Makale ve Şiirler ve Şiirler Forumundan Hüzün nedir? Bilir misiniz? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Hüzün nedir? Bilir misiniz?

    Reklam




    HÜZÜN GÜZELDİR

    "Hüzün" denince akla "gam" gelir, hüzün değildir. Gam ağırdır, koyudur. Hüzün ince ve nârin yanını temsil edemez. "Üzüntü" gelir, geçicidir, ucuzdur; hüznün asîl ve paha biçilmez oluşuna yakışmaz…

    Hüzün biraz isyandır, biraz rıza; biraz gözlerini kaçırmaktır, biraz yüreğini sunmak...

    Hüzün mübârektir, velûddur. Mübârek, velûd ve verimli olmayan gam, keder, tasa ve üzüntü, hüzünden değildir.

    Hüzün vakurdur, onurlu ve dürüst… Kaypak ve tamahkâr duygular, hüznü duyumsayamaz. Hüzün evet, duyumsanır. O denli nârin, o denli zarif…
    Büyülü bir güzelliği var hüznün.

    Biraz mum ışığıdır hüzün, biraz akşam alacasıdır. Biraz gazete satan çocuk elleri, biraz bebek ağlamasıdır.

    Hüzün zordur.

    Hüzün güçlüdür.

    Hüzün sızıdır. İnce, keskin, sivri… Varla yok arası… Parlak ve göz alıcı, anlık ve güçlü...

    Hüzün melezdir. Tefekkürle tedebbürün kendisi esmer, bahtı ak evladıdır. Asâletini tefekkürden, metânetini tedebbürden almıştır.

    Hüzün su gibidir. Azizdir. Şerefli ve nâdir... Hem her şeye yeter, hem yeri asla doldurulamaz.

    Tüy gibidir hüzün. Hafif ve yumuşak, canlı ve ölü... Hayattan ve ölüme dair…
    Hüzün, Allah Rasûlü'nün dostudur, takdim ederim. "Hüzün dostumdur." buyurmuş hüzün Peygamberi -sallAllah u aleyhi ve sellem-, ömrü hüzünden sağılmış yetim...

    Hüzün güzeldir.


    Hoş geldin HÜZÜN..

    Hüzün nedir bilir misiniz?

    Bir çocuğa son paranızla alıp verdiğiniz çikolatanın yere düşmesidir...

    Bir pazar günü bir aileyi uzaktan izlerken aile reisinin gelip sizden fotoğraf çekmenizi istemesidir...

    Dünyada insanlar açlıktan ölürken yediğiniz yemekten utanmanızdır...

    Kimsenin gelmediği bir adada, kimsenin gelmeyeceğini bile bile beklemektir...

    Gecenin en güzel saatlerinde ayın yansımasını demir parmaklıklar arasında izlemenizdir...

    Nöbette beklerken size sıkılan kurşunla yere yığıldığınızda, elinizin sevdiğinizin vermiş olduğu mendile gitmesidir....

    Çöp kutusundan bulduğunuz atıl bir oyuncak arabayı akşam çocuğunuza getirmektir...

    Yaşlı bir insanın yıllardır yaşadığı eşini kaybettiği halde çocuklarına destek olmasıdır...

    Hüzün; bir kaybedişe gülümseyiştir, hüzün; hayatın güzelliğini görmektir en büyük acılar içinde, hüzün; peş parasız sokaklarda gezerken cebindeki son parayla aldığı ekmek arası döneri bir kediyle paylaşmaktır...

    Hüzün nedir biliyormusunuz; 16. kattan aşağıya atladığınızda yüzünüzdeki gülümsemenin çıkmasıdır..


    Hüzün
    Hüzün uzaklara ait olup
    Yakınlara hapsolmaktır...


    Hüzün yoksa, insanı içten içe yakan,
    yaktığı gibi bir o kadar da olgunlaştıran dert yoksa eğer,
    o zaman, evet işte o zaman gaflet dehlizinde yok olma riski belirir.


    Ah dostum! Eğer, «hüzün nedir?» diye aklına bir sual
    gelecek olursa, onu dışarıda değil de bilâkis kendinde ara.


    Hüzün…Gönlün derûnî ve bir o kadar da ulvî misafiri…
    Sinsi sinsi girer kalplere de dîvâne eder insanı…
    Ah hüzün!.. Deli dostum!..


    İnsan, hüzünlü olduğu sürece olgunlaşır. Hüzün yoksa,
    insanı içten içe yakan, yaktığı gibi bir o kadar da olgunlaştıran
    dert yoksa eğer, o zaman, evet işte o zaman gaflet dehlizinde
    yok olma riski belirir.


    Hüzün ve aşk. İki samimî dost. Bakıldıkta birbirinden ayırt
    edilemeyen iki yüce dost.


    Âh insan!.. İnsan ne kadar gariptir ki kendisini mecnun eden
    bu müptelânın kendisinden ayrılmasını istemez. Yanmak ister
    hüznün kucağında.


    Rahat durmak varken niye başını derde sokasın, niye hüzün
    ummanında yok olasın, diye bir sual aklını meşgul edebilir?..


    Hüznü taşıyan/yaşayan insan bilir ki ne kadar hüzünlü olursa
    bir o kadar aşktan tat alacaktır. Sevgiliyi anarak ve onun
    hüznüyle yaşayarak geçirilen vakitler en güzel vakitlerdir muhakkak.


    Çünkü aynı dili konuşanlar değil aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler. «Hüzün nedir? Neden insan hüzün ister?»
    gibi soruların cevabını ancak ve ancak yaşayanlar bilir.


    Ah dostum! Şimdi tek söyleyeceğim şu: Eğer, «hüzün nedir?»
    diye aklına bir sual gelecek olursa, onu dışarıda değil de
    bilâkis kendinde ara.


    İşte o zaman hüznü anlamakla kalmayacak, onun yakıcılığında olgunlaşacaksın...




    Geldi hazân, Yine hüzün, Yine gam




    Cümbüş kırık, neyzen suskun, ney suskun
    geldi hazân, yine hüzün, yine gam
    şarkı suskun, meyhan suskun, mey suskun
    geldi hazân, yine hüzün, yine gam
    gönüllere elem konuk her akşam ...


    Hicran dilsiz, yaş gözsüz, mevsimler güz
    şair suskun, şiir suskun, tar sözsüz
    yine boyun büktü akşamlar öksüz
    geldi hazan, yine efkar, yine ah-u zar
    yine hasret, yine gurbet ah leyli yar
    bir ince sızı düşer sineye her akşam


    Bülbülü bir güle zar eylemişler
    dünyayı sevene dar eylemişler
    sevdayı göğsüme nar eylemişler
    geldi hazân, yine hüsran, yine figan
    yine hicran, yine giryan, yine efgân
    bir ince sızıdır nereye baksam


    Rüzgar hicran inler gönül secdede
    nağmeler aşkı kanar her hecede
    ay küser bir efkâr basar gecede
    geldi hazan, yine hüsran, yine efgân
    yine sürgün, yine firgat, yine figan
    bir kara dumandır iner her akşam


    Felek ki, demirden örmüş ağını
    ceylanlar aşk için yakmış dağını
    gazeller savurmuş gönül bağını
    geldi hazân, yine hüzün,yine giryan
    yan ey gönül dermansız derdine yan


    bak yine çöktü efkar her yer karardı
    bahçe gazel döktü yaprak sarardı
    her sokak başını bir elem sardı
    geldi hazân, yine hüzün, yine gam
    yine sürgün, yine giryan, yine hicran
    bir ince sızıdır nereye baksam


    Tipi bize, boran bize, kar bize
    feryat bize, figan bize, zar bize
    hicran bize, fizan bize, har bize
    yine firgat, yine gurbet, yine hasret ey Ozan
    dinmez bir sızıdır yüreğinde ne yapsan
    gönüllere elem konuk her akşam


    Bahçe mahsun, gül mahsun, gönül hicran
    bülbül zar-ı figan, zar-ı fizan, zar-ı efgân
    ey vah yine hicrân, yine giryân, yine hüsran, yine gam
    ince bir duman gibi geçip gidiyor zaman
    yan ey gönül dermansız derdine yan


    Geldi hazân, yine hicran,yine hüsran, yine giryân bana düştü ah!..
    yine firgat, yine hasret,yine figan, yine efgân cana düştü ah!....
    attı felek, her birimiz bir yana düştü
    ince bir duman gibi geçip gidiyor zaman
    yan ey gönül yan, şimdi dermansız derdine yan


    hüzünlere yazılmış bir ömür bizimkisi
    ah! leyli yar...
    kış geldi , yine tipi, yine boran, yine duman
    her gece kalbimize yağıyor kar...




    HÜZÜN ;
    UMUDUN TÜKENDİĞİ SON NOKTADIR
    GİDERKEN HİÇBİRŞEY BIRAKMAMAKTIR
    SEVDİĞİNE SONKEZ BAKMAKTIR
    ULAŞMAK İSTEYİPTE ULAŞAMAMAKTIR
    AÇLIĞIN DORUKLARINDA KENDİNİ TOK HİSSETMEKTİR
    GÜLERKEN AĞLAMAKTIR
    KÖR OLSANDA BÜTÜN GÜZELLİKLERİ GÖRMEKTİR
    UMUTSUZLUĞUN İÇİNDE UMUT ARAMAKTIR
    HÜZÜN BURADA BİRŞEYLER PAYLAŞMAKTIR...



    Bazen sebebini bilmez insan


    Vakitsiz gelir hüzün.



    Kuşça düşleri vardır mesafelere inat


    Sevinçten, neşeden silkinir kanat



    Sevdâyla hem-hâl olur da



    Bazen sebebini bilmez insan



    Vakitsiz gelir hüzün.



    Yağmurun sesini dinlerken zaman,



    Sonbaharın kollarında inlerken zaman


    Sınırını unutup geceyle gündüzün


    Bazen sebebini bilmez insan


    Vakitsiz gelir hüzün.




    İşte O Bakıştır...Hüzün...




    Onca Renksizlik Arasında, Renk Olmaktır Hüzün...



    Hüzün...



    Yalnız bir çiçek olup, açmaktır bir başına...


    Hüzün...Çekip Gitmektir..



    Paylaş
    Hüzün nedir? Bilir misiniz? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Sonbahar hep hüzün olarak anlatılır. Bahardan rengarenk çiçek ve ağaçtan sonra sonbahar daha soluk görülür. Hüznün de bir ayrıcalığı duygu ve düşüncelerde genişliği vardır ki boş değildir.



hüzün,  hüzün resmi,  hüzün nedir,  huzun,  gam keder hüzün lu resımler,  kar ve hüzün resimleri,  hüzün hayat resımlerı