Mumine.com ve Sizden Gelen Sorular Forumundan Günahlara aglayamamak Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Günahlara aglayamamak

    Reklam




    Kardeslerim Selamunaleykum

    merak ediyorum .. bazilari günahlarina aglaya bilirken, bazilari ise ne kadar kahrolsalar bile agliyamiyorlar .. bu neden kaynaklaniyorki?

    Günahlarina üzülen, mutsuz olan, ve hatalarini düzeltmeye calisan ama aglayamayan insan Rabbimin merhametinden uzakmidir aglayamadigi icin?

    bu konuda güzel bir dini sohbet dini makale, hadis, ayet .. varmi acaba?

    Allah (cc) razi olsun


    Paylaş
    Günahlara aglayamamak Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    ve aleykümselam........sorunuzun cevabı detayda .
    İbadetlerde Gözyaşı

    İnsan, hem gülen hem de ağlayan bir varlıktır. Bunun ölçüsünü kaçırmamak gerekir. Yani ne somurtacaksın, olur olmaz şeylere göz yaşı dökeceksin nede her şeyi unutarak şuursuzcasına kahkaha atıp hiçbir şeye umursamamazlık edeceksin islâm da orta yolu takip etmek esastır. Orta yolu takip edeceksin. müslümana somurtmak yakışmadığı gibi kahkaha atmakta yakışmaz. Başkalarını güldürmek için şaklabanlık yapmaktan da müslüman men edilmiştir.
    Peygamberimiz: “Çok gülmeyiniz, çok gülmek kalbi öldürür” buyurarak çok gülmekten men etmiştir. (Peygamberimizin Şemali, Ali Yardım: s.295)
    Hz Ömer(ra) da: “Çok gülenin heybeti azalır” demiştir. Hz peygamber güleç yüzlü idi. Müslüman da güleç yüzlü olacaktır. Allah rasulü buyurur. “Din kardeşini güler yüzle karşılamak gibi bir iyiliği sakın küçük görme (müslim birr: 144) güler yüz karşı tarafın içini rahatlatır, onu sevindirir. Bu da İslâm’da sadakadır, ibadettir.
    Genellikle insan dünyaya ağlaya ağlaya gelir, sıkıntılarla doğar. Bu dünyadan ayrılırken bazıları öyle bir hayat yaşar ki, güle güle tebessüm ede ede ayrılır. Bazıları da ağlaya ağlaya gider. Bazıları hayatın sonunda gülerken geride kalanları ağlatır. Bazıları ise kendisi ağlarken, kurtuldukları için başkalarını sevindirir.
    Ağlamak çoğunlukla nedâmet yağmurudur. Bazen de mânevî kapıların anahtarıdır. Ağlamak, gülmenin zıddıdır. Ağlamanın gülmek kadar faydası vardır.
    1-AĞLAMANIN MADDİ FAYDALARI:
    Ağlamak, ağlayabilmek Cenab-ı Allah’ın insan için bir lütfudur.
    İlim adamları göz yaşında üç madde tesbit etmişlerdir.
    a) Leuzin enkophalın: Morfin etkisi yapan maddedir. Bu maddeyi vücut ağrıların giderilmesi için stres esnasında salgılar.
    b) Prolaktın: beyinde salgılanır. Namilelerde sütün meydana gelmesini hızlandırır. Bu madde diğer zehirlerde olduğu gibi metabolizmaya zarar verir ancak ağlamakla vücuttan göz yaşı ile atılır.
    c) Lysozyme: Mikropları öldüren antibiyotik etkili bir proteindir. Psikolog Dr. Ulrich Beer şöyle demiştir: Yerinde ağla çok yaşa! Görülüyor ki, ağlamak insan vücudu için yararlıdır.
    Gözyaşı olmadan beden çoraklaşır. Yani rahmet yağmayınca toprağın çoraklaştığı gibi.
    Erciyes üniversitesi Tıp Fak. Göz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kuddusi Erkılıç: “İnsanlarda gözyaşı eksikliği ile ortaya çıkan “kuru göz“ hastalığı görme kaybına ve körlüğe neden olur.“ (27-11-2002-Vakit) şeklinde açıklanmıştır.
    Sevinçten veya üzüntüden dolayı akan göz yaşlarının gözü besleme ve mikroplara karşı koruma gibi faydası vardır. Göz yaşının akmaması veya az akması da görme kaybına kadar zararlı olabilir.
    Opr. Dr. Erol Demirci‘nin ifadesine göre, gözyaşı kapakla gözün saydam tabakası arasındaki kayganlığı ve ikisi arasındaki hareketi kolaylaştırır. Kimyevi maddeler ihtiva eden göz yaşı gözün beslenmesinin yanı sıra zararlı mikroplara karşı da antibakteriyel maddeler üretir.
    Kuru göz zararlıdır. Onun için ağlayana “ağlama!”denmemelidir. bırakın ağlasın. Pınar kurumasın, aksın, sulasın. Ağlamak Allah içinse, namaz da abdeste de mani değildir, bozmaz.

    2- AĞLAMANIN MANEVİ FAYDALARI:
    Sevgili Peygamberimiz: “Ölmeden önce ölünüz” diyor. Gafletten uyanmamızı ve nefsimizi alt etmemizi istiyor. “Bir göz yaşarırsa, Allah o gözün bulunduğu vücudu ateşe atmaz” buyuruyor.
    Hz. Ali(ra)’nin dediği gibi, rengin sarılığı, dudakların solukluğu ve gözlerin yaşlılığı, iyilerin ve salih kulların alâmetidir. Cenab-ı Allah müminler için. ”Hem ağlayarak yüzleri üstü secdeye kapanırlar. Hem de Kuran-ı işitmek onların kalp yumuşaklığını arttırır” buyuruyor: (İsra Sûresi: 109 )
    Hz. Peygamber şöyle buyuruyor:
    - “Gözlerinden Allah korkusundan sinek başı gibi yaş çıkan hiçbir kul yoktur ki o yaşlar yüzüne aksında onun yüzüne ebediyyen ateş dokunsun” (Ramuz el-Ehadis: 386/1 )
    - “Bir göz yaşarırsa, Allah o gözü taşıyan bedeni ateşe haram kılar.” (Ramuz el E-hadis: 371/8)
    Ağlamayan gözler göremez… Göz ağlamazsa. Gönül yumuşamaz …
    Göz yaşı günahları da siler. Yunusun ifadesiyle:
    Derviş Yunus Eydür ahî
    Göz yaşı siler günahı
    Hakka aşıkım vallahî
    Derdim vardır inlerim.
    Âdem (AS) da göz yaşı ile kendini affettirmiştir. Yağmurun yer yüzünü yıkadığı gibi göz yaşıda günah kirlerini yıkar.

    3- HZ. PEYGAMBERİN AĞLAMASI:
    Allah rasülü aslında çok güleç yüzlü idi hep tebessüm ederdi, onu anlatırken herkes bu ifadeyi kullanmıştır.
    Gazali derki:HZ peygamber gülerdi, sesi işitilmezdi o tebessüm ederdi, ama kahkaha ile gülmezdi, mübarek dişleri görünürdü.
    Hz. Aişe(ra): “Hz. Peygamberin kahkaha ile güldüğünü asla görmedim. O, ancak tebessüm ederdi.” demiştir. (Peygamberimizin Şemaili, Ali Yardım: s. 294)
    Allah Rasulü, ekseriyette daima hüzünlü ve tefekkür halinde bulunurdu. Bir gün ağlıyordu. Hz. Ebu Bekir(ra) O’na dedi ki:
    - Anam babam sana feda olsun Ya Rasulallah niçin ağlıyorsun? Cevap olarak Allah Resulü:
    - “Ümmetimin önünde uzun ve çetin bir yol var. Omuzlarında ağır yük ve bir çok günah var. Bu yüzden azaba uğrarlarsa diye endişe ediyorum” der. (Altınoluk Dergisi 191/21)
    Peygamberimizin namazda secde ettiği yeri gözyaşı ile ıslattığı olurdu. O’nun ashabı da gözleri yaşlı idi. Ağlayarak istiğfar ederlerdi. Bir günah işlerlerse kendilerini Mescid-i Nebevi’nin direğine (tevbe sütununa) bağlarlar, af edildiklerini hissedinceye kadar gözyaşı dökerlerdi.
    Abdullah B. Şihhir(ra) anlatır:
    “Bir gün Hz. Peygamberi ziyarete gitmiştim. O sırada namaz kılıyordu. İçinden bir ağlama sesi geliyordu ki, aynen ateş üstünde kaynayan bir tencerenin fokurtusunu andırıyordu.”
    Abdullah b. Mesud (ra) anlatır:
    “Rasulullah’la başbaşa idik, bana:
    - “Biraz Kur’an oku da dinleyelim” dedi. Ben:
    - “Kur’an size inmiştir Ey Allah’ın Rasulü!” dedim
    - “Oku, oku!” buyurdu. Ben, Nisâ Sûresi’ni okurken Allah Rasulü’nün gözün-den yaşlar akıyordu. (Peygamberimizin Şe-maili, Ali Yardım: s. 388)
    Allah Rasulü: “Kur’an okurken ağlayın. Ağlayamazsanız, ağlar gibi yapın” derdi. (Altınoluk Sohbetler 4/68)
    Salih Merri şöyle der: “Peygamber bana Kur’an oku” derdi. Okudum. “Hani gözyaşların?” dedi.
    Allah Rasulü’nün şefkatten ve merhametten dolayı da ağladığı görülmüştür.
    Ayrıca sevdiklerinin ölümü üzerine de ağlamıştır. (Bak. Peygamberimizin Şemaili, Ali Yardım: s. 389-390)
    Oğlu İbrahim’in ölümünde Enes(ra) Peygamberi ağlar görür O’na: “Sende mi ağlıyorsun Ey Allah’ın Elçisi!” der. Peygamber:
    - “Bu bendeki hal merhamettendir” demiştir.
    - Bir hadislerinde de: “Merhameti olmayanın gözleri yaşarmaz” buyurmuştur.
    Enes Bin Malik (ra) hazretlerinden rivayet olunuyor:
    Aleyhi’s-Salatü Ve’s-Selam efendimi-zin huzur-u saadetlerinde sessizce oturuyorduk. Bir müddet sükut ettiler. Sonra ağlamaya başladılar. Mübarek gözlerinden yaşlar boşalıyordu. Aradan bir müddet geçtikten sonra, tebessüm buyurup, sevinç ve sûrur ifadelerinde bulundular.
    Hz. Ömer(ra) hikmetinden suâle cesaret edebildiler. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:
    Şimdi gördüm ki kıyamet kopmuştu. Bütün mahlukat hesaba çekiliyordu.
    Ümmetinden iki kişi huzura çağırıldı. Birisi zalim, diğeri mazlum. O bîçare mazlum:
    - Ya Rabbi, bundan hakkımı istiyorum” diye şikayette bulundu. Bunun üzerine Cenab-ı Hak o zalime:
    - “Haydi! Bu mazlumun hakkını ver!” diye emir buyurdular. Adam:
    - “Ya Rabbi, sevaplarımın hepsini hak sahiplerine verdim. Hiç sevabım kalmadı. Bu adama, neyi veriyem?” dedi. Bu defa mazlum:
    - “Ya Rabbi, madem sevabı kalmadı, öyleyse alacağım kadar, günahlarımdan onun üzerine yükle” diye niyazda bulundu.
    Adama onun günahlarından verildi. Hiç sevabı kalmadığı gibi, bir yığın günahı da yüklenmiş olarak Cehenneme doğru götürülmeye başlandı. İşte bunun için ağladım.”



  3. 3
    4- FAYDASI OLMAYAN AĞLAMA
    Nice ağlamalar vardır ki; boşunadır, faydasızdır.
    Fudayl b. İyâd derki:
    “Gözle beraber kalp da ağlamalıdır. Gözle beraber ağlamayan kalp hastadır.”
    Demekki, ağlamak, göstermelik gözyaşlarıyla olmayacak. Böyle olursa, ağlarken görsün istenilenler, ağlamanın sevabını alır götürürler. Ağlayana sadece yaşlar kalır.
    Hacca giderken yakınlarından ayrıldığı için döktüğü gözyaşlarının damlasını oralarda dökmeyenler oluyor…
    Bir de dünya ve dünya kayıpları için akıtılan gözyaşları, ağlayanın mizanına konmayacaktır. Namazda dünya için ağlanırsa, akan gözyaşları namazın sevabını da alıp götürecektir.
    Eğer gösteriş için ağlanırsa, o kimseyi Cenab-ı Allah daha çok ağlatacak demektir. Bu ağlamaların hiç biri de fayda vermeyecektir.
    Ölenlerin ardından feryadı, saç baş yolmayı, aşırı derecede gözyaşı dökmeyi, dinimiz yasaklamıştır. Ölenin ve ağlayanın günahını arttırmaktan başka bir işe yaramaz.
    Fırsatları değerlendirmeyip, nedâmet duyarak ağlamanın da bir faydası olmaz. Cuma günü ezan vakti yaklaşmıştı yanımdakine dedim ki:
    - “Haydi Cuma’ya gidelim.”
    Ağlamaya başladı:
    - “Ben de Cuma’ ya gidecek hal mi var? dedi.
    Bu tür ağlayıp, sızlamanın da faydası yoktur.
    Hz. Peygamberin bir hadisi var, şöyle buyuruyor:
    “Allah’a ve ahirete inanan bir kadın için kocasının ölüsünün ardından üç geceden fazla yas tutması helâl değildir.” (Riyazüs-Salihin: 3/957)
    Başka bir hadislerinde de şöyle buyurur:
    - “Ağlayınız. Fakat şeytanın çığırtkanı olmaktan sakınınız. Zira ağlamak, göz ve kalpten oldukça Allah’tandır, rahmettendir. El ve sadece dille olduğu zaman ise şeytandandır.” (Râmuz el-Ehadis: 8/9)
    - “Ağlamak, merhamettendir. Bağırıp çağırmak şeytandandır.” (Age: 195/13)
    Sözün özü şudur: “Bir şey Allah için değilse, onda fayda yoktur, onda hayır yoktur.”
    Her şeyde niyet esastır.
    Rabbimiz ne güzel ifade ediyor:
    “Doğrusu güldüren de, ağlatan da Allah’tır.” (Necim Sûresi: 43) Rabbim, rızasına uygun ağlamak nasip etsin inşallah.

    5- NİÇİN YARATILDIK?
    Cenab-ı Allah bizi yaratmış, nasıl yaşayacağımız konusunda da talimatlar vermiş, hayatın gayesini belirtmiştir. İnsan değil, hiçbir şey başıboş değildir.
    Allah’ın elçisi de nasıl olmamız gerektiğini şöyle ifade etmiştir:
    “Dünyada garip yolcu gibi ol.”
    Bazıları: “Bu dünyaya ağlamak için gelmedik” diyor. Gülüp eğlenmeye hiç gelmedik. İmtihan salonunda insan gülüp eğlenebilir mi? Azrail’in önünde insan zevk sefa sürebilir mi?
    Ehl-i dünya için dünya hayatı oyun eğlenceden ibarettir. İnsan oyun ve eğlence yaratılmamıştır.
    “Dünyaya ağlamaya gelmedik” ifadesi, boş laftır. Cenab-ı Allah: “Boş lafı satın alanlar için rezil edici bir azab vardır” buyuruyor. (Lokman Sûresi: 6)
    Kur’an’da Necm Sûresi’nin 60 ve 61. ayetlerinde Rabbimiz bizi şöyle uyarıyor:
    “Gülüyorsunuz, ağlamıyorsunuz. Habersiz oyalanmaktasınız neden? Bu uyarıya, bu soruya cevap bulmanız lâzımdır.



  4. 4
    6- NİÇİN AĞLANIR?
    Hz. Peygamber (SAV) bir hadislerinde şöyle buyuruyor:
    “Ben sizin görmediğinizi görür, duymadığınızı duyarım. Eğer siz benim bildiğimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.” (Hz. Peygamberimizin Şemaili: s.387) buyurarak ağlayacağımız bir çok şey olduğunu bildirmiştir. Ama ne yazıkki, içinde bulunduğumuz gaflet, gerçekleri görmemize engel olmaktadır. Allah yanında Allah rızası için dökülen bir damla gözyaşı, Allah rızası için dökülen bir damla kan gibidir. Ah bilmemezliğimiz için, günahlarımız için, ağlayamadığımız için ağlayabilsek…
    Nuh Peygamberin adı “Şâkir” idi çok ağladığı için O’na Nuh denildi.
    Nuh (as) Cenab-ı Allah’a; “Yeryü-zünde kafir bırakma” dedi. Teklifi kabul edilmedi ağladı…
    Allah’ın yarattığı bir köpeği beğenmedi. Köpeği mi beğenmedin, yaratanı mı? denildi ağladı.
    İsyan eden oğlunu dalgaların arasında gördü. Babalık şefkatiyle “O benim ailemden” dedi. Kurtulmasını istedi, “o senin ehlinden değildir” denildi ağladı…
    Salih El-Merri şöyle der ağlardı:
    “Günahlar kalbi karartır bunu ancak ağlamak giderir. Günahlar pişman olunmazsa, günahlar ağlamaya mâni olur.”
    Allah’ın bir veli kulu:
    “Cehennem benim gibiler için yaratılmıştır” der ağlardı. “Cehennem korkusu beni uyutmuyor Allah’ım” der ağlardı.
    “Sami Efendi hazretleri, hep için için ağlardı. Nedeni:
    - İslâm Âlemi’nde zulmün bitmesi için ağlardı, günahlarının affı için ağlardı.
    - Kur’an dinlerken için için ağlardı.” (Altınoluk sohbetleri: 49)
    Gaflet ehlinin güldüğüne, marifet ehli ağlamıştır…
    Ahmet Er-Rifâi hazretleri, “ağlamak 5 türlüdür” der ve sayar.
    a) Hayâdan dolayı ağlama. Hz Adem (as)’in ağlaması gibi.
    b) Günahlar için ağlama. Hz. Davud (as)’un ağlaması gibi.
    c) Korkudan dolayı ağlama. Hz. Zekeriya (as) ağlaması gibi.
    d) Kaybedilen bir şeyden dolayı ağlama. Hz. Yakup(as)’un ağlaması gibi.
    e) Heybet sebebi ile ağlama. Diğer peygamberlerin ağlaması gibi.
    Bundan başka niçin ağlanır?
    - Cenab-ı Allah’a muhabbetten dolayı ağlanır.
    - Hz. Peygamber sevgisinden dolayı ağlanır. Hz. Sevban gibi
    - Cehennem korkusundan, kıyametin dehşetinden ağlanır.
    - Günahlardan dolayı ağlanır.
    Necip Fazıl şöyle der:
    “Ağlayın su yükselsin
    Belki kurtulur gemi
    Anne seccaden gelsin
    Bize dua et emi!”
    Hz. Peygamber de:
    “Diline sahip ol, evini geniş tut ve günahına ağla” demiştir.
    Mevlana ise:
    “Akıllılar önceden ağlar, ahmaklar sonradan ağlar” der.
    İnsan birçok sebepten dolayı ağlar. Ama Allah için ağlarsa, o yaşlar Cehennem ateşini söndürür.
    Hz. Peygamber:
    “Allah yanında iki damla sevimlidir. Geceleyin Allah için dökülen gözyaşı, diğeri de Allah yolunda dökülen kan” buyurmuştur.
    Allah’ın üzerimizdeki nimetleri düşünülünce, acziminden dolayı ağlanır…
    Şunu diliyorum: “Allah Rasulü’ne muhabbetten dolayı ağlayan Hz. Sevban’ın ve inleyen hurma kütüğünün hüznünü, rabbim bize versin, onların hallerinden bize de bir şeyler nasip etsin, inşallah. Hz. Sevban ayrılığa dayanamadı. Kütük: “Ben sensiz ne yaparım” diyordu.

    7- AĞLAYABİLMEK
    Herkes ağlayamaz. Ağlamak Cenab-ı Allah’ın bir lütfudur.
    Bu konuda Allah rasülü şöyle der:
    “Gözyaşı Allah’ın rahmetidir. Allah onu sevdiği gönüllere lütfeder. Ağlayınız. Ağlayamazsanız ağlar gibi olunuz.”
    Hz. Ebu Bekir (ra) de şöyle demiştir:
    “Sizden ağlayabilen ağlasın, ağlayamayan kendini ağlamaya zorlasın.”
    İnsan ağlarsa içi genişler, kalbi nurlanır, merhametli olur. Mum, gözyaşı dökmezse aydınlanır mı? Etrafını aydınlatabilir mi? Bulut ağlarsa yerdekiler can bulur…
    Prof. Dr. M. Es’ad Coşan şöyle der:
    “Kibir gözyaşı ile kırılır. Gözyaşı kalbin yumuşaklığı ile ilgilidir… Ağlamak için midenin boş olması lâzım, bir de tefekkürü çok yapmak lâzım…” (Güncel Meseleler: 1/132)
    Evet herkes ağlayamaz, kalbi kararan ağlayamaz, midesi temiz olmayan ağlayamaz. Acıma duygusuna sahip olmayan ağlayamaz. Günah deryasına dalan elbette ağlayamaz. Bu dünyada ağlamayanı Allah ahirette ağlatır.
    Haram lokma, kalbi öldürür. Günah kalbi karartır. Çok yemek gaflete daldırır. Bunlar kalbi katılaştırır, insanı merhametsiz yapar, ağlatmaz.
    Kalpte Allah’tan başka şeylere yer verilmişse o kalp nasıl ağlasın?
    Şair Osman Taş şöyle der:
    Her seher vaktinde ağla gözlerim
    Belki hatırına hasret bitecek
    Coşkun seller gibi çağla gözlerim
    Belki bu yaşlarla güller bitecek.

    Sen ağlarsan taşlar erir toz olur
    Sen ağlarsan dertler gider yaz olur
    Sen ağlarsan kışlar biter yaz olur.
    Belki viranede bülbül ötecek.

    Sen ağlarsan çok ederiz, azları
    Sen ağlarsan dost bağışlar bizleri
    Sen ağlarsan yakalarız izleri
    Belki de bu fakir dosta yetecek.

    Sen ağlarsan kolay gelir azıklar
    Sen ağlarsan yakın olur uzaklar
    Sen ağlarsan boşa çıkar tuzaklar
    Belki de sayende dertler bitecek.

    Sen ağlarsan dinecek yürekte acı
    Sen ağlarsan görünür tünelin ucu
    Sen ağlarsan düşecek zalimin tâcı
    Belki de Firavun Nil’de batacak.

    7- İNSANA BAZEN AĞLAMAK CEZADIR, BAZEN DE AĞLAYAMAMAK CEZADIR:
    Malik Bin Dinâr, ağlamama ve ağlayamamayı bedbahtlık olarak görür ve der ki:
    “Dünyaya düşkünlük bedbahtlıktır. Hayasızlık bedbahtlıktır. Kalbin katı olması bedbahtlıktır. Gözün yaşarmaması bedbaht-lıktır.”
    İnsanlar yapmamaları gerekirken yap-tıklarının cezasını çekerler. Bir de yapmaları gerekenleri yapmayınca cezalarını çekerler. Hiçbir şey fayda vermez. Acı çekerler ve çok ağlarlar.
    Nuh Peygamber kavminin helâk olacağını anlayınca dua etmek ister. Melekler O’na derler ki:
    - “Artık dua vakti geçti: “Vakit geçmeden ağlarsak, ağlamanın bir faydası olur.”
    Kur’an’da yüce Allah:
    “Yaptıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.” (Tevbe Sûresi: 82) buyurarak isyankarların, günahkarların yaptıklarının cezası olarak ağlayacaklarını bildirmiştir.
    Dünyada ve ahirette her şey ilâhî adalet dairesinde cereyan eder. Dünyada ağlamayanı Allah ahirette ağlatacaktır. Dünyada ağlayanı da ağlatmayacaktır.
    Cenab-ı Allah Kur’an’da:
    “Bilin ki Allah’ın dostlarına korku yoktur; onlar mahsun da olmayacaklardır.” (Yunus Sûresi: 62) müjde vermiştir.
    Gerçeği görmeyen eninde sonunda nedâmet duyacaktır.
    Yunus’un ifadesiyle:
    “Gidenleri görmez misin?
    Yeraltına girmez misin?
    Hak katına varmaz mısın?
    Nice olur halin ey gâfil.”

    Gerçekleri önceden görmek lâzım. Görmeye çalışmak lâzım. Mevlana bu durumu: “Akıllı olan işin başında ağlar, bilgisizler ise işin sonunda ağlar. Sen başta ağla, kıyamet günü pişman olma.”
    “Bela gelip çattıktan sonra feryat edip ağlamak ne işe yarar? Bu ah ve feryat, tuzağa düşmeden önce gerekir.” diyerek özetlemiştir.
    Yunus şöyle öğütler:
    “Bu fenada bir garipsin
    Gülme gülme ağla gönül
    Derdin dahi çoktur senin
    Gülme gülme ağla gönül.

    İşin gücün cevr-ü cefâ;
    Bu dünya kime kıldı vefâ
    Hani Muhammed Mustafa
    Gülme gülme ağla gönül”

    Son olarak şöyle diyelim; insanı güldüren de Allah, ağlatan da Allah’tır. Rabbim gülünecek yerde, gülünecek kadar güldürsün. Ağlanacak yerde de ağlanması gerektiği kadar ağlaya bilmek nasip etsin.
    Ağlamaya o kadar çok ihtiyacımız var ki, ah gönülden ağlaya bilsek. İşte o zaman rahatlayacağımıza inanıyorum. Göz yaşı ile kalplerin, gönüllerin ve her türlü katılığın yumuşayacağına inanıyorum. Göz yaşının sel gibi günahları silip süpüreceğine inanıyorum. Ağlamanın Allah’a giden yol da engellere köprü olacağına inanıyorum. Göz yaşının Allah’la aradaki perdeyi kaldıra-cağına inanıyorum.



  5. 5
    ve aleykumusselam Hicret
    ağlamak için gerçekten yüreğinin yanması gerek
    ne demiş gönül adamı Mevlana
    ''Yürek yanmadıkça göz yaşarmaz''


    Günahlarina üzülen, mutsuz olan, ve hatalarini düzeltmeye calisan ama aglayamayan insan Rabbimin merhametinden uzakmidir aglayamadigi icin?
    insan bazen yda bazı insan gözyaşlarını içine akıtır
    o hep dalgın ve hep düşüncelidir
    inan ki bu zahirde ağlayan görünenden daha çok yanandır
    Kalbimizin en ücra köşesini tek bilen
    hiç şüphesiz Allah'u Teala'dır.





insan neden ağlayamaz dinimiz islam,  insan neden ağlayamaz,  dinimizde ağlayamamak,  ağlamak günahlara kefaret midir,  aglayamamak neden olur,  günahlarına ağlamak,  dinimizde ahliyamamak