Soru ve Cevaplarla İslam ve Siyer Soruları Forumundan İslam sonradan gelmiş bir dindir, onun doğru din olduğu nasıl ispatlanır? Hz. Peygamberin kendi düşünceleri olamaz mı? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    İslam sonradan gelmiş bir dindir, onun doğru din olduğu nasıl ispatlanır? Hz. Peygamberin kendi düşünceleri olamaz mı?

    Reklam




    İslam sonradan gelmiş bir dindir, onun doğru din olduğu nasıl ispatlanır? Hz. Peygamberin kendi düşünceleri olamaz mı?

    Yazar: Sorularla İslamiyet 2009-08-21

    Burada bu konuyu detaylarıyla açıklama imkânımız yoktur. Bununla beraber, burada konuya ışık tutacak bazı bilgileri birkaç madde halinde özetlemeye çalışacağız:

    - Hz. Peygamber(a.s.m)’in üstün bir akıl ve zekâya sahip olduğu doğrudur. Ancak, bu akıl ona Allah’ın vahyini algılama imkânını sağlamıştır. Yoksa -haşa- kendisini hayatı boyunca, Allah’a iftira eden bir kimse durumuna düşürmemiştir. Hayatı boyunca, yalan ve yalancılarla mücadele eden bir insanın, aynı zamanda en büyük bir yalancı olması mümkün müdür? Bu insanların fıtratına aykırı olduğu gibi, akıllı insanların da nefret ettiği bir husustur.

    - Hz. Muhammed (a.s.m) ya doğruluğun zirvesinde, güzel ahlakı kendisinde toplamış, herkesten daha çok Allah’tan korkan, ona saygı duyan bir Peygamberdir; yahut -haşa, yüz bin defa haşa- yalancıların temsilcisi, ahlaksız, Allah’tan korkmaz, en büyük bir sahtekârdır. Hayatı boyunca, herkesten daha çok Allah’a bağlanması, ona saygı duyması, ondan korkması, ona ibadet etmesi, bütün insanlığı kendine meftun edecek şekilde yüksek bir ahlak performansını göstermesi, bu ikinci ihtimalin kendisi hakkında asla mümkün olmadığını göstermektedir.

    - İslam dininin en büyük mucizesi Kur’an’dır. On beş asırdır Kur’an’ın “Haydin gelin Kur’an’ın bir tek suresine bir benzer yapın... Eğer yapmaktan âciz kaldıysanız, bilin ki bu Kur’an, göklerin ve yerin gaybını bile Allah’ın kelamıdır.” manasına gelen meydan okuyuşu, şimdi de geçerlidir. Kur’an’ın belagatı mucize olduğu gibi, koyduğu evrensel ahlakî prensipleri de birer i’caz parıltısını göstermektedir. Okuma-yazması olmadığı Kur’anla sabit olan Hz. Muhammed (a.s.m) gibi öksüz büyümüş, ahlakın tefessuh ettiği bir muhitte yetişmiş bir insanın, İslam dini gibi A’dan Z’ye bütün hükümleri, prensipleri makul, âdil ve ahlakî olan bir nizamı ortaya koyması, başlı başına bir mucizedir.

    - Peygamber olmadan önce de bulunduğu çevrede “Muhammedü’l-Emin = güvenilir, dürüst, Emin Muhammed” unvanıyla meşhur olan bir zatın, 23 yıllık hayatı boyunca, farklı bir karakter sergilemesi, bu görülen tarafının tam aksine bir şahsiyette olmasına ihtimal verenin deli olması gerekir. Çünkü, şeytan dahi bunu ağzına almaya cüret etmez.

    - Bir ağacın yaş veya kuru olduğu meyvelerinden bilinir. Hz. Muhammed (a.s.m)’in diktiği İslam ağacının milyonlarca meyvesi olan evliya ve asfiyanın varlığı, bu ağacın kuru değil, yaş olduğunu, boş bir kütük değil, dal budak veren meyvedar bir ağaç olduğunu, yalan üzerine değil, doğruluk üzerine kurulmuş bir din olduğunu sönmemiş akıllara -gündüz gibi- göstermektedir.

    İslam alimlerinin tespitlerine göre, Hz. Muhammed (a.s.m)’in peygamber olduğunu gösteren mucizelerin ve delillerin sayısı binlercedir. Bu mucizeler, hadislerde geçtiği gibi, onlardan bazı misalleri Kur’an’da da görmek mümkündür. Aşağıda birkaç misal sunulmaktadır:

    - İsra Suresi'nin birinci ayetinde, Hz. Peygamber (a.s.m)’in gecenin çok küçük bir zaman diliminde Mekke’den Kudüs’e gidip, Mescid-i Aksa’yı ziyaret ettiği vurgulanmıştır. Hadis ve siyer kaynaklarında, olayın detayları da anlatılmış, aynı gecede onun tekrar Mekke’ye döndüğü ve yattığı, yatağının ısısının hala devam ettiği anlatılmaktadır.

    Daha önce, Kudüs’e hiç gitmediği bilinen biri olarak, Mescid-i Aksa hakkında kendisine sorulan sorulara doğru cevaplar vermiş ve daha başka bilgiler vermek suretiyle de bu olayın doğruluğunu ispat etmiştir.

    - Kamer Suresi'nin başında, Hz. Muhammed (a.s.m)’in müşriklerin bir mucize istemeleri üzerine, bir parmağının işaretiyle gökteki Ay’ın ikiye bölündüğü bildirilmektedir. Orada bulunan kâfirler bu olayı yalanlayamamış, mecbur kalıp “bir sihir “olarak nitelemişlerdir. Bu olay detaylı olarak sahih hadis kaynaklarında incelenmiş ve tasdik edilmiştir.

    - Kur’an’da, -fetihten iki sene önce inmiş olan- Fetih Suresi'nde, çok açık bir ifadeyle Mekke’nin fethedileceği haber verilmiş ve Hz. Peygamber (a.s.m)’in bu hususta gördüğü rüyasının tasdik edildiği vurgulanmıştır. İki yıl sonra gerçekten Mekke fethedilmiştir.

    - Yine, Kur’an’ın –Mekke’de inen- Rum Suresi'nde, müşrik-mecusî İranlılar karşısında yenik düşen ehl-i kitap olan Bizanslıların, en geç sekiz-dokuz yıl içerisinde, İranlılarla yeniden savaşa gireceği ve onları mağlup edeceği çok açık ifadelerle haber verilmiş ve aynı tarihte bu haber gerçekleşmiştir. Bu haber içerisinde “o gün Müslümanlar için de sevinç günü olacağını” detayına da yer verilmiş ve “Bedir Zaferi” ile de bu haber, ikinci bir gerçekle taçlanmıştır.

    - Peygamberimiz (a..s.m), hanımlarından birine gizli bir şey söylemiş, fakat o bu sırrı kumalarından birine aktarmış ve Peygamberimiz (asv), onun söylediklerini kendisine aktarınca da, şaşırmış ve bunları nerden öğrendiğini sormuştu. Efendimiz (asv) da ‘Bunları bana her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah bildirdi’ demiştir. Bu olay Kur’an’ın Tahrim Suresi'nde geçmektedir.

    - Sahih hadis kaynaklarında, Hz. Peygamber (a.s.m)’in İran, Bizans, Kudüs, Şam, İstanbul fethi gibi daha bir çok yerin fethedileceğini haber verdiği ifade edilmektedir. Zaman ise, o haberlerin aynen çıktığına onlarca kez şahitlik yapmıştır.

    İşte birer örnek olsun diye verdiğimiz bu misaller, tereddüde yer vermeyecek derecede, Peygamberimizin nübüvvetini çok güçlü bir şekilde tasdik etmektedir. Çünkü, bu gaybî gerçekleri akılla bilmek ve bu harika olayları bir insan gücü, zekâsı ve aklıyla gerçekleştirmek imkân haricindedir. Demek ki, Hz. Muhammed(a.s.m) Allah’ın hak elçisi ve Kur’an da Allah’ın hak kelamıdır. Amenna.. ve Saddekna..

    Not: Bu konularda size yardımcı olacak kitaplar için sitemizdeki bibliyografyayı tavsiye ediyoruz. Bu konuyu en iyi ispat eden kitapların başında Risale-i Nur Külliyatı gelir. Allah rızası ve dinimizi öğrenme adına bu eserleri okuyalım ve bilgilerimizi pekiştirelim.



    Paylaş
    İslam sonradan gelmiş bir dindir, onun doğru din olduğu nasıl ispatlanır? Hz. Peygamberin kendi düşünceleri olamaz mı? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Peygamber efendimizin okuma yazma bilmemesi aslında bir mesajdır. Bir zaman sonra bütün yaptıklarında hikmet bulunduğu ve bir çok fayda içermesi onun ilahi mesajlara uyduğunu göstermektedir.