Mumine.com ve Sizden Gelen Sorular Forumundan Kin tutma engellenebilir mi? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Kin tutma engellenebilir mi?

    Reklam




    bana yapılan kötülük arasından 10 sene geçse dahi kin tutuyorum bu özelliğimi nasıl söndürebilirim? huyum sanırım:S
    can çıkmadıkça huy çıkmazmış
    bana boşver demeyin hem takıntı hastasıyım hem de gözüme kötülükleri geliyor çok üzdüler mahvettiler beni


    Paylaş
    Kin tutma engellenebilir mi? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Alıntı nureda Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bana yapılan kötülük arasından 10 sene geçse dahi kin tutuyorum bu özelliğimi nasıl söndürebilirim? huyum sanırım:S
    can çıkmadıkça huy çıkmazmış
    bana boşver demeyin hem takıntı hastasıyım hem de gözüme kötülükleri geliyor çok üzdüler mahvettiler beni
    buyur nureda konu hakkında hadisleri ve yazıyı oku
    belki kin gütmekten vaz geçersin İnşaAllah


    ----------------------

    İslamda kin tutmak caiz mi?


    Bir müslümanın müslümana kin duyması caiz değildir. Bu bakımdan başkasına duyduğu kini ifşa etmemesi bu yönde kişiyi mesul kılmasa da kin beslemesinden dolayı mesul olur. Eğer ifşa ederse gıybet etmiş olacağından ayrı bir günah işlemiş olur.

    İslam toplumunu ayakta tutan şeylerin en başta gelen esası kardeşliktir. Diline, rengine, ülkesine, sosyal yerine, ekonomik durumuna bakılmaksızın bütün inanan mü’minler kardeştir. “Mü’minler ancak kardeştirler.”(1) Din kardeşliği, kan kardeşliğinden daha kıymetlidir. Öyleyse İslam kardeşliğinin gerektirdiği bir takım haklar ve vazifeler vardır. Bu haklar ve vazifeler de Kur’an ve sünnetin açık nasları ile belirlenmiştir. Her müslümanın görevi, bunları yerine getirmek olmalıdır.

    Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur: “Müslümanın, müslüman üstündeki hakkı beştir: Selamını almak, hasta ziyaretine gitmek, cenazesine katılmak , davetine icabet etmek, hapşırınca yerhamükallah demek.” Müslim’in bir rivayetinde şu ziyade vardır: “Eğer seni davet ederse icabet et, senden nasihat taleb ederse ona nasihat et.”(2)

    Hadis-i Şerifte sayılan hak ve vazifelerin her biri, iyi insan, iyi Müslüman olabilmenin insani ilişkileri en üst seviyede tutabilmenin, kardeşliğin, dostluğun, yardımlaşmanın, sevinçleri ve kederleri paylaşmanın, şefkat ve merhamet toplumu olmanın temel unsurlarıdır. Selam, müslümanlar için adeta bir paroladır. Karşılaştıkları zaman aralarındaki ilk söz selamdır. Selamla mü’minler birbirlerine dua eder ve iyilik, esenlik temennisinde bulunurlar. Onlar hastalandıkları zaman birbirlerini ziyaret ederler. Bu da onları sevindirir,morallerini yükseltir. Müslümanlar sevinçli anlarında olduğu gibi üzüntülü zamanlarında da birbirlerinin yanında olmalıdır. İşte cenaze, bu üzüntülü anların en acıklı ve en ibretlisidir. Bundan dolayı cenazeye iştirak etmek müslümanın vazifelerinden biridir. Yine davete katılmak, önemli bir vazifedir. Davetler, zengini ve fakiri, yaşlısı ve genciyle mü’minlerin birlikte bulunduğu ve aralarında sevginin, muhabbetin, şefkat ve merhametin tezahürünün görüldüğü bir hayır meclisi özelliği taşır. Meşru olan davetlere katılma gereğinin sebebi de herhalde budur. Davetler, davet edenle, edilenin birbirlerine karşı saygı ve sevgisinin, insanı saymanın ve insan sayılmanın da en güzel görüntülerinden biridir. Hapşırıp “Elhamdülillah” diyen müslümana “Yerhamükallah” diye dua etmekte müslümanın görevlerindendir. Bütün bunlar müslümanın en küçük ayrıntılarda bile birbirlerine karşı bir takım hak ve vazifelerinin olduğunu göstermektedir.

    İnanan insanlar, aralarında kardeşlik, dostluk, yardımlaşma, şefkat ve merhameti temin edecek, İslam toplumunu ayakta tutacak olan hak ve vazifeleri kesinlikle yerine getirmelidirler. Maalesef günümüzde Müslümanların en büyük eksiği ve kusuru, din kardeşliğinin gereği olan hak ve vazifeleri icabettiği şekilde yerine getirmemeleri ve kişisel bir hayat sürmeyi tercih etmiş olmalarıdır. Bu sebeple aralarındaki mesafe açılmakta, mes’uliyet duygusu kaybolmakta, buğz, kin ve nefret gibi, İslamın haram kıldığı kötü huylar toplumu kasıp kavurmaktadır. Oysa ki İslam’ın emirlerine sırt çeviren toplumlar müslüman olduklarını iddia etselerde bu davalarında haklı sayılmazlar. Çünkü sözleriyle, tavırları birbirini tutmamaktadır.

    İslam toplumunun ayakta kalmasını, beşeri münasebetlerimizin düzenli olmasını istiyorsak İslam dininin ilkelerini gönülden benimseyelim, bütün benliğimizle ona teslimiyet gösterelim. Din kardeşlerimizle ilgili yapılan şu nebevi ikaza kulak verip gereğiyle de amel edelim. “Birbirinizle hasetleşmeyiniz, almayacağınız bir malın fiyatını müşteri kızıştırmak için artırmayınız. Birbirinize kin ve nefret beslemeyiniz. Birbirinize darılıp yüz çevirmeyiniz. Birinizin satışı üzerine başka biriniz satış yapmasın. Ey Allah’ın kulları, böylelikle kardeş olunuz. Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulüm ve haksızlık yapmaz, yardımını kesmez ve onu hakir görmez. (Peygamberimiz üç defa göğsüne işaret ederek buyurdular ki) Takva buradadır. Müslüman kardeşini hor ve hakir görmesi bir kimseye şer olarak yeter. Her müslümanın kanı, malı ve ırzı başka müslümana haramdır.”(3)

    Unutmayalım ki iyi müslümanlardan oluşan bir toplum her zaman ayakta kalacaktır.

    1- 49 Hucurat, 10.
    2- Buhari, Cenaiz, 2; Müslim, Selam, 4; Kütüb-i Sitte Muhtasarı, Prof.Dr.İ.Canan, c.10, s.110, Akçağ Yayınları.
    3- Müslim, Birr, 32; Riyazü’s Salihin, c. 2 , s.200, Erkam Yay

    Sorularla İslamiyet




    Kin Nefret duygularından nasıl kurtulabiliriz?

    Nefis terbiyesini "nefsi öldürmek" şeklinde uygulayanlar, nefsin hoşuna giden her şeyden uzak kalırlar. Bunun neticesinde; dünyayı sevmez, hırs göstermez, inat etmez, hiç öfkelenmez bir hale gelebilirler. Bunun da bir nefis terbiyesi olduğunu kabulle beraber, nefsi öldürmek yerine, onu hayra yönlendirmenin daha iyi olacağı kanaatindeyiz. Birincisi, huysuz atın yemini kısıp, onu zayıflatarak ona hakim olmaya; ikincisi ise, yemini normal verip, ama onu iyi bir terbiyeden geçirerek güçlü bir atla hedefe daha kısa zamanda varmaya benzer.

    Evet, dünyanın sevilecek tarafları vardır, sevilmeyecek yönleri vardır. Hırs gösterilecek yerler vardır, gösterilmeyecek yerler vardır. İnadın güzel olduğu durumlar vardır, çirkin olduğu durumlar vardır. Öfkenin kötü olduğu haller vardır, iyi olduğu haller vardır.

    Dünyayı, Cenab-ı Hakk'ın isimlerine ayna ve ahirete bir tarla(1) olarak sevmek güzeldir. İnsanın heveslerine hitab eden ve gaflet perdesi olan yönünü sevmek çirkindir. (2) İlimde ve hizmette hırs göstermek güzeldir, şöhret için malda ve makamda hırs göstermek çirkindir. Hakta inat etmek güzeldir; batılda inat etmek, çirkindir. Zalimlere öfke duymak güzeldir, müminlere öfke duymak çirkindir.

    İnsanda bulunan kin ve nefret duygularının yok edilmesi mümkün değildir.
    Ancak bunları istikamette kullanmak insanın elindedir. İnsan günahlara, nefsine ve şeytana karşı kin ve nefret duymalı, bu duygularını onlar için kullanmalıdır. Ancak nefsine değil de mümin kardeşine karşı kullanırsa kendisinde bulunan bu duyguyu yanlış yerde kullanmış ve günah işlemiş olur. Halbuki nefsimize ve şeytanımıza karşı bu duyguları kullanabilsek sevap işlemiş olacaktık. Bu hasletler insan için sevap mahalli olması insanın elindedir.

    İşte, nefsin mahiyetinde yer alan duyguların, arzuların hayra yönlendirilmesi, nefsin öldürülmesinden, yani büsbütün sesini kesmekten çok daha faydalıdır.(3) Bu ise, nefsin arzu ve isteklerine iyi bir mecra bulmak, onu hayırlı şeylere sevk etmekle olur; coşarak çevreye zarar veren bir nehrin önüne baraj yapmak ve onunla çevreyi sulamak gibi.

    Kaynaklar:

    1. Acluni, I, 412
    2. Nursi, Sözler, s.584
    3. bk. Nursi, Mektubat, Envar Neş. İst. 1993, s. 33-34.


    Sorularla İslamiyet






kin tutmak,  kin tutmaktan nasıl kurtulurum,  kin tutmak günah mı,  dinde kin tutmak,  islamda kin tutmak,  kin tutmamak için ne yapmalı,  kin tutmak için dua