Mumine.com ve Sizden Gelen Sorular Forumundan ' Cezbe' Nedir ? Varmıdır yokmudur.....? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    ' Cezbe' Nedir ? Varmıdır yokmudur.....?

    Reklam




    Evet kardeşler ! Cezbe ! varmıdır yokmudur ?

    Şimdi önce Laik bir türkten dinleyelim cezbe nedir' Miş


    Ve Şimdide Bir Allah dostu olan Şeyh Mehmet Yarbaydan dinleyelim









    Paylaş
    ' Cezbe' Nedir ? Varmıdır yokmudur.....? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    İslamda Cezbe var mı?
    Cezbe Nedir?
    Cezbe hakkında ansiklopedik bilgi


    Sürüklemek, kendisine çekmek. Sâlikin beşerî vasıflarından
    soyutlanma ile ilâhî sıfatları kazanma ve tecellileri müşahede etmesi anlamında
    bir tasavvuf terimidir.


    Cezbe; Hakk'ın, kulunu kendisine çekmesinden hasıl olan
    istiğrak, derin şaşkınlık ve hayret sûretlerinde görünen manevî bir haldir.


    Cezbe, kulun Hakk'a külfetsiz yaklaşması ve ilâhî inayetler ve
    lütuflar gereği hareket etmesidir. Aynı zamanda o, riyazet ve ibadete devamla
    duyguların yok edilmesidir. Cezbe, Allah'ın kulunu kendisine çekmesi, kulun
    Allah'a kavuşmasıdır.


    Cezbe iki türlü olur. Bunlar da: 1-Hafî (gizli) cezbe, (kulun
    Hakk'ı sevmesi) 2-Celî (açık) cezbe; (Hakk'ın kulu sevmesi)dir.


    Cezbeye tutulanlara meczûb denilir. Meczub; Hakk'ın rızasını
    kazanan, Hak tarafından yakınlığına lâyık görülen, her türlü hevâ ve heves
    lekesinden temizlenen ve bu sayede sülûk makam ve mertebelerine çalışmadan ve
    yorulmadan erişen ergin kimsedir. Bunlar, gayb esrârına vâkıf velîler olarak
    telâkki edilir. Bundan dolayı meczûb olanlardan çekinilir, gönülleri kırılmaktan
    sakınılır. Şathiyyat denilen sözleri hakkında sükût tercih edilir. Cezbede şart
    olan, istidattır. Bu istidat, Allah vergisidir. Kazanmakla elde edilmez. Sâlikte
    istidât ve kâbiliyet olmazsa, sadece riyâzet ve tasiye ile Hakk'a kavuşmak nasip
    olmaz.


    Cezbeyi akıl hastalıklarından biri diye gösterirlerse de, cezbe
    cinnet değildir. Meczub da mecnun olamaz. Çünkü cezbe, hali değişken bir
    kimsenin idrakinin mutad beşer idrakinden daha da yükselerek, keşf-i hakâyıka
    doğru gitmesidir. Cinnet ise, beşer idrakinin manasız ve düzensiz bir şekilde
    aşağılara düşmesidir. Cezbede yükselme, cinnette alçalma vardır. (Osman Ergin,
    Balıkesirli Abdülaziz Mecdî Tolun, İstanbul 1942, s. 31-35).


    Tasavvuf erbabınca manevî yolculuğa seyr-i sülûkla çıkılır.
    Burası, fena mertebelerinin (Tevhid-i Ef'âl, Tevhîd-i Sıfat ve Tevhîd-i Zât)
    kazanılıp tadına varıldığı kısımdır. Cezbe ise, Bekâ makamlarının (Cem',
    Hazretü'l-cem ve Cemü'l-cem') tadına varıldığı bölümdür. Sülûk mertebelerinde
    urûc; cezbe makamlarında da tedellî (nüzul) müşahede edilir. Sülûkun başlangıcı
    cezbenin nihayetidir. (H. Fehmi Kumanlıoğlu, Muhammed Nürü'l-Arabî, Basılmamış
    Yüksek Lisans Tezi, İzmir 1988, s. 60).


    Bekâ billâh ismi verilen seyr-i fillâh, Cezbe makamıdır.
    Burada, Hakk'ın sıfatlan ve ahlâkıyla süslenip ufuk-'ul a'lâ'ya ulaşılır.
    (Selçuk, Eraydın, Tasavvuf ve Tarikatler, İstanbul 1984, s. 174).


    Cezbeye tutulanlara Üveysi-meşrep de denilir. Şurasını ifade
    etmek gerekirse; mutasavvıflar, teklifi düşüren cezbe halini ve bir kimsenin bu
    mânâda cezbeye tutulmasını hoş görmezler, hatta tutulmuş olanları da kurtarmaya
    çalışırlar. Onlar, cazib olmayı meczup olmaya tercih ederler.


    Hasan Fehmi KUMANLIOĞLU





cezbe varmı