İslam Dini ve İman Bölümü ve Şeytan Forumundan Şeytanın tuzakları nelerdir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Şeytanın tuzakları nelerdir?

    Reklam




    Şeytanın tuzakları nelerdir?

    Şeytanın İcraatları

    Kur’an-ı Kerim ayetlerinde şeytanın ne gibi icraatlar yaptığı ve yapacağı değişik yerlerde nazara verilir. Mesela:
    Bir vakit meleklere: ‘Âdem için secde edin’ demiştik; İblis’ten başka hepsi secde etmiş, o çekinmişti.
    Biz de Âdem’e şöyle demiştik: ‘Ey Âdem! Şüphesiz bu İblis sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra bedbaht olursun.
    Doğrusu cennette sana ne acıkmak var ne de çıplak kalmak.
    Ve sana orada ne susuz kalmak var ne de sıcaktan bunalmak’
    Sonunda şeytan ona vesvese verdi. Dedi ki: ‘Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve hiç bitmeyecek bir saltanatı göstereyim mi?’
    Derken (Hz. Âdem ve Havva) ikisi de o ağaçtan yediler. Bunun üzerine mahrem yerleri kendilerine açılıp görünüverdi. Ve üzerlerine cennet yaprağından örtmeye başladılar. Âdem Rabbinin emrinden çıktı da, şaşırdı.
    Sonra Rabbi, onu seçti de tövbesini kabul buyurdu ve ona doğru yolu gösterdi.
    (Taha Suresi, 116-122)
    Bir vakit meleklere: ‘Âdem’e secde edin’ demiştik. İblis’ten başka hepsi secde ettiler. O ise, ‘Ben bir çamurdan yarattığın kimseye mi secde ederim?’ demişti.
    İblis dedi ki, ‘Şu benden üstün kıldığını gördün mü? Yemin ederim ki, eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, pek azı hariç, onun zürriyetini kendi buyruğum altına alacağım.’
    Allah buyurdu: ‘Haydi git! Onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz ki, cezanız cehennemdir, hem de mükemmel bir ceza. Onlardan gücünün yettiğini sesinle ürküt. Süvari ve piyadelerinle üzerlerine saldır. Mallarına ve evlatlarına ortak ol. Onlara vaatte bulun.’
    Fakat şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaat etmez.
    Doğrusu benim (ihlâslı) kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter.
    (İsra Suresi, 61-65)
    İblis şöyle dedi: ‘Rabbim! Beni azdırmana karşılık, mutlaka ben de yeryüzünde onlara günahları süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım! Ancak içlerinden ihlâslı kulların müstesnadır.’” (Hicr Suresi, 39-40)
    Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve çirkin işlere teşvik eder.” (Bakara Suresi, 268)
    Onlar, Allah’ı bırakırlar da yalnız dişilere taparlar. Böylece ancak inatçı şeytana tapmış olurlar.
    Allah şeytana lanet etti. O da: ‘Elbette senin kullarından belli bir pay edineceğim, dedi. Ve onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntularla oyalayacağım ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar. Onlara emredeceğim de Allah’ın yaratışını değiştirecekler.’
    Kim Allah’ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur.
    Şeytan onlara vaad eder ve onları boş kuruntularla oyalar. Oysa şeytanın onlara vaadi, aldatmadan başka bir şey değildir. (Nisa Suresi, 117-120)
    Şimdi, bunların bir nevi açılımı olarak şeytanın neler yaptığına, ne gibi hile ve tuzaklarla insanları aldatmaya çalıştığına biraz daha yakından bakmaya çalışacalım:
    Şeytan günahları güzel gösterir

    Şeytan onlara amellerini güzel gösterdi…” (Neml Suresi, 24)
    Bu manayı ifade eden çok ayetler vardır. Mesela, En’am 43, Enfal 48, Nahl 63, Ankebut 48, Hicr 39…
    Şeytanın en büyük icraatı, günahları insanlara güzel ve cazip bir şey olarak sunmasıdır. Mesela, iki kişi tartıştıklarında işi kavgaya kadar götürebilirler, hatta bu küçük tartışma cinayetle bile sonuçlanabilir. Zira öfkede akıl yoktur. Öfke hâkim olduğunda, insan sağlıklı düşünemez. Sonuç olarak, taraflardan biri mezara, diğeri de hapse gider.
    Bunlar selim bir akılla düşünseler elbette böyle ağır bir fatura ödemeyeceklerdi. Ama şeytan onlara kötü amellerini güzel göstermiş ve böyle acı bir sonuca sevk etmiştir.
    Şeytanın günahları güzel göstermesi şuna benzer: Biri var, pislikleri çok güzel ambalajlara koyuyor, insanlara tatlı bir şeymiş gibi yediriyor…
    Bu konuda bir başka ayette şöyle buyrulur:
    Rabbinden bir ‘beyyine’ üzerinde bulunan kimse, hiç o kötü ameli kendine süslü gösterilip de heva ve hevesleri ardına düşmüş kimseler gibi midir?” (Muhammed Suresi, 14)
    Mümin, Rabbinden bir beyyine üzeredir.Beyyine, delil-hüccet- ayet gibi anlamlar taşır. Kâfir ise, kötü işler yapar. Bu kötülükler şeytan tarafından kendisine süslendirilmiştir. Söz­gelimi, “içki içmekle ne olur sanki, insan şu dünyada keyfine bakmalı” gibi bir desiseyle şeytan onu kandırmıştır. Böyle kimseler artık heva ve heveslerinin peşinden giderler.
    Antik çağ felsefesindeki “hedonizm” görüşü, nefsin kötü arzularına, heva ve hevese uymaktan başka bir şey değildir. Bu görüşün taraftarları günümüzde de sayıca hayli kalabalıktır.

    Hedonizm
    (hazcılık/lezzetiye) ekolü denilen bu felsefî akım, hayata zevk ve lezzet noktasından bakar. Bunların gayeleri, duyuların tatminidir, zevktir. Günümüzde pek çok insan bu şeytanî akıma kapılmış, her türlü günahı mubah sayarak adeta insanlıktan çıkmışlardır.
    Şeytan boş kuruntularla oyalar

    …Ve onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntularla oyalayacağım…” (Nisa Suresi, 119)
    Şeytan, insanları boş hayallerle avutur, boş kuruntularla onları oyalar. Çölde yol alanlar zaman zaman serap görürler, onu gerçek zannederler, ümitle ona doğru koşarlar. Hâlbuki bir hayalin peşinde koşmaktadırlar. Onun gibi şeytan da insanları boş fikirlerle, hoş hayallerle durmadan oyalar. Mesela, batıl bir fikrî akım çıkar, nice insan bunun peşine takılır. Hâlbuki bir işlerine yaramayacak, onları asla mutlu yapmayacaktır. Mesela, 19. yüzyılda pozitivizm rüzgârı esmiş, insanlık âlemini ciddi anlamda etkilemiştir. Bu akıma göre, ispat edilemeyen şeylere inanmamak gerekir. Dinlerin bahsettiği ruh, melek, ahiret gibi meseleler ispat edilemediğine göre, bunlara itibar edilmemelidir. Bu akım, “artık mabetlerin yerlerini laboratuarlar, din adamlarının yerlerini bilim adamları, iman esaslarının yerlerini ilmin ulaştığı sonuçlar almalıdır” görüşünü ileri sürer. Ne gariptir ki İslam dünyasında yaşayanlar da dâhil olmak üzere, dünyanın her tarafından nice kimseler bu akımdan etkilenmişlerdir.
    Hâlbuki her şey maddeden ibaret değildir. İnsanın bile maddesinden ziyade manası ön plandadır. Bu insanda maddeyle hiç de alakası olmayan binlerce hisler, duygular, latifeler vardır. Bir kitap nasıl sadece harflerden ibaret olmayıp mana ile dolu ise, âlem dahi baştan sona mana ile doludur.
    Yıllar önce bir felsefeciyle bu konuları tartışmıştık. Kendisine, “Felsefeden istifade ederiz ama felsefe her şey değildir. Mesela felsefe yaratılışın nasıl olduğunu izah edemez” dediğimde şunu söylemişti:
    “‘Yaratılış’ kelimesini ben kullanmam. Bunun yerine ‘oluşum’ demeyi tercih ederim.”
    Dedim: “Siz sınıftan çıktığınızda yazı tahtasını tertemiz bıraksanız, ama aynı sınıfa döndüğünüzde tahtada güzel resimler ve anlamlı cümleler bulduğunuzda bunu ‘oluşum’ olarak mı görürsünüz, yoksa ‘bunları kim yazdı ve çizdi’ mi dersiniz?”
    Muhatabım şöyle dedi: “Ben bilime inanırım Evet, bilimin şu anda bu konuya net bir açıklık getiremediğini kabul ediyorum. Ama inanıyorum ki yüzlerce yıl sonra da olsa bunların bilimsel açıklamaları yapılacaktır…”
    Muhatabım, imandan kaçarken yine de iman etmekten kurtulamamıştı. Gerçi Allah’a inanmıyordu ama “bilime” inanıyordu. Gerçi ezeli bir Allah’ı kabul etmiyordu ama maddeyi ezeli kabul etmekten kurtulamıyordu…
    İşte şeytan böyle boş fikirler, kuru hayallerle nice insanları avutur, oyalar, gerçekleri görmelerine engel olur.
    Şeytan demagoji yapar

    Şeytan, aldatıcı cümleler kurmasını iyi bilir. Tabir yerindeyse, tam bir laf ebesidir. Mesela, kâinatın genişliğini nazara verir, insanın fikrini dağıtır, bu kadar geniş bir mülkte bir Za­tın aynı anda tasarrufta bulunamayacağını söyler. Öte yan­dan tek tek fertleri nazara verirken Allah’ın azametinin böyle hakir şeylerle meşgul olmasına müsaade etmediğini telkin eder, mesela “Allah azametiyle beraber işi yok da bir si­neğin kanadıyla mı uğraşacak?”der.
    Hâlbuki Allah’ı mahlûkla kıyas etmek, son derece yanlıştır. Bir ressamın elinden çıkan mükemmel eserler, ne derece onu tanıyabilirler? Kendileri bir sanat eseri olarak resim yapamazken “Ressam da resim yapamaz” demeleri ne kadar mantıklı olur?
    Öte yandan, şu sınırlarını bile hayal edemediğimiz âlemin bir tek Zat tarafından idare edilmesi gözle görülür gibi açık bir hakikattir. Öyle ki, akıl ve şuur sahibi olan insan bile kendi vücudunu idareden acizdir. Vücudunda sadece karaciğeri dört yüzden fazla görev yaparken, o bunların dördünü bile sayamaz. Böyle birinin “Vücudumu ben kendim idare ediyorum” diyebilmesi gülünç bir iddia olur. Bizlerin de vücudunu idare eden, âlemi idare etmektedir.
    Allah’ın azametiyle beraber sözgelimi bir sineğin kanadıyla da meşgul olması, aslında sonsuz bir kudretin lazımıdır. Güneş doğduğunda, ona mukabil olan ayna gibi bütün parlak şeylerde bir timsali meydana gelir, hepsini aynı anda aydınlatır, dışarıda bir tek fert bile kalmaz. Temsilde hata olmasın, bütün varlıklar Allah’a mukabil bir ayna gibidir, her birinde aynı anda tecelli eder, biriyle iştigali diğerlerine engel değildir.
    Şeytan abes işlerle meşgul eder

    …Onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar...” (Nisa Suresi, 119)
    İslam öncesi cahiliye Arapları, dişi deve beş defa doğurur ve beşincisi erkek olursa onun kulağını yararlar artık ondan faydalanmanın haram olduğuna inanırlardı. Böyle yapmakla, aslında Allah’ın helal kıldığını haram yaparlardı.
    Ayrıca, putların önünde hayvanları kurban eder, onların putlar için bir adak olduğuna nişan olarak kulaklarını yararlardı.
    Bu durumda ayetin muhtevasını, “Onlar Allah’ın helal kıldığını haram yapacaklar, ibadet zannıyla şirke düşecekler” şeklinde anlayabiliriz.
    Günümüzde de nice insan, şeytani bir desise sonucu batıl örften gelen yanlış uygulamaların içinde olabilmektedir. Mesela, bazı yörelerimizde çocuğun sünnet merasimi için “kirve” olur, bu kirve artık aileden bir fert gibi kabul edilir. Onun çocukları da sütkardeşi gibi evlenilmesi yasak hale gelir. Bu, sadece bir örftür ve mahremiyet ve nikâh yönünden bir ayrıcalık ve farklılık getirmez. Din, kirve sistemini emretmez, ama bunu red de etmez. Ancak helali haram, haramı helal kılacak şekilde uygulamaları da kabul etmez.

    DEVAMINI OKUMAK İÇİN: TIKLA


    Paylaş
    Şeytanın tuzakları nelerdir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Şeytanın bir değil bir çok tuzağı vardır. Aslında doğrudan insana zarar verme gücü yoktur fakat vesvese vererek sanki insan bunu kendi yapmış gibi bir his oluşur elbetteki aklı ile hareket etmeyen şeytanın dediğini yapan büyük günahlara sebebiyet vermiş olur.



şeytanın tuzakları