Mumine.com ve Sizden Gelen Sorular Forumundan Annemde büyü var sanırım:( Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    sem

    Reklam

    Annemde büyü var sanırım:(

    Reklam




    Selamunaleykum..
    Annem 2 aydır rahatsız malesef sürekli huzursuzluk ağlama hayattan zevk almama gibi gün geçtikçe kötüye gidiyor hocaya götürdük uğrama var dediler büyü var dediler okunmuş sular içti muska yapıldı ama iyileşemiyor ne yapmamız gerek annem gözlerimin önünde eriyor sanki
    Vede kimsenin günahını almak istemem ama aklıma gelen biri var günaha giriyor muyum acaba?


    Paylaş
    Annemde büyü var sanırım:( Mumine Forum

  2. 2
    sem
    Reklam




    Kimse birşey yazmayacak mı



  3. 3
    Aleykumselam.Öncelikle hoşgeldiniz.Arka arkaya mesaj yazmak yasaktır.(Forum kuralları)

    Gittiğiniz hoca sizden para talep etti mi?Ne kadar güvenilir biri?



  4. 4
    sem
    Sanırım etmedi ben gitmedim bilemiyorum...Bir kaç hocaya gitti zaten iyileşmeyince ne yapmamız gerekir..Birinden şüphe ediyorum ister istemez içime kurt düştü bunun günahı var mıdır



  5. 5
    Hiç bir şey ortada yokken başkalarına su-i zan etmeniz yanlıştır.Hele ki Müslüman bir kardeşinizden şüphelenmek hiç doğru değildir.Bu yazıyı sonuna kadar okuyunca kafanızdaki tüm sorulara cevap bulmuş olursunuz inşALLAHu Rahman..

    Değerli kardeşimiz;


    Bu konuda olur olmaz herkese müracaat etmek doğru olmaz. İlmine ve takvasına güvenilen ve hiç bir maddi menfaat beklemeden Allah rızası için isanlara yardım eden ilim sahibi kişilerin tavsiyelerine göre de hareket edilebilir.

    Büyüye maruz kişilerin sıkıntısını kaldırmak için yetkili bir kimsenin bunu kaldırmak için uğraşmasında sakınca yoktur. Bu işi yaparken masraflar çıkıyorsa bunlarında o kişiye ödenmesi caizdir. Ancak bu işi ticaret amaçlı yapanların özellikle pazarlık yapanların Allah rızasından başka gayeler edindiği aşikardır. Böyle bir şey yapmak caiz olmaz.

    Kişinin Allah'a sığınması, iman ve ibadet konusundaki titizliği ile, büyünün tesir etmesinde etkili olan şeytanın insana yaptığı telkinlere kulak asmaması, şeytanın insanlar üzerindeki etkisini azaltır ve büyünün tesirinden de korunmuş olur. Çünkü şeytanın yaptığı, sadece telkin yoluyla korkutmak, şüpheye düşürmek, vesvese vermekten ve temelsiz kuruntulardan, neticesi olmayan vaatlerden başka bir şey değildir. Nitekim, Kur'ân-ı Kerim'de şöyle denir: "(Şeytan) onlara söz verir ve onları ümitlendirir; halbuki şeytanın onlara söz vermesi, aldatmacadan başka bir şey değildir." (Nisa suresi, 120)

    Ayette geçen "ümitlendirme" ve "söz verme", bilindiği gibi geneldir. Ancak konumuzla ilgili olması da söz konusudur. Çünkü insan, pek çok şey umar. Hatta kendini umduğu şeylere, yani beklenti ve ümitlerine öylesine kaptırır ki, bazen kendi kendisini bile büyüler ve olmasını istediği şeyler için büyücülere gider. Bu da, yanlış olduğunu bile bile bu yola gitmesi ve şeytanın bu konuda kendisine teminat vermesiyle olur. Bu, genellikle haramlarda olur. Yani bir bakıma insan kendisinde büyü olduğunu, birilerinin bu işle ilgilendiğini düşünerek, hastalığı davet eder. Oysa, gerçek öyle olmayabilir.

    Nitekim ayetlerde, "İman edip yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde şeytanın bir hakimiyeti olmayacağı"ndan, "Ancak onu dost edinip Allah'a ortak koşanlar üzerinde hakimiyet kurabileceğinden söz edilir. (Nahl suresi, 99-100) Hakimiyet kurma konusunda insanın, inanmanın yanı sıra ihlaslı olması da söz konusudur. Şeytanın, ihlaslı kimseler üzerinde bir hakimiyeti söz konusu olamayacağı, bu kimseleri Allah'ın koruyacağı belirtiliyor. Ancak "İhlassız ve tevekkülsüz kimselerden gücünün yettiklerini kandıracağı, davetiyle şaşırtacağı; süvarileri ve yayaları ile onları yaygaraya boğup; mallarına, evlâtlarına ortak olabileceği, kendilerine vaatlerde bulunarak aldatabileceği" konusunda şeytana izin verilmiştir. (İsra suresi, 63-65) Bu da, yaşamakta olduğumuz hayatın bir imtihan olmasından kaynaklanmaktadır. Yoksa tam bir yetki değildir. Zaten şeytan, insana boş kuruntulardan başka bir şey telkin etmez.

    Açıkça anlaşılan odur ki, şeytanın, etkisi altına alıp rahatsız ettiği kimseler, onun kendisine sokulmasına zemin hazırlayan ve bu işe meydan veren kimselerdir. Zira şeytanın, Allah'ın halis kulları üzerinde kesin bir etkisi yoktur. Bunu yapmaya çalışsa bile onlar, dua ve ibadetlerle, Allah'ın kitabını okumakla bu işin üstesinden gelirler. Zaten büyü ve büyücülük yapanlar hakkında indirilen ayetin sonunda da ", Ama onlar, Allah'ın izni olmadan, büyü ile hiç kimseye zarar veremez." (Bakara suresi, 102) buyurulmaktadır.

    Büyünün hakikat olduğu kabul edilince, herkese tesir etmesi de tartışılmaz. Ancak daha fazla tesir ettiği kimseler de mevcuttur. Bunlar da şeytanın vesvese ve evhamlarına önem veren ve bu tür şeylere açık olan kimselerdir. Böyle kimseler, daha çok kendi kendilerini bir saat gibi kurup hasta eder. Çünkü şeytan, insana sadece vesvese verir ve yanlışı doğru olarak göstermek ister. Aslında hiç de önemli olmayan ses veya görüntüleri kendince değişik şekillere ve seslere benzetenler evhamlı, itikadı zayıf, ibadeti ve zikri olmayan, Allah'a olan görevleri konusunda gevşek davranan ve ibadetlerini ihmal eden kimselerdir. Nitekim, ayette, bu hususlara işaret edilmektedir. (Hac suresi, 52-55)

    Bütün bu saydıklarımızın dışında, büyünün tesir ettiği takva sahibi kimseler de yok değildir. Ancak, yüce Allah'a teslimiyet gösterilip tevekkül edildiği ve tam anlamıyla sığınıldığı, günlük evrad-ü ezkarlar okunduğu, günlük ibadetlere titizlikle devam edildiği, her gün birkaç sayfa Kur'ân-ı Kerim ve Kur'ân-ı Kerim'de Hz. Peygamber'in (a.s.m.) okunmasını tavsiye buyurduğu sure ve dualar okunduğu takdirde büyünün tesiri önlenebilir. Çünkü kötü niyetli kimseler büyü yapsalar bile, herkesin ve her şeyin üstünde mutlak güç ve kuvvet sahibi Allah vardır ki, O'nun gücü dünyanın bütün sihirbazlarının ve kendilerine yardımcı olan cinlerin ve şeytanların gücünden üstündür. Zira, kendisinde güç bulunduğunu iddia edenleri de yaratan Allah'tır. O dilemezse hiç bir şey olmaz. Nitekim, Hz. Peygambere yapılan büyü konusunda Cenab-ı Hak (c.c.) "Felâk" ve "Nas" surelerini indirip bunlarla dua edip kendisine sığınmasını istemiştir. Hz. Peygamber de öyle yaparak şifa bulmuştur. Böylece Peygamberimiz, büyücülerin gayretlerini neticesiz bırakmış ve arzularını kursaklarına tıkamıştır.

    Nitekim, "Takvaya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler." (A'raf suresi, 201) Ayette işaret edildiği gibi, şeytani bir etki altına giren kimsenin ilk yapacağı şey, Allah'a sığınmak olmalıdır. Allah'ın emrettiği hususlar kısaca, kişinin helâl ve haramları gözetmesi, dua ve ibadetlerine dikkat etmesi, maddî ve manevî olarak temiz, duygu ve düşünceler içerisinde, halis bir niyetle Allah'a müteveccih olmasıdır. Zira şeytan, kıyamet günü vaatlerinin birer aldatmaca, gerçek gibi gösterdiği şeylerin birer kuru yalandan başka bir şey olmadığını söyleyip işin içerisinden çıkacak ve büyücülerin ve peşinden gidenlerin hepsini yüzüstü bırakacaktır. (İbrahim suresi, 14:22)

    Bakara Sûresi'nin 102. ayetinden de anlaşılan odur ki, sihirlerin en büyük tesiri, ruhlar üzerindedir; fikirleri bozar, kalpleri çeler, ahlâkı perişan eder, toplumların altını üstüne getirir. Şu halde, 'sihrin aslı yoktur' diye aldanmamalıdır. Ve böyle sihirbazlardan sakınmalıdır.

    Bununla beraber bunları yapanlar, Allah'ın izni olmadıkça kimseye bir zarar veremez. Çünkü gerçek tesir ne sihirde, ne sihirbazda, ne tabiatta, ne ruhta, ne yerde, ne gökte, ne şeytanda, ne de melektedir. Hakiki müessir, ancak ve ancak Allah'tır. Fayda ve zarar denilen şey de ancak O'nun izni ile meydana gelir. O halde, her şeyden önce Allah'tan korkmalı ve Allah'a sığınmalıdır ve bunlara karşı koymak için de Allah'ın kitabına sarılmalıdır.

    NÂS SURESİ'NİN KARANLIK GÜÇLERE VE BÜYÜYE KARŞI OKUNMASI

    "De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine, İnsanların hükümdarına, insanların ilahına, O sinsi vesvesecilerin şerrinden. O ki, insanların göğüslerine vesveseler fısıldar. Gerek cinlerden, gerek insanlardan." (Nas suresi, 1-6.)

    Gerek görünüp bilinen, gerekse görünüp bilinmeyen gizli düşmanlarımıza karşı okunan ve kendisiyle Allah'a sığınılan dua makamında bulunan ve "Muavvizat" denilen, Kur'ân-ı Kerim'in son üç suresi, yani "İhlas, Felâk ve Nas" sureleri, her derde deva niteliğindedir ve (deyim yerindeyse) bu üç sure, "Kur'ân eczanesinin aspirinleri"dir. Bu sebeple, bunlarla Allah'a sığınmalı ve gecenin karanlığından, şeytanların, cinlerin, büyücülerin, vesvesecilerin şerrinden bunlarla korunmalıdır.

    Malumdur ki, büyünün tesir etmesi, kişinin içinde bulunduğu psikolojik durumlarla, karamsarlık, evham ve şüphelerle de yakından ilgilidir. Felâk ve Nas Sûresi'nde ise bu noktalara işaretle, normal durumlarda olduğu gibi, insanın başına böyle bir hal geldiğinde de yine sadece Allah'a sığınması istenmektedir. Nitekim, Kur'ân-ı Kerimde, "Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar" buyuruluyor. (En'am suresi, 112.)

    Mealini verdiğimiz, bu ayete göre; insanın her türlü tehlikeye açık olduğu, cinlerden ve insanlardan olan düşmanlarının gerek muhatap olduğu yaldızlı ve sihirli sözlerle, gerekse kitaplara dökülen ve asıl niyetlerinin ne olduğu bilinmeyen kurgu dolu yazılarla rahatça kandırılabileceğini görmekteyiz. Bütün bunlara karşı da, dinlediği kimseyi Allah adına dinlemesi ve işine O'nun adıyla, "Euzü-Besmele" ile başlaması gerekliğini, okuduğu kitapları da hak namına okuyup, hakikate dair mesajlar almak kaydıyla ve yine "Euzü-Besmele" çekerek okuması gerektiğini anlıyoruz. Çünkü şeytan, Allah namına başlanılıp bitirilen işlerde çok rahat parmak oynatamaz. Büyücülerin ve insanı kandırmak amacı güden bir kısım edebiyatçı ve felsefecinin kötü niyetleri de ancak bu yolla akim kalır. Yoksa bunların bu yollarla insanları aldatması, okuyucularını veya dinleyicilerini konunun ritmine kaptırıp büyülemeleri mümkündür. Zaten sapıtanların çoğu da böyle saptırılmaktadır. İşte, buna binaen, bu üç surede, önce İhlas Sûresi ile "Tevhid İnancı" telkin edilerek başlanması, Felâk ve Nâs Sûresi ile de Allah'a sığınılması istenmektedir.

    Nitekim, Yazır, bu sureyi genişçe tefsir etmiş ve bu surenin tefsirini yaparken Kurtubi'nin Ebu Zer'den naklettiği ilginç bir hadis-i şerifi de nakletmiştir. Ki, bu hadiste Hz. Peygamber (a.s.m.), "insan şeytanlarına" dikkat çekerek; "Sen insan şeytanından Allah'a sığındın mı?" (Hak Dini Kuran Dili, X. 191 ) buyurmuştur.

    Kısacası, günlük hayatımızda dua ve ibadetlerimize dikkat eder, dualarla Allah'a sığınır ve gerektiği gibi yakın olursak, O’nun himayesine girer, büyüden ve büyüyü uygulayabilecek büyücülerden, habis ruhlardan korunmuş oluruz.
    Bu çalışmayı yaptığım sırada, daha önceleri de merak ettiğim bir medyumla tanıştım. Arkadaşlarımın da ısrarıyla, bana bir bakmasını istemiştim. Suya baktı, cinlerini çağırdı ve onlara, bende büyü olup olmadığını sordu. Sonra, birkaç defa bir suya bir de bana baktı ve "Ne ile korunuyorsun?" diye sordu. Ben de "Nasıl yani?" diye karşılık verince, merakla, "Her gün ne okuyorsun?" dedi. Bunun üzerine, "Ne oldu ki?" deyince, bana, "Size pek çok kere büyü yapılmış ama tutturamamışlar. Eğer bunları özel bir dua ile korunmayan, normal bir insana yapmış olsalardı, şimdiye çoktan işi biterdi!" dedi. Ben de her gün mutlaka "Cevşen'ül-Kebir" okuduğumu ve namazlardan sonra da sünnete uygun dua ve tesbihatlarımı yaptığımı söyledim.

    Bu durumda, tedavi olmak için, habis ruhlarla ilişki kurup yanlış işler de yaptığını bildiğimiz büyücüler yerine, doktorlara ve tıbba müracaat etmek gerekir. Dua ile yapılacak tedavilerde de, Resulullah'ın (a.s.m.) tavsiye ettiği dualara, ayrıca, Kur'ân'dan örneklerini verdiğimiz dualara başvurmak gerekir. Efendimizin (a.s.m.) kendisinin de yaptığı, Hz. Âişe'den (r.a.) rivayet edilen şu tavsiyeye uymak da en doğru davranış olur; "Hz. Peygamber (a.s.m.), yatağına girdiği zaman, ellerine üfleyip Muavvizeteyn'i ( Felak ve Nas sureleri) ve Kul Hüvallahu Ehad'i okur, ellerini, yüzüne ve vücuduna sürer, bunu da üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman, aynı şeyi kendisine yapmamı emrederdi." (Buhari, Fedail-ul Kur’an, 14, Tıbb,39)

    Hz. Peygamber (a.s.m.), hastaları, tedavi etmek için büyücülere göndermemiştir. Ya tıbba havale edip hekimlere göndermiş, ya da Kur'ân ve Sünnet eczahanesine göndermiştir. Böylece evrensel şifalardan faydalanmasını istemiştir. Hem zaten Yüce Allah, Kur'ân'ın, müminler için bir —rahmet ve bir şifa olduğunu bildirmiş (İsra Suresi,82), manevi dertlerimiz için başvuru kaynağı olarak da Kur'ân'ı göstermiştir.

    Arif ARSLAN, Büyü Fal Ve Kehanet

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet




  6. 6
    sem
    Allah razı olsun sizden Annem zaten zayıf biridir alıngandır herşeyden etkilenir kendini kötü hissedince komşumuz var sadece okuması için ona gitmiş oda büyü olduğunu söylemiş para almadı diye biliyorum..Şüphe ettiğim kişi ise ki başlı başına bir dert benim için babamın başka bir kadınla ilişkisi var o kadından şüphe ediyorum evimize kadar soktu babam onu Alahım affetsin beni ama aklıma geliyor malesef



  7. 7
    Babanızın ilişkisi olduğu kişi yüzünden anneniz bu durumda olabilir.Bunu hemen büyüye yormak yanlıştır.Önce uzman bir doktora görünmesi gereklidir.



  8. 8
    sem
    Sağolun...Anne baba bedduasından çok korkarım babamın bu günahını bile bile saklıyorum annemden annemin haberi yok babamın benim bildiğimdende haberi yok ne yapacağımı şaşırdım konuşsam annem daha kötü olacak kötü ben olacağım kardeşim var onuda düşünüyorum benim dememle ondan vazgeçmeyecek bunuda biliyorum



  9. 9
    Öncelikle Allah yardımcınız olsun.Umarım annenizin sıkıntısına ve babanızın yanlışına çözüm bulursunuz.Anneniz babanızın zina ettiğini öğrendiğinde hiçbir şey yapamayacaksa(mesela boşanamayacaksa) ,bir şeyler yapsa da durumunuz daha kötü olacaksa bence susmak en doğrusu.Babanızla konuşmayı da deneyebilirsiniz.Selametle inşAllah...



  10. 10
    sem
    Alıntı Meryem Azra Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Öncelikle Allah yardımcınız olsun.Umarım annenizin sıkıntısına ve babanızın yanlışına çözüm bulursunuz.Anneniz babanızın zina ettiğini öğrendiğinde hiçbir şey yapamayacaksa(mesela boşanamayacaksa) ,bir şeyler yapsa da durumunuz daha kötü olacaksa bence susmak en doğrusu.Babanızla konuşmayı da deneyebilirsiniz.Selametle inşAllah...
    Allah razı olsun yüzyüze konuşamamda mektup yazayım diyorum inşallah yanlışında döner bu hatayı yapsada sadece babama kızıyorum ona olan sevgim hiç bitmiyor buda normal değil sanırım..Annem bilsede boşanmaz gibime geliyor eminde değilim



  11. 11

    Cevap: Annemde büyü var sanırım:(

    KardeŞ Öncelİkle rabbİm sabir versİn allah annene acİl Şİfa nasİp etsİn Şafİ İsmİ hÜrmetİne mİraÇ gecesİ hÜrmetİne.. Bİr yer dİyecegİm gİdİn İnŞaallah Şİfaniz oradadir .. Konyada seyda muhammed konyevİ hz. Israrci olun bİ kez gİdİp birakmayin .. Para falan talep edİlmİyor zaten para talep edİlen yere İtİbar edİp ne cebİnİzİ ne kalbİnİzİ yorun ..


    Muminem Cevap: Annemde büyü var sanırım:(

  12. 12
    sem
    Alıntı Rabbe_Yolcu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    KardeŞ Öncelİkle rabbİm sabir versİn allah annene acİl Şİfa nasİp etsİn Şafİ İsmİ hÜrmetİne mİraÇ gecesİ hÜrmetİne.. Bİr yer dİyecegİm gİdİn İnŞaallah Şİfaniz oradadir .. Konyada seyda muhammed konyevİ hz. Israrci olun bİ kez gİdİp birakmayin .. Para falan talep edİlmİyor zaten para talep edİlen yere İtİbar edİp ne cebİnİzİ ne kalbİnİzİ yorun ..
    Allah razı olsun sizden Konya uzak bize ama şifa için gitmek gerekir Konyanın neresinde a



  13. 13
    Alıntı sem Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    allah razı olsun sizden konya uzak bize ama şifa için gitmek gerekir konyanın neresinde a
    sİvİl havaalaninin Çok yakininda reyhanİ kÖyÜnde kardeŞ ankaradan 2 saatte gİdİorsun.. Şİfa İÇİn gİdİlen yollar kisalir İnŞaallah ..



  14. 14
    sem
    Alıntı Rabbe_Yolcu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    sİvİl havaalaninin Çok yakininda reyhanİ kÖyÜnde kardeŞ ankaradan 2 saatte gİdİorsun.. Şİfa İÇİn gİdİlen yollar kisalir İnŞaallah ..
    sağol kardeş Allah razı olsun



buyu var,  büyü uğrama,  Anneme istediyimi yapdırmaq büyüsü,  hayattan zevk almayan bir insanda büyü var mıdır