İslam Dini ve İman Bölümü ve Peygamberlere İman Forumundan Vahiy nedir, çeşitleri nelerdir? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Vahiy nedir, çeşitleri nelerdir?

    Reklam




    Vahiy nedir, çeşitleri nelerdir?

    Sözlükte gizli konuşmak, emretmek, ilham etmek, îma ve işâret etmek, seslenmek, fısıldamak, mektup yazmak ve göndermek anlamlarına gelen vahiy, dini bir terim olarak, Allah’ın Peygamberlerine iletmek istediği mesajlarını, doğrudan doğruya veya Cebrail vasıtasıyla bildirmesine denir
    Kur’ân ve diğer kutsal kitaplar, vahiy ürünüdür Vahiy, ilâhi ve gayr-i ilâhi olmak üzere iki kısma ayrılır İlâhi vahiy, Allah’ın vahyi demek olup 5 çeşittir:
    1- Cebrail’e (Necm, 53/10) ve diğer meleklere vahyi (Enfâl, 8/12)
    2- Cansız varlıklardan yeryüzüne (Zilzâl, 99/4-5) ve gökyüzüne (Fussilet, 41/12) vahyi Bu vahiy, “emretmek” anlamındadır
    3- Canlılardan bal arısına vahyi (Nahl, 16/68-69) Bu vahiy, ilham, içgüdü anlamındadır
    4- İnsanlardan Hz Musa (as)’ın annesine (Kasas, 28/7) ve Hz İsâ (as)’ın havarilerine (Mâide, 5/111) vahyi Bu vahiy, fıtrî ilham, îma, emir anlamındadır
    5- Peygamberlere vahiy (Nisâ, 4/162 A’râf, 7/117, 160) Bu vahiy, ıstılâhî anlamdaki gerçek vahiydir Vahiy denince ilk akla gelen bu vahiydir Bu vahiy, sözlü, sözsüz ve Cebrail vasıtasıyla olur Sözlü vahiy, Allah’ın perde arkasından Peygamberine hitap etmesidir Sözsüz vahiy; rüyada veya uyanık iken vahyin Peygamberin kalbine ilkası şeklinde olur Cebrail vasıtasıyla vahiy;
    a) Peygamber uyanık veya uykuda iken vahyi Peygamberin kalbine ilkası ile,
    b) Cebrail’in melek veya insan suretinde vahiy getirmesi ile,
    c) Cebrail görünmeden vahyin çıngırak sesi şeklinde gelmesi ile olur
    Vahyin geliş şekillerinden bir kısmı, Şûrâ suresinin 51 âyetinde bildirilmiştir Vahiy, Allah ile Peygamber arasında bir sırdır Mahiyetini insanların tam anlaması imkansızdır Vahiy geldiği anda Peygamber titrer, rengi değişir, alnı terler ve nefesi sıkışırdı Hz Muhammed (as) gelen vahyi aynen hafızasına alır (Kıyamet, 75/16-19), sonra vahiy katiplerine yazdırırdı Her sene Ramazan ayında inen âyetleri ve sûreleri Cebrail’e okuyup arz ederdi Gayr-i ilâhi vahy yani ilâhi olmayan vahy ise, cin ve insanlar arasında cereyan eden vahye denir Zekeriya (as)’ın kavmine vahyi gibi (Meryem, 19/11), bu vahiy, imâ ve işâret etmek anlamındadır Şeytanın şeytana vahyi gibi (En’âm, 6/121); bu vahiy, fısıldamak ve gizli konuşmak anlamındadır



    Paylaş
    Vahiy nedir, çeşitleri nelerdir? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Sözlükte Vahy


    Allah'ın kitabı Kur'ân-ı Kerim, Hz. Muhammed'e 'vahy' yoluyla gelmiştir. İslâm 'vahy'e deyalı bir dindir. O, insan aklının, insan hevâsının ortaya koyduğu bir şey değildir. Diğer bütün bâtıl inançlar ve ideolojiler insanlar tarafından üretilmiştir. Ancak İlâhî din olan İslâm 'vahy' yoluyla insanlara Allah tarafından bildirilmiştir.
    'Vahy' kelimesi, Kur'an'ın, dolayısıyla İslâm'ın dayandığı kaynağı anlatma açısından son derece önemli bir kavramdır. Bu kavram, hem Allah'ın insanlarla iletişimini anlatıyor, hem de İslâmî hükümlerin, İslâm anlayışının neye dayandığını gösteriyor.
    'Vahy' denince, akla Kur'an ve onu insanlara inzal eden (indiren) Rabbimizin insanla olan ilgisi gelir.
    'Vahy', sözlükte gizli ve süratli bir şekilde bir şeyi bildirmek demektir.
    'Vahy' bundan başka, gizli konuşmak, seslenmek, fısıldamak, emretmek, ilham etmek, ima ve işaret etmek, acele etmek, mektup yazmak gibi anlamlara da gelmektedir.
    Bir başka yönden 'vahy', haberci veya işaret gibi herhangi bir aracı ile meramı ifade etmek demektir.
    Allah'ın kullarına haber göndermesi demek olan 'inzâl' kelimesi de bazen 'vahy' yerine kullanılır.
    Kur'an'da geçen ilim, hikmet, şifâ, nûr gibi kavramların da 'vahy' karşılığı olarak kullanıldığını görmekteyiz.
    'Vahy' kökünden gelen kelimelerin geçtiği âyetlerde, bir varlığn diğer bir varlıkla iletişim ve irtibat kurması, ortak bir özellik olarak gözükmektedir.
    'Vahy' olayında, kendisine haber ulaştırılan, kendisiyle iletişim kurulan varlık, vahyi aldıktan sonra onun gereğini yapmak üzere harekete geçiyor. İletilen şey bir bakıma onun üzerinde etkileyici bir rol oynuyor. Örneğin, bir peygamber 'vahy'i aldıktan sonra, durmuyor, harekete geçiyor ve aldığı vahyi insanlara ulaştırıyor. Onun tebliğ ettiği vahyi duyup da kabul eden mü'min ise boş oturup beklemiyor, vahiyle gelen hükümlerin gereğini yapıyor. Demek ki 'vahy' sıradan bir haberleşme, bir iletişim kurma değil, haberin ulaştığı varlığı aksiyona sevkeden önemli bir faâliyettir, önemli bir yönlendirici kaynaktır.
    Bu önemli noktanın altını çizmek gerekiyor. Gerçekten 'vahy'in sözlük ve kavram anlamında bu özelliği görmekteyiz.

    Vahyin Anlamları


    Kur'ân-ı Kerim, vahy'i birkaç anlamda kullanmaktadır. Buradan hareketle vahyi iki şekilde düşünebiliriz:
    1- İlâhî olmayan vahy:
    İma ve işaret etmek, fısıldamak ve gizlice söylemek gibi anlamlara gelen, insanlar veya cinler tarafından ortaya konan vahy. Şu âyetlerde buna örnek bulabiliriz:
    "Zekeriyyâ mihrabda kavminin huzuruna çıktı ve onlara sabah-akşam tesbih etmeyi vahyetti." (19/Meryem, 11)
    Vahy, burada işaret etti, imada bulundu anlamındadır. En'âm Sûresi 112. âyetinde vahyin; fısıldamak, gizlice söylemek, yine aynı sûrenin 121. âyetinde ise, telkin etmek, teşvikte bulunmak ve söylemek gibi mânâlara geldiği görülmektedir.
    2- İlâhî olan vahy:
    Bunun birkaç çeşidini Kur'an'da bulmak mümkün.
    2a- Allah (cc) yere ve göğe bazı şeyleri vahyeder.
    "O gün (yer), haberlerini anlatacaktır. Çünkü senin Rabbin ona vahyetmiştir." (99/Zilzâl, 4-5)
    "Böylelikle onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe kendi emrini vahyetti..." (41/Fussılet, 12)
    2b- Allah (cc), bal arısına, 'bazı şeylerden evler edinmesini, meyveleden yemesini, onların karınlarındaki şerbetten insanlar için şifâ olan bal yapmasını' vahyetti (16/Nahl, 68-69).
    2c- Allah (cc) meleklere de vahyettiğini haber veriyor:
    "...Haydi iman eden o mücâhidlere sebat (kararlılık) ilham edin. Ben kâfirlerin yüreklerine korku salacağım' diye vahyediyordu." (8/Enfâl, 12)
    2d- İnsanlardan Hz. İsa'nın havârîlerine ve Hz. Mûsâ'nın annesine de vahyedilmişti:
    "Hani havârîlere: 'Bana ve peygamberime iman edin' diye vahyetmiştim; onlar da 'iman ettik, gerçekten müslüman olduğumuza Sen de şâhit ol' dediler." (5/Mâide, 111)
    2e- Hz. Mûsâ'nın annesine de, Mûsâ'yı emzirip suya bırakması, korkmaması, çocuğunun tekrar kendisine döneceği vahyedilmişti (28/Kasas, 7).
    Buna göre, yere ve arıya vahy; emir ve bir işi yaptırma (teshir), Zekeriyyâ'nın kavmine vahyi; işaret, Hz. Mûsâ'nın annesinve ve havârilere vahy; ilham, meleklere vahy; emir ve bildirme, şeytanların birbirlerine ve dostlarına vay ise; telkin mânâlarına gelir.

    Terim Olarak Vahy


    Vahy yukarıdaki anlamlarda kullanılsa bile, bizim üzerinde durduğumuz ve İslâm'ın kaynağı olarak ön plana çıkan bu kelimenin terim olarak ifâde ettiği mânâdır.
    Terim olarak 'vahy', farklı şekillerde tanımlanmıştır. Ancak, bu tanımlarda ortak olan nokta, vahy'in Allah'ın bir şeyi, bir emri, bir hükmü gizlice ve süratli bir şekilde bildirmesidir.
    Kimilerine göre vahy, Allah'ın kullarına bildirmek istediği hidâyet ve emirlerini, onların arasından seçtiği peygamberlerine insanların alışık olmadığı bir yolla bildirmesidir.
    Vahy, en geniş kapsamıyla şöyle tanımlanabilir:
    Rabbimizin, genel olarak varlıklara hareket tarzlarını bildirmesi, özel olarak da insanlara ulaştırmak istediği İlâhî emir, yasak ve haberlerin tümünü aracı ile veya aracısız olarak, gizli ve hızlı bir yolla peygamberlerine iletmesidir.
    Buna göre vahyin sözlük ve kavram anlamına bağlı olarak iki alanı vardır. Vahyin genel alanı bütün varlıklara ilişkin, özel alanı ise yalnızca peygamberlere âittir.
    Vahyin genel alanı, varlıklara hareket tarzlarının bildirilmesidir. Varlıklar, kendilerine bildirilen bu yaşama düzenine zorunlu olarak uyarak varlıklarını sürdürür, görevlerini yerine getirirler. Bu, fıtratın bir gereğidir. Gökte ve yerde olan bütün canlı ve cansız varlıklar, kendilerine bildirilen fıtratın dışına çıkamazlar.
    İnsan bir noktada Allah'ın 'sünnetullah' dediği yaratılış yasası, İlâhî tavır ve tarzın ölçüleri dışında değildir. Bununla beraber insan, farklı bir vahy'e daha muhâtap olmaktadır.
    İnsanın muhâtap olduğu bu vahy, vahyin özel alanıdır.
    Buna bir âyette şöyle işaret edilmektedir:
    "Kendisine Allah'ın konuşması bir insan için olacak şey değildir; ancak, bir vahy ile ya da perde arkasından veya bir elçi gönderip kendi izniyle dilediğine vahyetmesi (durumu) başka. Gerçekten O, yüce olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." (42/Şûrâ, 51)
    Buna göre Allah (cc), kullarıyla bu üç yoldan biri aracılığıyla konuşmaktadır. Bu konuşmanın karşılıklı bir konuşma olmadığı açıktır. Bu konuşma, yukarıdan aşağıya doğru bir gelişme gösterir. Yani insan dilediği zaman Allah (cc) ile konuşamaz, ancak Allah (cc) bu üç yoldan biri ile insana bildirmek istediğini ulaştırır.
    Kimileri bu üç yolun da peygamberlere âit olduğu, yani vahyin yalnızca peygamberlere geldiği görüşündedirler. Bazı bilginler ise Allah'ın, peygamberler dışında da insanlarla vahy yoluyla konuştuğunu, yani onlara bir şeyler bildirdiği, bunun en güzel örneğinin de 'ilham' olduğunu söylerler.

    Vahiy ve İlham


    'İlham' kelimesinin aslı, kalbe bir şey atmak anlamına gelir ki, bir şeyi yutturmak, feyz yoluyla bildirmek, yakalamak, keşfetmek mânâlarını da kapsar.
    Kavram olarak 'ilham'; herhangi bir mânânın düşünme ve araştırma olmaksızın insanların kalbine yerleştirilmesidir.
    Kur'ân-ı Kerim'de yalnızca bir âyette, nefse takvâsını da fücûrunu (günaha girmesini) da öğretme, bildirme şeklinde geçmektedir (91/Şems, 8).
    İlham denince akla daha çok, kalpleri arı ve temiz kimselere duyularla öğrenilen bilgilerin dışında bildirilen şeyler gelir. Bu da peygamberler ve onların dışında bazı güzel insanlar için sözkonusudur. Ancak peygamberlerle ilgili olan bağlayıcı, diğerleri ise bağlayıcı değildir.
    Kur'an'a göre bilginin kaynakları aşağıdan yukarı doğru şöyle sıralanabilir: Duyularla öğrenilenler, akıl ile öğrenilenler, ilham ile elde edilenler ve vahy ile gelenler.
    Kabul edilebilecek bir bilgi, bazen bu yolların biriyle, bazen hepsiyle, bazen de birkaçı ile desteklenir. Akıl ve duyularla desteklenen bir ilham, sağlam bir bilgiye ulaşır. Ancak görünen o ki, ilham, kişinin kendi gayreti ve araştırması olmadan kalbinde bulduğu bilgidir. Eğer onu duyularla, akılla ve isbat edebilecek bir başka yolla desteklerse 'bilgi' haline gelir ve bağlayıcılığı sözkonusu olur.
    Vahy ile ilham birkaç yönden birbirine benzer, ancak ikisi ayrı ayrı şeylerdir.
    Vahy, bir İlâhî kurumdur ve yalnızca peygamberlere âittir. Vahy ile gelen her şey, kesin ilimdir ve muhâtapları bağlar. Peygamberlerin dışındaki insanlara gönderilen vahy, bilinen anlamda vahy değil, yukarıda açıkladığımız ilham'dır.

    Vahyin İşleyişi ve Geliş Şekilleri


    Allah (cc)'ın, insan topluluklarıyla bir nevi konuşması sayılabilecek kurumsal vahy, direkt değil, bir başka elçi (melek) aracılığıyla gerçekleşir.
    Canlı ve cansızvarlıklara bildirilen vahyiln iki boyutu, -vahyin kaynağı Allah (cc) ve onu alan canlı veya cansız varlık- vardır. Peygamberlere bildirilen vahyin ise Allah (cc), vahy meleği, peygamber ve onların tebliğ ettikleri insanlar olmak üzere dört boyutu vardır.
    Kur'an, bütün peygamberlere vahy geldiğini haber vermektedir. Zâten peygamberliğin ve onlara âit tebliğin kaynağı vah'dir (4/Nisâ, 162; ayrıca bak. 7/A'râf, 117, 160; 20/Tâhâ, 77; 26/Şuarâ, 52).
    Vahy'in en önemli ve en son muhâtabı Hz. Muhammed (s.a.v.)'dir. Kurumsal olarak vahy, O'nun risâleti ile sona ermiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) vahy'i yukarıdaki âyette geçen üç yolun hepsiyle almıştır. Hz. Âişe'nin haber verdiğine göre, Peygamberimizin vahy alışı önceleri rüya şeklinde idi ki, gördüğü bütün rüyalar gündüz gibi gerçek olurdu (Buhârî, Bed'ü'l-Vahy 1, 1/3).
    Vahyin ikinci geliş şekli, Peygamberimiz uyanıkken, Cebrâil'in görünmeden kalbine vahyi yerleştirmesidir.
    Vahyin üçüncü geliş şekli, Cebrâil'in bir genç kılığında vahyi getirmesidir. Cebrâil daha çok Dıhye isimli sahîbînin şeklinde gelirdi. Vahy'in en kolay geliş şekli bu idi.
    Vahyin dördüncü geliş şekli, çıngırak veya zil sesine benzer bir sesle gelmesidir ki, bu, vahyin en ağır geliş şekli idi. Ses kesildiği zaman Peygamberimiz vahyi kalbinde tutmuş olurdu.
    Vahyin beşinci geliş şekli, Cebrâil'in kendi yaratılış ile görünerek vahyi getirmesidir. Hira'daki ilk vahy böyle gelmişti.
    Vahyin altıncı geliş şekli, Peygamberimizin bir perde arkasından Rabbimiz ile konuşmasıdır. Mirac yolculuğunda böyle olmuştur (Bak. Buhârî, 1/1-5; Müslim, 4/1816-1817; Tirmizî, 2/146-149; Ahmed bin Hanbel, 2/222, 4/158, 163, 256; Muvattâ -Tenvîru'l-Havâlik, 1/206-207).
    Peygamberimiz vahy'i alırken zorluk ve sıkıntı çekerdi. Vahyin geliş zamanında, en soğuk günlerde bile buram buram terlerdi, bir deve üzerinde ise, deve ses çıkararak çökerdi (Zâdu'l-Meâd, 1/25, nak. Subhi Salih, Ulûmu'l-Kur'an, s. 28).
    Vahy, peygambere sıradan bir bilgi veya haber ulaştırma değil, onu İlâhî gerçeklerle buluşturma, onu bu gerçekler doğrultusunda değiştirmedir. Nitekim vahy peygamberde yapısal değişiklik meydana getirir ve o vahyin canlı bir örneği haline gelir.
    Gelen vahy, peygamberimizin hem kalbine, hem de hâfızasına işlenir ve vahy bir daha onun kalbinden çıkmaz (87/A'lâ, 6).
    Bilindiği gibi, Peygamberimiz (s.a.v.), kendisine gelen vahyi sahâbelere öğretiyor, vahy kâtiplerine o günkü kâğıt ve diğer yazı malzemelerine yazmalarını emrediyordu. Böylece vahy yoluyla gelen Kur'an, tümüyle hâfızalarda ezberlendi, yazı ile kayıt altına alındı ve korundu.
    Vahy kelimesi, aynı zamanda Kur'an'ı ve İslâm'ı da ifâde eder. Kur'an'ın tanıtımı yapılırken, 'O, Allah'ın vahyidir' denilir.
    Vahy'in içyüzü insan aklıyla anlaşılamaz. Çünkü o akıl ve duyular üstü İlâhî bir haberleşmedir. Onun geliş şekli, Peygamberimizin kişiliği, faâliyeti ve Kur'an'ın bizzat kendisi, vahyin ne olduğunu bize açıklar. Vahy, insan aklına ve oluşun kurallarına aykırı değildir.
    Vahy'in dili, gönderildiği kavmin dilidir. Onun amacı, insanlara yol göstermektir. Son vahy Kur'an, bölünmez bir bütündür ve en mükemmel irşad edicidir ve kıyâmete kadar geçerliliği devam edecektir.




vahiy örnekleri,  vahiy kaça ayrılır,  vahiy çeşitleri,  vahiy nedir vahyin çeşitleri nelerdir,  vahiy nedir kaça ayrılır,  vahiy çeşitleri nelerdir,  vahiy nedir vahiy çeşitleri nelerdir