Soru ve Cevaplarla İslam ve Siyer Soruları Forumundan Hz. Ebu Hüreyre’ye çok hadis rivayet etmesine itirazlar,bu itirazlara verdiği cevap Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Hz. Ebu Hüreyre’ye çok hadis rivayet etmesine itirazlar,bu itirazlara verdiği cevap

    Reklam




    Hz. Ebû Hüreyre’ye Yöneltilen İtirazlar


    Hadîs rivayetini ağır bir mesuliyet olarak görüp ihtiyatı elden bırakmayan ve dolayısıyla bilinçli olarak az rivayeti tercih eden bazı sahabiler, Ebû Hüreyre’nin (r.a.) çok hadîs rivayet etmesine itiraz etmişlerdir. Kaynaklarda, Hz. Âişe ile Hz. Ömer’in, onun çok hadîs rivayet etmesine itirazda bulundukları zikredilmektedir.7 Ebû Hüreyre (r.a.) bu itirazlara, kendinden emin, makul ve ikna edici cevaplar vererek, çok hadîs rivayet etmesinin sebeplerini bütün şüpheleri izale edecek şekilde izah etmiştir.


    Rivayete göre, Hz. Âişe validemiz bir gün ona: ‘Ebû Hüreyre! Senin Peygamber’den naklettiğin söylenen şu hadîsler de nerden çıktı?! Bizim duyduklarımızı sen de duymadın mı? Bizim gördüklerimizi sen de görmedin mi?’ diye itiraz etmiş, o da buna: “Evet anacığım, senin bir kadın olarak ayna ve sürmedanlıkla meşguliyetin, Hz. Peygamber’le (s.a.s.) aranıza bir mania olarak girdiği hâlde, benim Efendimiz’le (s.a.s.) birlikteliğime hiçbir şey mâni olmadı.” diye karşılık vermiştir. Ebû Hüreyre’nin (r.a.) bu cevabı karşısında Hz. Âişe: ‘Belki de öyledir’ diye sükût etmiş ve bu konuda ona hak vermişti.8 Hz. Ebu Hüreyre haklıydı, zira Hz. Aişe Validemiz, Peygamberimiz’le (s.a.s.) çoğu kez hane-i saadette birlikte olduğu hâlde, Ebû Hüreyre (r.a.) O’nu çarşıda, pazarda, hazarda, seferde, hâsılı hemen her yerde takip ediyordu. Aişe Validemiz, Abdullah b. Ömer’e gelerek, ‘Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiği hadîslerden reddettiklerin var mı?’ diye sormuş; o da: ‘Hayır, o cesaretli, bizse çekingen ve korkak davrandık.’ demiştir. O sırada orada bulunan ve konuşmaya şahit olan Ebû Hüreyre (r.a.) de: ‘Evet, ben ezberledim, onlar unuttular. Bunda benim ne kusurum var?’ diye haklılığını dile getirmiştir.9


    Bununla birlikte Âişe Validemiz, Ebû Hüreyre’nin (r.a.) isteği üzerine rivayet ettiği hadîslere şahitlik de etmiştir. Nitekim Ebû Hüreyre’nin (r.a.), ‘Cenazeye tâbi olup arkasında namaz kılana bir kırât sevap vardır…’ hadîsine Abdullah b. Ömer (r.a.) itiraz edince, onu hemen Hz. Âişe’nin yanına götürmüş ve ona: ‘Ey mü'minlerin annesi, Allah aşkına söyle! Sen Hz. Peygamber’in (s.a.s.) şöyle buyurduğunu işittin mi…?’ diye sormuş, o da buna: ‘Evet, vallahi işittim’ diye şahitlik etmişti. Bunun üzerine Ebû Hüreyre (r.a.): ‘(Bakınız!) Bağda-bahçede ağaç dikmek ve çarşı-pazarda alış-veriş yapmak gibi meşguliyetler, (her ne kadar sizin Peygamber’le (s.a.s.) beraberliğinize engel olsa da) bunlar benim O’nunla birlikteliğime mâni olmadı. Ben O’ndan sadece açlığımı giderecek bir lokma ekmek karşılığında bana öğreteceği birkaç kelimeyi bellemek için hep fırsat kolladım.’ sözleriyle hadîse karşı nasıl bir iştiyak duyduğunu ifade etmiştir. O sırada Âişe Validemiz’in yanında bulunan İbn Ömer (r.a.): ‘Ey Ebû Hirr, (söylediklerin doğru!) sen Hz. Peygamber’le (s.a.s.) bizden daha çok birlikte olurdun. Dolayısıyla O’nun hadîslerini de bizden daha iyi bilirsin.’ diyerek ona güvendiğini açıkça belirtmiştir.10


    İkinci İslâm hâlifesi Hz. Ömer (r.a.) de, bir dönem Hz. Peygamber’den (s.a.s.) çok hadîs rivayet edilmesini başkalarına yasakladığı gibi, Ebû Hüreyre’ye de yasaklamıştır. Zira o dönem içerisinde Hz. Ömer ve diğer sahabilerin içtihadı, rivayetlerin azaltılması yönünde olmuştur. Sebebi ise, rivayetin insanı hataya sevk edebileceği ve insanların Kur’ân’dan ziyade hadîslerle meşgul olabilecekleri endişesidir. Bununla birlikte Hz. Ömer, bu konuda Ebû Hüreyre’nin (r.a.) hassasiyet ve titizliğini anladıktan sonra, ona hadîs rivayeti konusunda izin vermiştir. Ebû Hüreyre (r.a.) bunu şöyle anlatır: “Ömer’e çokça hadîs rivayet ettiğim haberi ulaştığında beni çağırıp, ‘Falanın evinde, Resûlüllah’la (s.a.s.) birlikteydik ve sen yanımızdaydın değil mi?’ diye sordu. Ben de: ‘Evet (ben de oradaydım) ve bunu neden sorduğunu da biliyorum!’ dedim. Ömer: ‘Peki neden sordum?’ dedi. Ben de: ‘Allah Resûlü o gün, “Kim bile bile bana yalan isnat ederse, ateşteki yerine hazırlansın!” buyurmuştu’ dedim. Hz. Ömer: ‘(Madem bunu hatırlıyorsun) o hâlde git ve hadîs rivayet et!’ dedi.11


    Ebû Hüreyre’nin (r.a.) İtirazlara Verdiği Cevap


    Ebû Hüreyre (r.a.), çok hadîs rivayet ettiği için kendisine yöneltilen tenkitlere genellikle şu cevabı vermiştir: “Bazı kimseler: ‘Ebû Hüreyre çok (hadîs rivayet) ediyor’ deyip duruyorlar. Hâlbuki Ensar kardeşlerimiz tarlalarında ziraatla, muhâcir kardeşlerimiz de pazarda ticaretle meşgul olurken, (bu kardeşiniz) karın tokluğuna Hz. Peygamber’e (s.a.s.) hizmet ediyor onların görmediklerini görüyor, duymadıklarını duyuyordu.”12 “Allah’a yemin ederim ki, Allah’ın Kitabı’ndaki şu iki âyet olmasaydı, size hiçbir şey rivayet etmezdim”13 demiş ve şu âyetleri okumuştur: “Gerçekten indirdiğimiz açık delilleri ve doğru yolu, Kitap’ta insanlara açıkça gösterdikten sonra gizleyenler var ya, onlara hem Allah lânet eder, hem de lânetçiler lânet eder. Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar müstesnadır; zira ben onların tövbelerini kabul ederim. Tövbeleri en çok kabul edici ve günahları en çok bağışlayıcı benim.”14


    Ashabın güzide simalarından Hz. Talha da Ebû Hüreyre’ye (r.a.) hakkını teslim etmiştir. Kendisine neden onun kadar çok hadîs rivâyet etmediği sorulduğunda şöyle demiştir: “Allah’a yemin olsun ki, onun, bizim Peygamber’den (s.a.s.) duymadıklarımızı duyduğundan asla şüphe etmem. Gerçek şu ki, bizler varlıklı kimselerdik; evimiz barkımız vardı. Peygamber’in (s.a.s.) yanına ancak sabah ya da akşamleyin gidebiliyorduk. Oysa Ebû Hüreyre, hiçbir şeyi olmayan fakir bir insandı. Kendisi Hz. Peygamber’in (s.a.s.) misafiri olarak Suffa’da kalır ve yanından hiç ayrılmazdı.”15


    Görülüyor ki, Ebû Hüreyre (r.a.), arkadaşlarının çok hadîs rivayet ettiği şeklindeki tenkitlerine kendinden son derece emin cevaplar vermiş, onlar da bu cevaplara tekrar itirazda bulunmamışlar ve onun bu konudaki üstünlüğünü ve haklılığını itiraf etmişlerdir. Her şeyden önce sahabe arasında cereyan eden bu hâdiseler bize, Allah Resûlü’nün ashab-ı kirama emanet ettiği bu mukaddes mirasın, kılı kırk yararcasına itinalı bir şekilde ve liyakatli eller vasıtasıyla âdeta nazenin bir çiçek gibi nasıl korunduğunu ve sonraki nesillere nasıl ulaştırıldığını göstermektedir. Bu kutsal mirasa en küçük bir leke dahi bulaşmasına onların gönülleri razı değildi. Onlar her türlü fedakârlığa katlanabilirler ve sevdikleri her şeyden vazgeçebilirlerdi, lâkin üstlendikleri bu yüce misyonu en layıkıyla yerine getirme konusunda asla taviz vermezlerdi. Esasen onlar arasında yaşandığına işaret edilen söz konusu itirazlar ve tahkik çabaları, onların mesuliyetlerinin idrakinde olduklarını göstermektedir.


    dipnotlar:


    7. İbn Kuteybe, Te’vîl, s.48.
    8. İbn Hacer, el-İsâbe, 7/205; Zehebî, Siyerü A’lâmi’n-Nübelâ, 2/604.
    9. Hâkim, el-Müstedrek, 3/510; ez-Zehebî, Siyer, 2/608.
    10. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/2-3; Hâkim, el-Müstedrek, 3/511.
    11. İbn Kesîr, el-Bidâye, 7/107; Zehebî, Siyer, 2/603.
    12. Buhârî, İ’tisâm 22; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe 159-60.
    13. Buhârî, İlim 43; Hars 21; İbn Hanbel, 2/240.
    14. Bakara sûresi, 2/159-160.



    Prof. Dr. Osman Güner

    Ondokuz Mayıs Üniv. İlahiyat Fak. Öğrt. Üyesi


    Paylaş
    Hz. Ebu Hüreyre’ye çok hadis rivayet etmesine itirazlar,bu itirazlara verdiği cevap Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Ebu Hureyre peygamber efendimizin hadisi şeriflerini ezberler ve naklederdi. Hafızası çok güçlü olan Ebu Hureyre daha da güçlenmesi için peygamber efendimizden dua istemiştir ve daha da güçlü bir hafızaya sahip oldu.