Mumine.com ve Sizden Gelen Sorular Forumundan Ayetin konuşması .....allahütelanın gerçekten benle konuştuğuna inanmaktayım.bu duyguyu hisseden var mı?hikayesini paylaşabilir mi? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Ayetin konuşması .....allahütelanın gerçekten benle konuştuğuna inanmaktayım.bu duyguyu hisseden var mı?hikayesini paylaşabilir mi?

    Reklam




    Aslında bunu paylaşmak istemiyordum Bana özel kalsın istemiştim Ama RABBİM içime ilham verdi ekleyeceğim
    Daha dün ilkindi namazında kendim gibi düşünmeyen akrabalarım içinve özel bir insan için dua ettim Doğru yola getir RABBİM DEDİM Kuran-ı kerimin arapça okunmasının anlamsız olduğunu düşünen bu akrabalarımla söz diyaloğuna girmedim çünkü anlayacak değildiler İçin için üzüldüm namazda duamdan sonra KURANI KERİMİ elime aldım Şimdi sizde alıp açın okuyun Göreceksiniz




    nahl suresi sayfa 280 ayet 103
    yemin olsun ki biz onların mutlaka ona bir insan öğretiyor dediklerini biliyoruz Kasdettikleri adamın dili yabancı bir dildir Oysa bu peygamberin konuştuğu apaçık bir arapçadır
    Allahın ayetlerine inanmayanlar var ya işte Allah onları hidayete ulaştırmaz Onlara acı veren bir azap vardır Yalanı ancak Allahın ayetlerine inanmayanlar uydururlar onlar yalancıların kendileridir Kalbi imanla dolu olup inkara zorlananın dışında kim Allaha iman ettikten sonra onu inkar ederde ancak gönlü ettiği inkarı hoş görürse onların üzerine Allahın bir gazabı iner onlar Allahın kalplerinii gözlerini kullaklarını mühürledği kimselerdir







    Yukardaki ayeti kendim açımdan ele alırsam dinle kardeşim





    Akrabam kuranın arapça okunmasının önemsiz olduğunu türkçe olarak okunması gerektiğini söylemekte Anlamadıktan sonra oku oku dur saçma diyordu
    Ben namazda bu cümlemeye kafamı takmış onlar için dua ediyordum Sonra kuranda ki kitabımız kaç sayfa?
    Elime alıp açtığım yerin bu cümleden başlaması ne ilginç değil mi?
    Kasdettikleri adam kuranda PEYGAMBERİMİZ SAV ama benim açımdan okuduğun zaman eşim Çünkü eşim onlara göre çok dindar bağnaz yobaz geri kafalızaten çok tauflarına gitti onunla evlenmem
    O dil türkçe peygamberin ki arapça
    Buyur bakalım))
    Daha pek çok örnek verebilirim hayatımdan
    ALLAHA İNAN DÖNÜŞÜMÜZ MUTLAKA ONA OLACAK

    ŞİMDİ türkiyede zaman ilkindye yakın ABD de de geceyarısıburası aydınlık dünya orası ahiretburası yaşam orası karanlık ölümgündüz -gece))))o kadar çok işaret var ki görmek isteyeneama İSTEYENE



    Yukardaki cümlelerimi başka bir sitede atesist olan birine yazdım. Avusturalyalı adamın müslüman olma hikayesinide eklemiştim video olarak. Bu sitede de var. MÜslüman olanların hikayesini izleyelim mi başlığı altında. Orda ki avusturalyalı gencin başına gelenler benim başıma da geliyor. Buna daha evvel garip yaklaşım içinde bulundum ama şimdi duamın kabul olduğuna inanmaktaım çok şükür. Bu yazıyıda oraya ekledim. Dilerim o gencin gözleri açılır.Sizde paylaşmak istediğiniz bu tür olayları buraya ekleyin lütfen.


    Paylaş
    Ayetin konuşması .....allahütelanın gerçekten benle konuştuğuna inanmaktayım.bu duyguyu hisseden var mı?hikayesini paylaşabilir mi? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    KURUANI ARAPÇA OKUMAK HAKKINDA


    Kur`an-ı Kerim`i indirildiği Arapça
    ile okumanın fayda ve hikmetleri sayılamayacak kadar çoktur. Onlardan sadece bir
    kaç tanesini arz ediyoruz:
    1. Kur`an`ı orijinal
    Arabçası ile okuyan ibadet etmiş olur, bu okuma insanı Allah`a yaklaştırır,
    anlamaksızın dahi olsa okuyorsa sevap kazanır. Anlayarak okuyan ise ücret üstüne
    ücret elde eder. Yüce Allah`ın:

    "Allah`ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve
    kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarfedenler, asla
    zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler. Çünkü Allah, onların mükafatlarını
    tam öder ve lütfundan onlara fazlasını da verir. Çünkü O, çok bağışlayan, şükrün
    karşılığını bol bol verendir."1 âyet-i celilesinde de ifade edildiği gibi,
    Allah`ın kitabını okuyanlar methedilmiş, Kur`an`ı mücerret okumak dahi namaz
    kılmak gibi ibadetlerden sayılmış, hatta Kur`an tilaveti namaz kılmak gibi çok
    önemli bir ibadetten önce zikredilmiştir.

    Hz. Peygamber (a.s.m)`da: "Kim Allah`ın kitabından bir
    harf okursa onun için bir hasene vardır. Bir haseneye on misli sevab verilir.
    Ben Elif Lam Mim bir harftir demiyorum. Elif bir harftir, Lam bir harftir, Mim
    bir harftir diyorum."2 hadislerinde Kur`an`ı bizzat okumanın ibadet sevabı
    kazandıracağına dikkat çekmişlerdir. Ki, Kur`an bu özelliği ile ayrıcalık
    kazanmış, başkalarına fark atmıştır.

    2. Kur’an-ı Kerim’i Arapça okumak, Allah`ın bundan
    önceki kitaplarının başına gelen tebdil ve tahriften O’nu korumak içindir.
    Cenab-ı Hakkın mânâsını anlamasa dahi Kur`an`ı okuyanlara büyük mükafat va`d
    etmesi, Kur`an`ın koruması ve bekası için en mühim saiklerden biri olmuştur.

    Onun için insanlar
    Kur`an okumaya aşırı düşkünlük göstermişler, hatta bir kısmı Kur`an`ın hâfızı
    olmuştur. Kıraatın, Kurra ve hafızların çoğalıp her tarafa yayılması, Kur`an`ın
    dillerde deveranını netice vermiştir. Dolayısıyla hiç kimse onu değiştirmeye
    cür`et edememiş, çünkü Kur`an`ın ârifleri tarafından şiddetle kınanacağını
    hesaba katmışlardır. Nitekim buna cüret eden İslâm düşmanları, Kur`an ârifi,
    âlimi, kurra ve hâfızları tarafından ağızlarının payını almışlardır.

    3. Müslümanlar arasında
    dil birliğini sağlamak, dinî birliklerini kuvvetlendirmek, aralarında anlaşma ve
    yardımlaşma vesilelerini kolaylaştırmak, böylece saflarını kuvvetlendirmek,
    güçlerini artırmak, sözlerini yüceltmek.

    Bu ilahî ve yüce bir siyasettir. Bu siyaset başarılı
    olmuştur.
    4. Devamlı okuyanın yavaş yavaş düşünme
    ve anlamaya da yol bulacağını sağlamak ve onunla amel etme imkanını temin etmek.
    Bu gün onu gafil okuyan, yarın onu hatırlayarak, düşünerek okur, yarın düşünerek
    okuyan da onun rehberliğinde amel etmeye başlar. Böylece okuyucu bir dereceden
    daha yüksek bir dereceye intikal eder.3

    Şimdi Sorabilir miyiz?

    Şimdi şu soruyu sorabilir miyiz?
    Kur`an`ın orijinal Arabçasını istemeyenler veya Türkçe
    Kur`an isteyenler bu saydığımız maddelerin aksini söyleyebilirler mi? Yani
    müslüman oldukları halde:
    Biz Kur`an`ın Arabçasını
    okumanın ibadet olduğuna inanmıyoruz, ondan sevab da beklemiyoruz, diyebilirler
    mi?

    Ve yine
    diyebilirler mi ki, bizim, Kur`an`ın kıyamete kadar korunması, tahrif ve
    tağyirden uzak kalması gibi, müslümanların birliğini korumak gibi bir derdimiz
    yok, diyebilirler mi?

    Müslüman oldukları için bunu diyemeyeceklerdir.
    Diyemeyeceklerine göre Kur`an`ın Arabçasına sahip olmalıdırlar, Türkçe ibadet,
    Türkçe Kur`an, Türkçe kâmet gibi basit, hiç bir ilmî ve dinî değeri olmayan heva
    ve heveslerden vazgeçmelidirler.

    "Çünkü aziz Kitab`ın, arşını terk etmesi mümkün
    değildir. Onun arşı Arabçadır. Kur`an`ı o arşa oturtan da Yüce Allah`tır.
    Padişah tahtını boşaltırsa izzet ve kuvvetten padişah için ne kalır? İşte bu
    Kur`an`ı Allah, sözlerin padişahı yapmış, ona i`caz tâcını giydirmiş, onun
    Arabçasını da bu i`caz ve i`tizaza bir ayna yapmıştır.4 "O bir Kitab-ı Azizdir.
    Ne önünden ne arkasından batıl ona yaklaşamaz. O, çok övülen hikmet sahibi
    Allah`dan indirilmiştir."5

    Biz milletimizi, vatanımızı, milli değerlerimizi,
    Türkçemizi seviyoruz. Ama aynı zamanda biz en mukaddes varlığımız olan Dinimizi,
    Kur`an`ımızı ve Kur`an`ın dili olan Arabçayı da seviyoruz.

    Türkçe ibadet konusunda
    ısrar edenler Arabçaya olan düşmanlıklarını da îlan ve itiraf etmektedirler.
    Arapçaya olan düşmanlıklarından nerdeyse Kur`an`a da düşmanlıklarını
    söyleyecekler ama hamdolsun ki, bir İslâm ülkesinde yaşamakta ve kendilerinin de
    müslüman olduklarını söylemektedirler.

    Zaman zaman öylesine garip tutum ve tavır içine
    girmektedirler ki, ırkçılık sevdasından mıdır yoksa din düşmanlığından mıdır
    sözü: "Neden Kur`an Türkçe gelmedi de Arabça geldi, neden Peygamber Araplardan
    çıktı da Türklerden çıkmadı?" demeye getiriyorlar. Bu benim aklıma şu ayeti
    getirdi: "İsrailoğulları Hz. Musa (a.s)`ya: "Ey Musa, onların tanrıları olduğu
    gibi, bizim için de bir ilah yap." dediler. Musa: "Gerçekten siz cahil bir
    toplumsunuz." dedi.6 Halbuki bu tavır ve anlayış ne kadar yanlıştır.

    Biz aciz bir mahluk
    olarak, âlemlerin Rabbi ve Hâlıkı olan Allah`ı yargılamaya hakkımız var mı?

    O Allah, dilediğini
    yapmakta ve istediği gibi hükmetmede serbest olmasaydı Allah olamazdı. O böyle
    yapmışsa mutlaka bunun bir hikmeti vardır, deyip Allah`ın hükmüne boyun eğmemiz
    gerekir, müslümana da yakışan budur.

    İmam Şafii`nin Risalesinde şu ifadelere rastlıyoruz:

    Arap olmayanların, Arap lisanına tâbi olmaları
    gerekir. Çünkü o bütün insanlığa elçi olarak gönderilen Allah Resulu (a.s)`nün
    dilidir. Onun dinini kabul edenler dilini de seve seve kabul ederler.

    Her müslüman elinden
    geldiği kadar Arap dilini öğrenmesi lazımdır. Ta ki, Allah`dan başka ilah
    olmadığına, Muhammed`in O`nun kulu ve Resulu olduğuna şehadet edebilsin.
    Allah`ın kitabını okuyabilsin, tekbir ve tesbihlerle Allah`ı zikredebilsin.7

    Yüce Allah Peygamberini
    Türklerden, kitabını da Türkçe gönderseydi bu sefer de başka milletler neden
    peygamber bizden çıkmadı, kitab bizim dilimizle gönderilmedi diyebilirlerdi ve
    bu soruların ardı arkası kesilmezdi.

    Öyleyse bize düşen Allah ne yaparsa doğru yapar deyip
    O`nun son Peygamberinin dinini ve dilini benimsemek, onu anlamak ve o
    istikamette yaşamaktır. Hepsi bu kadar.

    Bu Gün Gelinen Nokta

    Kur`an, Türkçe`yi kanatlandırmış ve Kur`an`ın
    ana kavramlarını, fiillerini, tabirlerini ve kültürünü hayranlık uyandıracak bir
    marifetle Türkçe`ye taşıyan ecdadımızın kendi dillerini beynelmilel ve beynel
    İslam çapta bir kemal derecesine ulaştırmıştır. Dil ırkçılarının Türkçe`den
    kovmaya çalıştıkları şey Arapça`dan ibaret değildi; onlar Türkçe`deki Kur`anî
    kültür ve muhtevayı kazımaya kararlı idiler.8

    Bu gün artık gelinen nokta ve hâkim olan kanaat şudur:
    Kur`an Arapçasız olmaz. Arapça`nın dışında bir dille ortaya konan da Kur`an
    sayılmaz. Çünkü Üstad Bediüzzaman`ın ifadesiyle "Lisan-ı nahvi olan Arapça`dan
    başka Kur`an`ın meziyetlerini ve nüktelerini hiçbir lisan muhafaza edemez."9

    Kaynaklar:
    1. Fatır, 35/29-30.
    2.
    Tirmizi Hakim`de bunun bir benzerini merfu olarak rivayet etmiştir. ez-Zerkanî,
    s. 129.
    3. Ez-Zerkânî, Muhammed Abdul`azim,
    Menâhilu`l-İrfan fi Ulûmi`l-Kur`an, ty., s. 129-130.
    4. ez-Zerkanî, a.g.e., s. 137.
    5. Fussilet, 41/42.
    6.
    A`raf, 7/138.
    7. ez-Zerkanî, a.g.e., s. 151.
    8. Alkan, A. Turan, "Kur`an`ın Kanatlandırdığı
    Türkçe", Zaman Gazetesi, 27 Kasım 1997.
    9.
    Bediüzzaman, Şualar, s. 213.


    S.iSLAMİYET