsanoğlu öldüğü zaman amel defteri kapanır Ancak üç kimsenin (sevap defteri) kapanmaz Sadaka-i cariye (cami, medrese, çeşme gibi kalıcı hayır eseri) bırakanlar Hayırlı, faydalı ilim bırakanlar (dinî bir eser yazan veya ilmî icat ve keşif yapanlar) Anne ve babasına hayır duâ eden (salih ve hayırlı) bir çocuk bırakan"(21)
    Unutmayalım ki, Kur'an-ı Kerim bizleri şöyle uyarmaktadır:
    "Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız imtihan sebebidir ve büyük mükafât Allah'ın katındadır"(22)
    "Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır Büyük mükafât ise Allah'ın yanındadır"(23)
    "Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan (zikretmekten) alıkoymasın Kim bunu yaparsa, işte onlar
    ziyana uğrayanlardandır"(24)
    Bazı Peygamberlerin Çocuklarına Yaptığı Öğütler:
    Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de, bazı peygamberlerin çocuklarına nasıl nasihat ettikleri anlatılmıştır
    Bu konuda bazı örnekler verebiliriz:
    "Bunu (Müslüman olmayı) İbrahim de kendi oğullarına vasiyet etti Yakub da: "Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm'ı)
    seçti O halde sadece Müslümanlar olarak ölünüz (dedi)"(25) Lokman (as)'ın oğluna yaptığı nasihatlar Kur'an-ı Kerim'de
    şöyle anlatılmıştır:
    "Lokman, oğluna öğüt vererek: Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür, demişti"(26)
    "(Lokman, öğütlerine devamla şöyle demişti Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik ve kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karşına) getirir Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve herşeyden haberdardır"(27)
    "Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret Doğrusu bunlar azmedilmeye
    değer işlerdir"(28)
    "Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez"(29)
    "Yürüyüşünde tabiî ol,sesini alçalt Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir"(30)
    Çocuklara Sevgi ve Şefkat
    Çocuklara iyi davranmak, onları sevmek, onlara karşı şefkat ve merhamet göstermek İslâm Dini'nin emirlerindendir
    Peygamber Efendimiz (sas), çocukları çok severdi Her gördüğü yerde çocuklarla ilgilenir, onları okşardı Bilhassa yetim
    çocuklara karşı müstesnâ bir ilgi gösterirdi Ashabına da bu konularda tavsiyelerde bulunurdu
    Sahabe-i Kirâm'dan Ebû Hureyre (ra) anlatıyor:
    Bir gün Rasûl-i Ekrem (sas), torunu Hz Hasan (ra)'ı öpüyordu O sırada yanında bulunan Akra bin Hâbis:
    - Benim on çocuğum var Fakat onlardan hiçbirini öpmedim, dedi
    Peygamber Efendimiz, (evlat şefkatinden yoksun olan bu adama baktı ve):
    "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz" Buyurdu(31)
    Hz Aişe (ranha) vâlidemizin anlattığına göre; bir defasında bedevîlerden bir grup insan, Rasûlullah'ın huzuruna gelmişlerdi Bir münâsebetle: "Sizler çocuklarınızı öper misiniz?" dediler "Evet" cevabını alınca, takındıkları olumsuz tavır üzerine Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyurdu:
    "Eğer Allah Teâlâ sizin gönüllerinizden rahmeti ve şefkati çekip almışsa ben ne yapabilirim? (sizin gönüllerinize şefkat ve
    merhamet koyabilir miyim?)"(32)
    Üsâme bin Zeyd (ra) şöyle der:
    Hz Peygamber (sas) beni bir dizine, Hz Hasan (ra)'ı da diğer dizine oturtur, sonra bizlere sarılıp:
    "Allah'ım! Ben bunlara merhamet ediyorum, sen de onlara merhamet eyle" derdi(33)
    Kız-Erkek Ayırımı Yapmamak
    Hz Âişe (ranha) vâlidemiz şöyle anlatır:
    Beraberinde iki kiz çocuğu bulunan bir kadın yanıma gelip, bir sadaka istedi Ben araştırdım ve bir hurmadan başka birşey
    bulamadım O hurmayı verdim Kadın hurmayı ikiye bölüp her birisine birer parça verdi, sonra da gitti Rasûlullah (sas) gelince
    durumu kendisine arz ettim Buyurdu ki:
    "Kim ki kendisine kız çocuk verilirse ve o da onlara ihsanda bulunursa; onlar kendisine ateşten hicap (perde) olurlar"(34)
    Allah Rasûlü (sas) Efendimiz, kız çocuklarının hor görülmesini ve çocuklar arasında kız-erkek ayırımı yapılmasını şiddetle
    yasaklamıştır Kız çocuklarını hor ve hakir görmek, çocuklar arasında ayırım yapmak uygun bir hareket değildir Bu hareket bir "Cahiliyye Çağı" âdetidir Cahiliyye çağında bazı kimseler kız çocuğuna sahip olmayı bir ayıp sayarlardı Kur'an-ı Kerim'de
    bunun doğru olmadığı şöyle belirtiliyor:
    "Onlardan birine kızı(olduğu) müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir"(35)
    "Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa
    toprağa mı gömsün! Bakın ki, hüküm ne kadar kötüdür"(36)
    Maalesef zamanımızda tekrar cahiliyye âdetlerine dönen ve kız çoçuklarını hakir gören bazı cahil kimseler vardır Hatta erkek çocuğu olmadı diye hanımını döven ve boşayan kimseler dahi mevcuttur Bu gibi hareketler hiç de doğru değildir Çocuğu veren ve hangisinin anne-baba hakkında hayırlı olduğunu bilen Allah Teâlâ'dır Allah'ın verdiğini güzel karşılamak ve o emaneti
    gereği gibi korumak da bizim görevimizdir Bir çocuk sahibi olmak için büyük servet ve para harcayıp da çocuk nimetini elde edemeyen aileler bizim için bir ders değil midir? Hem Allah Teâlâ evlat konusunda yegâne ve tek tasarruf sahibidir Çocukları o
    ihsân eder O isterse hiç evlat nasip etmez Dünyanın bir imtihan yeri olduğunu hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmamalıyız
    Çocuğun Ölümüne Sabretmek
    Evladının ölümüne sabreden ana ve babalar için de müjdeler verilmiştir Ölen çocuklar anne ve babalarını Cehennem'e karşı
    koruyan bir kalkan gibidir Çünkü evlat acısı, acıların en büyüklerindendir Evlat acısına sabretmek kolay değildir Çok büyük bir sabır ister Allah Rasûlü (sas), çocuklarının ölüm acılarını tatmış çok müşfik bir babadır
    Enes bin Mâlik (ra) anlatıyor:
    Allah'ın Elçisi'nin bir oğlu oldu Adını İbrahim koydu Çocuğu, Medine-i Münevvere'nin yüksek bölgelerinden birinde oturan
    Ümmü Seyf'e süt anneliğe verdi Bir defasında yine birlikte Ebû Seyf'in evine gitmiştik ki, çocuğu Allah Rasûlü'nün
    kucağında can çekişirken görmüştüm Allah'ın Elçisi'nin gözlerinden yaşlar boşanıyordu Bana şöyle söyledi:
    "Göz ağlar, kalp hüzünlenir Dilimiz ise Rabbimizin râzı olacağından başka bir kelime söylemez Ey İbrahim! Vallahi biz senin ayrılığından dolayı gerçekten pek hüzünlüyüz, pek kederliyiz"(37)
    Bir kadın, ölen çocuğu için aşırı derecede ağlayıp dövünürken, Peygamber Efendimiz (sas) onu teselli etmişti Kadın, henüz
    Peygamberimizi şahsen tanımadığı için;
    "Senin çocuğun ölmedi ki, sen bu acıyı bilemezsin," demişti
    Kadına, Allah'ın Elçisi tanıtılınca çok utanıp pişman olmuş, özür dilemiştir Peygamber Efendimiz (sas), şu sözleri ile o kadını
    teselli etmiş ve ümetlendirmiştir:
    "Yemin ederim ki sen, kendini çok sağlam bir duvar ile Cehennem'den korumuşsundur"(38)
    Bütün bu örnekler Peygamber Efendimizin, çocuklara nasıl davrandığını dolayısıyla da bizim nasıl davranmamız gerektiğini ortaya koymaktadır Bize düşen; geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza sevgiyle yaklaşmak, onlara örnek davranışlar sergilemek ve onlara karşı görevlerimizi mükemmel bir şekilde yerine getirmektir
    Çocuklara Tesir Eden Unsurlar
    Çocukların terbiye edilmesinde ve onlara yön vermede tesirli olan unsurların başında şunlar gelir:
    1- Aileler,
    2- Okullar,
    3- Basın-Yayın,
    4- Toplum, çevre; toplumda geçerli olan âdet ve gelenekler
    Bu unsurların hepsi de müspet olmalıdır
    (ÖZET OLARAK) ÇOCUKLARA KARŞI GÖREVLERİMİZ
    A- Çocuk Doğmadan Önce
    Yapılacak Görevler:
    1- Evlenirken dindar ve ahlâklı bir eş seçmek
    2- Nişanlanma ve evlenme törenlerinin haramlardan uzak ve İslâmî hükümlere uygun olması
    3- Çocuk ana rahmindeyken, annesinin helâl gıdalarla ve sağlık şartlarına uygun bir şekilde beslenmesi
    B- Çocuk Doğduktan Sonra
    Yapılacak Görevler:
    1- Çocuğa, Müslümana yakışan güzel bir isim koymak
    2- Sadaka vermek
    3- Doğan çocuk kız olsun, erkek olsun Allah'ın verdiği bir emanet olarak hoş karşılamak
    4- Çocuğu helâl süt ve gıdalarla beslemek
    5- Çocuğun talim ve terbiyesini güzel yapmak:
    a- Okuma yazma öğretmek
    b- Atıcılığı, yani harp sanatını öğretmek
    c- Yüzücülüğü öğretmek
    d- Biniciliği öğretmek
    6- Namaz kılmaya ve oruç tutmaya alıştırmak
    7- Çocuğu kötülüklerden ve zararlı alışkanlıklardan korumak:
    a- Alkol ve sigaradan korumak
    b- Uyuşturucu maddelerden korumak
    c-Müstehcenlikten korumak
    d- Zararlı yayınlardan korumak
    e- Kötü arkadaş çevresinden korumak
    f- Kumar ve şans oyunlarından korumak
    8- Millî ve manevi değerlere uygun tarzda yetiştirmek
    9- Vakti gelince evlendirmek Eş olacak kimselerde kısaca şu özellikler bulunmalıdır:
    a- Dinine bağlı iyi bir Müslüman olması
    b- Asil ve temiz bir âileden olması
    c- Namaz, oruç gibi farz olan ibadetlerini yerine getirip, haramlardan uzak olan bir kimse olması
    d- Tahsil ve terbiyesinin iyi olması
    e- Sözü -özü doğru; ahlâkı iyi, güvenilir bir kimse olması (39)
    Âile yuvası İslâmiyet'in emirlerine uygun bir şekilde kurulursa, dünya ve âhiret saâdetine vesile olur
    Çocuklarının saâdetini isteyen her ebeveyn, bu görevleri en iyi şekilde yerine getirmelidir


    DİPNOTLAR
    1- Abdulhak Hamid
    2- Meryem: 5
    3- Âli-İmrân: 38
    4- Saffât: 100
    5- Saffât: 101
    6- İbrâhim: 39
    7- İbrâhim : 40
    8- İsrâ: 6
    9- Şûrâ: 49
    10- Şûrâ: 50
    11- Riyâzü's-Salihîn, c 2, sh 73,
    Hadis No: 656
    12-Tirmizî, Sünen, c 3, Hadis no:
    2018
    13- el-Fethu'l-Kebîr, c 2, sh: 74
    14- Tahrîm: 6
    15- Hakk Dini Kur'an Dili, c; 6 sh:
    5112
    16-Seçme Hadisler, sh: 29, Diyanet
    Yayınları
    17- Age sh: 30
    18- Riyâzü's-Salihîn c1, Hadis No:
    229
    19- Kenzü'l-İrfan- 1001 Hadis, sh:
    179
    20- Keşfü'l-Hafâ, c 1, Hadis No: 84
    21- Ö Nasuhi Bilmen, Hikmet
    Gonceleri (500 Hadis) Hadis
    No: 67, Bilmen Yayınevi, İst
    1989
    22- Enfâl: 28
    23- Tegâbün : 15
    24- Münâfikûn: 9
    25- Bakara: 132
    26- Lokman: 13
    27- Lokman: 16
    28- Lokman: 17
    29- Lokman: 18
    30- Lokman: 19
    31- Seçme Hadisler, Sh: 167
    32- Seçme Hadisler, Sh: 167
    33- Buhârî
    34- Buhari ve Müslim
    35- Nahl: 58
    36- Nahl: 59
    37- İslam'da Çocuk, Sh: 48-49,
    Diyanet Yayını, Ank 1989
    38- Sahih-i Müslim, c 8, Sh: 103
    39- Bkz: Diyanet Aylık Dergi;
    Ağustos-1998, Sayı: 92; Şubat-
    1998, Sayı: 86,; Nisan-1998, Sa-
    yı: 88 özetlenmiştir
    40- Kur'an-ı Kerim Meâli, Türkiye
    Diyanet Vakfı Yayınevi



    Hz Peygamber (sas) ve Çocuk
    Bahattin AKBAŞ
    Elmadağ Vaizi



    Bugünün küçüğü, yarının büyüğüdür Hepimiz çocuk olarak dünyaya gelir, daha sonra yetişkin hale geliriz Bu nedenle çocuklar yarınlarımıza yön verecek ciğerparelerimiz, neşe dolu varlıklarımızdır
    Çocukların ellerinden tutmak, onları geleceğe hazırlamak en önemli hedeflerimizden biri olmalıdır Çocuklarına sahip çıkmayan, onları ihmal eden milletler bunun acısını çok acı bir şekilde hissederler Hayat ağacının meyvesi olan çocuklarımızı geleceğe hazırlamalı, onları her yönden yetiştirmeye çalışmalıyız Bu konuda alemlere rahmet sevgili Peygamberimizin ne gibi tavsiyeleri vardır? Kendisi çocuklara karşı nasıl davranmıştır?
    Herşeyden önce bir rahmet elçisi olarak çocuklara, küçüklere merhameti tavsiye etmiştir "Küçüğüne merhamet etmeyen,
    büyüğüne saygı duymayan bizden değildir" (1) Küçükler korunmaya, şefkat ve merhamete muhtaçtırlar Bu devrede onların en çok ihtiyaç duyduğu şeyler merhamet, ilgi ve sevgidir Bu konuda yine sevgili Peygamberimizin bir hatırasını nakledelim: "Bir gün Allah'ın elçisi; Hz Ali'nin oğlu, (torunu) Hz Hasan'ı öpüyordu Yanında da Temim kabilesinin ileri gelenlerinden Akra b Habis vardı" Dedi ki; "Benim on çocuğum var, ancak hiçbirini öpmüş değilim Bunun üzerine Hz Peygamber, "Şu bir
    gerçektir ki merhamet etmeyene merhamet olunmaz İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez" buyurdu
    Hz Peygamber, çocukları sevmenin, onlara merhamet duyguları beslemenin yanında, bunu ızhar etmenin gerektiği üzerinde
    durmuştur Evlatlığı Usame bin Zeyd anlatır: "Allah'ın elçisi beni bir dizine, Hasan'ı diğer dizine oturtur ve bizi bağrına
    yaslayarak şöyle derdi, Allah'ım, bunlara rahmet ve mutluluk ihsan eyle! Ben bunların hayır ve mutluluklarını diliyorum" (2)
    Peygamberimizin çocuklarla çocuk olup, onlarla oynadığı görülmüştür Ebu Hureyre rivayet etmektedir; "Şu iki kulağım duydu, şu iki gözüm gördü Allah'ın elçisi Hasan veya Hüseyin'i iki eli ile ellerinden tutmuştu Çocuğun ayakları kendisinin ayakları üzerindeydi
    - Çık, çık diyordu, çocuk, ayakları Allah'ın elçisinin göğsüne basıncaya kadar tırmandı Sonra çocuğu öptü ve şöyle dedi Ey
    Allah'ım bunu sev çünkü ben bunu çok seviyorum" (3) Yine sevgili Peygamberimizin çocuklara olan sevgisini onları gördüğü
    zaman bineğinin önüne veya arkasına almasında (4) görmek mümkündür
    Sevgi ile Terbiye
    O, çocuklara karşı sevgi ve şefkat duygularının neredeyse silindiği cahiliyye toplumunda, çocuklara değer vermiş, onlara olan sevgisini davranışları ile göstermiş, böylece o topluma bir mesaj vermiştir
    Yolda karşılaştığı çocuklara selam verir, onların hal ve hatırını sorardı (5) Çocukları okşayıp sırtına bindirmesi, bağrına basması, onlarla oyun oynayıp şakalaşması(6) O'nun çocuklara karşı nasıl bir tutum ve davranış sergilediği hakkında belli bir ipucu vermektedir O, çocukların dili ile konuşmakta, onların dünyalarına girerek sevgi dolu bir yaklaşım sergilemekteydi Rafi İbni Amri'l-Gıfari anlatıyor: "Henüz çocuk iken bir hurma ağacı taşlamıştım Beni Rasûlüllah (sas)'e götürdüler Şöyle buyurdu:
    Ey yavrucuğum; hurmayı niçin taşladın? Ben yemek için deyince Rasûlüllah: Yavrum bir daha hurmayı taşlama, altına düşenlerden
    ye" buyurdu Sonra başımı okşadı Allahım bu yavrunun karnını doyur diyerek dua etti" (7) Sevgili Peygamberimiz bırakın
    kızmayı, azarlamayı, önce çocuğa sevgi dolu ifadelerle yaklaşıp davranışının sebebini sormuştur Daha sonra ona nasıl
    davranması gerektiğini bildirmiş, yol göstermiştir Bu çok önemli bir terbiye şeklidir
    Ebu Seleme'nin oğlu Ömer (ra)'dan rivayete göre şöyle demiştir: "Ben Rasûlüllah (sas)'in terbiyesi altında bir çocuk
    idim Yemek yerken elim yemek kabının her tarafında dolaşırdı Rasûlüllah (sas) bana, ÔEy oğul! yemeğe başlarken, Allah'ın
    adını an, sağ elinle ve sana yakın olan tarafından ye!' buyurdu Bundan sonra ben, her zaman besmele ile, sağ elimden ve
    önümden yedim"(8) Rasûlüllah (sas)'in yaklaşımının ne kadar etkili ve olumlu olduğunu bu hadise ortaya koymaktadır
    Çocukların Hakları;
    1 Güzel Ad Koyma:
    Doğan çocuğa güzel ad konulması hadislerde tavsiye edilmiştir Hz Peygamber kötü şeyler çağrıştıran adları duyduğunda bizzat
    kendisi bunları değiştirerek güzel isimler koymuştur (9) Ayrıca "Siz kıyamet gününde kendi isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle
    çağrılacaksınız, öyleyse güzel isimler seçin"(10) buyurmuştur
    2 Güzel Terbiye:
    Çocuğu hayata hazırlamak, önce güzel ahlâk kazandırmak, temel dinî bilgileri öğrenmesini sağlamak ana babanın çocuğuna
    vereceği en güzel şeylerdir Bu aynı zamanda çocuğun ana-babası üzerindeki haklarındandır Ve ebeveynin görevidir Sevgili Peygamberimiz: "Bir baba evladına iyi bir terbiyeden daha güzel bir miras bırakamaz"(11) buyurmuştur
    3 Eşit Muamele:
    Çocukları arasında ayırım gözetmemek ve adaletli davranmak gerekir Bu hususta Sevgili Peygamberimiz, "Çocuklarınızın
    arasında adil olunuz" (12) buyurmaktadır Çocuklar arasında ayırım yapılması onların ruhlarında olumsuz etkiler
    bırakabilmektedir Bu durum çocuğun kardeşlerini kıskanmasına veya aşağılık kompleksine kapılmasına yol açabilmektedir
    Dolayısı ile ana-babaya düşen görev; sevgide, ilgi ve alâkada, diğer konularda adil olmaya çalışmaktır
    İbadete Alıştırmak
    Ağaç yaşken eğilir, sözü hepimizin malumudur Din duygusunun çok erken yaşlarda belirdiği (13) gerçeği de göz önünde
    bulundurularak, çocuklara dini alışkanlıkların kazandırılmasına çalışılmalıdır Bu nedenledir ki Hz Peygamber, "Çocuklarınıza 7
    yaşına geldiklerinde namazı emredin" (14) buyurmuştur Sahabeden Rubeyyi binti Muavviz bildirmiştir "Aşure orucu
    çocuklara da tutturulur, onlar için renkli yünden oyuncaklar yapılır Birisi yemek için ağladığında, bunlar verilerek, iftar vaktine kadar oynamaları sağlanırdı" (15) Buna göre çocuğa küçük yaşlarda ibadet şuuru ve alışkanlığı kazandırılmaya çalışıldığı görülmektedir
    Hz Peygamber, çocuklarına düşkün olan kadınları övmüş, her vesile ile onları çocuklarına karşı sevgi ve şefkatle davranmayı
    teşvik etmiştir (16) Özellikle kız çocuklarına ayrı bir önem verdiğini, onların terbiyeleri hususunda dikkat edilmesini, kötü
    duygular beslenmemesini, hor ve hakir görülmemelerini, onlarda hoşa gitmeyecek taraflar olursa buna sabırla katlanılmasını
    tavsiye etmiştir Çocuklarımız bizlere bir lütf-u ilahi, yarınlarımızın güvencesidir Hem kendimizi, hem de onları her türlü
    kötülüklerden, zararlı alışkanlıklarda koruyalım

    1- Tirmizi, Birr, 15, İbn Hanbel, Müsned, 257
    2- Zebidi, Tecrid Ter XII, 127
    3- Buhari, el-Edebu'l-Müfred, I, 264 285
    4- Müslim, VII, 335, Zebidi, Tecrid, X, 309
    5- Buhari, Edeb, 81, İsti'zan, 15, Müslim, Selam, 15
    6- Buhari, Fedailussahabe, 22, İbn Mace, Edeb, 3
    7- Ebu Davud, Cihad 85, İbn Mace, Ticaret, 67
    8- Buhari, Sahih, 2 Müslim, Sahih, Eşribe, 107 Müfred, II, 198, 187
    10- Ebu Davud, Edeb, 70
    11- Tirmizi, Birr, 33 İbn Hanbel 412
    12- Ebu Davud, Buyu, 83 Buhari, Hibe, 12,13 Müslim Hibat,13
    13- Bilgin, Beyza, İslâm'da Çocuk, s160
    14- Ebu Davud, Salat, 25, Tirmizi, Menakıb, 182
    15- Buhari, Savm, 47, Müslim, Sıyam, 136
    16- TDV İslâm Ansiklopedisi, III / 356, ilgili hadisler, Bkz Buhari, Nikah, 12; İbn Mace, Nikah, 62





    Paylaş
    Sohbetler ve Vaaz Konuları: Aile Her Türlü Faziletin Kaynağıdır Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Bir insan mümin biriyle evlenince ahiretini yüzde elli kazanmış sayılmaktadır diğer yüzde ellisi ise ona kalmıştır. Burada ailenin ne denli önemli olduğunu sadece bir örnekle anlamış oluruz çocuklara akrabalara ve topluma onlarca faydası da vardır.



islamda ailenin önemi vaaz,  aile hayatı ile ilgili vaaz,  aileyi korumak vaaz,  islamda aile hayatı ile ilgili vaaz,  islamda aile vaaz,  ailenin korunması vaaz,  aile üzerine vaaz