Makale ve Şiirler ve Sohbetler ve Vaaz Konuları Forumundan Vaaz ve Sohbet Konuları: Çevreyi Koruma, Temizlik Ve Önemi Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Vaaz ve Sohbet Konuları: Çevreyi Koruma, Temizlik Ve Önemi

    Reklam




    ÇEVREYİ KORUMA, TÜEMİZLİK VE ÖNEMİ[1]


    Çevre Kavramı
    "Çevre"; canlıların içinde yaşadığı ortamdır Bu ortamı, hava, su, toprak, bitki, hayvan, sıcaklık, soğukluk gibi canlı ve cansız varlılar oluşturur Bundan dolayı çevreyi; “canlıların yaşayıp gelişmesini sağlayan ve onları sürekli olarak etkileri altında bulunduran fiziksel, kimyasal ve biyolojik faktörlerin bütünlüğüdür” şeklinde tanımlamak mümkündür[2] Başka bir ifade ile çevre; insanla birlikte tüm canlı varlıkları, cansız varlıkları, canlı varlıkların eylemlerini etkileyen ya da etkileyebilecek fiziksel, kimyasal, biyolojik, toplumsal nitelikteki tüm etkenleri kapsamaktadır[3]
    Kainatın Bir düzen İçinde Yaratılması ve Ekolojik Denge
    Yüce Allah, insanın da içinde bulunduğu tabiatı canlı ve cansız varlıklarıyla birlikte bir düzen ve denge içinde yaratmıştır Bu düzen, yer yüzündeki canlıların yaşantılarını sürdürebilmesi için en ideali olup, herhangi bir eksikliği ve aksaklığı söz konusu değildir Kainatta var olan bu düzen ve denge “ekolojik denge” olarak da ifade edilmektedir Bu durum bazı ayetlerde şu şekilde ifade edilmiştir:
    اِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ
    "Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır" (Kamer, 54/49),
    وَالسَّمَاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْميزَانَ اَلَّا تَطْغَوْا فِى الْميزَانِ
    “O (Allah) göğü yükseltti ve dengeyi koydu Sakın dengeyi bozmayın” (Rahman,55/7,8),
    "ٍفَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرى مِنْ فُطُورٍ ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنْقَلِبْ اِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِئًا وَهُوَ حَسيرٌ
    “İşte çevir gözünü,bir çatlak görebilir misin? Sonra gözünü bir daha bir daha çevir, bak Nihayet gözün bir kusur bulamayıp yorgun ve çaresiz geri döner” (Mülk, 67/3-4)
    وَالْاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا فيهَا رَوَاسِىَ وَاَنْبَتْنَا فيهَا مِنْ كُلِّ شَىْءٍ مَوْزُونٍ
    "Yeri yaydık, oraya sâbit dağları yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik" (Hicr, 15/19),
    وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا عِنْدَنَا خَزَائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ اِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ
    "Hazinesi bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz" (Hicr, 15/21)
    Çağımızın en önemli problemlerinden birisi de, ekolojik dengenin bozulması ve bununla bağlantılı olarak çevre kirliliği sorunudur Yüce Allah, insandan, tabî çevrenin ve ekolojik dengenin korumasını, onların doğal düzenini bozmamasını istemektedir Aksi takdirde, bizzat insanın kendisinin bundan zarar göreceğini şöyle ifade etmektedir:
    ظَهَرَ الْفَسَادُ فِى الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِى النَّاسِ لِيُذيقَهُمْ بَعْضَ الَّذى عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
    “İnsanların kendi işledikleri kötülükler sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır Yanlıştan dönmeleri için Allah yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır” (Rum, 30/41)
    Bu ayet-i kerime, genel anlamda eko sisteminde bozulma ve kirlenme meydana geleceğini ve bunun sebebinin de insan olduğunu ortaya koymaktadır Günümüzde, dünyada somut hale gelen erozyon gerçeği, hava, su ve denizlerin kirlenmesi, bunların sonucu olarak da asit yağmurlarının yağması, iklim değişikliği gibi küresel çevre kirliliği ve sorunlarına sözünü ettiğimiz ayette işaret edildiğini, insanların asırlar önce böyle bir tehlikeyle karşı karşıya geleceklerinin ip uçlarının verildiğini görmekteyiz
    Kainatı bir düzen içinde yaratan Yüce Allah; bunu insanoğlunun istifadesine sunmuş ve insanı diğer varlıkların idarecisi ve yöneticisi olarak nitelemiştir Onların idarecisi olmak, kuşkusuz, onlarda bulunmayan özelliklerin insanda bulunması zorunluluğunu doğurur Cenab-ı Allah, insana diğer canlılardan ayrı olarak düşünme melekesini de vermiştir İnsan bu sayede, diğer canlı ve cansız varlıkları idare eder ve onlardan yararlanır Ancak, bu yararlanma, yaratana karşı şükretmeyi, sorumluluk duygusu içinde hareket etmeyi de beraberinde getirmektedir Nimetlere şükür konusunda insanın çok gevşek davrandığı şu şekilde dile getirilmektedir:
    وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلئِكَةِ اسْجُدُوا لادم فَسَجَدُوا الا اِبْليسَ لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِدينَ
    “Doğrusu biz sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada size geçim kaynakları sağladık Ne de az şükrediyorsunuz” ( Â’raf, 7/11)
    Bu ayetlerde; yaşayabilmek için çevreyi temiz tutup korumak ve bu nimetlere şükretmek gerektiği vurgulamaktadır Öyleyse, çevre sorunlarına duyarlı davranmak, bireysel ve toplumsal bir yükümlülüktür
    Dinimizin Çevre İle İlgili Öğretileri
    Dinimize göre; insanın yararına sunulan her şey Allah’ın bize verdiği bir nimet ve emanetidir Onları, verenin isteği doğrultusunda kullanmamız gerekmektedir Aksi takdirde emanete hıyanet etmiş olur ve bundan hesaba çekiliriz
    Kendimize; “çevreye karşı nasıl bir tutum içerisinde olmamız gerekir?” diye bir soru yöneltirsek, iki şeyin öne çıktığını görürüz Bunlardan birisi temizlik, diğeri de nimetleri ihtiyacımız ölçüsünde kullanmaktır Gerek Kur’an’ı Kerim’de gerekse Hz Peygamber’in sünnetinde her iki durum ayrıntılı olarak ele alınmıştır Bu öğretileri gerektiği şekilde yerine getirdiğimiz takdirde Allah’ın bize emaneti olan çevreye karşı tutumuzda yanlışlık yapmamış oluruz Şimdi bunları kısaca ele alalım:

    Çevre temizliği
    Yüce Allah, çevreyi insanın hizmetine vermiştir Öyle ise insan, kendisine hizmet eden caddelerin, sokakların, parkların, ormanların, akarsuların, göllerin, denizlerin, kısacası doğal çevrenin temiz tutulması ve korunmasıyla ilgilenmelidir Çünkü, insan olmadan çevre ve diğer canlılar rahatlıkla varlıklarını sürdürebilirler Fakat, çevre olmadan insanın varlığını sürdürmesi mümkün olmayabilir
    Temizlik, Kur’an-ı Kerim’de, taharet ve temizlenmek kökünden bir çok defa zikredilmiştir[4] Kur’an-ı Kerim’in ikinci inen süresinde yer alan, وَثِيَابَكَفَطَهِّرْ“Elbiseni temizle” (Müddessir, 74/4) ifadesi dinimizin temizliğe verdiği önemi göstermektedir
    Kur’an’da iç ve dış temizliği yönünden arınanların Allah tarafından sevildiği ve böyle bir temizliğe devam edilmesi gerektiği,
    إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ
    “Şüphesiz Allah tövbe edenleri sever, temizlenenleri de sever" (Bakara, 2/222) anlamındaki âyetle, ayrıca Allah’ın bizleri temizliğe kavuşturmak için gökten yağmur indirdiği,
    وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُمْ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً
    "Allah size gökten su indiriyor" (Enfal, 8/11) anlamındaki ayet ile bildirilmektedir
    Hz Peygamber de çevreyle ve onun korunmasıyla ilgilenmiştir O’nun, insanın yakın ve uzak çevresini temiz ve sağlıklı tutması, korumasıyla ilgili fiilen yaptığı ve sözle ifade ettiği pek çok şey vardır Bunlardan birkaçını burada zikredelim Peygamberimiz (as),
    ﺍﻟﻂﻬﻮﺭ شَطْرُ اﻻيمان
    “Temizlik, îmanın yarısıdır”[5]anlamındaki hadisinde beden, elbise, mekan ve gıda temizliğini kastetmiş, temizliğe önem vermeyen kişilerin adeta imanının yarım olacağını vurgulamıştır

    عُرِضَتْ عَلَىَّ أَعْمَالُ أُمَّتِى حَسَنُهَا وَسَيِّئُهَا فَوَجَدْتُ فِى مَحَاسِنِ أَعْمَالِهَا الأَذَى يُمَاطُ عَنِ الطَّرِيقِ وَوَجَدْتُ فِى مَسَاوِى أَعْمَالِهَا النُّخَاعَةَ تَكُونُ فِى الْمَسْجِدِ لاَ تُدْفَنُ
    “Ümmetimin iyi ve kötü bü-tün amelleri bana arz edilip gösterildi İyi amelleri a-ra-sında, yoldan atılmış olan “eza”yı gördüm Kötü amelleri arasında ise yere gömülmemiş tükürük de var--dı” [6]
    Bu hadiste Hz Peygamber, çevre temizliği ya da çevrenin kirletilmesi konusunda en ufak bir ayrıntının bile iyilik ya da kötülük olarak hesap gününde karşımıza çıkacağına vurgu yapmaktadır Çoğu zaman, bir çikolatanın ambalajını, sigaranın izmaritini, çekirdek kabuğunu ya da kendimize göre önemsiz saydığımız bir şeyi yollara atıveririz Bundan hesaba çekileceğimiz aklımıza bile gelmez Ancak, bu davranış, bizce ufak bir hareket olsa da, onun içinde, dar anlamda kul hakkına, geniş anlamda da kamu hakkına varan bir sorumsuzluk ve duyarsızlık örneği yatmaktadır Öte yandan sokakta ufak bir çöp atığı gördüğü zaman üzülen, gücü nispetinde onları temizlemeye çalışan insanlar da vardır Her iki insan tipini göz önüne aldığımız zaman, olgun bir insanla sorumsuz davranan bir insan arasındaki farkı anlamış oluruz
    Peygamber Efendimizden gelen bir rivayet şöyledir:
    اتَّقُوا اللَّعَّانَيْنِ قَالُوا وَمَا اللَّعَّانَانِ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ « الَّذِى يَتَخَلَّى فِى طَرِيقِ النَّاسِ أَوْ فِى ظِلِّهِمْ
    “Lânet edilen iki şeyden sakının!" buyurdular Ashab, “Lanet edilen iki şey ne--dir?” diye sordular Hz Peygamber de, “İnsan-la-rın yo--lu ve gölgelendikleri yeri hela olarak kul-lan-mak-tır” [7] buyurdu
    Günümüzde, insanların dinlenme ve piknik yeri olarak kullandıkları yeşil alan, ormanlık, ağaçlık veya park yerlerine, yiyecek ve piknik atıklarını bıraktıklarını ve bazı yerleri de tuvalet gibi kullanarak kirlettiklerini görünce; Hz Peygamber’in asırlar önce yaptığı bu uyarının ne kadar önemli olduğunu görmekteyiz
    Dinimize göre; insanların çevreyi temiz tutmaları Peygamber Efendimizin ifadesiyle sadaka vermeye denk tutulmuştur Nitekim Hz Peygamber bir hadisinde,
    وَتُمِيطُ اَﻷذَى عَنِ الطَّرِيقِ صَدَقَةٌ"
    “(İnsanlara) eziyet verici bir şeyi yoldan kaldırman sadakadır”[8] buyurmuştur
    Bu hadiste yapılması istenen “eziyet veren şeylerin giderilmesi” ifadesinin kapsamı gayet geniştir Yoldaki bir dikenden, evdeki bacadan çıkan kirlere; hayvan gübrelerinden atılan her türlü çöpe; arabanın eksozundan gürültüsüne; bağırarak konuşmadan kavgaya; kötü görünümlü olmadan edebe aykırı giyime kadar, maddi ve manevi hoşa gitmeyen rahatsız eden her şeyi kapsamaktadır
    Kültürümüzdeki “Arslan yattığı yerden belli olur” şeklindeki atasözümüz, çevre temizliğine verilen önemi göstermektedir Bu atasözünü geniş anlamda ele alırsak, bütün yer yüzü ve çevre insanlar için bir yataktır İnsan toplumsal bir varlık olduğuna göre, kendi yatağını koruduğu gibi, toplumun yatağını, yani çevreyi de kirletmemesi ve koruması gerekir
    Çevrenin temiz tutulmasının amacı, yer yüzündeki canlıların hayatlarını sağlıklı bir şekilde sürdürmelerini sağlamaktır Zira bir insanın ya da canlının kendisine yüklenen görevleri sağlıksız bir ortamda yerine getirmeleri mümkün değildir Sağlığın önemini Kanuni Sultan Süleyman şu şekilde dile getirmiştir:
    Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi,
    Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
    Çevre Sağlığının Bozulması
    Bu dünyada istifademize sunulan şeyleri, kendi ihtiyacımız ölçüsünde kullanarak israfa sapmamalıyız İsrafa gidersek, ekolojik dengenin bozulmasına sebep oluruz Ekolojik dengenin bozulması ise, tabiatta sağlıksız bir ortamın oluşmasını bu da canlıların hayatlarını dengeli bir şekilde sürdürememesi soncunu doğurur Örneğin av yapan bir kişinin, ihtiyacı olmadığı halde av hayvanlarını öldürmesi, ağaçlardan yakacak olarak yararlanan kişilerin genç ağaçları, ihtiyacından fazla bir şekilde kesip yerine yenilerini dikmemesi, ekolojik dengenin bozulması demektir Doğal ortamı tehdit eden kimyasal maddelerin tedbirsizce doğaya atılması ayrı bir aşırılıktır Bu durum Allah ve Resulü tarafından kınanmıştır Konuya ilişkin bazı ayet ve hadisler şöyledir:
    كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَلَا تَطْغَوْا فيهِ فَيَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبى وَمَنْ يَحْلِلْ عَلَيْهِ غَضَبى فَقَدْ هَوى
    “Size verdiğimiz rızkların temizlerinden yiyin, bunda aşırı gitmeyin ki, öfkemi hak etmeyesiniz Benim öfkemi hak eden kimse muhakkak mahvolur” (Tâha, 20/81)
    Yukarda sözünü ettiğimiz aşırılıklar, bu ayette ifade edilmiş ve yerilmiştirالاBir başka ayette aşırı gidip israfta bulunanlar şeytanın kardeşi olarak nitelendirilmiştir:
    اِنَّ الْمُبَذِّرينَ كَانُوا اِخْوَانَ الشَّيَاطينِ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّه كَفُورًا
    “Doğrusu saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir Şeytan ise, Rabbine karşı çok nankördür” (İsrâ, 17/27)
    Hz Peygamber, kuşların yuvalarının bozulmamasını, yumurta veya yavrularının alınmamasını istemiştir Anneleri gördüğü halde, yuvalarından kuş yavrularını alarak yanına gelen bir kişiye Hz Peygamber;
    ضعهنَّ عنك" فوضعتهنَّ، وأبت أمُّهُنَّ إلا لزومهنَّ
    “Onları aldığın yere götürerek annelerinin bıraktığı şekilde (yuvalarına) koy”[9]buyurmuştur Çünkü yavruları yuvasından alırken anneleri bunu görüyor ve yuvanın üzerinde dönüyordu Hz Peygamberin bu emri üzerine yavruları alan kişi, onları geri götürüp yuvalarına koymuştur
    İnsanların çevreye karşı sunumluluklarının bir çok ayrıntısından bahsetmek mümkündür Ancak bunlar arasında öyleleri vardır ki önem sırasında başta yer alırlar Başka bir ifadeyle, “çevreye karşı sorumluluğumuz içinde yer alan en hassas nokta nedir?” sorusunu kendimize yöneltirsek; bunun ağacın ve yeşilin korunması olduğunu söylememiz mümkündür Şimdi ana hatlarıyla bu konudan bahsedelim
    Ağacı ve Yeşili Koruma İle İlgili Dinimizin Emir ve Tavsiyeler
    Dünya hayatının vazgeçilmez nimetlerinden biri de ağaç ve yeşilliktir Ağaç, kapımıza eşik, soframıza kaşık, bebeğimize beşiktir Ciğerlerimize oksijen taşıyan, erozyonu önleyerek sel sularıyla sürüklenen topraklarımızı koruyan, kökünden, yaprağından, kerestesinden, çiçeğinden, meyvesinden gölgesinden, kokusundan, güzelliğinden yararlandığımız ilahi bir lütuftur
    Dinimizin öğretileri arasında, ağaç ve yeşillik sevgisinin çarpıcı örneklerinden söz etmek mümkündür Nitekim Kur’ân-ı Kerim’de cennet anlatılırken mey-ve-ler, hurma ve nar,[10] incir ve zeytin,[11] taneli yiye-cek--ler, üzümler, yon-calar, zeytinler, hurmalıklar, meyveler ve otlaklar,[12] di-kensiz sidir ağaçları, meyveleri küme dizili muz ağaçları, uza-mış gölge ve çağlayan sular[13] zikredilir
    “Altla-rın-da ırmaklar a-kan cennetler” anlamındaki âyet, yirmi kadar yer-de geç--mek-te-dir Cennet anlatılırken bağ, bahçe, bit--ki-ler, akan sular ve yeşillikler zikredilmektedir Cenne-tin en bü--yük özellik-lerinden biri olarak yeşillik vurgu-lan--mak-tadır Ce-hen-nemde ise; yeşilliğin adı yoktur "Cen---netler" ke-limesi ahiretteki cennetler için kul-la-nıldığı gibi dün-yadaki bağ ve bahçeler için de kul-la-nıl-maktadır Mesela “cennetler” kelimesi, bazı âyet--ler-de,

    مُشْتَبِهًا وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍوَجَنَّاتٍ مِنْ اَعْنَابٍ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ
    “ Üzüm bağları, zeytin ve nar Her biri birbirine benzer ve her biri birbirinden farklı” Enam, 6/99);
    وَجَنَّاتٌ مِنْ اَعْنَابٍ وَزَرْعٌ وَنَخيلٌ صِنْوَانٌ وَغَيْرُ صِنْوَانٍ يُسْقى بِمَاءٍ وَاحِدٍ وَنُفَضِّلُ بَعْضَهَا عَلى بَعْضٍ فِى الْاُكُلِ اِنَّ فى ذلِكَ لَايَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
    “Üzüm bağları, ekinler, bir kökten çıkan tek gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için deliller vardır” (Ra’d, 13/4);
    فَاَنْشَاْنَا لَكُمْ بِه جَنَّاتٍ مِنْ نَخيلٍ وَاَعْنَابٍ لَكُمْ فيهَا فَوَاكِهُ كَثيرَةٌ وَمِنْهَا تَاْكُلُونَ
    “Onunla (su) sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yiyorsunuz” (Mü’minun, 23/19) “bağ--lar”; bazı âyetler-de “bah-çeler” فَاَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ“Biz de onları (Firavun’un kavmini) bahçelerden, pınar başlarından çıkardık” (Şu’arâ, 26/57),َجَنَّاتٍ وَعُيُونٍ“bahçeler ve pınarlar”(Şuara,26/134)), anlamındadır Tekil olarak “cennet” ke--li-mesi Kur’ân’da yetmiş kadar âyette geçmek-te-dir Biz de buradan hareketle, yeşillik olmayan yer cehennem; yeşillik olan yerler de cen-net gibidir diyebiliriz
    Kur’an-ı Kerim’de cenneti tasvir eden, ağacın fayda ve güzelliklerini bildiren ayetlerin yanında, bizzat Hz Peygamber’in hicretten sonra Medine ve çevresinde giriştiği ağaçlandırma ve yeşillendirme faaliyetlerinden de söz etmemiz mümkündür
    Hz Peygamber Medîne ve Mekke Çevresini haram bölge ilen etmiştir Hz Peygamberin konuya ilişkin hadisleri şu şekildedir:

    الْمَدِينَةُ حَرَمٌ ، مِنْ كَذَا إِلَى كَذَا ، لاَ يُقْطَعُ شَجَرُهَا ، وَلاَ يُحْدَثُ فِيهَا حَدَثٌ ، مَنْ أَحْدَثَ حَدَثًا فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللَّهِ وَالْمَلاَئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ »
    “Medîne, şu--radan şuraya kadar haremdir Bu sahanın ağacı kesilmez,burada bida’t çıkarılmaz Kim bu Medine haremi içinde bida’t ortaya koyarsa, Allah2ın meleklerin ve bütün insanların laneti o kimse üzerine olsun ” [14],
    لاَ يُعْضَدُ عِضَاهُهَا ، وَلاَ يُنَفَّرُ صَيْدُهَا ، وَلاَ تَحِلُّ لُقَطَتُهَا إِلاَّ لِمُنْشِدٍ ، وَلاَ يُخْتَلَى خَلاَهَا
    “(Mekke’nin) di-ken---li ağacı kesilmez, av hayvanı ürkütülmez, yitik ilan ediciden başkası tarafından alınıp kaldırılamaz, ye---şil otu koparılamaz”[15]
    Zira, Kabe’ye Mes--cidi Haram; Mekke ve Medîne’ye iki ha---ram an-la-mında Haremeyn denilmektedir
    Kendi bölge-le-rinin de koruma altına alınmasını istemeleri üzerine Hz Peygamber, Taif civa-rı-nı da ha-ram böl-gesi ilan etmiştir Ka-be, Mek-ke’-dedir; Me-dîne’de ise, Efendimiz 10 yıl ka-dar yaşamış ve kabri orada bulunmaktadır Böyle bir özelliğe sahip olmadığı halde, Taif’in de haram bölge ilan edilmesindeki asıl amacın, çevreyi korumaya yönelik bir tasarruf olduğunu söylememiz mümkündür Belki de ta--rih-te milli park ve sit alanı ilk defa Efendimiz tarafından ilan edil-miş-tir
    Sözünü ettiğimiz haram bölgelerde, bir bit-ki-yi yolmak, bir karıncayı öldürmek dinen yasaktır Ya--pılan her bir yasak için ceza olarak verilecek belirli sa-dakalar vardır Burada, dini bir anlayışla doğanın korunması sağlanmaktadır
    Resulullah Zû Kad Gazvesinden dö-ner--ken Medîne yakınlarında Zureybu’t-Tavil adı verilen ye-re gel-di Ensar’dan Beni Harise soyundan bazı kişiler: “Ey Allah’ın Resulü! Burası bizim develerimizin ve koyun-ları-mı-zın otladığı ve kadınlarımızın çıktığı yerdir” dediler Bu sözleriyle el Gâbe dinelen yeri kastediyorlardı Bunun üzerine Peygamberimiz: “Kim bura-dan bir ağaç kesecek olursa, onun yerine bir ağaç diksin!” talimatını verdi Daha sonra herkes buraya ağaçlar dikti Burası kısa süre sonunda el-Ga-be diye şöhret bulan bir ormanlık oldu[16]
    Görülüyor ki Peygamberimiz, yeşil alanları korumayı, ağaç dikimini yaygınlaştırmayı İslâmi ve insanî bir görev olarak göstermiş ve bu konuyla ilgili olarak:
    إِنْ قَامَتِ السَّاعَةُ وَبِيَدِ أَحَدِكُمْ فَسِيلَةٌ فَإِنِ اسْتَطَاعَ أَنْ لاَ يَقُومَ حَتَّى يَغْرِسَهَا فَلْيَفْعَلْ
    “Kıyâmet kopmaya baş-ladığında, birinizin elinde bir ağaç fidanı bu-lunsa, kıyâmet kopmadan onu dikmeye gücü ye-terse, hemen diksin”[17]
    مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا ، أَوْ يَزْرَعُ زَرْعًا ، فَيَأْكُلُ مِنْهُ طَيْرٌ أَوْ إِنْسَانٌ أَوْ بَهِيمَةٌ ، إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ
    “BirMüslüman bir ağaç diker veya bir bitki ekerse, ondan kuş, insan ve-ya hayvan yerse, bu onun için sadaka olur”[18] buyur-muştur
    Hz Ömer de ormanların korunmasına çok önem verirdi Şöyle ki: Ziyad, Osman b Maz'un'un azatlısıydı Maz'un ailesinin Herre'deki toprağı, bu azatlıların idaresinde idi Ziyad diyor ki: Ömer bHattab abasıyla başı örtülü olarak bazen gün ortasında benim yanıma gelir, yanımda oturur, benimle konuşur, ben ona salatalık ve sebze ikram ederdim Ömer günlerden bir gün bana:
    "- Yerinden ayrılma, ben seni buraların idaresine memur ettim Medine etrafındaki ağaçları koparmaya, kesmeye müsaade etme Her hangi bir kimse ağaçlara dokunursa, o kimsenin ipini, baltasını al" dedi Ben:
    "- Elbisesini de alayım mı?" dediğimde, Ömer:
    "- Elbisesine dokunma" dedi[19]
    Doğal dengenin oluşmasında ağaç ve orman önemli bir rol oynar “Yaş kesen baş keser”ata sözü de, başta ormanlar olmak üzere yeşilliklerin korunması gerektiğini veciz bir şekilde ifade etmektedir Zira ormanlar, eko sisteminin akciğeri görevini yapmaktadır On dönümlük bir çam ormanı, bir yılda kırk ton saf oksijen üretebilmekte, bir kayın ağacı kırk kişinin karbondioksitini giderebilmektedir
    SONUÇ
    Genel anlamda çevreyi, özelde ağaç ve yeşillikleri koruyup temiz tutmak, bunun için her türlü tedbiri alıp üzerimize düşeni yerine getirmek, hem insani hem de dini görevimizdir Zira çevreyi kirletmek, sadece çevreye karşı işlenmiş bir kötülük değil, aynı zamanda aynı ortamı paylaşan diğer canlı ve cansız varlıklara karşı işlenmiş bir suçtur
    Hz Peygamber, bir hadisinde,
    المسلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ
    “Müslüman Müslümanın elinden, dilinden güvende olduğu kimsedir”[20] buyurmaktadır Çevreyi kirleten, doğal zenginlikleri fütursuzca kullanan bir kimse, dolaylı olarak diğer insanlara zarar vermektedir Dolayısı ile hadiste belirtilen güven sıfatını zedelemektedir
    Çevreyi temiz tutmadığımız, istifademize sunulan doğal zenginlikleri gereği gibi kullanmadığımız takdirde kul hakkına da tecavüz etmiş sayılırız Bütün bunlardan hesaba çekileceğimizi unutmayalım Zira insanın dünyada iken yaptığı her şey, ilahi mahkemede en ince ayrıntısına kadar değerlendirilecektir Konuya ilişkin bir ayette şöyle buyurulmaktadır:

    وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِمينَ مُشْفِقينَ مِمَّا فيهِ وَيَقُولُونَ يَا وَيْلَتَنَا مَالِ هذَا الْكِتَابِ لَا يُغَادِرُ صَغيرَةً وَلَا كَبيرَةً اِلَّا اَحْصيهَا وَوَجَدُوا مَا عَمِلُوا حَاضِرًا وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ اَحَدًا
    “Kitap ortaya konur Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez” (Kehf, 18/49)
    Bunun yanında, Kur'an'daki ekolojik prensipler ortaya konurken, Allah'ın varlığının delili olması bakımından kâinatın manevî değerinin yüksek olduğuna ve korunması gerektiğine vurgu yapılmaktadır Ayrıca Hz Peygamber'in kendi devrinde çevreciliği bir siyaset haline getirdiği, bu çerçevede boş arazileri ekim dikim alanı olarak değerlendirdiği ve Müslümanları buna teşvik ettiği bilinmektedir Medine, Mekke ve Taif şehirlerinin civarını, bugünkü tabiriyle sit alanı olarak adlandırabileceğimiz harem bölgesi ilan etmesi çok dikkat çekicidir Peygamberimiz’in bu örnek davranışını devam ettirmek, bizlerin de temel görevleri arasındadır
    İslâmî çevre anlayışının tarih içinde nasıl yaşatıldığını gösteren çok zengin bir birikim bulunmaktadır Hz Ebu Bekr'in savaş halinde uymak üzere askerlerine verdiği on emir bunun en güzel örneğidir Bu emirlerin birçoğu çevreyi korumaya matuftur
    Müslüman Türk kültüründe ekoloji konusu Türk toplumlarında hayvanlar ve kuşları korumaya yönelik vakıflar ve hastaneler kurulduğu, kuş evleri yapıldığı ve hâtıra ağacı dikme adetinin yaygın olduğu bilinmektedir
    Atalarımızın gerek doğaya ve gerekse hayvanlara ve kuşlara karşı olan bu sıcak yaklaşımlarının temelinde, Allah'ın yarattığı her şeye hürmeti öngören İslâmî dünya görüşü yatmaktadır
    Dinimize göre kainattaki varlıklar ilahî birer nimet ve emanettir Her birisinin bir yaratılış gayesi olduğu gibi, her birisi kendi lisan-ı haliyle Yüce Mevla'yı tespih ve zikretmektedir Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Allah çeşitli hayvan, bitki ve ağaç türlerine yemin ediyor, bal arısı ve karınca gibi hayvanlara vahy ettiğini bildiriyor Rahman Sûresi'nde Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
    َالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ وَالسَّمَاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْميزَانَ
    "Yıldız, bitki ve ağaç secde ederler Göğü Allah yükseltti ve mizanı (yani dengeyi) O koydu Sakın bu dengeyi bozmayın" (Rahman, 55/ 6,7)

    [1] Bu bölüm Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Burhan ERKUŞ tarafından hazırlanmıştır

    [2] Necmettin Çepel, Doğa Çevre Ekoloji ve İnsanlığın Ekoloji Sorunları, s38 Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 1992

    [3] Ruşen Keleş, Can Hamamcı, Çevrebilim, s28İmge Kitabevi Yayınları, Ankara 2002

    [4] bk Bakara, 2/125, 222, 232; Al-i İmran, 3/15, 42, 55; Tevbe, 9/103, 108; Maide, 5/6,41; Enfal, 8/11; Ahzab, 33/33,53; Hac, 22/26; Müddessir, 74/4; A’raf, 7/82

    [5] Müslim,Tahare, 1, I, 203

    [6] Müslim, Mesâcid, 57, I, 390

    [7] Müslim, Tahare, 68, I, 226

    [8] Müslim, Zekat, 56, I, 699

    [9] Ebu Davud, Cenaiz, 1, III, 469

    [10] Rahman, 55/68

    [11] Tin, 95/1

    [12] Abese, 80/27-32

    [13] Vakıa, 56/28-31

    [14] Buhârî, Fedâilu’l- Medîne, 1, II, 220

    [15] Buhârî, Lukata, 7, II, 94

    [16] Belazuri, Futûhu’l-Buldân, I, 17 Beyrut, 1958

    [17] Ahmed, III, 191, 184

    [18] Buhârî, Hars ve Muzara’a, 1, III, 66; Müslim, Musakat, 2, II, 1188

    [19] Belâzûrî, I, 12,13

    [20] Tirmizî, İman 12, V, 17; Nesâî, İman 8, VIII, 104-105



    Paylaş
    Vaaz ve Sohbet Konuları: Çevreyi Koruma, Temizlik Ve Önemi Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Çevre Temizliği
    Dr Arslan MAYDA

    Temizlik; tek yönlü tedbirlerle elde edilen bir iyilik hali değildir Bilim otoriteleri temizliği şu başlıklarla ele almıştır
    1) Ferdî (beden-elbise-yiyecek) temizlik
    2) Ev (mutfak-banyo- tuvalet) temizliği
    3) Çevre (atıkların uygun şekilde uzaklaştırılması) temizliği,
    4) Yeterli temiz su sağlanması
    Ferdî temizlik dendiği zaman, beden temizliği akla gelir Bunlardan cilt, el, ağız, burun, göz temizliği; saç, tırnak, koltukaltı, yüz, diş ve ayak bakımı akla gelir Dünya Sağlık Örgütü'nün, beden temizliği, el temizliği, ağız ve diş bakımının, önemi ve bunların korunma yollarına ait bilgileri mevcuttur Fakat, Dünya Sağlık Örgütü'nün tırnakların bulaşıcı hastalıklardaki tesirine, kılların temizliğine ve bulaşıcı hastalıklardaki rolüne ait ciddi yayınları yoktur Efendimiz (sas); tırnak, saç, sakal, bıyık bakımına, koltukaltı kılları ve avret yerlerinin temizliğine önem vermiştir

    Ferdî temizliğe rağmen, insan çevreden hastalık kapabilir Kişi ne kadar temiz olursa olsun, çevresi temiz olmadığı zaman, hiçbir şeye dokunmasa bile; hava, rüzgâr, böcekler ve diğer taşıyıcılar yüzünden hastalanabilir

    Çevre Temizliğini şu başlıklar altında toplayabiliriz:
    1) Elbiselerin temizliği
    2) Yiyeceklerin temizliği (Yakın çevre)
    3) Ev temizliği
    4) Sokak, cadde, mahalle, şehrin temizliği (Uzak çevre)
    5) Yeterli temiz su sağlanması

    1 Elbise Temizliği
    Giyim eşyalarının seçim ve bakımı, enfeksiyon yönünden önem taşır Orta Çağ'da, Avrupa'da yaşayanlar sıcak tutan ama temizlenmesi güç, yünlü giysiler giyerlerdi O çağlarda insanlar pek yıkanmaz, giysileri kirlenir, kokar, bitlenir ya da pirelenirdi Kokuyu gidermek için de otlardan yapılan esans kullanırlardı Ancak 18 yüzyılda pamuk ticaretinin başlamasıyla Avrupalılar, ilk kez ucuz, hafif, kolayca yıkanabilen iç çamaşırlarına kavuştular Üst sınıflarda ferdî temizlik yeniden önem kazandı 19 yüzyılda ferdî temizlik iyi yaşamanın bir şartı sayılmaya başlandı Vücut temizliği ve giyim eşyalarının daha sık değiştirilip yıkanması sonucunda, bit ve pirelerle birlikte veba ve tifüs gibi hastalıklar da kayboldu

    Müslümanlarda ise, namaz kılabilmenin olmazsa olmaz şartlarından birisi de elbise temizliğidir Dışkı ve idrar bulaşmış bir elbise ile namaz kılınamaz Yani Müslümanlar günde beş kez elbiselerinin temizliğini kontrol etmek mecburiyetindedirler Temiz giyinme konusunda Peygamber Efendimiz (sas)'in şu sözü, O'nun temizliğe verdiği ehemmiyeti açıkça göstermektedir: "Beyaz elbise giyiniz Zira beyaz elbise daha güzel ve temizlik açısından daha elverişlidir Ölülerinizi de bununla kefenleyiniz" Beyaz ve açık renkliler, üzerlerindeki kiri gösterdiğinden onların temizliğine ihtimam göstermek gerekir Avrupa'da 19 yüzyılda temiz giyimin değeri yeni yeni anlaşılırken, Müslümanlığı gerçek manada yaşayan insanlar, 7 yüzyıldan beri elbise temizliğine dikkat ediyorlardı

    2 Yiyecek Temizliği
    Çoğu mikrop ve parazit, içtiğimiz su ve yediğimiz yiyeceklerle bulaşır Bunun için annelerin ve özellikle gıda sektöründe çalışanların, yiyecekleri koruma hususunda özel bir itina göstermeleri gerekir Besin zehirlenmesine sebep olan bakterilerin başlıca kaynağı insandır

    İnsanların boğaz, burun, el, deri, bağırsak ve dışkısı bakteri yüklüdür Tüketilen diğer bir besin kaynağı da hayvanî ürünlerdir Tüketilen hayvanî besinler, bazen bakteri yatağı olabilmektedir Kedi, köpek vb evcil hayvanlar da bakteri yaymada oldukça tesirli olabilir Evcil hayvanlar, dolaştıkları yerlerden bakterileri eve taşır Sinek, böcek, haşere ve fareler de mikropları taşır ve bulaştırır Mutfak ortamındaki çöpler, mikropların oluştuğu bir yerdir Zamanında kaldırılmayan çöpler, böcek, sinek ve fareler aracılığı ile besinlere bakteri bulaştırabilir

    Besinlere bakteri bulaşmasını önlemek için şunlara dikkat etmek gerekir:
    - El yıkama
    - Burun temizliği
    - Tırnakların kesilmesi
    - Tuvaletten sonra ellerin iyice yıkanması
    - Yemek ve su kaplarının üzerlerini kapatmak

    İnsanın, tükürük, hapşırık ve aksırıktan besinleri koruması gerekir 1 gram tükürükte 100 milyon, 1 gram burun ifrazatında 10 milyon bakteri bulunmaktadır İnsanların % 30-50'sinin burnunda besin zehirlenmesi yapan stafilococcus aureus bakterisini taşıdıkları bilinmektedir Bu oran hastahanede çalışan personelde % 65-80'e çıkmaktadır Normalde ağız, burun ve solunum yollarında bulunan bakteriler, solunum sırasında havaya dağılır Normal konuşmada bu dağılım azdır Öksürme, aksırma ve yüksek sesle konuşma esnasında havaya verilen bakteri sayısı artar Kuvvetli bir öksürmede ağızdan 5000 damlacık çıktığı tahmin edilmektedir Hapşırmada ise bu damlacıkların sayısı 1 milyondan fazladır Bu damlacıklar, havada birkaç saat asılı kalabilir Besin taşıyan birisi konuşur, öksürür veya hapşırırsa, ağzındaki bakterileri, taşıdığı besine bulaştırır

    Evde öksüren birisi varsa, açık kaplara mikrop bulaştırır Ayrıca evcil hayvanlarla, sinek, böcek ve kemirgenlerle bakteri bulaşımını önlemek için, yiyecek ve içecek kapları kapalı tutulmalıdır İnsanoğlu sadece apartmanlarda ve korumalı evlerde oturmamaktadır İnsanların büyük çoğunluğu yüzyıllardır tek katlı evlerde veya çadırlarda yaşamıştır ve halen yaşamaktadır Dolayısı ile evcil hayvanlar sürekli, sinek ve kemirgenlerle iç içe yaşamaktadır Besin kaplarının üzerlerinin örtülmesi bu zararlılardan hastalık bulaştırmasını önler Zamanımızdaki ev ve apartmanlarda yaygın halde bulunan kalorifer böcekleri de açık kalmış yiyeceklerimize yeterince ortak olmaktadır Ve bazı hastalıkları bulaştırmakta tesirli olmaktadır Bunu önlemek için; çöpleri zamanında mutfaklardan uzaklaştırmalı ve gıdaları evcil hayvanlardan korumalıdır

    El yıkama, burun temizliği, tırnakların kesilmesi ve tuvaletten sonra ellerin suyla yıkanması ile ilgili Peygamber Efendimiz (sas)'in emir ve tavsiyeleri beden temizliğinde koruyucu hekimliktir Burada gıdaların bakterilerden korunmasıyla ilgili diğer hadislerini de hatırlayalım: "Kapların üzerini örtünüz Tulumbaların ağzını da bağlayınız Çünkü senede bir gece vardır ki, o gecede veba iner Kapağı olmayan her bir kabın yahut üzerinde bağı bulunmayan hiçbir tulumun yanından geçmez ki, içine bu vebadan bir şey inmesin" Vebanın pirelerle bulaşmasına karşılık, veba zatüreye sebep olmuşsa, o insan vebayı öksürük ve solunum havası ile de bulaştırır Zaten vebanın hızlı yayılması bu şekilde olur Eskiden veba zatüreye sebep olmuşsa, o kişi mutlaka ölmekteydi Avrupalı bir tabip yazdığı Lâtince bir mektupta, veba salgınında bir gecede dört bin kişinin öldüğünden bahseder Yani veba bir yere girdiği zaman, çok kısa bir zamanda yayılıyor ve hemen çoğu insanın ölümüne neden olabiliyordu Hadiste belirtilen, kapların ağızlarının örtülmesidir Yalnız veba mikrobu değil, diğer mikroplar da hava yoluyla gelip açık kaba yerleşebilir Peygamberimiz, kendisine açık bir kapta süt getirilmesi üzerine, "Üzerini kapatsanız olmaz mıydı? Bir tahta parçası ile de olsa üzerini kapatmalıydınız" buyurmuştur Yolda üzeri açık bir kapla yiyecek taşındığında, taşıyan kişinin öksürüğüyle veya hava yoluyla mikroplar bulaşabilir

    3 Ev Temizliği
    Geniş ve temiz evler salgın hastalıkların bulaşmasını azaltır Evlerde mutfakların temiz tutulması, çöplerin biriktirilmemesi önemlidir Çünkü çöpler bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur Ayrıca böcekleri de davet eder Meskenlerin gerek alan, gerekse oda sayısı itibariyle yeterli olması gerekir Peygamber (sas)'in ev plânını örnek alan Müslüman mimarlar, evin avlusunu binanın tamamlayıcısı olarak görmüş, avluyu evin dışa açılmış unsuru olarak kabul etmişler

    Konuyla ilgili hadisler:

    "Geniş ev, dürüst komşu ve rahat bir binek Müslüman kişinin saadetindendir"

    "Meskenlerin en iyisi geniş olanıdır"

    "Evin kötü olması, darlığı sebebiyle oturanlara kâfi gelmemesi ve kötü komşularının olmasıdır"

    "Çevrenizi ve evlerinizi temiz tutunuz Yahudilere benzemeyiniz Çünkü onlar süprüntüleri evlerinde biriktirirler

    "Evde çer çöp, süprüntü bulunduğu zaman o evden bereket kaldırılır"

    "Kirli bezleri evlerinizden dışarı çıkartınız Süprüntüleri evlerinizde biriktirmeyiniz Zira süprüntüler zararlı şeylerin barınağıdır"

    Hz Ömer (ra) de: "Peygamber (sas), çöplüklerde, mezbahalarda, hamamlarda, ağıllarda ve insanların gelip geçtiği yerlerde namaz kılınmasını yasakladı" demiştir

    Dar ve kalabalık evlerde üst solunum yolu enfeksiyonları ve bulaşıcı hastalıklar çok yaygındır İnsanlar çok yakın mesafelerde (70 cm'den aşağıda) günlük hayatlarını sürdürürken damlacık yoluyla hastalık aile bireyleri arasında sık yayılır O halde ev; geniş, temiz, çöplerin bekletilmediği bir yer olmalı

    Kur'ân-ı Kerim'de Kâbe'nin temizliğine dikkat çekilmesi çok önemlidir Kâbe özellikle Hac döneminde çok kalabalık olmaktadır Salgın hastalıklar, kalabalık ortamlarda çok kolay yayılır Kur'ân'ın mesajı evrensel olduğundan insanın yaşadığı her mekânın temiz tutulmasını emreder O halde insanların ortak kullandıkları mekânların temiz olmasına Kur'ân'ın bir emri olarak dikkat etmemiz gerekir Bu aynı zamanda hijyenin de bir gereğidir Tarihten bugüne mescitlerimizin oldukça temiz tutulduğu malumumuzdur

    4 Çevre Temizliği
    Peygamberimiz çevre temizliğine gereken önemi vermiş, Müslümanlar da her zaman bu emir ve tavsiyelere uymaya özen göstermişlerdir Çevreyi ve su kaynaklarını kirletmeme hakkındaki hadis-i şerifleri bir kez daha hatırlayalım:

    "Sizden biriniz sakın su içine idrar yapmasın Belki o sudan sonra abdest alması veya gusletmesi icap eder Yine sizden biriniz cünup olduğu zaman durgun suyun içine girerek yıkanmasın O sudan bir kap ile alarak dışarıda yıkansın"

    "İşlek yol üzerinde konaklamayınız (oturmayınız, yatıp kalkmayınız) Yol üzerinde abdest bozmayınız"

    Efendimiz (sas); "Sakın lânete uğrayanlardan olmayınız," buyurunca, sahabeler, 'Bunlar kimlerdir?' diye sordular Peygamberimiz de, "Herkesin gelip geçtiği yollara, gölgeliklere, su kenarlarına ve ağaçların altına abdest bozup kirletenlerdir" diye cevap verdi

    5 Yeterli Miktarda Temiz Su Sağlanması
    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) temiz ve yeterli suya ulaşma hakkını temel insan hakkı kabul etmiştir: "Bütün insanların, sosyal ve ekonomik durumu ne olursa olsun, temel ihtiyaçlarını karşılayacak temiz ve yeterli miktarda içme suyu elde etmeye hakkı vardır"(Birleşmiş Milletler Konferansı, 1977)

    Peygamber Efendimiz (sas)'in bu konferanstan 1340 yıl önce, temiz içme suyu temin edilmesini teşvik eden sözlerine bakalım: "Yedi şeyin ecir ve sevabı kişiye ölümünden sonra da ulaşır, defteri kapanmaz, sevap yazılmaya devam eder: İlim öğretmek, su getirmek, kuyu kazdırmak, kitap vakfetmek, ölümünden sonra kendisine arkasından dua edecek hayırlı çocuk yetiştirmek" Peygamberimiz insanlara temiz su sağlamanın sadece dünyada değil, ahirette de büyük faydalar sağlayacağını, açık bir şekilde dile getirmiştir Nitekim bu buyruklarla yetişen Müslümanlar, gittikleri her yerde su kanalları yapmışlardır Mimar Sinan'ın yaptığı su yolları ve çeşmeler buna güzel bir örnek oluşturur

    Peygamber Efendimiz'in getirdiği kurallar uygulansaydı, tarihteki salgın hastalıklardan hiçbiri olmayacaktı Nitekim WHO (Dünya Sağlık Örgütü)'da, temizlik kurallarının uygulanması ile aynı sonuca varılacağını iddia etmektedir Halbuki İslâmiyet'in getirdiği kurallar, temiz bir hayatı mümkün kılıyordu İslâmiyet, insanların hayat biçimini şekillendiren bir din olarak inmiştir Medeniyetin giremediği, girse bile etkili olamadığı ücra köşelerde yaşayan kişilerin, ferdî temizlik ve çevre temizliği konularında yeterli bilgi birikimi yoktur Bütün insanların tertemiz bir ortamda yaşama hakkı vardır İslâmiyet öncesi devirlerde de insanlara bu güzellikleri diğer peygamberler hediye etmişti




islamda temizlik vaaz,  çevreyikorumavetemiztutmaileyazı,  çevre ile ilgili sohbet,  temizlik sohbeti,  temizlikle ilgili vaaz,  islamda temizliğin önemi vaaz,  temizlik vaaz