Mumine.com ve Sizden Gelen Sorular Forumundan Hısım olan gayrimüslim kadına nasıl davranılmalıdır? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Hısım olan gayrimüslim kadına nasıl davranılmalıdır?

    Reklam




    Bu soruyu başka bir başlık altında ve başka bir sorunun altında sormuştum ama görünmediğini düşünerek tekrar soruyorum.
    Yakın bir akrabalarımdan bir erkek, hıristiyan bir rus kadınla evlendi. Böylece bu kadın benim de akrabam olmuş oldu.

    Şimdi;

    “Müminler, müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa artık Allah’tan ilişiği kesilmiş olur. Meğer ki, onlardan gelecek bir tehlikeden dolayı takiyyede bulunasınız. Allah size kendinden korkmanızı emrediyor. Nihayet dönüş Allah’adır.” (Ali İmran Suresi 3/28)

    “Ey iman edenler! Yahudilerle Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar, birbirlerinin dostlarıdır. İÇİNİZDEN KİM ONLARI (YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARI) DOST EDİNİRSE, 0 DA ONLARDANDIR. Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez.” (Maide Suresi 5/51)

    ayet-i kerimelerine göre davranıp bu kadınla görüşmemem ve dostluk kurmamam mı gerekir, yoksa akrabayla ilişki kesilmez hükmüne göre davranıp sıla-i rahimi terk etmemek adına bu kadınla görüşmeye ve dostluk kurmaya devam mı etmem gerekir?


    Paylaş
    Hısım olan gayrimüslim kadına nasıl davranılmalıdır? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Müslüman olmayanlarla arkadaşlık
    Yüce İslâm dini insana büyük değer vermektedir. İnanan ve inanmayan herkes için şefkat kanadını açmış, mü'min ile kâfir arasında ayırım yapmadan bütün insanların aziz ve yeryüzünde hâlife olduğunu ve hepsinin Hz. Adem (s) ile Havva'dan türediklerini
    tanışıp aralarındaki bağları kuvvetlendirmek için onları bölük bölük olarak yarattığını beyan etmektedir. Mü'min olsun olmasın herkese, hattâ her canlı mahluka iyilik yapmak için teşvik etmektedir. Peygamber (sav) buyuruyor:

    "Her canlı yaratığa iyilik etmekte sevab vardır." Âyeti Kerîme de şöyle buyuruyor:
    "Din için sizinle savaş etmeyen ve yurtlarınızdan sizleri çıkarmayan kimselere iyilik ve ihsan etmenizden, onlara adaletli davranmanızdan Allah (c.c) sizleri menetmez. Şüphesiz Allah adil davrananları sever."

    Peygamber (sav) buyuruyor ki, üç çeşit komşu vardır: Bir hakkı olan komşu (hakkı en az olan komşu budur), iki hakkı olan komşu ve üç hakkı olan komşu. Bir hakkı olan komşu müslüman olmayan komşudur. İki hakkı olan komşu, müslüman olan komşudur. Bir hak İslâm'ın, diğer hak da komşuluğundur. Üç hakkı olan komşu ise; komşu, müslüman ve akraba olan kimsedir. Bir hak İslâm'ın, bir hak komşuluğun, diğer bir hak ise akrabalığın hakkıdır (Bezzâr ve Ebû Na'îm).

    Görüldüğü gibi insan, müslüman olmasa da muhteremdir. Hakkına tecavüz etmek şöyle dursun kendisine yardım edip iyilik etmek ve kalblerini rencide'edecek söz ve davranışlardan son derece uzak kalmak lazımdır.

    İslâm dini. hakimiyeti altında yaşayan gayri müslimlere büyük bir hak ve geniş bir hürriyet tanıyor. Şöyle ki:

    l- İnanç ve ibadetlerinde hürdürler. Diledikleri gibi ibadet edebilirler. Haç ve mabedlerine dokunulmaz. Peygamber (sav) "Onlan ibadetleriyle başbaşa bırakınız" buyuruyor. Hatta müslüman bir kimsenin karısı gayri muslini olursa kiliseye ve havraya gidebilir. Kocası onu menedemez. Gerekirse onu korumak için kiliseye kadar kendisiyle birlikte gidebilir.

    2- Dinimizce, domuz gibi, haram olan şey, onlar için helal olduğu takdirde onlara dokunmamız caiz değildir.

    3- Evlenmek, boşanmak ve nafaka gibi, ahvâl-i şahsiye meselelerinde serbesttirler.

    4- İslâm dini, akıl ve mantık çerçevesi dahilinde onlara münazara hakkını veriyor. Onlarla münazara yaparken onları rencide edecek söz ve davranışlardan sakınmak lazımdır. Cenabı Allah şöyle buyuruyor: "Ehli kitapla ancak en güzel yoldan mücadele edin" (1).

    5- Hıristiyan ve yahudilerin yemeklerini yemeyi ve kadınlarıyla evlenmeyi mubah kılmış. Yüce Allah bu hususta şöyle buyuruyor:

    "Bugün size temiz ve iyi şeyler helâl kılınmıştır. Kendilerine kitap verilen (yahudi, hıristiyan v.b. nin) yiyeceği size helaldir, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Mü'min kadınlardan iffetli olanlar ile daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar da namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere mihirlerini vermeniz şartıyla size helâldir" (2).

    6- Onların ziyaretlerine gitmek ve hastalarının halini sormak mubahtır.

    7- Müslümanlarla alış-veriş mubah olduğu gibi, gayri müslimlerle alış-veriş de mubahtır.

    8- Kurban kesilirse komşulara ikram etmek sünnet olduğundan, gayri müslim komşulara da ikram edilebilir.

    9- Müslüman olmayan kimseye hediye vermek ve ondan hediye almak da caizdir. Çünkü Mekkei Mükerreme fethedilmeden önce Mekke'de büyük bir kıtlık başgösterdi. Bunun üzerine Peygamber (sav) Mekke fakirlerine dağıtılmak üzere beşyüz altın gönderdi (3).

    “Yahudi ve Hristiyanları dost tutmayınız” ayetine rağmen onlarla nasıl anlaşma yapılabilir?

    “Yahudileri ve Hıristiyanları dost tutmayınız” meâlindeki âyet-i kerimeyi yanlış değerlendirerek, Hıristiyan âlemiyle yapılan askeri paktlara ve ticarî anlaşmalara karşı çıkan bir takım çevrelere, Üstad Bediüzzamanın verdiği cevabın bir bölümünde, bakınız ne buyuruyor:

    “...onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir. Ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan asayişi muhafazadır. İşte şu dostluk, kat'iyyen nehy-i Kur'anîde dâhil değildir.” Münazarat

    Bu ifadelerde, dünya saadetinin esasının asayiş olduğu nazara verilmiş. Anarşinin ve harplerin dünyayı kasıp kavurduğu günümüzde, bu tespitin ne kadar yerinde olduğu çok daha iyi anlaşılıyor.

    Nurlarda, “dostlara karşı mürüvvetkârane muaşeret, düşmanlara karşı da sulhkârane muamele” tavsiye edilir. Bugün Avrupa ve Amerika’da nice insanlar İslâmla müşerref oluyor ve hidayet nimetine kavuşuyorlarsa, bunun sebebi sulhtur, harp değil.

    Dinimiz Yahudi ve Hristiyan kadınla evlenmeyi dahi caiz görmüştür. Onlarla arkadaşlık kurmak caizdir. Bu vesile ile dinimizi de onlara tanıtmış oluruz.

    1-Ankebût. 64
    2-Mâide. 5
    3-İbn Abidin. c. 2. s. 67
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör




  3. 3
    Soru:

    Kafirler ile kurulan dostluk hangi boyuta ulaştığı zaman kişiyi dinden çıkartır? Müslüman olmayan birini arkadaş edinebilir miyim, bu arkadaşlığın sınırları nereye kadardır?


    Cevap:


    Birincisi; kafirlerle kurulan dostluğun boyutu müslümanlara karşı kafirlere yardımcı olma ve müslümanlar üzerinde kafirlere üstünlük kazandırmaya çalışma mesabesine vardığı zaman kişiyi dinden çıkartır.

    İkinci mesele, kafirlerin de dininin doğru olduğu yönünde inanç taşımaktır. Örneğin kafirlerin yolunu sözlü olarak doğrulamak veya -ibadetde büyük şirk işlediği bilindiği halde- bir müşriğin de müslüman olabileceğini iddia etmek.

    - Bir müslümanın bir kafire duyduğu muhabbet müslümanlara duyduğu muhabbet ile aynı orandaysa, bu küfürdür.

    - Kafire muhabbet duyuyor ve bunu müslümanlara eş tutmuyor, fakat bu dünyevi sevgi kendisini Allah'a karşı -küfür olmayan- herhangi bir haram işlemeye sevkediyor ise, bu durumda böylesi bir muhabbet haramdır.

    - Kafire karşı beslediği dünyevi sevgi, kendisini ne küfüre ne de harama sevketmiyorsa, böylesi bir muhabbet meşrudur.

    Allah (Subhanehu ve Teala) şöyle buyuruyor:

    أَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِمِينَ كَالْمُجْرِمِينَ

    Öyleyse, Müslümanları suçlu günahkâr olanlar gibi (eşit) kılar mıyız? (Kalem 35)

    أَفَمَن كَانَ مُؤْمِنًا كَمَن كَانَ فَاسِقًا لَّا يَسْتَوُونَ

    Hiç mü’min, fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar. (Secde 18)


    Öyleyse bilinmelidir ki, müslümanlarla kafirleri eşit değerlendiren kişi hiç şüphesiz müslüman değildir.


    Şeyh-ul-İslam İbn Teymiyye şöyle der:

    " Hak ehli ve hasenat ehli olan, hidayete ermiş takvalı mü'minler ile günahkar ve masiyet ehli olan, yoldan çıkmıs sapık kafirlerin durumunu ayırt etmek Furkan'dandır.

    Allah (Subhanehu ve Teala) buyurur:
    أًمْ حَسِبَ الَّذِينَ اجْتَرَحُوا السَّيِّئَاتِ أّن نَّجْعَلَهُمْ كَالَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَوَاء مَّحْيَاهُم وَمَمَاتُهُمْ سَاء مَا يَحْكُمُونَ
    Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! (Câsiye 21)

    أَمْ نَجْعَلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَالْمُفْسِدِينَ فِي الْأَرْضِ أَمْ
    نَجْعَلُ الْمُتَّقِينَ كَالْفُجَّارِ
    Yoksa biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah’a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız? (Sâd 28)

    أَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِمِينَ كَالْمُجْرِمِينَ
    Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız? (Kalem 35)

    مَثَلُ الْفَرِيقَيْنِ كَالأَعْمَى وَالأَصَمِّ وَالْبَصِيرِ وَالسَّمِيعِ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلاً أَفَلاَ تَذَكَّرُونَ
    Bu iki grubun örneği; kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Örnekçe bunlar eşit olur mu? Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz? (Hûd 24)

    أَمَّنْ هُوَ قَانِتٌ آنَاء اللَّيْلِ سَاجِدًا وَقَائِمًا يَحْذَرُ الْآخِرَةَ وَيَرْجُو رَحْمَةَ رَبِّهِ قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ
    Yoksa o, gece saatinde kalkıp da secde ederek ve kıyama durarak gönülden itaat (ibadet) eden, ahiretten sakınan ve Rabbinin rahmetini umud eden (gibi) midir? De ki: «Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Hiç şüphesiz, temiz akıl sahipleri öğüt alıp düşünmektedir.» (Zumer 9)

    وَمَا يَسْتَوِي الْأَعْمَى وَالْبَصِيرُ
    وَلَا الظُّلُمَاتُ وَلَا النُّورُ
    وَلَا الظِّلُّ وَلَا الْحَرُورُ
    وَمَا يَسْتَوِي الْأَحْيَاء وَلَا الْأَمْوَاتُ إِنَّ اللَّهَ يُسْمِعُ مَن يَشَاء وَمَا أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِي الْقُبُورِ
    إِنْ أَنتَ إِلَّا نَذِيرٌ
    إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ بِالْحَقِّ بَشِيرًا وَنَذِيرًا وَإِن مِّنْ أُمَّةٍ إِلَّا خلَا فِيهَا نَذِيرٌ
    Kör ile gören bir olmaz.
    Karanlıklar ile aydınlık bir olmaz.
    Gölge ile sıcaklık bir olmaz.
    Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.
    Sen, ancak bir uyarıcısın.
    Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Hiçbir ümmet yoktur ki, aralarında bir uyarıcı gelip geçmiş olmasın. (Fâ tir 19-24)
    أَوَ مَن كَانَ مَيْتًا فَأَحْيَيْنَاهُ وَجَعَلْنَا لَهُ نُورًا يَمْشِي بِهِ فِي النَّاسِ كَمَن مَّثَلُهُ فِي الظُّلُمَاتِ لَيْسَ بِخَارِجٍ مِّنْهَا كَذَلِكَ زُيِّنَ لِلْكَافِرِينَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ
    Ölü iken kendisini dirilttiğimiz ve insanlar içinde yürümesi için kendisine bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp oradan bir çıkış bulamıyanın durumu gibi midir? İşte, kâfirlere yapmakta oldukları böyle 'süslü ve çekici' gösterilmiştir. (En'âm 122)
    أَفَمَن كَانَ مُؤْمِنًا كَمَن كَانَ فَاسِقًا لَّا يَسْتَوُونَ
    Hiç mü’min, fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar. (Secde 18)
    Allah (Subhanehu ve Teala), Allah ve Rasulüne karşı itaatkar olan birinci zümre ile Allah ve Rasulüne karşı günahkar olan ikinci zümrenin farkını açıklamıştır. Böylece Allahu Teala, verdiği emirlerin ve koyduğu yasakların farkını açıklamıştır. "
    Bilinmelidir ki, kafirlerle kurulan ilişkilerin sınırları, Allah'ın dinine muhalefet edilmeyen yere kadardır. Allah'ın dinine muhalefet edildiği vakit bu arkadaşlık haram olur; yine kişiyi kafirler ile müslümanları eşit görmeye sevkederse küfür olur, zina alkol ve faiz gibi şeylere sevkederse haram olur.


    Şeyh Ebu Meryem Abdurrahman el-Mihlif




  4. 4
    Allah razi olsun Ahirzaman baci



  5. 5
    Allah razı olsun. Ancak affınıza sığınarak ben hala anlamadım, yani ben gayrimüslim hısmımla görüşmeli miyim, görüşmemeli miyim? Bu görüşmenin şekli dostluk kuracak şekilde mi olmalıdır, yoksa mecbur kalınan ortamlarda sadece zaruret kadar mı olmalıdır?
    Bir de yaratılmış olmaları hasebiyle müslüman olmayanlara yani kafirlere de "iyilik yapacak kadar" değer vermeliyiz ve onlarla dostluk ilişkileri kurmalıyız diyorsunuz. Ama ayette şüpheye ve yoruma yer bırakmayacak kadar açıkça "hıristiyan ve yahudilerden dost edinmeyiniz, onlarla dost olanlar da onlardandır." diyor. Yani onları seviniz, sayınız, onlara değer veriniz, iyilik ediniz, azıcık da dost olmanızda sakınca yoktur demiyor. Yani ayette "küfre düşmeyecek kadar kafirlerle dost olabilirsiniz" demiyor, açıkça "kafirlerden dost edinmeyin" diyor. Ayet açık ve net gibi geldi bana. Tamam, kafirlere kötülük edin demiyor ama sizin ifade ettiğiniz gibi onlarla arkadaşlık kurabilirsiniz de demiyor. Zaten hısım olmadığım kafirle niye dostluk kurayım ki? Benim sorum, hısım olmam sebebiyle bu kafire nasıl bir muamele etmem gerektiği ile ilgili.



  6. 6
    Bilinmelidir ki, kafirlerle kurulan ilişkilerin sınırları, Allah'ın dinine muhalefet edilmeyen yere kadardır. Allah'ın dinine muhalefet edildiği vakit bu arkadaşlık haram olur; yine kişiyi kafirler ile müslümanları eşit görmeye sevkederse küfür olur, zina alkol ve faiz gibi şeylere sevkederse haram olur.



    yukaridaki bilgide anlasilmayacak bir sey yokki kardesim konusmanda mahsur olmadigini soyluyorum delilleriyle. seni kotu birseye sevk etmiyorsa ornegin namazini birak namaz kotu birsey orucunu tutma gibi dinimizin emirlerinden seni cikarmaya calisiyorsa o zaman konusma diyor yoksa konusmada bir sakinca yok iyice oku yazilanlari




  7. 7
    Allah razı olsun, biraz daha anlıyorum galiba. Yani, bu kafirle konuşabilirim, ama dostluk kuramam. İnşallah doğru anlamışımdır. Çünkü dost olduğumuz kişi, bize bir takım telkinlerde bulunma hakkını kendinde görebilir. Bu nedenle yalnızca müminelerden dost edinmemiz gerekir.



  8. 8
    Allah razı olsun, biraz daha anlıyorum galiba. Yani, bu kafirle konuşabilirim, ama dostluk kuramam. İnşallah doğru anlamışımdır. Çünkü dost olduğumuz kişi, bize bir takım telkinlerde bulunma hakkını kendinde görebilir. Bu nedenle yalnızca müminelerden dost edinmemiz gerekir.
    aynen oyle kardesim konusabilirsin ama bir muslumana davrandigin gibi ona davranamazsin onu muslumanla bir tutamazsin can ciger kuzu sarmasi olamazsin bu kadar selam ve dua ile



kafire iyilik yapmak,  hiristiyanlarla g