Mumine.com ve Sizden Gelen Sorular Forumundan Kadının erkeklere benzeme konusu Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Kadının erkeklere benzeme konusu

    Reklam




    selamunaleykum

    Bir canta gordum hani hem erkeklerin hemde bayanlarin kullana bilecegi bir canta.

    Onu alsam erkeklere benzeyen kadinlara lanet olsun hadisi serif varya o bu durumdada gecerli olurmu

    Karar veremedim yardimci olursaniz sevinirim


    Paylaş
    Kadının erkeklere benzeme konusu Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    ve a.selam.
    Bu gibi eşyalardan sakınmak lazım.
    Bir hadisi şerifi hatırlayalım.

    Sana şüphe veren şeyi bırak, şüphe vermeyene yönel, hadisi şerifini açıklayabilir misiniz?


    "Sana şüphe veren şeyi bırak, şüphe etmediğini yap.” (Buharî, Büyü 3; Tirmizî, Kıyâme
    60.) buyurmaktadır.

    Bu hadisi şerif, haram olmayan, fakat şüpheli olan
    şeylerden sakınmayı emretmektedir. Bu hadisi teyit eden başka bir hadisi şerif
    de şöyedir:

    Nu'man b. Beşîr (r.anhuma)'dan rivayet edilmiştir;
    der ki: Rasûlullah (s.a.v)'ı şöyle buyururken duydum:

    "Şüphesiz helâl da bellidir, haram da bellidir. (Fakat) bunlar arasında (helâl mi, haram mı
    olduğu belli olmayan birtakım) şüpheli şeyler vardır; ben bu konuda size bir
    misâl vereceğim (bu konuyu size bir misâlle anlatacağım): Şüphesiz Allah (c.c)
    (girilmesi yasak olan) bir koru kurmuştur. Biliniz ki, Allah'ın korusu haram
    kıldığı şeylerdir. Şüphesiz hayvanlarını korunun etrafında otlatan kişi, her an
    oraya dalabilir ve şüphesiz şüpheli şeylere dalan kişi de (harama) her an esaret
    edebilir.”
    (Buhari, İman 39)

    Açıklama:

    Buharî'nin, Kitabu'I-İman'daki rivayetinin tercemesi şöyledir:

    "Helâl da bellidir, haram da bellidir. İkisinin arasındada (birtakım)şüpheli şeyler vardır
    ki çok kimseler onları bilmezler. Her kim şüpheli şeylerden sakınırsa ırzını da,
    dinini de kurtarmış olur.
    Her kim de şüpheli şeylere da­larsa, koru etrafında
    (hayvanlarını) otlatan bir çoban gibi, çok geçmeden içeriye dalabilir. Haberiniz
    olsun ki, her kralın bir korusu olur. Bilmiş olun ki, Allah'ın yeryüzündeki
    korusu, haram kıldığı şeylerdir. Yine haberiniz olusn ki, bedenin içinde bir
    lokmacık et (parçası) vardır. O iyi olduğu zaman bü­tün beden iyi olur, bozuk
    olduğu zaman da bütün beden bozuk olur. İşte o (et parçası)
    kalptir."


    Hz. Peygamber (s.a.v); haramlığı apaçık beli olan şeyleri koruya, haram mı yoksa helâl mi olduğu
    şüpheli olan şeyleri de korunun etrafına benzet­miştir.

    Yine Rasûlullah (s.a.v),
    günah olup olmadığı şüpheli olan şeyleri yapan kişiyi, korunun etrafında hayvan
    otlatan çobana benzetmiş ve bu çobanın hayvanlarının her an koruya girmesi
    muhtemel olduğu gibi, şüpheli şeyleri yapanların da her an günaha
    dalabileceklerini bildirmiştir.

    İbn Hacer el-Askalânî ve Nevevî'nin belirttiklerine
    göre; hadis-i şerif, ahkâmın üç kısma
    ayrıldığına i
    şaret etmektedir:

    1. Helâl olduğu
    açıkça belli olan hükümler.
    Bunlar, beyana ihtiyaç duy­mayacak kadar
    açık ve herkes tarafından bilinebilen şeylerdir. Ekmek ye­mek, yürümek, su içmek
    gibi.

    2. Haram olduğu
    açık olan ve haramlığı herkes tarafından bilinen şey­ler.
    İçki içmek,
    zina etmek gibi.

    3. Haram veya helâl olduğu açık olmayan şüpheli şeyler:

    Haram veya helâl olduğu şüpheli olan şeylerin
    nelerden ibaret olduğun­da âlimler ihtilâf etmişlerdir. Askalânî'nin
    belirttiğine göre, bu ihtilâfların hülasası şöyledir:

    a)
    Şüpheli şeyler, helâl veya haram oluşunda, ulemanın ihtilâf ettikleri; yani,
    kiminin helâl kiminin ise haram dedikleridir. At etinin hükmündeki ihtilâf, buna
    misâl gösterilmektedir.

    b) Helâl
    veya haram olduğunda ihtilâf edilen şüpheli şeyler, mekruh olan­lardır. Bu görüş, Maverdî'den
    nakledilmektedir.

    c) Haram
    ve helâl malı karışık olan bir kimseyle muamele yapılmasıdır. Bu görüş de
    Hattâbî'ye aittir.

    Hattâbî, "Onlar
    arasında şüpheli şeyler vardır."
    cümlesini izah ederken şu sözleri
    söyler ki, gerçekten kayda değer:

    "Yani bunlar, bazı insanlar için karışıktır. Yoksa
    onlar haddizatında karışık ve şüpheli, şeriatın aslında beyanı olmayan şeyler
    değildirler. Çünkü Cenab-ı Allah, hakkında hüküm bulunması gereken hiçbir şeyi
    delilsiz ve beyansız bırakmamıştır. Şu var ki, beyan; herkesin bilebileceği açık beyan ve usûl ilmine önem veren,
    nasların manalarını iyice anlayan, kıyas ve istinbât yollarını bilen ilim
    adamlarının dışında kimsenin anlayamayacağı gizli beyan olmak üzere iki çeşittir. Hadis-i
    şerifteki, "Onları insanların çoğu
    bilmezler."
    ifadesi, sözümüzün sıhhatine delildir."

    Hattâbî daha sonra, bir şeyin hükmünde şüphe eden
    kişinin durması ve şüpheden korunması gerektiğini, aksi takdirde harama
    düşebileceğini ifade eder.

    İşte tesbiti zor olan ve hükmü ancak âlimler
    tarafından çıkartılabilenler bunlardır. Âlimler ya nasla, ya da başka bir
    delille bu tür şeylerin hükümle­rini istinbât ederler. Onu ya haram ya da helâl
    sınıfına ilhak ederler.

    Şüpheli şeylere
    tam olarak haram veya helâl denilmemekle birlikte, bun­lardan kaçınmanın takvaya
    uygun olduğunda şüphe yoktur.
    İmam Azam Ebû Hanîfe ve Süfyân-ı
    Sevrî'nin: "Gökten yere düşmem, benim için "Nebiz (bir tür şarap) haramdır." diye fetva vermemden daha
    basittir; ama kendim onu asla içmedim ve içmem de." dedikleri rivavet edilir.


    Yine
    Hayâtü'l-Hayvân'da anlatıldığına göre; bir zamanlar Irak'­ta badiye koyunları
    ile, Kûfe'nin koyunları birbirine karışmış, koyun sahip­lerinin hakları
    ayırdedilemeyecek derecede birbirine girmişti. İmam Ebû Hanîfe Hazretleri, koyun
    cinsinin ortalama yedi sene yaşadığını öğrenmiş, o karışık koyunlardan olacağı
    korkusuyla yedi sene et yemeyi terketmişti.

    Demek oluyor ki,
    haram ya da helâlliği konusunda kesin hüküm bu­lunmayan şeylerin haram olduğuna
    fetva verilmese de onları işlemekten sakınmak takva gereğidir.
    Ancak,
    takva ile amel edeceğim diye vesveseye düş­memek, vesvese ile takvayı birbirine
    karıştırmamak gerekir.

    Meselâ, içine pislik karışmış olabilir diye
    akarsulardan abdest almamak, iyice mutmain olmak için abdest azalarını defalarca
    yıkamak, saatlerce tuvaletten çıkma­mak takva değil, vesvesedir.

    Hadisin bu rivayetinde olmamakla, birlikte, bundan
    sonraki rivayette bulunan; Buhari ve Müslim'in rivayetlerinde de yer alan bir
    cümlenin izahı­nı da burada vermek istiyoruz. O da Hz. Peygamber (sav)'in şu
    sözüdür:

    "Şüpheli
    şeylerden sakınan, ırzını ve dinini kurtarmış olur. Şüphelere dalan da harama
    dalmış olur."

    Hattâbî, bu cümleleri izah ederken söyler der:

    "Bu, cerh ve ta'dil konusunda önemli bir asıldır.
    Şüphelerden sakın­mayan kişinin, ırzını ve dinini ayıplanmaya ve dedikodulara
    hedef olmaya arzettiğine delildir."

    Buna göre; şüpheli şeylerden sakınan kişi; dini
    açısından noksanlıktan, ırzı açısından da ayıplanma ve dedikodudan korunmuş
    olur. Buradaki din sözü, Allah'a;
    ırz sözü de insanlara taalluk eden
    şeylerle ilgilidir.

    "Şüpheli şeylere
    dalan, harama da dalmış olur."
    sözünün manası, za­idinden anlaşıldığı
    gibi değildir. Çünkü öyle olsaydı, şüpheli şeyle haram arasında fark olmaması
    gerekirdi. Âlimlerin açıklamasına göre, bu sözün iki manaya ihtimali vardır:

    Birinci
    Mana:
    Şüpheli şeyleri âdet haline getirip onları devamlı yapan kişi,
    nihayet haramları işlemeye cesaret eder ve haram işler.

    İkinci
    Mana:
    Böyle bir kimse, dikkatsizliği âdet edinir ve yavaş yavaş
    haramlara dalar.

    Alimler, mekruhu
    çok işleyenin harama düşeceğini söylerler. Bu hadi­sin sonundaki, "Şüpheli
    şeylere dalan kişi, harama da cesaret eder." sözü de, yukarıda söylenenlere
    delildir.


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet