Makale ve Şiirler ve Sohbetler ve Vaaz Konuları Forumundan Tarikatlardaki Zuhûrâtı, Tulûâtı, İlhamı Soran Müslümana Mektup Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Tarikatlardaki Zuhûrâtı, Tulûâtı, İlhamı Soran Müslümana Mektup

    Reklam




    : Selamünaleyküm hocam,
    Zuhurat nedir var mıdır ve hak mıdır? Gerek ………….. gerek ……………. hoca efendiler “Zuhuratta söyle gördüm, bana ilham edildi ve bana zuhuratta böyle göründü.” sözlerini kullanıyorlar/kullanmışlar. Hocam bunların manası nedir? İtikadımın bozulmasından korkuyorum. Gerek ………… gerek …………. gerekse ……… cemaati olsun hepsine gittim, denedim ama hocalarını çok mu övüyorlar ya da bu övgü kimden neyden kaynaklanıyor? İtikadıma zarar gelir mi? Cemaatlerden uzak duramıyorum ama kendimde arpa kadar yol alamıyorum.
    Size bir sorum daha olacak; bana “Sadece bir yere git bağlı ol.” diyorlar bu doğru mudur? Yirmi bir yaşındayım ve dinimi çok iyi öğrenmek ve hatta belki de öğretmek istiyorum. Nasıl bir yol izlemeliyim hocam? Allah razı olsun.
    CEVAP: Selamünaleyküm.
    Allah’a ve Peygamber aleyhisselama iman eden herkesin tartışmasız iki bilgi kaynağı Kur’an ve Sünnettir. İlk mü’min, Ebu Bekir radıyallahu anhtan itibaren bugüne kadar, içtihat düzeyinde ilmi olan hiçbir âlim, zuhurat veya ilhamı bilgi kaynağı olarak görmemiştir. Zuhurat denen şey, ibadet ve takvası üstün olduğuna inanılan kişilerin kalbine gelen işaretlerdir. Bunu, sıradan insanlara göre, daha iyi ve daha doğru şeyler düşünmeye layık bir insanın, “şu hususta şöyle olmasının uygun olacağı kalbime doğuyor, hislerim böyledir” demesi şeklinde anlayabiliriz. Bu şekilde olmasında hiçbir sakınca yoktur. Elbette, gecesi ve gündüzü Rabb’i ile başbaşa olan bir mü’minin kalp dünyasında, bizim gibilere göre daha manevi ağırlıklı rüzgârlar esecektir. Keşke hepimiz o noktaya gelebilsek!
    Şunu hiçbir şekilde unutamayız:
    “Zuhurat, tulûat, ilhamat…” adı ne olursa olsun, bunlar ancak âyet veya hadisin bulunmadığı, ümmetin ulemasının icma etmediği, fukahanın ağırlıklı bir fetvasının bulunmadığı serbest alanlar için muteber olabilecek şeylerdir. Siz bunu, “mubah alanlarda” şeklinde de anlayabilirsiniz. Mesela, adı ve vasfı ne olursa olsun hiçbir mü’min, namazın farz boyutu, mü’mine kadının tesettürü ile alakalı bir hususta, zuhurata dayalı olarak bir görüş belirtemez. Belirtirse bu onun, en azından iman zafiyetini gösterir. Fakat nafile umre yerine filan amelin daha makbul olacağına dair bir işaretten söz edebilir ki bu haktır. Zira böylesi, bir kanaat kullanmanın ötesinde bir şey değildir.
    Bir başka unutulmaması gereken husus da şudur:
    Zuhurat ve benzeri şeyler, sahiplerini bağlar. Mü’minlerin, fetva alır gibi zuhurat almaları düşünülemez. Çünkü fetva, bir hükümdür; kaynağı ve dayanağı bellidir, belli oranda bağlayıcıdır. Zuhurat ise kişiseldir ve bağlayıcı değildir. Mü’min olarak, ne birilerinin zuhuratının peşine düş ne de bu tür gelişmeleri reddet. Kendi derdine bak, ibadetini yap, şeytandan korun. Sabret, azimli ol. Arı gibi ol; balı var zannettiğin her çiçeğe kon, varsa balı al yoksa balı, uç git. Uç git, öbür çiçeğe, diğerine… Rabb’ine kavuşana kadar.
    Selamünaleyküm.
    Nureddin YILDIZ
    facebook.com/nureddinyildiz
    twitter.com/nurettinyildiz


    Paylaş
    Tarikatlardaki Zuhûrâtı, Tulûâtı, İlhamı Soran Müslümana Mektup Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Tarikatlar insanların doğru yoldan ayrılmamaları için birbirlerine destek vermeleri ve ibadetlerini dini emirler çerçevesinde artırarak yapmaları anlamına gelir.