Mü'mine ve Tarih ve Sahabelerin Hayatı Forumundan Hz Ebubekir (r.a) Hayatı Hakkında Kısa Bilgi
  1. 15

    Reklam

    Reklam




    8- (2384) Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Hâlid b. Abdillah, Hâlid'den, o da Ebû Osman'dan naklen haber verdi. (Demiş ki) : Bana Amr b. As" haber verdi. ResûlüIIah (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem)

    Anır'ı zatı selâsil ordusuna kumandan göndermiş. Amr şöyle demiş : Ona vararak:

    — Sana insanların en sevimlisi kimdir? diye sordum.

    «Âtşe!» cevâbını verdi.

    — Yâ erkeklerden? dedim. «Babası!» buyurdu.

    — Sonra kim?» dedim.

    «Ömer!» buyurdu ve bir takım zevat saydı.

    Bu hadîsi Buhârî «Fedâli ashao» ne «megmı» Tirmizî ile Nesâî «Menâkıb»'de tahric etmişlerdir, Zatu Selâsil: Şam tarafında Benî Cüzam kabilesine ait bir sudur. Hicretin sekizinci yılında burada müslümanlarla küffar harb' ettiği için vak'aya bu yerin ismi verilmiştir. Mûte harbi bundan önce olmuştur. ResûlüIIah (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem) Hz. Amr İbni Âs'ı ordu kumandanı tayin etmişti. Halbuki ordunun içinde Hz. Ebû Bekr'le Ömer de vardı. Bunu görünce Hz. Amr b. Âs : Galiba beni Re-sûlüIIah {SallALLAHü Aleyhi ve Sellem} daha çok seviyor; rütbe itibariyle bun-lardan üstün tutuyor, diye düşünerek Peygamber (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem) hadîste zikri geçen suali sordu.

    Hadîsin muhtelif rivayetlerinden anlaşıldığına göre Amr b. Âs kendisini söyler ümidiyle : «Ondan sonra kimi seviyorsun?» diye sormakta devam etmiş, fakat Resûlülîah (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem) hep başkalarını söylemiştir. Bunun üzerine Hz. Amr kendisine yakında sıra gelmeye-ceğini anlayarak sormaktan vazgeçmiştir. Siyer ulemâsının beyânlarına göre gerçekten o gün Hz. Amr 'dan daha üstün bir hayli Ashab-ı kiranı bulunmakta idi.

    Nevevî : «Bu hadîs Hz. Ebû Bekr'le Ömer ve Âişe'nin pek büyük fazilet sahibi olduklarını açıkça göstermektedir. Bu hadîste Hz. Ebû Bekr'i, ondan sonra Ömer'i bütün sahabeden üstün kabul eden ehl-i sünnete açık delil vardır.» diyor.
    9- (2385) Bana Hasan b. Alî El-Hulvâni rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ca'fer b. Avn, Ebû Umeys'den rivayet etti.

    Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. Lâfız onundur. (Dedi ki) : Bize Ca'fer b. Avn haber verdi. (Dedi ki) : Bize Ebû Umeys, İbni Ebî Müley-ke'den naklen haber verdi. (Demiş ki) : Ben Âişe'den dinledim. Kendisine:

    — Resulü!!ah (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem) yerine halife bıraksa, bu zât kim oturdu? diye soruldu da:

    — Ebû Bekr! dedi. Müteakiben kendisine :

    — Ebû Bekr'den sonra kim? olurdu denildi:

    — Ömer! cevâbını verdi. Sonra kendisine:

    — Ömer'den sonra kim? dediler.

    — Ebû Ubeyde b. Cerrah! Ve bunda karar kıldı.

    Görülüyor ki: Hz. Âişe, Ebû Ubeyde de durmuş, bir daha bir şey söylememiştir. Nevevî diyor ki-: «Bu hadîs sahabenin icmaı ile birlikte hilâfet için evvelâ Ebû Bekr'i, sonra Ömer'i hak sahibi gören Ehl-i Sünnetin delilidir. Yine bu hadîs gösteriyor ki Ebû Bekr'in halife olması, Peygamber (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem)in nassan emriyle değil, Ashab-ı kiramın icmaı iledir. Eğer ortada ona yahut başkasına ait bir emir bulunsaydı evvelâ ensarla diğer ashab arasında münazaa çıkmazdı. Bu nassı belleyen hafız da onu rivayet eder, ashab ona müracaatta bulunurlardı. Lâkin evvel emirde ensar münazaa etmiş-lerdir. Ortada nassan bir emir de yoktur. Sonra Ebû Bekr'i halife seçmekte ittifak etmişler ve iş yatışmıştır.

    Şiî1er'in Hz. A1i hakkında emir vardır, Peygamber (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem) onun halife olmasını vasiyet etmiştir, şeklindeki iddiaları bâtıldır. Bütün müslümanlarm ittifakı ile asılsızdır. Onlann dâvalarıma bâtıl olduğuna Hz. Ali devrinden beri ittifak vardır. Kendilerini ilk yalanlayan: «Bizde şu sahifeden başka bir şey yoktur...» diyerek Ali (Radiyaiîahuanh) olmuştur. Onda bir emir olsaydı söylerdi. Böyle bir şey söyledi ise hiç bir zaman nakledilmemiş, kendisine böyle bir, şey anan da olmamıştır.»
    10- (2386) Bana Abbad b. Musa rivayet etti, (Dedi ki) : Bize îbrâhim b. Sa'd rivayet etti. (Dedi ki) : Bana babam Muharomed b. Cübeyr b. Mutim den, o da babasından naklen haber verdi ki : Bir kadın Resûlüllah (SallALLAHü Aleyhi ve SellemJ den bir şey istemiş, o da kadına tekrar gelme-sini emir buyurmuş. Bunun üzerine kadın :

    __ Yâ ResûlALLAH, ne buyurursun! Ya gelir de seni bulamazsam? demiş.

    __Râvi diyor ki: Babam herhalde kadın ölümü kastediyordu, de-di.

    — Resûlüilah (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem)'.

    «Beni bulamazsan Ebû Bekr'e gıdiver!» buyurmuşlar.



    (...) Bana bu hadîsi Haecâc b. Şâir de rivayet etti. (Dedi ki) : Ya'kub b. İbrahim rivayet etti. (Dedi ki) ; Bize babam, bahasından rivayet etti. (Demiş ki) : Bana MUHAMMED b. Cübeyr b. Mut!ım hafcer verdi. Ona da babası Cübeyr b. Mut'un haber vermiş ki, kadının biri Resûlüllah (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem)'e gelerek tir şey hususunda onunla konuşmuş. O da kadına bir şey verilmesini emretmiş...

    Râvi Abbâd b. Musa'nın hadîsi gibi rivayette bulunmuştur.

    Hafız îbni Hacer, Peygamber (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem) 'den bir şey isteyen bu kadının ismini bulamadığın! söylemiştir. Peygamber (SollALLAHü Aleyhi ve Sellerriy'ın kadına tekrar gelmesini emir buyurması, yi-ne bir şey vererek yardımda bulunmak içindir.

    Nevevî diyor ki: «Bu hadîsde Hz. Ebû Bekr'in halife olacağına dâir bîr emir yoktur. Hadîs ALLAH Teâlâ'mn bildirdiği gaibi haber vermekten ibarettir.»


    11- (2387) Bize Ubeydullah b. Saîd rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Yezîd b. Hânın rivayet etti. (Dedi ki) : Bize İbrahim, b. Sa'd haber verdi. (Dedi ki) : Bize Salih b. Keysan, Zührî'den, o da Urve'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş: Resûlüllah (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem} hastalığında bana şöyle buyurdu:

    «Bana EbÛ Bekr'i ve kardeşini çağır da bir yazı yazacağım. Çünkü ben bir arzukeşin temenni etmesinden ve birinin : Ben daha lâyıkım, demesin-den korkarım. —Halbuki bunu ALLAH ve mü'minler kabul etmez.— Yalnız Ebû Bekr müstesna!»

    Bu hadîsin son cümlesi muhtelif şekillerde rivayet olunmuştur. Kaadî Iyâz: «Bu rivayetlerin en güzelidir.» demiştir.

    Hadîsten murad şudur : Kesûlüllah (SallALLAHü Aleyhi ve Seltem) ölüm dö-şeğinde iken yerine bir halife bırakmayı düşünmüş, bunun için en lâyık Ebû Bekr'i gördüğünden oğlu ile ikisini çağırtarak bu husûsdaki va-siyetini' yazdırmak istemiştir. Buna sebep olarak da çıkması melhuz olan nizâyı göstermiş: «Çünkü ben halife olmaya hevesli *bir kimsenin, halife ben olacağım demesinden yahut birinin, bu hak benimdir diye iddia et-mesinden korkarım. Böyle bir iddiaya ALLAH ve mü'minler razı değildir. Yalnız Ebû Bekr müstesna. Bu husûsda o hak iddia ederse, onu ALLAH da, mü'minler de kabul eder.» demiştir.

    Nevevî diyor ki: «Bu hadîsde Ebû Bekri Sıddîk'm faziletine açık delil vardır. Peygamber (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem) vefatın-dan sonra vuku bulacak bâzı şeylere işaret buyurmuş; müslümanlarm Ebû Bekr 'den başka kimsenin hilâfetini kabul etmeyeceklerini ha-ber vermiş ve bunların hepsi olmuştur.»








  2. 16
    Reklam




    12- (1028) Bize Mulıammed b. Ebî Ömer El-Mekkî rivayet etti. {De-di ki) : Bİze Mervân b. Muavİyete'l-Fezârî Yezid'den (bu zat îbni Key-san'dır), o da Ebû Hâzhn El-Eşcaî'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen ri-vayet etti. Şöyle demiş: ResûlÜIlah (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem)'.

    «Bugün sizden kim oruçlu olarak sabahladı?» diye sordu. Ebû Bekr:

    — Benî cevâbını verdi.

    «Bugün sizden kim bir cenazenin arkasından gitti?» dedi. Ebû Bekr:

    — Ben! cevâbını verdi.

    «Bugün sizden kim bir fakiri doyurdu?» diye sordu. Ebû Bekr:

    — Ben! cevâbını verdi.

    «Ya bugün sizden hanginiz bir hastayı dolaştı?» buyurdular. (Yine)

    Ebû Bekr:

    — Ben! cevâbını verdi. Bunun üzerine Resûlüllab (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem) :

    «Bu hasletler bir kimsede toplanmaya görsün mutlaka cennete girer!» buyurdular.

    Bu hadis zekât bahsinde geçmişti.

    Kaadî Iyâz diyor ki: «Bunun mânâsı: Bu hasletler kendinde bulunan bir kimse kötü amelleri bulunmakla beraber soruşuz sualsiz cen-nete girer, demektir. Aksi takdirde mücerred iman dahi ALLAH'ın lûtfuyla cennete girmeyi iktiza eder.

    13- (2388) Bana Ebû't-Tâhir Abmed b. Amr b. Şerh ile Harmele b. Yahya rivayet ettiler. (Dediler ki) : Bİze Îbni Vehb haber verdi. (Dedi ki) : Bana Yûnus, İbni Şihab'dan naklen haber verdi. (Demiş ki) : Bana Saîd b. Müseyyeb ile Ebû Seleme b. Abdirrahman rivayet ettiler. Onlar da Ebû Hüreyre'yi şöyle derken işitmişler: Resûlüllah (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki:

    «Vaktiyle bir adam bir ineğini sürüyordu, üzerine yük yüklemişti. İnek ona bakarak : Ben onun için yaratılmadım. Ben ancak çift sürmek için ya-ratıldım, dedi.»

    Bunun üzerine cemâat şaşarak ve inek konuşur mu diye ürkerek: Sübhanellah! dediler. Resûlüllah '(SallALLAHü Aleyhi ve Sellem) de:

    «Ben buna inanıyorum. Ebû Bekr'le Ömer de!» buyurdu.

    Ebû Hüreyre demiş ki: Resûlüllah" (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular:

    «Bir defa bir çoban koyunlarının içinde iken üzerine kurt saldırarak ko-yunlardan birini almış. Çoban onu tâkib etmiş, nihayet koyunu ondan kur-tarmış. (Bu sefer) Kurt ona bakarak : Bu koyunlara yırtıcı gününde benden başka çobanları olmadığı günde kim bakacak! demiş.» Cemâat (yine) : — SübhanALLAH! dediler. Resûlüllah (Sallaîlahü A leyhi ve Setten) de: «Ben buna inanıyorum. Benimie birlikte Ebû Bekr ile Ömer dei»buyur-dular.



    (...) Bana Abdul-Melik Şuayb b. Leys de rivayet etti. (Dedi ki) : Ba-na babam dedemden rivayet etti. (Demiş ki) : Bana TJkayl b. Hâlid, İbni Şihab'dan bu isnadla kurt ve koyun hikâyesini rivayet etti. Ama inek kıs-sasını anmadı.
    ...) Bize Muhamrned b. Abbâd dahi rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Süfyân b. Uyeyne rivayet etti. H.

    Bana ÎVJuhanuned b. Rafı' de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Ebû Dâvud El-Haferî, Süfyân'dan rivayet etti.

    Her iki râvi Ebû'z-Zinad'dan, o da A'rac'dan, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Hüreyre'den, o da Peygamber (SallALLAHü Aleyhi ve Sellem) Men naklen Yûnus'un Zührî'den rivayet ettiği hadîs mânâsında rivayette bu-lunmuşlardır. Bunların hadîsinde inekle koyun kıssaları beraberce zikre-dilmiştir. İkisi de hadîslerinde: «Ben buna inanıyorum. Benimle birlikte Ebû Bekr'le Ömer de! buyurdu. Ama Ebû Bekr'le Ömer orada yoktular.» demişlerdir.



    (...) Bize bu hadisi MUHAMMED b. Müsennâ ile İbni Beşşâr da riva-yet ettiler. - (Dediler ki) : Bize MUHAMMED b. Ca'fer de rivayet etti. (Dedi ki)': Bize Şu'be rivayet etti. H.

    Bize MUHAMMED b. Abbad da rivayet etti. (Dedi kî) : Bize Süfyân b. Uyeyne, Mis'ar'dan rivayet etti.

    Her İki râvi Sa'd b. İbrahim'den, o da Ebû Seleme'den, o da Ebû Hü-reyre'den, o da P&ygamher(.SalUıllahü Aleyhi ve Sellem) 'den naklen rivayet etmişlerdir.

    Bu hadîsi Buhâri «Kitâbu'I-Enbiya» ile «Kitâbu'!-Müzaraa«'da tahric etmiştir.

    Buhârî'nin rivayetinden anlaşılıyor ki, inek ve koyun kıssaları İslâmiyetten önce ve ihtimal Benî İsrail zamanında vuku bul-muştur. Peygamber (Sallaîlahü Aleyhi ve Sellem) 'in bunlara inandığım soyledikteh sonra orada olmadıkları halde Ebû Bekr'le Ömer'in de inandıklarını söylemesi, onların sadakatlarma ve imanlarının kuvveti-ne, ALLAH'ın kemâl kudretini bildiklerine güvendiğindendir. İneğin : Ben ancak çift sürmek için yaratıldım, dediği hasr edatı olan «İnnema» üe bil-dirilmişse de, burada hasr ve kasr bilittifak murad edilmemiştir. Çünkü çift sürmekten başka ineğin etinden ve sütünden de istifade olunur.

    Yırtıcı günü diye terceme ettiğimiz «Yevmü's-Seb»'den ne kasdedil-diği ulemâ arasında ihtilaflıdır. Bazılarına göre bundan murad mahşer yeridir. Yâni kurt, çobana: «Bu koyunlara mahşer gününde kim baka-cak?» demek istemiştir. Bir takımları bundan ihmal günü kastedildiğini söylemişlerdir. Yâni fitneler çoğaldığı, insanlar sürülerini çobansız bırak-tığı zaman bu koyunlara kim bakacak? demektir. Bir takımlarına göre «Yevmi seb»'den murad bayram günüdür. Arabların câhiliyyet devrinde bu isimde bir bayramları vardı. O gün işi gücü bırakarak oyun ve çeşitli eğlencelerle meşgul olurlar, koyunlarını da kurtlar yerdi. Bu kavillerin içinde en doğrusu fitneler zamanında sürülerin ihmal edilmesi mânâsıdır.

    Bu rivayetler Hz. Ebû Bekr'le Ömer'in faziletlerine kera-met ve harikaların cevazına delildir ki: Ehl-i hakkın mezhebi de budur.
    alıntı




m emin yildirim hz ebu musa havllani