Mü'mine ve Tarih ve Sahabelerin Hayatı Forumundan Müslüman Oluş Sıralarına Göre İLK MÜLÜMANLAR Hakkında Kısa Bilgi
  1. 15

    Reklam

    Reklam




    EBU MABED EKSEM B. CEVN(ABDÜLUZZA) (R.A)


    Ebu Mabed Eksem b. Cevn(Abduluzza) Huzaalardandır. Kendisi Ümmü Mabedin kocası idi.
    Peygamberimizin sütsüz koyunda süt çıkarma mucizesini görünce peşlerinden gitti ve kafileye Rim vadisinde yetişti. Beyat etti. Müslüman olarak geri döndü.
    Ebu Mabed sık, sık Medine’ye gider gelirdi. Peygamberimiz bir gün ona:
    -Ey Eksem! Araplara tapmaları için putları ilk getiren Amr b. Luhay’ı cehennemde bağırsaklarını sürürken gördüm de onun kadar sana benzeyen, senin kadarda onu benzeyen bir kimse görmedim buyurmuştu.
    Bunun üzerine Ebu Mabed:
    -Ya Resulallah! Bu benzeyişin bana zarar vermesinden korkuyorum dedi.
    Bunun üzerine peygamberimiz:
    -Ey Eksem! Amr b. Luhay’a benzediğin için sakın korkma Sen müminsin, o ise kafirdir. O İsmail b. İbrahim’in (a.s.) dinini ilk değiştiren, putlar diken; bahîre, saîbe, vasîle hâmî bid’atlerini ihdas eden, bu nedenle cehenneme atılan bir kimsedir buyurdu.

    Allah (c.c) ondan razı olsun.

    ==================


    SÜRAKA B. MALİK B. CUŞ’UM EL MÜDLİCİ (R.A)


    Süraka b. Malik b. Cuş’um Müdlıc oğullarındandır. Künyesi Ebu Süfyan’dır. Kendisi Müdlic oğullarının ileri gelenlerindendi.
    Peygamberimiz ve yanındakiler hicret sırasında Müdlic oğullarının yurduna gelmişlerdi. Müşriklerse onları dört bir yanda aramaktaydılar. Dört bir yana haberciler göndermişlerdi. Bu nedenle Mudlic oğulları peygamberimizin ve yanındakilerin arandıklarından haberdardılar.
    Peygamberimiz ve yanındakilerin arandıkları haberini getiren elçi Müdlic oğullarına peygamberimizle Ebu Bekir’den her birini öldüren veya esir eden kimseye mükâfat olarak yüzer deve vereceği haberini de getirmişti. Süraka b. Malik ise bu sırada Müdlic oğulları meclislerinden bir mecliste bulunmaktaydı. Bu sırada içeri giren bir Müdlicî Süraka’nın yanına gelip:
    -Ey Süraka! Ben biraz önce sahile doğru giden birkaç yolcu gördüm. Sanırım onlar Muhammed ile ashabıdır dedi.
    Süraka b.Malik adamın gördüklerinin peygamberimiz ve arkadaşları olduğunu hemen anlamıştı. Fakat kaçakları yakalayanların çok olması elde edilecek mükafatın bölünmesi, daha az pay almaları demekti. Bu nedenle bu haberi getiren adama başıyla sus işareti yaptıktan sonra meclistekilere:
    -Senin gördüğün kişiler Kureyşilerin aradıkları değildir. Sen filan kişileri görmüş olmalısın. Onlar az önce yitik develerini aramak üzere söylediğin yöne doğru geçip gittiler dedi.
    İşareti alan adamda onu tasdikledi.
    -Evet zannederim az görmüş olduğum kişiler o söylediklerindi dedi.
    Süraka diğerleri anlamasın diye biraz oyalandıktan sonra meclisten ayrılıp evine gitti. Cariyesine:
    -Hemen atımı hazırla ve şu yüksek tepenin ardında beni bekle diye emretti.
    Cariyesi atını hazırlarken zırhını giyindi silahlarını kuşandı.
    Öteden beri şüpheli işlere kalkışmadan önce fal oku çekmek Arapların adetlerinden birisiydi. Süraka’da fal oklarını çıkardı. Yapacağı işten zarar görüp görmeyeceğini anlamak için fal oku çekti. Fakat fal oku olumsuz çıktı. Fakat ümidini yitirmedi. Kaçakları yakalayıp Kureyşilere teslim edince mükâfat olarak elde edeceği develeri düşündü. Ayrıca bu işi başarması kendisine Araplar arasında çok büyük bir itibarda sağlayacak, adı yer yerde övgüyle anılıp duracaktı.
    Bütün bu düşünceler Süraka’yı gayrete getirdi. Hemen kargısını kapıp alarak başkaları görmesin diye evinin arka kapısından çıktı. Kargısının demir ucunu parıldayıp dikkat çekmesin diye yerde sürüyerek ilerledi.
    Cariyesi emrettiği gibi atını hazırlayıp yüksek tepenin ardına getirmişti. Hemen üzerine atlayıp dörtnala kaldırdı. Yüksek tepenin zirvesine ulaştığında kafileyi gördü. Seslerini işitecek kadar kendilerine yaklaştı.
    Ebu Bekir her zaman yaptığı gibi sık, sık ardına dönüp bakmakta etrafı kontrol etmekteydi ki atını dörtnala kaldırmış Süraka’yı gördü.
    Korku ve telaşla peygamberimize dönerek:
    -Ya Resulallah! Şu bizi arayan süvarilerden bir süvaridir. O bize yetişmiş bulunuyor dedi.
    Peygamberimiz:
    -Ya Ebu Bekir! Telaş edip mahzun olma! Muhakkak ki Allah (c.c) bizimledir buyurdu.
    Fakat Ebu Bekir kendi nefsinden çok peygamberimizi düşünüyor onun için korkup telaşlanıyordu. Bu nedenle ağlayarak:
    -Ya Resulallah! Şu süvari bizi aramaktadır ve neredeyse yetişmek üzeredir dedi.
    Onun ağladığını gören peygamberimiz:
    -Ey Ebu Bekir! Sen niye ağlıyorsun? Diye sordu.
    Ebu Bekir:
    -Ya Resulallah! Vallahi ben kendim hakkında ağlamıyorum. Ben sana bir zarar gelecek diye ağlamaktayım dedi.
    Bunun üzerine peygamberimiz arkasına döndü. Dörtnala üzerlerine gelen Süraka’ya bakıp:
    -Allah’ım! Şu üzerimize gelen süvariye karşı dilediğin şeyle bize kafi ol. Onun şerrini üzerimizden def et diye dua etti.
    Peygamberimiz duasını henüz bitirmişti ki Süraka’nın atı tökezleyip kapandı. Süraka’da yere yuvarlandı. Atı cins bir attı. Süraka böyle bir şey beklemiyordu. Bu nedenle hemen fal oklarını çıkarıp tekrar çekti. Fakat çektiği ok yine olumsuzdu. Fakat o çıkan fala uymadı.
    Bu ara kapaklanana at doğrulmuştu. Süraka tekrar atına atlayıp dörtnala kaldırdı. Birkaç adım sonra at yine kapaklandı. Süraka yine yere yuvarlandı. Süraka yine fal okarını çıkarıp fal çekti fal yine olumsuz çıktı. Fakat o fala yine uymadı. Kapaklanan atı tekrar doğrulmuştu. Süraka üzerine atlayıp tekrar dörtnala kaldırdı. Kafileye iki üç mızrak boyu yaklaştı. Peygamberimiz ardına dönüp bakmıyordu fakat Ebu Bekir telaş ve korku ile sık, sık ardına bakıp duruyordu. Ebu Bekir’in yüreği ağzına gelmişti ki peygamberimizin sesini tekrar duydu. Peygamberimiz Allah’a (c.c) kendilerin koruması için dua ediyordu. Birden Süraka’nın dörtnala kalkmış atının ön ayakları kumlara batıverdi. At deprendikçe daha çok kumlara battı sonunda bu batış dizlerine erişti. Süraka’da attan yere yuvarlandı. Süraka fırlayıp kalktıktan sonra atının dizginlerinden tutup battığı kumdan çıkarmaya çıkardı. Fakat ne atın, ne de Süraka’nın çabaları bir fayda vermedi, at battığı yerden çıkamadı. Ve bu anlarda zarar vermeye çalıştığı zatın Allah (c.c) tarafından korunduğuna kanat getirdi. Ona bir zarar vermesinin mümkün olmadığını bu aralarda anladı. Hemen iki kolunu da yukarı kaldırarak:
    -El aman! Ben Süraka b. Cuşum’um. Bana bakıp aman veriniz. Ben sizinle konuşmak istiyorum. Vallahi ben size ne eziyet edeceğim ne de benden size hoşlanmadınız bir şey gelecektir.
    Ya Muhammed! Anladım ki şu başıma gelenler senin işindir. Dua et de Allah (c.c) şu içinde bulunduğum durumdan beni kurtarsın. Üzerime borç olsun ki vallahi ben arkamdan gelenlere halinizi gizleyeceğim. İşte ok torbam. Bu oklardan bir ok al. Sen filan yerde bulunan develerimin ve davarlarımın yanına uğra. Onlardan neye ihtiyacın varsa al diye bağırdı.
    Peygamberimiz:
    -Ey Süraka! Benim develere ve davarlara ihtiyacım yok. Deve ve davar sürülerin senin olsun buyurduktan sonra dua etti. Duanın bitiminde, bütün çabalarına rağmen bir türlü kurtulamayan at yerinde silkindi. Kurtulup düze çıktı. Atın kuma gömülen dayağının izinden bir duman çıkıp ağır, ağır göğe doğru yükseldi.
    Süraka peygamberimize:
    -Ya Muhammed! Kavmin seni öldürülmen veya esir edilmen için diyet miktarı kadar deve vaat etti. Onlar seni dört bir yanda aramakta ve aratmaktadırlar dedi. Kureyşilerin kendisine ve arkadaşlarına neler yapmak istediklerini haber verdi.
    Süraka onlara yol azığı vermek istedi ise de peygamberimiz kabul etmedi.
    Peygamberimiz Ebu Bekir’e:
    -Ey Ebu Bekir! Şu kişiye söyle. Bizim onun malına ihtiyacımız yoktur. Onun bizden bir isteği var mıdır? Varsa bildirsin buyurdu.
    Ebu Bekir peygamberimizin sözlerini Süraka’ya aktardı.
    Süraka doğrudan peygamberimize:
    -Ey Muhammed! Vallahi senin üzerinde bulunduğum şu iş çok büyük bir iştir. Muhakkak ki şanın çok yüce olacaktır. Sen bana aramızda bir alamet, bir işaret olmak üzer bir yazı bir amanname yazıp ver dedi.
    Peygamberimiz Ebu Bekir’e:
    -Ya Ebu Bekir! Sen istediği amannameyi yaz buyurdu.
    Amir b. Füheyre okuma yazma bilen ashaptandı. Ebu Bekir’de ona:
    -Ya Amir! Sen şu kişiye Resulallahın emrettiği amannameyi yaz ve ona ver dedi.
    Amir b. Füheyre’de amannameyi bir deri parçasına yazıp Ebu Bekir’e verdi. Ebu Bekir de onu Süraka’ya doğru attı.
    Süraka amannameyi alınca:
    -Ya Resulallah! Ey Allah’ın peygamberi! Sen ne dilersen bana emret dedi.
    Resulallahta:
    -Ey Süraka! Sen şu bulunduğun yerde dur. Arkamızdan gelecek hiçbir kimseyi bırakma diye emretti.
    Günün başında peygamberimiz bir numaralı düşmanlarından olan Süraka b. Cuşum günün sonunda silahlı koruyucusu olup çıkmıştı.
    Süraka b. Cuşum yurduna doğru dönüp giderken peygamberimiz ona:
    -Ey Süraka! Sen kisranın bileziklerini koluna takacağın, kemerini kuşanacağın ve tacını başına koyacağın zaman nasıl olacaksın? Diye sordu.
    Süraka b. Cuşum şaşırarak:
    -Ya Resulallah! Şu andığın kişi kıralar kralı Kisra b. Hürmüz müdür? Diye sordu.
    Peygamberimizde:
    -Ey Süraka! Evet! Bir gün gelecek Fars beldeleri fethedilecek serveti de iğtinam edilecektir. Bunu bana şanı yüce Allah müjdeledi buyurdu.
    Nitekim İran fethedilip Kisranın bilezikleri, kemeri ve tacı Medine’ye getirildiğinde Halife olan Hz. Ömer onları Süraka’ya taktı. Sonrada:
    -Ey Süraka! Ellerini kaldırıp Allah-ü Ekber; hamt olsun O Allah’a ki bunları; ben insanların rabbiyim diyen Kisra b. Hürmüz’den soyup Müdlic oğullarından Süraka b. Malik B. Cuş’um bedevisine takındırdı de buyurdu.
    Süraka’da Hz. Ömer’in dediğini yaptı. Kisranın bileziklerini taktı, kemerini kuşandı, tacını başına koydu. Yıllar önce peygamberimizin müjdelediği bir müjde böylece gerçekleşmiş oldu.
    Peygamberimizin içinde bulunduğu kafile Medine’ye doğru ilerlerken Süraka rastladığı herkese:
    -Ben sizin adınıza burada olanlara kafi geldim. Aradıklarınız buralarda değildir. Siz onları başka yerlerde arayın diyor onları geri çeviriyordu.
    Süraka b. Malk b.Cuşum’un eli boş gelmesi üstelik peygamberimizi ve yanındakileri arayanlara engel olmaya çalışması Ebu Cehil’i kuşkulandırmıştı. Bir ara onun Müslüman olmuş olmasından korktu. Söylediği beyitlerle onu kötülemeye, halkın gözünden düşürmeye çalıştı. Bunun üzerine Süraka Ebu Cehil’e manzum bir cevap verdi. Bu cevabında şöyle diyordu:
    -Ey Hakem’in babası! Sen benim atımın ayakları yer battığı zaman ki halini bir görmüş olsaydın ne durumda olduğumu anlardın.
    Şüphesiz ki gördüklerim apaçık bir delil ve burhandı.
    Muhammed şüphesiz ki Allah’ın (c.c) peygamberidir.
    Artık ona kim dayanabilir?
    Ey Ebul Hakem! O senin amcanın oğludur.
    Sana yakışan kavmini ona karşı kışkırtmak değildir. Ona karşı çıkanlara engel olmaktır. Ben şunu iyice anladım ki onun duyurmak ve yaymak istediği şey muhakkak bir gün yerleşecek ve gelişecektir. Onun yerleşip gelişmemesine hiç kimse engel olamayacaktır. Öyle ki bütün halk ona karşı koymayı değil uymayı ve kendisiyle barışıklık içinde bulunmayı isteyecektir dedi.
    Süraka b. Malik b. Cuşum yıllar sonra peygamberimiz Taif’ten Cirane’ye inerken yanına varmak istedi. Ashabı peygamberimizi çepeçevre kuşatmışlardı. Süraka peygamberimize yaklaşmaya kalkışınca mızraklarıyla dürtüklemeye ve :
    -Sen ne istiyorsun? Demeye başladılar. Sürka sesini duyuracak kadar peygamberimize yaklaşınca Ebu Bekir’in Amir b. Füheyre’ye peygamberimiz adına yazdırdığı yazı bulunan deri parçasını havaya kaldırıp:
    -Ya Resulallah! Bu benim için yazdırdığın yazıdır. Ben Süraka b. Malik b. Cuş’um el Müdlic’iyim diye bağırdı.
    Peygamberimiz onu görünce hemen tanıdı. Eliyle işaret ederek:
    -Bu gün verilen sözde durma ve sözü yerine getirme günüdür. Yanıma yaklaş buyurdu.
    Süraka peygamberimize soracağı soruyu heyecandan unutuverdi. Fakat yinede:
    -Ya resulallah! Kendi develerim için suyla doldurduğum havuzların başına yitik develer sararlar havuzumdan onları suvarırsam bana ecir ve sevap var mıdır? Diyebildi.
    Peygamberimizde:
    -Ey Müdlicî! Evet! Her susamışı suvarmakta ecir ve sevap vardır buyurdu.
    Süraka b. Malik b. Cuş’um hicretin yirmi dördüncü yılında vefat edinceye kadar iyi bir Müslüman olmaya çalıştı.

    Allah ondan razı olsun.


    ==================


    BÜREYDE B. HUSAYB B. ABDULLAH B. HARİS (R.A)

    Büreyde b. Husayb Mazin b.Haris oğullarındandır. Künyesi Ebu Abdullahtır.
    Peygamberimiz hicret sırasında Gamim mevkiinde bir cemmat ile karşılaşmış onlara Kuran okumuş ve İslamiyeti arz ve teklif etmişti. Orada bulunan seksen kişilik cemaat Müslüman olmuştu. İçlerinde Büreyde b.Husayb’ta vardı. Peygamberimiz namaz kıldırdı ve geceyi yanlarında geçirdi. O gece Büreyde b. Husayb ile buluştu. Peygamberimiz ona Meryem suresinin baş taraflarını öğretti.
    Büreyde b. Husayb Bedir ve Uhud savaşlarından sonra Medine’ye peygamberimizin yanına geldi ve Meryem suresinin kalan kısmını orada öğrendi. Bir daha peygamberimizin yanından ayrılmadı. Bütün savaşlara katıldı. Peygamberimizle birlikte on altı gazada bulundu. Peygamberimizin vefatından sonra cihada çıktı. İran tarafları fethedilince Merv şehrine yerleşti ve burada vefat etti.
    Peygamberimiz ashabımdan hiçbir kimse yoktur ki bir yerde vefat etsin de kendisi kıyamet günü ora halkının yedicisi ve nuru olarak bas edilmiş olmasın buyurmuştu.
    Bu nedenle Büreyde b. Husayb şarklıların kılavuzu ve nuru olarak bas edilecektir.

    Allah (c.c) ondan razı olsun.
    =================


    MES’UD B. HÜNEYDE (R.A)


    Mes’ud b. Hüneyde Eslemlerden Evs b. Hucr’un kölesi idi. Hicrette peygamberimiz ve ashabı Arc vadisine geldiklerinde develerinden birisi yorulmuş ve iyice yavaşlamıştı. Bu arada rastladıkları Evs b. Hucr Eburrida isimli devesini peygamberimize vermiş, Mesud b. Hüneyde isimli uşağını da hizmet etsin diye yanlarına katmıştı.
    Rekube’ye gelince namaz vakti girdi ve peygamberimiz orada namaz kıldı, kıldırdı. Ebu Bekir peygamberimizin sağında durdu. Kılınan namazı gören Mesud b. Hüneyde’nin kalbine İslam sevgisi düştü orada Müslüman oldu. Onlarla birlikte namaz kıldı.

    Allah (c.c) ondan razı olsun.


    ===================



    AŞERE-İ MUBEŞŞERE

    Ashab-ı Kiramdan on kişi sağlıklarında Cennetle müjdelenmiştir. Bu ashaba Aşere-i Mübeşşere denilir. Aşere-i Mübeşşere ashabı şunlardır.

    1-Hz. Ebu Bekir Abdullah Atik b. Ebi Kuhafe (r.a)
    2-Hz. Ali b. Ebu Talib (k.v)
    3-Hz. Osman b. Affan (r.a)
    4-Hz. Ömer b. Hattab (r.a
    5-Ebu Ubeyde b. Cerrah (r.a)
    6-Abdurrahman b. Avf (r.a)
    7-Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a)
    8-Talha b. Ubeydullah (r.a)
    9-Zübeyr b. Avam (r.a)
    10- Said b. Zeyd (r.a)

    Her ne kadar kaynaklar aşere-i Mübeşşereyi on ashab olarak belirtmişlerse de onlara; Bilal-i Habeşi, Nuaym (Nahham) b.Abdullah gibi ashabı da ilave etmek gerekir.

    =============

    Peygamberimizin kendilerinden razı olarak ayrıldığı sahabiler şunlardır.

    1-Abdurrahman b. Avf (r.a)
    2-Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a)
    3-Talha b. Ubeydullah (r.a)
    4-Hz. Osman b. Affan (r.a)
    5-Zübeyr b.Avvam (r.a)

    ==============

    Müslüman olduklarını açıklamaktan çekinmeyen yedi mücahit şunlardır.

    1-Resulallah Aleyhisselam,
    2-Hz. Ebu Bekir (r.a)
    3-Bilâl-i Habeşî (r.a)
    4-Habbab b. Erett (r.a)
    5-Suheyb. b. Sinan (Suheyb-i Rumi) (r.a)
    6-Ammar b. Yâsir (r.a) ve
    7-Ammar’ın annesi Sümeyye hatun (r.anha)
    =============

    Hz. Ömer’in halifelik işini konuşmak için tavsiye ettiği şura ashabı şunlardır.

    1-Hz. Ali b. Ebu Talib (k.v)
    2-Abdurrahman b. Avf (r.a)
    3-Talha b. Ubeydullah (r.a)
    4-Hz. Osman b. Affan (r.a)
    5-Zübeyr b. Avam (r.a)








  2. 16
    Reklam




    FAYDALANDIĞIMIZ ESERLER

    Abdullah Aydemir=İslami kaynaklara göre peygamberler
    Ahmet b.Hanbel=Müsned
    Ahmet Cevdet Paşa= Kısas-ı Enbiya
    Belâzuri=Ensabu’l Eşraf
    Beyhaki=Delailin Nübüvve
    Beyhaki=Sünen
    Bünyamin Ateş= Peygamberler tarihi
    Buhari=Sahih
    Büyük İslam Tarihi (Kurul)
    Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi
    Ebul Ferec ibn.Cevzi=El Vefa
    Ebul Fida=Elbidaye vennihaye
    Ebu Nuaym=Delailün Nübüvve
    Diyarbekri=Hamis
    Halebi=İnsanüluyun
    İbn.Abdulberr=İstiab
    İbn. Esir=Kâmil
    İbn. Haldun=Tarih
    İbn.İshak-İbn. Hişam= Sîre
    İbn.Kayyım=Zadülmead
    İbn. Kesir= Kuran tefsiri
    İbn. Sa’d=Tabakat
    İbn. Seyyid=Uyûnul Eser
    İmam-ı Gazali= İhya
    Kastalani=Mevahibülledüniyye
    Maurice Bucaille=Müsbet ilim yönünden Tevrat, İnciller ve Kuran
    Muhammet Hamdi Yazır=Hak dini, Kuran dili M.Asım Köksal=İslam Tarihi
    M.Asım Köksal=Peygamberler tarihi
    Müslim=Sahih
    Taberi=Tarih
    Yakubi=Tarih
    Zehebi=Tarih-ül İslam

    Sorular ve irtibat: tersinim@hotmail.com