Mü'mine ve Tarih ve Sahabelerin Hayatı Forumundan Hz Ebubekr ve Hz.Ömer'in Hz.Ali'ye karşı düşmanca tavır sergiledikleri doğru mudur? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Hz Ebubekr ve Hz.Ömer'in Hz.Ali'ye karşı düşmanca tavır sergiledikleri doğru mudur?

    Reklam




    oKUDUĞUM KİTAPDA(Yalnız bu kişi iran asıllı belirtmeliyim)Hz fatmanın hayatını anlatan bir kitapdı. FATMA FATMADIR....
    Bu kitap daha çok Hz ALİ yi öven HZ EBUBEKİR VE HZ ÖMERİ n kişiliğ hakkında akıllarda soru bırakan bir kitap olduğunu anladım. Alevi kardeşlerimizinde bu şekilde mi düşündüklerini merak ediyorum?Hz. Alinin halifelik hakkıyken HZ EBUBEKİR VE ÖMER ondan evvel davranmışlar ve hayattlarını sefillik içinde yaşattırmışlar gibi ciddi suçlamalar var. Kitap alırken daha dikkatliyimidr yalnız buarda nasıl böyle hayata düüştüm ben de bilmiyorum. Yanlı bir eser gibi geldi bana. Açarmısınız tarihi bilenler.


    Paylaş
    Hz Ebubekr ve Hz.Ömer'in Hz.Ali'ye karşı düşmanca tavır sergiledikleri doğru mudur? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Aleviler zaten hz. Omer ,abu-bakr osman abu-hureyra (r.a) gibi sahabelere dil uzatmakdan hic cekinmezler.ben bunu hic bir yerden duymadim alevilerin kendilerinden duydum.inanin aralarinda Alini r.a (estegfurullah) Allah kabul edenlerde var.simdi dersiniz ki uyduruyorum hayir vallahi gercekden bunlari kendim duydum.Aleviler ehli beytden basqa hic kimseyi sevmezler.



  3. 3
    Şianın bir başka mesnetsiz iddaası

    Hz. Ali'yi sevme dâvasında oldukları hâlde onu tenkis edenler, noksanlayanlar, mezhepleri onun kötü ahlâkta olduğunu gerektirenler diyorlar ki:


    "Hz. Ebû Bekir-i Sıddîk ile Hz. Ömer (r.a.) haksız oldukları hâlde Hz. Ali (r.a.) onlara mümâşât etmiş."


    Şia ıstılahına göre "takiyye" etmiş; yani onlardan korkmuş, İkiyüzlülük ve riyakârlık etmiş (hâşâ). "Esedullah" unvanını hakkıyla kazanan, Sıddîkların kumandanı ve rehberi olan bir zâtı; riyakârlıkla, korkaklıkla, sevmediği zâtlara gösterişle, riya göstermekle, 20 küsur yıl korkuyla, onlara mümâşatla ve haksızlara uymayı kabul etmekle sıfatlandırmak, nasıl mümkün olur? Bu ona muhabbet ve onu sevmek değildir. Böyle bir sevgiyi Önce Hz. Ali (r.a.) kabul etmez. Hâlbuki Ehl-i Hakk'ın yolu olan Ehl-i Sünnet, onu su-i ahlâkla ve tenkisle (noksanlamakla) sıfatlamaz, hem ona ittihamda bulunmaz, o şecaat hârikasına korkaklık isnad etmez. Ehl-i Sünnet, "Eğer Hz. Ali (r.a.) Hulefa-i Râşidîn'i hak görmeseydi, bir dakika tanımaz, itaat etmez ve onlara tebaiyet etmezdi" der.

    Hz. Ali onları "haklı ve râcih" bulmuş, gayret ve şecaatini hakperestliğe teslim etmiştir.

    Bütün bunlar da gösteriyor ki, aslında Ehl-i Sünnet olanlar, Hz. Ali'yi (r.a.) severler, Alevîlerden daha çok severler; öyleyse onlar diğerlerinden daha çok Alevidirler; hem onun taraftarıdırlar, şu dört husus da buna delâlet eder:

    1)
    Önce bütün dua ve salavatlarında, hutbelerinde Hz. Ali'yi (r.a.) lâyık olduğu sena ile zikrederler.


    2)
    Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat Mezhebinden olan evliyanın ve asfiyanın büyük ekseriyeti, Hz. Ali'yi (r.a.) "Mürşid" ve "Şah-ı Velayet" bilirler.


    3)
    Kaldı ki, sahabîlerden sonra gelenlerin, onların hâllerini muhakeme etmeleri haddi aşmak olur. Çünkü, İslâm asırlarının en hayırlısı sahabe asrıdır.(12) Onlar birer hidayet yıldızıdırlar. Kur'ân'ı onlar bize iletti; tefsiri onlardan öğrendik. Hadisler onlardan işitildi. Din ahkâmı onlardan alındı. Onlardan öğrendiklerimizle onları muhakeme etmek haddimiz midir? Gerçi insan hata edebilir. Müctehidler de kanaatlarinde hata eder; lâkin, hata etse de sevabı vardır. Bu sebepten ne Hz. Ali'yi, ne Hz. Ebû Bekir'i ve diğerlerini, kötülükle, sebb ve tanla anamayız ve anmıyoruz.


    4)
    Ashab-ı Kiram, İslâm'ın rükünleridir. Aralarındaki niza ve ihtilâflar, içtihadı münazaalar kabilindendir. İctihadda ihtilâf etseler de hakkı görünce kabul ederler; Hak hesabına muhataplarına sert çıkışsalar da birbirinin kadrini bilirler. Onlarda tarafgirlik ve nefisperestlik değil, "hakperestlik" hâkimdi. Eğer şahsiyet ve tarafgirlikle hareket edilseydi Zübeyr b. Avvam (r.a.), kayınpederi Hz. Ebû Bekir dururken Haşîmîlerin reyinde olur muydu?

    Hilâfet meselesinde biri diğerinin reyinde olmadığı hâlde, Hz. Ömer, Hz. Ali'yi en çok takdir edenlerdendi.

    Bir gün, sorduğu bir meseleye
    Hz. Ali (r.a.) cevap verince, "Hz. Ali'nin (r.a.) bulunmadığı cemaat içinde bir müşkîl meselenin zuhurundan
    Allah'a sığınırım." buyurmuştu.(13)

    Hz. Alî de (r.a.) zaman zaman, "Resûl-i Ekrem'den sonra, bu ümmetin en hayırlısı Ebû Bekir ve Ömer'dir" dedi.(14)

    Hülâsa, onların ihtilâfları içtihadı idi; dünyevî maksatlardan, hubb-u riyaset ve siyaset işinden beri idi. Hâlbuki, şimdi insanlarda düşünceler ve atmosfer tamamen farklıdır. Niyetler ve idealler daha çok dünyevîdir. Bu atmosferdeki insanlar, onları da kendileri gibi zannediyor ve değerlendiriyor.

    Dipnotlar:

    11- İbn-i Kesir, Hz. Ali, Haşimoğulları ve Zübeyr b. Avvam’ın, Hz. Fatıma’nın ölümüne kadar biatte bulunmadıklarını açıklar. Bkz. El-Kamil, II, 331.
    12- Sahabe modeli, s. 192, 231 vd. 239; Sünenü’n Nesei, VIII, 94; Sünen-i İbn-i Mace, II, 137; Sah. Buhari, VIII, 94; Sah. Müslim, No: 210, 215.
    13- Ayrıca bkz. Ehl-i Beyt, s. 150, 155 vd.
    14- Kısas-ı Enbiya, I, 301.


    Sorularla İslamiyet





hz ömer hz. fatımayı dövdü mü,  hz ömer hz fatımayı dövdü mü,  hz omer hz fatimayi dovdumu,  sahabelerin hayatını anlatan kitaplar,  hz aliyi anlatan kitaplar,  sahabelerin hayati kitabi azeri dilinde,  hz ömer hayatı kitap