Mü'mine ve Oruç ve Ramazan Ayı ve Orucu Forumundan Hadislerde Ramazan Ve Ramazan Orucu Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Hadislerde Ramazan Ve Ramazan Orucu

    Reklam




    Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayının ilk gecesi girince şeytanlar ve cinlerin şerli olanları zincire vurulur, Cehennem kapıları kapatılır ve hiçbiri açılmaz. Cennetin kapıları açılır hiçbiri kapanmaz ve bir münadi (seslenici) şöyle haykırır: “Ey hayır isteyen, ibadet ve kulluğa gel, Ey şer dileyen günahlarından vazgeç. Ve Ramazan boyunca bu iş her gece yapılır.”(Müslim, Sıyam: 1; İbn Mâce, Sıyam: 2 Tirmizi, Siyam 682)
    Mü’min bu çağrıya müspet cevap verendir.

    Peygamber Efendimiz (as)’i, Ramazan’ın gelmesiyle birlikte daha yoğun olarak görmekteyiz:

    Hilâli gözetlerdi: Ramazan’ın başlangıcını belirlemek amacıyla hilali gözetlerdi. Hava bulutlu olur, Ramazan hilali görünmezse Şaban ayını otuza tamamlar, ertesi gün Ramazan’a başlardı. Eğer inandığı şahıslardan, hilali gördüğüne dair bir bilgi gelirse Ramazanı ilan ederdi.

    Ramazana hazırlıklı olurdu: Peygamber Efendimiz (as) Ramazan ayına dinç ve sağlıklı olarak girmek için gayret ederdi. Ramazan dışında en çok oruç tuttuğu ay, Recep ayı olmasına rağmen, bu ayın son günlerinde çok fazla oruç tutulmasını da uygun görmezdi. (Ebû Dâvûd, Sıyam: 12; Müslim, Sıyam: 37) Bununla, Ramazan ayına daha dinlenmiş bir bedenle girilmesini arzu ederdi. Ancak yıllardan beri bazı günlerde oruç tutmayı alışkanlık haline getirenler için bir yasaklama getirmezdi.

    Ramazan gecelerini değerlendirirdi: Allahın rahmetinin sağnak sağnak indiği mübarek Ramazan’ın gecelerini özellikle namaz, dua, istiğfar ve tefekkürle geçirirdi. Ve Müslümanların Ramazan gecelerini dolu dolu geçirmelerini teşvik ederek şöyle buyururdu: “Her kim inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek Ramazan gecelerini ibadetle değerlendirirse o kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.” (Müslim, Salatül Müsafirin: 25; Ebû Dâvûd, Ramazan: 1, Tirmizi)

    Bugün tüm dünyada Müslümanların büyük bir coşkuyla eda ettiği teravih namazı, Peygamber Efendimiz (as)’in Ramazan’daki gece ibadeti olarak bize yansıyan en önemli bir ibadettir. Bu namazın vitir namazıyla birlikte kırk bir rekât, vitirsiz yirmi rekât veya sekiz rekât olarak kılındığına dair rivayetler var ise de tercih edilen görüş yirmi rekâttır.

    Şek günü oruç tutmazdı: Şaban ayına mı, yoksa Ramazan ayına mı ait olduğu belli olmayan gün olan “Şek Günü” Ramazan niyetiyle oruç tutulmasını da uygun görmezdi. (Müslim: Sıyam: 3, 37; İbn Mâce, Sıyam: 3, 5)

    Oruçluları davet ederdi: Peygamber Efendimiz (as) diğer zamanlarda evinde olan veya kendisine hediye olarak gelen yiyecekleri ashabıyla paylaştığı gibi Ramazan ayında bunu daha çok yapardı. Özellikle, riyasız olarak sadece Allah için yapılan bir ibadeti ifa eden Müslümanların hele hele de fakirlerin davet edilmesine, iftarda ikramda bulunulmasına çok önem verirlerdi. Efendimiz (as), Ramazanda bir oruçluyu doyuranın, ekstra bir oruç sevabı kazanacağını şöyle müjdelemektedir: “Her kim bir oruçluya iftar yemeği verirse, kendisine, oruçlunun sevâbından bir şey eksiltmeksizin onun sevâbı kadar sevap vardır.”(İbn Mâce, Sıyam: 45 Tirmizi Savm, 82, Kütüb-i Sitte, c.9 sh.426)

    Daha çok infak ederdi: Allah Resulü (sav) Ramazan ayında çok daha cömert idi. Şu rivayet bunu açıkça ortaya koymaktadır: “Resûlullah (sav) hayır yapmakta insanların en cömerdi idi. Ramazan’da Cebrail’le karşılaştığı zaman ise en cömert davranandı.” (Buhari, Müslim) Bu ayda yapılan iyiliklerin ecri, diğer aylara göre çok daha fazla olduğundan ve Peygamber Efendimiz (as) bu ayda fazla ibadet ve infak yaptığından dolayı mü’minler de buna riayet etmelidirler.

    Mukabele ederdi: Ramazan aslında Kur’an ayıdır. Kur’an bu ayda indirilmiş ve özellikle bu ayda daha çok okunması emredilmiştir. Peygamber Efendimiz (as) de bu ayda çokça Kur’an okumuştur. Sadece kendisi de değil, ayrıca Cebrail (as) ile birlikte karşılıklı okurlardı. Her yıl tekrarlanan bu mukabele, Peygamber Efendimiz (as)’in vefat ettiği yıl iki defa gerçekleşmiştir. (Buhari, İbni Mace) Bu uygulama Ramazan’ın kıymet ve kadrini ifade ederken, aynı zamanda biz Müslümanlara güzel bir örnek de olmuştur.
    Ramazan ayının girmesiyle birlikte tüm camilerde ve çoğu evlerde okunan Kur’an-ı Kerim’ler, mukabeleler o uygulamanın bir devamıdır.

    Orucunu hurma ve suyla açardı: Allah Resulü (sav) orucunu, eğer mevsimi ise taze hurmayla, değilse bildiğimiz kuru hurmayla açardı. Şayet hurma yoksa su ile yetinirdi. Böyle yapmayı Müslümanlara da tavsiye ederdi. Mevsimin durumuna göre, yazın su ile kışın da hurma ile orucunu açtığı da oluştur.

    Enes b. Mâlik (r.a.) şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Hurma bulabilen hurma ile orucunu açsın hurma bulamayan da su ile iftar etsin. Çünkü su temizdir.” (Ebû Dâvûd, Sıyam: 21; İbn Mâce, Sıyam: 25 Tirmizi, 694) “Sizden biriniz orucunu açacağında hurma ile açsın. Çünkü o hurma bereketlidir. Hurma bulamayan su ile iftar etsin çünkü su temizdir.” (Ebû Dâvûd, Sıyam: 21; İbn Mâce, Sıyam: 25, Tirmizi, 695)

    Resûlullah (sav)’ın on sene hizmetinde bulunan Enes (r.a.) şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) orucunu namazdan önce birkaç yaş hurma ile yaş hurma bulamadığı hallerde kuru hurma ile onu da bulamaz ise birkaç yudum su ile iftar ederdi.”(Ebû Dâvûd, Savm: 21; İbn Mâce, Sıyam: 25, Tirmizi, 696)

    Sahura kalkar ve geciktirirdi: Efendimiz (as) oruç tutarak cana eziyet etmeyi, açlık çekerek çile çekmeyi uygun görmezdi. Bu sebeple, gündüz oruçluyu güçlü tutması için sahura kalkılmasını teşvik eder, hatta bunu emrederdi. Böyle yapmanın hem bir bereket vesilesi hem de diğer din mensuplarından farklılık olacağını ifade etmişti: “Sahur yemeği yiyiniz, sahur yemeğinde bereket vardır.” (Buhari Savm, 20, Müslim, Sıyam: 9; Ebû Dâvûd, Sıyam: 15, Tirmizi,708)

    İftar vakti dua ederdi: Yaşamında duanın apayrı bir yeri olduğu Peygamber Efendimiz (as), iftar duasına da önem verirdi. Oruçlunun iki sevincinden biri olan iftar vaktinin, duaların kabul edildiği (İbni Mace) anlardan biri olduğunu belirtmiştir.
    Allah Resulü (sav)’nün iftarda yaptığı dualardan, en yaygın olanı şudur: “Allâhümme leke sümtü, ve bike âmentü, ve aleyke tevekkeltü, ve alâ rızkike eftertü: Allahım! Senin rızan için oruç tuttum. Sana inandım, sana tevekkül ettim (dayanıp güvendim), ve senin verdiğin rızıkla orucumu açtım.”

    Peygamber Efendimiz (as) bir toplulukla, özellikle de bir aileyle iftar yaptığı zaman, şu duayı okurdu: “Eftera indekumüssâimûn, ve ekeletteâmekumül ebrâr, ve sallet aleykumül melâikeh: Sizin evinizde oruçlular iftar etsinler, yemeğinizi iyi insanlar yesinler, melekler size dua etsinler.” (Ebu Davud, İbni Mace)

    Ayrıca şu duayı da yaptığı sabittir: “Zehebez zemeü, vebtelletil uruku, ve sebutel ecrü inşaallahü, yâ vâsiel fedlüğfirli, elhamdulillahillezi eani fesumtü, verezekenî feftertü: Susuzluk gitti, damarlar ıslandı. İnşallah ecir ve sevap da hâsıl oldu. Ey fazlü keremi geniş olan Rabbim! Beni affet. Hamdolsun o Allah’a ki, bana yardım etti de oruç tuttum, rızık verdi de orucumu açtım.” (Ebu Davut)

    İftarda acele ederdi: Sehl b. Sa’d (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Müslümanlar vakti girince iftar etmeye acele davrandıkları sürece daima hayırla beraberdirler.” (Müslim, Sıyam: 9; İbn Mâce, Sıyam: 24, Tirmizi, 699)

    Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: Allah buyurdu ki: “Kullarımın bana en sevimli gelenleri oruçlarını açmakta acele edenlerdir.” (Tirmîzî )

    Hz. Aişe’den gelen bir bilgi, Efendimiz (as)’in iftarını açmada erken davrandığı, bu arada akşam namazını da geciktirmediğini göstermektedir. (Müslim, Sıyam: 9; İbn Mâce, Sıyam: 24, Tirmizi)

    Cünüp olarak sabahladığı olmuştu: Allah Resulü (sav)’nün Ramazan gecelerinde mübarek eşleriyle birlikte olduğu ve cünüp olmuş iken de sahura kalktığı olmuştur. O haldeyken sahurunu yedikten sonra gusül abdestini almış ve sabah namazını kılmıştır. (Buhârî, Savm: 22; Müslim, Sıyam: 13)

    Misvak kullanırdı: Misvaka olan bağlılığı Ramazan’da da devam etmiştir. Bunda ağız temizliğini ve sağlığını önemsemenin elbette büyük payı vardı. Âmir b. Rabia (r.a.)’nın; “Resûlullah (sav) oruçlu oldukları halde misvak kullandıklarını kaç kere gördüğümü sayamam.” (Buhari, Savm: 27Ebû Dâvûd, Savm: 26; Tirmizi, Kütüb-i Sitte, c.9 sh.502) demesi bunun bir delilidir.

    Ağzına su alırken dikkat ederdi: Oruca bir zarar gelmemesi için, özellikle abdest alırken, banyo yaparken veya sıcak günlerde serinlerken dikkat ederdi. (Ebû Dâvûd, Savm: 27; Nesâî, Tahara: 71) Çünkü önemsenmeden, dikkat edilmeden boğaza su kaçırılması orucu tehlikeye sokabilir.

    Kan verirdi: Hz. Muhammed (sav) zaman zaman kan verdiği bilinmektedir. Bu kan verme (hacamat) işini Ramazan ayında, oruçlu iken de gerçekleştirmiştir. Bunun orucu bozmayacağı da bu vesileyle ortaya çıkmış oluyor.

    Peygamber Efendimiz (as)’den, oruçlu kimsenin kan aldırmaması yönünde gelen bazı rivayetler var ise de Mekke’nin Fethi sırasında kan aldırdığına dair rivayeti esas alınmıştır. Şayet bir yasak varsa bunun kaldırıldığına işarettir. İbn Abbâs (r.a.);“Rasûlullah (s.a.v.) ihramlı ve oruçlu iken (Mekke ile Medine arasında) kan aldırmıştır” demiştir. (Buhârî, Savm: 32; Müslim, Hac: 11, ebu Davut Savm 29, Tirmizi Savm 61)

    Hanımlarını öperdi: Efendimiz (as)’in oruçlu olduğu anlarda eşlerine sevgi sözcükleri söylediği, onları öptüğü de olmuştur. Elbette Allah Resulü (sav) şehvetine en dikkat eden ve hâkim olandı. Oruçlu iken oruç bozucu bir duruma düşmesi asla söz konusu olmazdı. Hz. Aişe (ra); Efendimizin (ra) oruçluyken kendisini öptüğünü ve cinsel arzularına da çok hâkim olduğunu belirtmiştir. (Buhari, Müslim, Muvatta, İbn Mâce, Sıyam: 19; Ebû Dâvûd, Sıyam: 33)

    Kendisinden bu konuda izin isteyen yaşlı birine izin verip, genç birine ise izin vermemesi de (Ebu Davut, Kütüb-i Sitte, c.9, sh.454) bu konuda dikkat çeken bir husustur. Allah Resulü (sav)’nün bu ruhsatını kullanma konusunda dikkatli olunmalıdır.

    Ramazan’da seferiyken oruç meselesi: Her zaman için kolaylığı tercih eden Allah Resulü (sav) bize örnek olması bakımından seferi iken orucunu kırdığı olmuştur. Örneğin; Ramazan ayında gerçekleşen Mekke’nin Fethi’nde, ikindi vakti su içmiştir. (Müslim, Sıyam: 15, Tirmizi) Efendimiz (as)’le birlikte Ramazan ayında yolculuk yapan sahabilerden oruç tutan da, tutmayan da olmuştur. (Buhârî, Savm: 33; Müslim, Sıyam: 15, 17)
    Bu konuda gelen hadisleri değerlendiren âlimlerimiz, tutmakta zorlanmayacak olan tutabilir, zorlanacak olan da Allah’ın ruhsatından yararlanır kanaatindedirler.
    Savaş ortamında düşmana karşı mukavemet gösterebilmek amacıyla oruç tutulmayabilir. Ancak, bir zorluk yok ise tutmakta da bir sakınca yoktur. Peygamber Efendimiz (as)’in böylesi durumda oruç tuttuğu da tutmadığı da olmuştur. (Buhari, Müslim, Muvatta, Ebu Davut, Kütüb-i Sitte, c.9, sh.512)



    Paylaş
    Hadislerde Ramazan Ve Ramazan Orucu Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Ramazan ayını hakkı ile geçirmenin manevi değeri olduğu gibi insanlara da bir çok fayda sağlamaktadır. Ramazanın gündüzü de gecesinde de sevap yağmaktadır.