Mü'mine ve Oruç ve Ramazan Ayı ve Orucu Forumundan Ramazan Günlüğü-Geçmişten Günümüze Ramazan Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Ramazan Günlüğü-Geçmişten Günümüze Ramazan

    Reklam




    GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE RAMAZAN Milâdî 610 yılının Ramazan ayı...
    Mekke’de Hira Dağında bir seher vakti. Vahiy meleği Cebrail (a.s.), kainatın yaradılış sebebi olan Peygamberimize (a.s.m.) Rabbinden ilk emrini getirdi.
    “Oku!”
    “Ben okuma bilmem!”
    Cebrail onu kucakladı ve sıktı. Yere bıraktıktan sonra tekrar, “Oku!” dedi. Peygamberimiz yine aynı cevabı verince, Hz. Cebrail onu yine kucaklayıp sıktı ve “Oku!” dedi. Peygamberimiz yine aynı cevabı verince ona Rabbimizden gelen ilk ayetleri bildirdi.
    “Yaratan Rabbinin ismiyle oku.”
    “O Rabbin ki, insanı bir kan pıhtısından yarattı.”
    “Oku. Rabbin sonsuz kerem sahibidir.”
    “O, insana kalemle yazmayı öğretendir.”
    “O, insana bilmediğini öğretendir.” (Alâk Suresi, 15.)
    İşte on dört asır önce iman inkılâbı “Oku!” emriyle bu noktada gerçekleşmeye başladı. Her şeyin başıboş olduğu kavramı üzerine oturan dünya anlayışı yerini, zerreden güneşlere tüm mahlûkatın yaratıcılarını zikrettiği bir kâinat anlayışına bıraktı.
    Ramazan ayı, inkılâp ayı oldu. Halâ da her gelişinde şahsî hayatımızda, aile ve toplum yaşantımızda nice güzelliklere veya onları tekrar hatırlayıp tazelememize vesile olmuyor mu? Yardımlaşmayı, elindekini paylaşmayı, sabretmeyi, şükretmeyi, fakirin halini anlamayı, nefsimizin mevhum rububiyetinin hayalî saltanatının ne kadar çürük temeller üzerine kurulduğunu her Ramazan ayında ve orucunda bir kez daha net olarak kavrayıp, Rabbimize iltica ederiz.
    Bu yönüyle Ramazan adetâ bütün senenin çekirdeğini taşır bağrında. “Cuma’nız nasıl geçirdiğiniz haftanızın nasıl geçeceğini belirler. Ramazan’ı nasıl geçirdiğiniz de bütün senenizin nasıl geçeceğinin işaretidir” diye bir düstur vardır ya, öyle işte!
    Rabbimiz bu kudsî ayda, hele de Kadir Gecesinde kendisi için yapılan her bir ibadete tıpkı bir çekirdekten yüzlerce meyve vermesi gibi kat kat mükâfatlarla mukabele etmekte.
    Böyle bir altın fırsat kaçırılır mı?
    Haydi şimdi tohum ekme zamanı!
    Ömürlerde Ramazan
    İnsanın dünyanın ömrüyle kıyaslandığında ortalama altmış yıllık kısacık hayatında “milât” diyebileceğimiz, önemli dönüm noktaları vardır. Doğduğunuz, okumayı öğrendiğiniz, mezun olduğunuz, ilk oruç tuttuğunuz tarihleri unutmazsınız.
    Binlerce yılla ifade edebileceğimiz kâinatın ömründe de Kur’ân’ın indirildiği zaman ve mekân geçmişi, geleceği tüm zamanları ilgilendiren en önemli olaydır.
    Zaman kavramı izafî, farazî; günümüzde kullanılan tabiriyle görecelidir. Ünlü bilim adamı Einstein relativite kanunu ile bunu yıllar önce formüle etmiştir. Geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman kavramları da öyle şüphesiz.
    Bunları söylememizin nedeni, yazımızın başlığı her ne kadar “Geçmişten Günümüze Ramazan” olsa da, zaman dediğimiz misalî sayfaların ancak taşıdıkları manalar ile bir değer ve anlam kazanmasıdır.
    Her yıl onar gün süreyle, 30 yıllık bir süreç içinde bütün bir yılın aylarını dolaşıp (İlk orucunuzu tuttuğunuzda kaç yaşında, hangi mevsimdeydiniz?)nuranîleştiren Ramazan ayı da öyledir. Taşıdığı mana ile bir değer kazanır.
    Ramazan ayı önemlidir, kıymetlidir, on bir ayın sultanıdır. Çünkü içinde çok değerli mana hazinelerinin anahtarlarını, kulluk sırlarının keşfini taşır. Değerini tüm Kur’ân’dan ve seksen yıllık bir ibadet sevabını kazandıran Kadir Gecesinden alır.
    Mekke ve Medine… Kelâm-ı Ezelinin indirildiği beldeler, mekânlar bu yüzden kutsaldır, değerlidir, diğer mekânlardan farklıdır.
    Kâinat Sultanının ezelî kelâmı insanoğlunun anlayabileceği şekilde arz semasına inmiş, gayb âleminin manaları şahadet âleminin ölçüleri ile ifade edilmiştir. Rabbimiz bizi önemsediğini, muhatap kabul ettiğini, sevdiğini, seviyemize göre hitap ederek bizlere göstermiştir.
    Kur’ân-ı Kerîm geçmiş, gelecek bütün zamanları, ayları anlamlandırmış, değer kazandırmıştır. Hz. Âdem’den (a.s.), Hz. Muhammed’e (a.s.m.) tüm peygamberler, tüm semavî kitaplar, suhuflar Kur’ân’la bir kez daha tasdik edilmiştir. Kâinat anlamsızlıktan, insanın iç dünyası başıboşluktan Kur’ânî mesajlarla kurtulmuştur.
    14 asır önce Mekke’de, Hira Dağında, Ramazan ayında bir seher vakti…
    İlâhî mesaj o günden bu yana geçmiş ve gelecek tüm zamanları ve eşyayı anlamlandırıp, değerlendirmekte, nuranîleştirip, sonsuz âlemlere lâyık hale getirmekte.
    Evet, hülâsa Ramazan ayı, fani ve sınırlarla dolu dünyada, sonsuz güzellik ve saadet sırlarını yakalama mevsimi.
    Bu ayı taşıdığı manaya uygun olarak Kur’ân’la dopdolu geçirelim.
    Ne dersiniz?
    Yasemin Güleçyüz




    Paylaş
    Ramazan Günlüğü-Geçmişten Günümüze Ramazan Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Ramazan ayı geldiği zaman Müslümanlar hazırlıklar yaparlar.Eski zamanlardan beri insanlar Ramazan ayına ayrı bir önem ve değer vermektedir.Eski zamanlarda gölge oyunları gibi etkinlikler yapılırdı.Günümüzde bazı gelenekler yaşatılmaya devam etmektedir.