Makale ve Şiirler ve Sohbetler ve Vaaz Konuları Forumundan Sohbetler ve Vaaz Konuları: Dinde Zorlama Vardır Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Sohbetler ve Vaaz Konuları: Dinde Zorlama Vardır

    Reklam




    Allahû Tealâ'ya sonsuz hamd ve şükrederiz ki bir defa daha Yüce Rabbimiz bizleri bir zikir sohbetinde, bir dîni sohbette bir araya getirdi Dînimize giren hurafelerden bahsediyorduk İşte hurafelerden birisi de "Dînde zorlama vardır" ifadesidir
    Sevgili kardeşlerim, dîn Allah ile olan ilişkilerin esas yolunu çizdiği bir dizaynı içerir Biz insanlar diğer insanlarla ve Allah'la ilişki içersindeyiz Allah ile kul arasındaki ilişiklerde hiç kimsenin zorlanması söz konusu olamaz Örneğin namaz kılmak, Allah ile kul arasındaki bir ilişkiyi ifade eder
    Allah'ın emri, Allah'a ibadet etmektir Allah'ın emri, Allah'a kul olmaktır İbadet etmek de kul olmak da aynı kökten geldiği için; insanlar asırlar boyunca bu iki kelimeyi hep birbirine karıştırmışlardır Dolayısıyla ibadet etmekle abd olmayı aynı şey olarak kabul edenler ortaya çıkmıştır
    Zariyat Suresinin 56 âyet-i kerimesini “İnsanlar dünyaya ibadet etsin diye gelirler” şeklinde yorumlayanlar olmuştur Allahû Tealâ Zariyat-56'da şöyle buyuruyor:

    51/ZARİYAT-56:
    Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn(ya'budûni)
    Biz, insanları ve cinleri başka bir şey için değil; Bize, kul olsunlar diye yarattık

    "Biz insanları ve cinleri başka bir şey için yaratmadık Sadece kul olsunlar diye yarattık" diyor
    “li ya'budûn: Sadece Allah'a kul olsunlar diye” buyuruyor
    İbadet, kulluğun mutlak gerekli olan şartlarını içerir Tamam, ama bir insan Allah'a ulaşmayı dilemedikçe ibadetin bütününü yapsa, 80 yaşında ölen bir insan hayatının 65 yılında İslâm'ın 5 şartının 5’ini de gerçekleştirse; o kişinin kurtuluşu mümkün değildir O kişi sadece ibadet etmiştir ama abd olamamıştır, Allah'a kul olamamıştır
    Öyleyse taguta kul olmaktan kurtulmak ve Allah'a kul olmak ne zaman başlıyor? Allah'a ulaşmayı dilediğiniz zaman başlıyor Ondan evvel insanoğlu tagutun kuludur Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

    39/ZUMER-17:
    Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi)
    Onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar) Çünkü Allah’a yöneldiler (Allah’a ulaşmayı dilediler) Onlara müjdeler vardır Öyleyse kullarımı müjdele!

    Allahû Tealâ sahâbe için şöyle söylüyor: “Onlar taguta kul olmaktan içtinap ettiler, kaçındılar Kendilerini kurtardılar”
    Nasıl kurtardılar? Allah'a ulaşmayı dilediler, Allah'a yöneldiler ve taguta kul olmaktan kurtuldular
    Allahû Tealâ "ibâdi: kullarım” ifadesini kullanarak “Ve Allah'a kul oldular Kullarımı müjdele” diyor
    “Ya’budû” kul olma fiili "a’budû" kul demektir Öyleyse ya'budû kelimesinin başlangıçtaki y'si fiildir, kul olmak fiili "en ya' budûhâ" mastar şeklidir Burada kul kelimesi "a'bud" kelimesiyle ifade ediliyor "ibâdî" kullarım oluyor
    Zariyat Suresinin 56 âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ'nın kullandığı ifade neydi?
    Allahû Tealâ “Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn:
    Biz insanları ve cinleri başka bir şey için yaratmadık Sadece bize kul olsunlar diye yarattık" diyordu Öyleyse Allah'a kul olmak bir müessesedir
    Sadece Allah'a kul olabilenler kurtuluşa ulaşır Hiç kimse başka bir kimseyi Allah'a inansın diye, Allah'a ibadet etsin diye, Allah'a kul olsun diye zorlayamaz Bu, Allah'la kul arasındaki bir ilişkidir Allahû Tealâ başka hiç kimsenin müdahalesine müsaade etmez
    Peygamber Efendimiz (SAV)'e de diyor ki: "Sen hiç kimseyi hidayete erdiremezsin Ancak Biz erdiririz Hidayete erdirmek Bizim üzerimize vazifedir”

    28/KASAS-56: İnneke lâ tehdî men ahbebte ve lâkinnallâhe yehdî men yeşâ’(yeşâu), ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne)
    Muhakkak ki sen, sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin (onun ruhunu Allah’a ulaştıramazsın) Fakat Allah dilediğini hidayete erdirir Ve O, muhtedileri (hidayete erenleri) daha iyi bilir

    Sadece 2 tane alternatif vardır: Allah'a ulaşmayı dilemek veya dilememek Hangi şartların içinde olursanız olun, eğer Allahû Tealâ'ya ulaşmayı dilemiyorsanız, biliniz ki gideceğiniz yer cehennemdir Kendinizden başka hiç kimse sizi cehennemden kurtaramaz
    Öyleyse Allah'a ulaşmayı dilemek veya dilememek iradî bir konudur Kişisel iradeyi ilgilendirir Kişisel irade, kulun iradesi, cüz'i irade aynı iradedir Allah'a ulaşmayı dilemedikçe o kişinin dışardan yapılan bir tesirle mü'min olması, kurtuluşa ulaşması hiçbir zaman mümkün değildir Kişi mutlaka kendisi, kendi iradesiyle Allah'a ulaşmayı dilemelidir Dilediği taktirde mutlaka Allah'ın cennetine girer Ama başka biri o kişiyi hidayete hiçbir şekilde erdiremez Hidayetine sebep de teşkil edemez
    Her hâlükârda Allahû Tealâ'nın mutlak bir şartı vardır O kişinin cüz'i iradesi (kişisel iradesi) Allah'a ulaşmayı dilemek mecburiyetindedir O irade Allah'a ulaşmayı dilemedikçe, etrafındaki insanlar ona ne yaparlarsa yapsınlar o kişi hidayet üzere olamaz O kişi kurtulamaz Dışardan yapılacak olan bütün müdahaleler kimin tarafından yapılırlarsa yapılsınlar, o kişinin iradesine karşı bir zorlamayla kişi Allah'a ulaşmayı dilemiyorsa asla o kişiyi hidayete erdiremezler Peygamber Efendimiz (SAV) amcasını hidayete erdirmeyi istemez miydi? Elbette isterdi O yetimken amcası onu büyüttü Ama amcası Allah'a ulaşmayı dilemedi Peygamber Efendimiz (SAV)'in bütün ricalarına rağmen, amcası Allah'a ulaşmayı dilemedi
    Dilemezse ne olur? Kurtuluşu mümkün olmaz, hidayete eremez Dilemezse hidayet üzere olamaz Hiç kimse Allah'a ulaşmayı dilemedikçe hidayet üzere olamaz, hidayette olamaz Hidayete de hayli hayli eremez Öyleyse o kişi bizatihi kendisi hidayete ermeyi istemedikçe hiç kimse bir başkasını hidayet üzere kılamaz
    Allahû Tealâ'nın kişisel iradeye ne kadar değer verdiğini görüyoruz Bir kişinin cehennemden kurtuluşu Kur'ân-ı Kerim'de bir tek şarta bağlanmıştır: Allah'a ulaşmayı dilemek İkinci bir şart yoktur Herşey bu noktadan itibaren başlar Kişinin cenneti Allah'a ulaşmayı dilediği noktadan itibaren başlar Bu ise Allahû Tealâ'nın mutlaka o kişinin kalbinde göreceği, kalbinde işiteceği, kalbinde bileceği bir taleptir
    Allah kalbinizi işitir, bilir ve görür Kalbinizdeki sesi işitir Allah'a ulaşma talebini işitir Kalbinizdeki talebi görür Kalbinizdeki talebi bilir Öyleyse bir insan ya Allah'a ulaşmayı diler ya da dilemez Allah'a ulaşmayı dilemeyen bir kişiyi hiç kimse zorla Allah'a ulaşmayı dileme noktasına ulaştırmak imkânının ve aynı zamanda da yetkisinin sahibi kılınmamıştır Bu sebeple Allahû Tealâ "lâ ikrâhe fid dîni: Dînde zorlama yoktur” diyor Bakara Suresi 256 âyet-i kerimesi böyle başlıyor Niçin acaba âyet-i kerime “Dînde zorlama yoktur” diye başlıyor?

    2/BAKARA-256: Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lenfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun)
    Dînde zorlama yoktur İrşad yolu (hidayet yolu; Allah’a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolu; şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır
    Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah’a îmân ederse (mü’min olur, Allah’a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah’tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur Allah Sem’î’dir, Alîm’dir



    Paylaş
    Sohbetler ve Vaaz Konuları: Dinde Zorlama Vardır Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Dinde zorlama vardır gibi düşünceler dinin emirlerini bilmeyen kişilerin ortaya koyduğu iddialardır. Bir insanın dine girmesi için bir çok sebep gösterilir o kişi iradesini kullanarak seçimini yapar bu tür düşünceler dine bu hurefe düşünceleri yerleştirmek için söylenmektedir.