Soru ve Cevaplarla İslam ve Siyer Soruları Forumundan Sünnetin delil olmasından maksat nedir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Sünnetin delil olmasından maksat nedir?

    Reklam




    Hiç şüphesiz, Allah Teâlâ, tek hüküm koyucudur ve O'ndan başka ilâh yoktur ve yine bir gerçektir ki; hiçbir kulun diğer kullar üzerinde kendi tasarrufu ile hükmetme yetkisi yoktur. Bu hakikati, Kur'ân-ı Kerîm şöyle ifade eder: "Hüküm ancak Allah'a aittir.”[2] Bu konuda bütün müslümanlar aynı görüştedirler ve yine, Cenâb-ı Hakk'm hükmüne kesin olarak uymanın vâcib olduğunda ittifak halindedirler.

    Sonra ilâhî hükümler, Allah'ın zâtına ait nefsî hitablar oldu*ğundan; bizim, bir delil ve işaret olmaksızın bu hükümlere muttali olmamız mümkün değildir. Bu sebeple Allah Teâlâ, bize, hitab ettiği hükümleri bilmemiz veya kesin bir kanaatla hükmün dayanağını bi*lip amel etmemiz için önümüze Kitab, sünnet, icmâ, kıyas gibi delil ve işaretleri koymuştur.

    Buna göre sünnetin delil olmasının mânâsı şudur: Sünnet, Al*lah'ın hükmüne bir delil olup bize ilâhî hükmü bilmede yakın ilim ve kanaat verir, onu bize izah eder ve kapalı yönlerini açıklar.

    Bu durumda bizler, sünnet vasıtasıyla ilâhî hükmü kesin ola*rak bildiğimizde veya onun Cenâb-ı Hakk'a ait olduğuna kanaat et*tiğimizde, ona uymak ve onunla amel etmek üzerimize vâcibdir. Bu*nun için âlimler şöyle demişlerdir: "Sünnetin delil olmasından maksad, gereğince amelin vâcib olmasıdır."

    Demek ki sünnetin delil olmasıyla anlatılmak istenen; onun ilâhî hükümleri açıklaması, kapalı yönlerim açması ve ona delâlet et*mesidir. Bu da onun delâlet ettiği şeyle amel etmenin vâcib olmasını gerekli kılar. Çünkü bu durumda o, Allah'ın hükmü olmaktadır.


    Bu açıklamadan anlaşılmıştır ki: "Sünnet, Kur'ân'ın haricinde hüküm ortaya koyar, bu yetkiyi elinde bulundurur ve Hz. Peygamber kendi başına hüküm koyucudur" demek, doğru değildir. Hem böyle bir şeyi, hiçbir kimse söylememiştir.

    Allah Teâlâ, "Peygambere itaat ediniz"[3] buyurarak, Peygam-ber'e itaati vâcib kılmıştır. Bu emir, Hz. Peygamber'in de tek başına hüküm koyucu olduğunu, ondan çıkan emir ve yasakların, Allah Teâlâ'dan değil, kendisinden kaynaklanan hükümler olduğunu göste*rir. Çünkü Allah'ın Peygamber'e itaati vâcib kılmasının mânâsı, Hz. Peygamber herhangi bir fiili emredip gerekli kıldığında, ona uyma*mızın vâcib olmasından başka bir şey değildir. Şu halde, burada iki hüküm vardır: Biri, Hz. Peygamber'e uymanın gerekli oluşu ki bu hüküm, Allah Teâlâ'dan gelmektedir; diğeri de fiilin gerekli oluşu ki, bu da Hz. Peygamber'den kaynaklanmaktadır. Demek ki, "Hz. Pey*gamber de hüküm koyucudur," dersen, cevaben derim ki: "Hayır, öy*le değildir. Asıl hüküm koyan, Hz. Peygamber'e ve O'ndan sâdır olan emirlere uymayı gerekli kılan Allah Teâlâ'dır."

    Buradan anlaşılacak olan şey şudur: Allah Teâlâ, Hz. Peygam*ber'den sâdır olan ifadeleri, kendisinin o fiili gerekli kıldığına bir de*lil ve işaret yapmıştır.

    Buna göre "Peygambere itaat ediniz" sözünün mânâsı: "Pey*gamber'den bir emir ve nehiy sözcüğü çıktığında, biliniz ki, emredi*len şeyi size ben vâcib kıldım ve nehyedileni de ben haram yaptım," demek olur. Nitekim güneş öğle vakti tepe noktasından kaydığında: "Öğle namazı vâcib oldu," denilir.

    Bu izahımıza göre şunu söyleyebiliriz: Eğer Cenâb-ı Hakk'ın Peygambere uyunuz emri olmasaydı, Hz. Peygamber'in emri bize vâcib olmazdı. Şu halde, her ne kadar Hz. Peygamber zahiren hüküm koyucu görünüyorsa da aslında, hüküm koyup emir veren sadece Al*lah Teâlâ'dır.

    DR. ABDULGANI ABDULHALIK
    Çeviren Dr. Dilâver Selvi


    Paylaş
    Sünnetin delil olmasından maksat nedir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Peygamber efendimizin hadisi şerifleri ve sünnetlerinin birer delil olması Allahu tealanın peygamber efendimize uymamızı emrettiğinden ileri germektedir. Hüküm koyan peygamber efendimiz gibi görünse de aslında emredileni yerine getirdiğindendir.