Mü'mine ve Tarih ve Sahabelerin Hayatı Forumundan Hz. Osman, Zübeyir ve Talhanın İslamı kabulü Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Hz. Osman, Zübeyir ve Talhanın İslamı kabulü

    Reklam




    Zübeyir b. Avvâm’ın Müslüman Olması
    Zübeyir b. Avvam bin Huveylid b. Esed, Hz. Ali (ra) ile aynı sene doğmuştu. Annesi Safiye binti Abdulmuttalip’tir. Bu peygamberimizin (sav) emesidir. Peygamberimizin (sav) hanımı Hz. Hatice de Zübeyir’in emesi idi. Babası Avvam deve kasabı idi. Hz. Ebu Bekir’in (ra) daveti ile peygamberimizin (sav) yanına geldiler. Peygamberimiz (sav) ona nazil olan sureleri okudu ve anlaması için de gerekli açıklamaları yaptı. O zamana kadar nazil olan sureler fatiha, ’lâ, Leyl ve Fecr sureleri idi. Zübeyir akıllı ve temiz ruhlu olduğu için hemen iman etti. Henüz 11 yaşında idi.

    Bundan sonra peygamberimizin (sav) “Okuma” meclisine o da katılmaya başladı. Bir gün müşriklerin peygamberimizi (sav) öldürmek için yakaladıkları haberi kendisine geldi. O zaman 12 yaşında idi. Eline kılcını aldı ve koşarak peygamberimizin (sav) evinin olduğu Mekke’nin yukarı tarafına peygamberimizin (sav) yanına koştu. Bir taraftan da “Öldürene ve ölene kadar savaşacağım! Peygamberimizi ya kurtarırım veya da ölürüm!” diyordu. Kan ter içinde peygamberimizin (sav) yanına vardı.

    Peygamberimiz (sav) evinden çıkıyordu. Zübeyir’i elinde kılıç kan ter içinde görünce sordu: “Yâ Zübeyir nereye koşuyorsun?” Zübeyir durumu anlattı. Peygamberimiz (sav) tebessüm buyurdular. Teselli ettiler. Sonra yanına aldı ve Kâbe’ye doğru yürüdüler. Yolda peygamberimiz (sav) sordu. “Beni gerçekten o şekilde bulmuş olsaydın ne yapardın?” Zübeyir (ra) dedi: “Elimdeki kılıçla müşrikler ile ölene kadar çarpışırdım!” Bunu her hali ile o derece ciddi söylüyordu ki peygamberimiz (sav) ona ve kılıcına dua etti.

    Hz. Zübeyir, Hz. Hamza ve Hz. Ali (ra) gibi kahraman ve şecaat abidesi bir şahsiyetti. Peygamberimizin (sav) bütün seriye ve savaşlarına katılmıştır. Uhud savaşında herkesin dağıldığı bir zaman peygamberimizin (sav) önünde ölmek için yemin ederek savaşmaya devam enden sahabelerdendir.

    Hz. Osman b. Affan’ın (ra) ve Talha b. Ubeydullah’ın (ra) Müslüman Olması

    Hz. Ebu Bekir (ra) hiç boş durmuyordu. Devamlı Kur’an-ı Kerimi okuyarak ve anlatarak insanlara ulaşmaya çalışıyordu. Bunu yaparken de işi gizli tutuyordu. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde Kalem Suresinde “Çokça yemin eden, haysiyetsiz ve şerefsiz olan, devamlı kusur arayan, söz taşıyan, insanları hayırdan alıkoyan, haddini aşan, çok günahkâr olan, kötülükle ün yapmış yalancı kimselere iltifat etme” emrine uyarak bu vasıfta olanlardan kendini koruyor ve onlardan gizli olarak temiz fıtratlı ve güzel huylu olan fıtratı bozulmamış olanları dine davet ediyordu.

    Bu arada müşrikler de boş durmuyorlardı. Müslümanları gizlice takip ediyorlar, peygamberimizin (sav) yanına Kur’an okumaya ve öğrenmeye gidenleri ve sohbetine katılanları tehdit ediyor, kimsesiz ve garip olanlara işkence yaparak inançlarından vazgeçirmeye çalışıyorlardı.

    Hz. Ebu Bekir (ra) son derce ciddi bir gayretle Hak dini yaymaya çalışıyordu. Kimsesizlere, Müslüman olduğu için evinden kovulanlara, işkenceye uğrayanlara yardımcı oluyor, yiyecek gönderiyor ve köle ise satın alarak azat etmek için elinden gelen her şeyi yapıyordu.


    Bir gün Osman bin Affan’a gitti. Ona Kur’an-ı Kerimin o zamana kadar nazil olan ayet ve surelerini okudu ve anlayacağı şekilde açıkladı. Peygamberimizden (sav) bahsetti. Ölümden sonra ebedi olan ahiret hayatından bahsetti. Allah’ın insanı başıboş yaratmadığını ve bu kadar değer verdiği insanı dirilmemek üzere yokluğa mahkûm etmeyeceğini ve dünyada yaptıklarından mutlaka hesaba çekeceğini, zalimleri cezalandırıp iyileri mutlaka mükâfatlandıracağını anlattı. Sonunda “Allah’ın ihsanı olan cennete rağbet et ya Osman! Onun rızası ve iltifatı her şeyin üzerindedir. Onu kazanmaya çalış” dedi.

    Hz. Osman (ra) Ebu Bekir’in (ra) sözünü kesmeden sonuna kadar dinledi. Sonra şöyle dedi: “Emem Ervâ binti Abdulmuttalip’in hastalığında ziyaretine gitmiştim. Allah’ın Resulü Muhammed (sav) de ziyaretine gelmişti. İçeri girince dikkatle kendisini izledim. O günlerde kendisi hakkında bazı şeyler duymuştum. Bana: “Yâ Osman nasılsın? Ne durumdasın?” dedi. Ben de kendisine “Sana şaşıyorum. İçimizde çok üstün bir değerin vardı. Ama hakkında farklı şeyler işitiyorum” dedim. Bana bütün vücudu ile döndü ve: “Ya Osman! Bil ki ‘Lâ İlâhe İllallah’ “Allah birdir.” Ondan başka yaratıcı ve ibadete layık bir mabud yoktur” dedi ve sonra dönüp gitti. Allah biliyor ki ürperdim, irkildim ve tüylerim diken diken olmuştu. O söz bana çok tesir etti. O günden bu tarafa o sözün tesiri ile yaşıyorum” dedi. Sonra “Akşam ben size gelirim. Beraberce O’nu dinlemeye gideriz” dedi.

    Akşam olunca gizlice peygamberimizin (sav) evine gitmek için buluştular. Yolda Talha b. Ubeydullah’a uğradılar. Ona da durumu anlattılar. O da peygamberimizi dinlemek istediğini söyledi. Beraberce peygamberimizin evine gittiler.

    Peygamberimiz (sav) onları mütebessim bir şekilde karşıladı. Onlara Kur’an-ı Kerimden Kuvvirat, A’lâ ve Fecr surelerini okudu. Açıklamalarda bulundu ve gerekli izahlar yaptı. Sordukları sorulara cevaplar verdi. Dünya hayatının faniliğinden, insanın başıboş yaratılmadığından, ahiretin baki olmasından ve öldükten sonra Allah’ın yeniden insanları ihya etmesinden bahsetti. Allah’ın yüceliğini anlattı. Bütün bunları dinleyen Osman b. Affan ve Talha b. Ubeydullah büyük bir tesir altında kaldılar ve “Lâ İlâhe İllallah” diyerek iman ettiler.

    Hz. Osman (ra) söz aldı ve: “Yâ Resulallah! Ben son Şam yolculuğundan dönerken Maan ve Zerkâ arasında mola vermiştik. Orada dinlenirken uyku ile uyanıklık arasında hatiften bir ses işittim. Şöyle diyordu: ‘Ey uyuyanlar uyanın! Ahmed Mekke’de zuhur etti.” Biz Mekke’ye geldik ve sizin nübüvvet haberinizi duyduk” dedi.


    Talha b. Ubeydullah da söz alarak şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasülü! Ben de ticaret amacı ile Şam’a gitmiştim. Busra panayırında bir rahip ‘İçinizde Mekke’li var mı?” diye sordu. Ben Mekke’li olduğumu söyledim. Bana yaklaştı ve ‘Ahmed zuhur etti mi?” diye sordu. Ben ‘Ahmed de kim?’ dedim. Bana ‘O Abdullah b. Abdulmuttalip oğludur. O ahir zaman peygamberidir. Mekke’den çıkarılacak ve hurmalık taşlık bir yere hicret edecektir’ dedi. Mekke’ye geldim ve sizin haberinizi duydum. Ebu Bekir’in de size uyduğunu söylediler.

    Bunun üzerine peygamberimiz (sav) dişleri görünecek şekilde tebessüm buyurdular. Talha b. Ubeydullah (ra) Hz. Ali (ra) ve Hz. Zübeyir (ra) ile aynı sene doğmuşlardı. Bu durumda Şam seferinde on iki yaşında olduğu anlaşılmaktadır

    M. Ali KAYA



    Paylaş
    Hz. Osman, Zübeyir ve Talhanın İslamı kabulü Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Bütün sahabilerin kişiliği islamın güzelliği ile işlenmiştir. İslamiyetten önce farklı olan ve islamiyet ile birlikte Allah resulünün sevgisini kazanan kişiler haline gelmişlerdir.