Mumine.com ve Sizden Gelen Sorular Forumundan Ayetel kürsi okuyup tesbihe üflemek varmı ? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Ayetel kürsi okuyup tesbihe üflemek varmı ?

    Reklam




    selamun aleykum namazdan sonra ayetel kürsüyü okuduktan sonra tesbihe üfleniyormu ben üflüyorum ama nedenini bilmiyorum faydası varmı


    Paylaş
    Ayetel kürsi okuyup tesbihe üflemek varmı ? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    ve aleykumusselam ve rahmetullah

    Ayetel kürsi okunduktan sonra tesbihe üfürülmez. Ancak kişi bedenine doğru üfürebilir.


    >>>Tesbihatta ayete'l-kürsi okuyup üflemenin hükmü nedir?



  3. 3
    Allah razı olsun çok yanlışlarımız var nasıl görüyorsak öyle yapıyoruz nedenini bilmeden .



  4. 4
    Yatmadan önce Rasulullah (s.a.v.) Ayetel Krsüyü okur ve eline üfler bütün vücuduna sürerdi.
    Tesbihattada vücuda üflenebilir ama tesbihe üflemek cehalettendir.




  5. 5
    sayın hanımefendi bir konuyu bilmemek değil öğrenmemek ayiprtir ki; size bir konu hakkında birşey soruluyorsa ve sızde doğru bildiğinizi iddia ediyorsanız karşınızdakini cehaletle isimlendirmenizi doğru bulmadım bilakis kırıcı buldum, sizin bu konularda daha bilgili olduğunuza eminim ancak siz bu şekilde cevap vererek ve kalp kırmanın nekadar günah olduğunu bile bile cehaletin en büyünü yapmış olmuyormusunuz ?
    yinede emeğinize saygı duyuyorum.



  6. 6
    Ayet-el kürsi, felak , nas, fatiha gibi sureleri veya ayetleri okuduğu zaman Peygamberimizin sağına soluna önüne arkasına ellerine ve hasta olan herhangi bir kimseye üflediği hadis kitaplarımızda yazılıdır.
    Bunun sebebi insanın maddi hastalıklardan korunmak için maddi tedbirler aldığı gibi manevi ve zararlı şeylerden korunmak için de böyle tedbirler alması içindir. Bizi yaratan Allah Peygamberimiz vasıtasıyla nasıl korunacağımızın yollarından birisini göstermiştir.
    Bu konuyu izah eden hadislerden birini açıklamasıyla beraber takdim ediyoruz.

    Hz.Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam) yatağına girdiği zaman, Muavvizateyn'i ( felak ve nas sureleri) ve kulhüvallabu ahad'i okur ellerine üfleyip ellerini yüzüne ve vücuduna sürer ve bunu üç kere tekrar ederdi. Hastalandığı zaman aynı şeyi kendisine yapmamı emrederdi". (Buharî, Fedâilu'l-Kur'ân 14, Tıbb 39, Da'avât 12; Müslim, Selâm 50; Muvattâ, Ayn 5; Tirmizî, Da'avât 21; Ebu Dâvud, Tıbb 19.)
    AÇIKLAMA:
    1- Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in Kur'ân-ı Kerim'i hastalığı sırasında şifa için okuduğu, mevsuk rivayetlerde gelmiştir. Esasen Kur'ân'ın mü'minler için maddi ve manevî şifa olduğu âyet-i kerimede belirtilmiştir:

    "Kur'ân'dan, iman edenlere rahmet ve şifâ olan şeyler indiriyoruz, O, zâlimlerin ise sadece kaybını artırır" (İsra suresi, 82). Keza: "Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt ve kalplerde olana bir şifa, mü'minlere doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir" (Yunus suresi, 57)
    2- Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in kendi vücuduna icra ettiği "nefes"in mahiyeti hakkında bilgi vermek için, İbnu Hacer, rivayetin farklı vecihlerini kaydeder. Buna göre, önce ellerini cemeder, sonra ellerine üfler, sonra okur ve okuma sırasında eline üflerdi. İbnu Hacer, bu üflemenin tükrüksüz veya hafif tükrüklü olabileceğini belirtir. Bu maksadla Felak, Nâs ve İhlas sûreleri okunmuştur.
    Meshetme işi, bereket düşüncesiyle yapılmıştır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam) ellerini önce başına, yüzüne sürer, ondan sonra elinin yetişebildiği yerlere kadar bütün vücuduna sürerdi. Hz. Aişe der ki: "Resûlullah, kendini götüren hastalığa yakalanınca, ben okuyup üzerine üflüyordum. Kendi elleriyle de vücudunu meshediyordum. Çünkü onun elleri bereket yönüyle benim elimden çok üstün idi".
    Bir başka rivayette Hz. Aişe meshedip, şifa için dua ederken kendine gelen Resûlullah'ın: "Artık hayır, (şifa değil), Allah'tan Refîk-i A'la'yı istiyorum" dediği belirtilir.
    3- Bazı rivayetler, Kur'ân'dan okuyup nefes ederek tedaviyi Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in ailesi efradına da uyguladığını tasrih eder. Sahabe veTâbiin de aynı tedavi usulüne başvurmuştur. Ulema bunun cevazında ittifak etmiştir.
    4- Nefes'i "tükrüksüz hafif üfürük" diye tarifeden Nevevî, rukyede bunun müstehab olduğunu, ulemanın cevazında icma ettiğini belirtir. Hz.Aişe (radıyallahu anhâ)'ye Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam)'in rukyede yer verdiği nefes'ten sorulmuştu, şu cevabı verdi: "Onun nefesi, kuru üzüm yiyenin üfürüğü gibi idi, kesinlikle tükrük yoktu.'' Kasıtsız olarak nefesle birlikte çıkacak olan rutubetin tükrük sayılmayacağı belirtilmiştir.
    Kaynak: Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Muhtasarı, 7. cilt, Akçağ Basım Yayın, Ankara, 1988, s. 50-51



  7. 7
    sayın hanımefendi bir konuyu bilmemek değil öğrenmemek ayiprtir ki; size bir konu hakkında birşey soruluyorsa ve sızde doğru bildiğinizi iddia ediyorsanız karşınızdakini cehaletle isimlendirmenizi doğru bulmadım bilakis kırıcı buldum, sizin bu konularda daha bilgili olduğunuza eminim ancak siz bu şekilde cevap vererek ve kalp kırmanın nekadar günah olduğunu bile bile cehaletin en büyünü yapmış olmuyormusunuz ?
    yinede emeğinize saygı duyuyorum.
    Cehaletle itham size değil bu işi öneren yada çıkaranlardır.
    Bilgilendirme amaçlıdır, Hakaret amaçlı değildir. siz yanlış anlamışsınız.



tesbihe üflemek,  tesbihe neden üflenir,  namazdan sonra tesbihe üflemek,  ayetel kürsi okuduktan sonra tesbihe üflemek,  ayetel kürsiden sonra üflemek,  tesbih duasını bilmeyen ne okur,  tesbih duası bilmeyen ne okur