Mumine.com ve Sizden Gelen Sorular Forumundan Büyüklerimiz külfetmi nimetmi? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Büyüklerimiz külfetmi nimetmi?

    Reklam




    Selamünaleyküm,

    NİMETLERİ

    İhtiyarlarla birlikte yaşamak hoşa gitmez ama aslında çok şey kazandırır. Her şeyden önce yaşlının hali, genç insana elindeki nimetleri hatırlatır. Bir gencin, kaybetmeden önce kıymetin bilemeyeceği her nimeti kaybeden kişidir o… Ve dünya nimetlerinin ne kadar geçici olduğunu göstererek, ibret alanlara çok önemli bir ikazda bulunur: “Hiçbir şeyi elde tutmak mümkün değildir, ancak kullanıp değerlendirmenin imkânı vardır!”

    Kişi, elindeki en büyük hazine olan gençlik enerjisini ve kabiliyetlerini ancak onların faniliğini fark ederse iyi değerlendirebilir. Bu sebeple, ihtiyarların halinden ibret alanlar, çok önemli bir ders almış olurlar.

    Hem ihtiyarlar, sahip oldukları hayat tecrübeleri sayesinde gençlere önemli nasihatler de verebilirler. Hele hele hayırlı nasihatler verebilecek ilim ve irfana sahip ihtiyarlar, önemli kararları verme zamanında, altın kıymetinde öğütler verebilirler.


    Ayrıca ağzı dualı, eli tespihli, tatlı sohbetli ihtiyarlarla zaman geçirmek, maneviyatlı bir genç için pek çok kazançlara vesile olabilir. Manevi bakımdan belli bir yol almış, bir derece kat etmiş ihtiyarlar, henüz yolun başındaki acemi gençlere maneviyat aşılayabilir. Hem böyle muhterem zatlara hizmet etmek ve hayır dualarını almak, kısa zamanda çok manevi kazanç elde etmeye vesile olabilir.
    Eğer kıymeti bilinse yaşlılara bakmak, bu dünyanın en büyük fırsatlarından biridir. Bu sebepledir ki Peygamber sallallahu aleyhi vesellem “Yanında anne babası yaşlandığı halde (onlara hizmet ederek), cennete giremeyenlere yazıklar olsun” buyurmuştur.

    KÜLFETLERİ
    Aslında sadece çalışan kadınlar değil, evde oturup evinin işlerini dahi yardımcılara yaptıran kadınlar da yaşlıları evde istemiyor. Hem de sadece evi küçük olan, yaşlı anne babasına verecek fazla odası olmayan aileler değil, kocaman dubleks, tripleks villaları olanlar da evlerinin bir köşesine sığdıramıyorlar yaşlıları… Çünkü bencil ve haz düşkünü bir şekilde yetiştirilen bu nesil, yaşlılara bakmak gibi fedakârlık isteyen bir hizmeti, nefsine kabul ettiremiyor.

    Doğrusu, nefsine hoş gelmeyen her vazifeden kaçan, hep nefsinin zevk aldığı şeylerle meşgul olan kişiler için yaşlılarla zaman geçirmek hiç de kolay değil. Yaşla birlikte beyin ve sinir hücreleri görevlerini tam yapamayacak hale geldiği için yaşlılar, kendilerini kontrol etme yeteneklerini yitiriyorlar. Bu da onların akıllarına geleni söylemelerine veya normalde yapmayacakları abes hareketleri yapmalarına sebep oluyor. Zaten Kur’an-ı Kerim de bu sebepten “Onlara öf bile deme!” buyruluyor ya. Çünkü bu çağda insan, yeniden çocuklaşıyor ve “öf” dedirtecek hareketler yapıyor.

    Hem yaşlılar, beyin hasarına bağlı olarak her şeyi unutuyor, tekrar tekrar soruyor, tekrar tekrar anlatıyorlar. Zihinde bir takım saplantılı düşünceler, kuruntular, kuşkular oluşabiliyor. Kendi düşüncelerinin saçmalığını fark edemedikleri için en yakınlarını suçlayabiliyorlar ve böylece de etrafındaki kişileri hayli eğer ciddiye alınırlarsa- sinirlendirebiliyorlar.

    Geleneklerimiz birkaç neslin bir arada yaşamasını esas alırken, bu, farklı yaş gruplarından kişilerin birbirini dengelemesine imkân veriyordu. Mesela, evde çocuklar neşe kaynağıydı ve ihtiyarlar da onlarla bir nebze de olsa neşelenirdi. Yaşlılar, ev işleri gibi ufak tefek işlerde gençlere yardım ederek, kendilerini faydalı hissederlerdi. Yine, çocuklara masal anlatmak, askerlik anılarını anlatmak gibi işler, yaşlıların zihin sağlığına iyi gelirken, çocukları da eğlendirirdi.

    Ancak günümüzde, bir arada yaşama geleneği ortadan kalkınca nesiller birbirinden koptu. Uzun zaman ayrı yaşamaya alışanlar da daha sonra birden bire bir arada olmayı beceremez hale geldi.

    Her şeyden önce, günümüzde evler, çekirdek aileye göre inşa edilir oldu. Dairelerde ebeveyn yatak odası, çocuk odası, oturma odası salon vardır ama büyükanne odası yoktur. Mobilya ve ev eşyaları da hep bu mantığa göre üretilmektedir. Bu anlayış sebebiyle, yaşlılar iyice çökene dek kendi evlerinde yaşamakta, bir arada yaşamaya alışmamaktadırlar. Daha sonra tek başına kalamayacak hale gelince de kendi çocuk ve torunlarına uyum sağlayamamaktadır. Çünkü yaşlı insanlar, kendi eşyalarından ayrılmak istememekte, hiçbir şeyini atmaya razı olamamaktadır. Evdeki ortak mekânları ve eşyaları paylaşamamakta, her şeyi kendi istediği gibi yönetmek istemektedir.


    Sonuş olarak nimetleride külfetleride çok. Ama huzur evlerinde,hastane köşelerinde yalnız evlerde gözü kapıda bekleyen milyonlarca ihtiyarlarımız var.

    BÜYÜKLERİMİZ NİMETMİ KÜLFETMİ SORUSU ALTINDA BİR SORU SORMAK İSTİYORUM.

    Benim bir yakınım var anne kız yaşıyorlar.Kızı 45 anne 78 yaşında.Anneye aynen bir bebek şevkati merhametiyle bakılıyor.Eşinden kalma 1 evi ve maaşı var. Ev eski ve sobalı bir ev.
    Kızı emekli ikramiyemle bu evi birleştirelim.Daha güzel şartlarda yaşayabilecegimiz ev alalım diyor.Anne bir türlü ikna olmuyor.Buz gibi evde sabah kalkıyor soguk suyla abdest alıyor.Banyosu sorun tuvalati sorun.Herşeyi sorun eski evin.

    Diger kardeşlerde bu konuda kızkardeşi destekliyorlar.Çünki sonuçta annenin rahatı önemli. Ama anne rıza vermiyor. Kızı sırf anne babasını yalnız bırakmamak için evlenmedi.Hayatını feda etti.Annenin her istedigi yerine getirildigi halde asla kurallarından taviz vermiyor. Gençliginden gelen bir huysuzluguda var.

    S O R U :

    Kızında kendi kazandıgı maaşı ve ikramiyesi var.Ve bu yaşa kadar evlenmedi ve evlenmeyide düşünmüyor. Onunda kendini güvence altına alması şart.Ama vijdanen de huzurlu deil.

    ANNENİN RIZASI OLMADAN ONUN RAHATI İÇİN EV YENİLENSE SON GÜNLERİNDE RAHAT ETSE günah vebal olurmu? Lütfen cevaplarınızı bekliyorum.


    Paylaş
    Büyüklerimiz külfetmi nimetmi? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Anne rızası alınmadan evi satılamaz.
    Allah yadımcıları olsun.



kat çalışanı olmak mı genel alan çalışanı olmak mı külfetmidir