Mü'mine ve Tarih ve Peygamberimizin hayatı Forumundan RasÜlullah (s.a.v.)'in konuŞmalari Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    RasÜlullah (s.a.v.)'in konuŞmalari

    Reklam




    RASÜLULLAH <S.A.V.)'IN KONUŞMALARI
    Rasûlullsh (s.a.v.) 'in Medine'deki İlk Hitabesi:
    Ebû Seleme b. Abdurrahman b. Avf (r.a.) anlatıyor: Rasûlul-lah (s.a.v.) Medine'deki ilk konuşmasını yaparken ayağa kalktı, Allah'a hamdetti ve onu şanına lâyık sözlerle Övdükten sonra şöyle buyurdu:
    -Ey insanlar! Kendinize ahiret için bir şeyler hazırlayın. Kesin olarak biliyorsunuz ki, Allah sizden birinin ruhunu alır, koyunlarını çobansız bırakır. Daha sonra da ona, hiçbir tercümana ve aracıya muhtaç olmadan :
    -— Sana benim elçim gelip emirlerimi tebliğ etmedi mi? Sana servet vermedi mi? Hem de bol bol vermedi mi? Ahiret için kendine ne hazırladın?» der. Bunun üzerine o sağına soluna bakar, hiçbir şey göremez. Sonra önüne bakar, orada da cehennemden başka birşey göremez. Kim kendisini, yarım hurma ile de olsa cehennemden kurtarmaya muktedirse kurtarsın. Onu da bulamazsa tatlı dilli olsun; çünkü bunlarla yapılan iyiliklere on mislinden yediyüz misline kadar mükâfat verilir.
    Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi sizin ve Rasûlü'nüu üzerine olsun.»1
    Bir başka zaman da Rasûlullah şu konuşmayı yapmıştır:
    «Hamd Allah'a mahsustur. Ona hamdeder ve ondan yardım dilerim, Nefislerimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah'a sığınırız. Allah kime hidayet ederse onu kimse saptıramaz. Kimi doğru yoldan saptınrsa onu da kimse doğru yola sevk edemez. Ben, her bakımdan tek, ortağı olmayan Allah'dan başka Tanrı olmadığına şehadet ederim.»
    Sözlerin en güzeli Allah'ın kitabıdır EKur'ân'dır). Allah'ın, kalplerini süsleyerek ve küfürden kurtararak islâm'a soktuğu kimseler felaha ermişlerdir. Allah Kur'ân-ı Kerim'i insanların sözlerine tercih etmiştir. O sözlerin en güzeli ve en üstünüdür (beliğidir). Allah'ın sevdiği kimseleri seviniz. Allah'ı bütün kalbinizle seviniz.
    l Beyhaki.

    Allah'ın kelâmından (Kur'ân'dan) ve Allah'ı zikretmekten usanmayınız. Allah'ı unutarak kalplerinizi karartmayın. Allah kullan arasından bazılarını seçer ve yükseltir. Hayırlı amelleri, salih kulları, güzel sözleri, bütün helâl ve haramı bildirmiştir.
    Allah'a kulluk ediniz. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayınız. Allah'a asî olmaktan son derece sakınınız. Konuştuğunuz güzel şeyleri yaparak Allah'a karşı yalancı çıkmayın. Aranızda adaleti ve merhameti gerçekleştirmek sureti ile birbirinizi seviniz. Allah Teâia'nın emirlerini yerine getirmeyenler onun gazabına uğrarlar.
    Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.»2
    Rasûlullah'ın Cuma Hutbesi:
    Said b. Abdurrahman el Cemhî'den : Bana, Rasûlullah'ın (s.a.v.) Medine'de Benî Salim b. Avf yurdundaki ilk cuma hutbesinde şunları söylediği nakledildi:
    Hamd Allah'a mahsustur. Ona hamdeder ondan yardım dilerim, ondan günahlarımın affını ve beni doğru yoldan ayırmamasını talep ederim. Ona iman ederim, onu inkâr etmem. Onu inkâr edene düşman olurum. Her bakımdan tek ortağı olmayan Aİlah'dan başka Tanrı olmadığına, Muhammed'in Allah'ın kulu ve Rasülü olduğuna şehadet ederim. Allah Rasülü'nü, elçilerinin arkasının kesildiği, ilmin azaldığı, insanların dalâlete düştüğü, aradan uzun zaman geçtiği, kıyametin ve ecelin yaklaştığı bir zamanda hidâyetle nurla ve öğütle göndermiştir.
    Kim Allah'a ve Rasûlüne itaat ederse doğru yola girmiş olur, Kim de Allah'a ve Rasûlüne asî olursa azmış, kusur işlemiş ve doğru yoldan tamamen sapmış olur. Size, Allah'a İsyandan kaçınmanızı tavsiye ederim. Müslümanın müsiümana yapacağı en hayırlı tavsiye, birbirlerini ahiret için hazırlanmaya teşvik etmeleri ve birbirlerine. Allah'a asî olmaktan sakınmayı emretmeleridir.
    Allah'ın haram kıldığı şeylere yaklaşmayın. Bu söylediklerimden daha güzel bir nasihat ve öğüt yoktur. Rablerinden korkarak ve sakınarak bunlan yerine getirenlerin takvası ahiretteki arzularına ulaşmakta en iyi yardımcıdır.
    Kim Allah'la kendi arasında olan hususlarda gizli ve açık dürüst hareket ederse ve bunu sadece Allah rızasını gözeterek yaparsa, bu onun için dünyada bir şeref ve ölümden sonra en çok muhtaç olacağı bir azıktır.
    Böyle yapmayanlar, ahirette amellerini görmek bile istemeyeceklerdir. Allah sizi kendisine asî olmaktan sakındırır. Allah kulla-
    2 Bidaye 3/214; Jbn-i Asâklr.
    Rasûlullah (s.a.v.) in Konuşmaları I7fî3
    rina karşı çok merhametlidir. Sözünde sadık olan, vaadini yerine getiren Allah hiçbir sözünden ve vaadinden dönmez. Şöyle buyurmaktadır :
    «Benim nezdimde hükümler değiştirilmez. Ben kullanma zul-medici değilim.-*
    Gizli, aşikâr, dünya ve ahirete ait işlerde Allah'a muhalefetten sakınınız. Kim Allah'a muhalefetten sakınırsa Allah onun hatalarını affeder ve ona büyük mükâfatlar verir. Allah'a isyandan sakınan büyük bir kazanç sağlamış olur.
    Takva kişiyi- Allah'ın gazabından, cezasından ve hoşnutsuzluğundan korur. Takva yüzleri ağartır, Allah'ı razı eder ve kişinin derecesini - yükseltir. Fırsatı kaçırmayın ve Allah'a karşı vazifelerinizi ihrnal etmeyiniz. Allah size kitabını (Kur'ân'mı) öğretti, İnananları ve inkâr edenleri tesbit için doğru yolu gösterdi. Alleh'ın size ihsanda bulunduğu gibi siz de iyilik yapın. Düşmanlarına düşman olun. Allah yolunda hakkı ile cihad edin. Allah, insaniar arasından sizi seçti ve size rnüslüman İsmini verdi. Artık bundan sonra mahvoîan haksız yere mahvolmamış, bahtiyar olan da sebepsiz yere bahtiyar olmamış olur. Allah'ın yardımı olmadan hiçbir şey yapılamaz. Öyleyse Allah'ı çok zikrediniz, gelecek için çalışınız. Allah'la arasındaki münasebetlerde dikkatli olan kimseleri, Allah diğer insanlarla olan münasebetlerinde korur. Bu, Allah'ın insanlar hakkında dilediği hükmü verebilmesi. ve insanların ise Allah'ın hükmüne bir müdahalede bulunamamalan sebebiyledir. Allah insanlar üzerinde dilediği gibi hükümrandır. İnsanlar Allah'ın işine karışamazlar. Allah büyüktür ve yüce olan Allah'ın yardımı olmadan hiç bir kuvvet işe yaramaz.4
    RasûluJlah'ın Savaşlardaki Hitabeleri:
    Hasûlullah'ın ashabından olan Harrâr Cr.a.) anlatıyor: Rasüiul-lah'la (s.a.v.) savaşta beraberdik. Düşmanlarımızla karşılaşınca Hz. Peygamber ayağa kalkarak Allah'a hamd ve sena ettikten sonra şöyle dedi:
    «Ey insanlar! San, kırmızı, yeşil mallar arasındasmız. Ağırlıklarında daha neler, neler var! Düşmanlarınızla karşılaşır karşılaşmaz hemen ileri atılın. Çünkü Allah yolunda savaşan herkes için iki tane huri yardıma koşar. İlk kan damlası yere düşen şehidin Allah bütün günahlarını affeder ve o kimsenin yüzündeki tozlan silen huriler:
    3 Kaf, 29.
    4 Ibn-ü Cerir 2/115; Bidaye 3/213; Tefsîr-ü Kurtubî 18/98.
    «— Sana kavuşmamız yaklaştı,- derler. Şehid düşen kimse de :
    -— Benim de size kavuşmam yaklaştı,- diye mukabele eder.-4* Câbir (r.a.) anlatıyor: Tebük savaşma giderken Rasülullah
    (s.a.v.) Hıcr'da konakladığı zaman kalkarak müslümanlara şöyle
    bir konuşma yaptı:
    -— Ey insanlar! Peygamberinizden mucizeler istemeyin. Salih (a.s.)'ın kavmi peygamberlerinden kendilerine bir deve göndermesini istemişlerdi, o da göndermişti. O deve işte şu yoldan gelir, geldiği gün onlann bütün suyunu içerdi. Onlar da deveden ertesi gün, bir gün önce içmiş olduğu su kadar süt sağarlardı. Sonra da deve şu yoldan çıkıp giderdi. Onlar deveyi kestiler. Bunun üzerine Allah Teâlâ onlara üç gün mühlet verdi. Allah sözünde asla yalan çıkmaz. Sonra yerle gök arasında korkunç bir ses hasıl oldu. Harem-i Şerifdeki zat ırüstesna hepsi helak oldular. O adamı Harem-i Şerif Allah'ın azabından korudu.»
    «— Ya Rasûlâllah! O kimdir?» diye sorulduğunda Hz. Peygamber :
    «— Ebü Rigâl» diye cevap verdi.'
    Hasan b. Ali (r.a.) anlatıyor: Tebûk savaşının olduğu gün Hz. Peygamber minbere çıktı, Allah'a hamdü sena ettikten sonra şöyle buyurdu:
    .— Ey insanlar! Ben size Allah'ın emrettiklerinden başkasını emretmiyorum. Ben sizi sadece Allah'ın nehyettiklerinden sakındırıyorum. Öyleyse Allah'dan güzel talepte bulunun. Ebû Kâsım'ı kuvvet ve iradesi ile yaşatan Allah'a yemin ederim ki, sizden biri nz-kına kavuştuğu gibi eceline de kavuşur. Eğer dara düşerseniz Aziz ve Celîl olan Allah'a itaat ederek rızkınızı isteyiniz.-"
    Abdullah b. Amr (r.a.) anlatıyor:
    Mekke Rasülullah (s.a.v.) tarafından fethedilince Hz. Peygamber:
    - Bekr oğullarından Huzaa'hlar hariç, kimseye dokunmayın!" buyurdu. İkindi namazına kadar onlarla savaşın devam etmesine izin verdi. Sonra da:
    .— Silâhlan bırakın!» dedi. Ertesi gün Huzâa kabilesinden bir adam Müzdelife'de Benî Bekre kabilesinden bir adamla karşılaşarak onu Öldürdü. Bu haber Rasûlullah'a ulaşınca kalkarak bir hitabede bulundu. Konuşurken sırtını Kâ'be duvarına dayamıştı.
    4' Taberâni; Bezzar; Mecme'uz-Zevald S/575.
    S Mecme'uı-Zevald 7/38; Taberâni; Evsat; Bezzar; Müsned-ü Ahmet b. Han-bel.
    -Allah'ın en büyük düşmanı Harem-i Şerirde adam öldüren, kendine dokunmayanı öldüren ve cahüiyye devrinden kalma bir kan davası yüzünden adam öldüren kimsedir,» buyurdu. Bunun üzerine bir adam kalkarak:
    «— Falan benim oğlumdur,» deyince Rasûlullah (s.a.v.) :
    -— islâm'da boş iddialar dinlenmez. Cahiliye devri geçmiştir. Çocuk kimin yatağında doğmuşsa ona aittir. Zina eden recmedüir.-buyurdu.
    Sonra şöyle devam etti: «Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar ve ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar nafile namaz kılınmaz. Bir kadın hala veya teyzesi ile aynı anda bir adamın nikâhı altında bulunamaz.»1
    İbn-ü Ömer (r.a.) anlatıyor:
    Mekke'nin fethedildiği gün, Rasûlullah (s.a.v.) Kâ'be'nin merdivenleri üzerinde ayağa kalkarak Allah'a hamdü sena ettikten sonra şöyle dedi:
    «Vaadinde sadık kalan, kullarına yardım eden ve Hendek savaşında bize saldıran düşmanları tek başına hezimete uğratan Allah'a hamd olsun.
    Dikkat edin!
    Kırbaç ve sopa ile öldürülenler gibi hataen öldürülenlerin diyeti yüz devedir. Develerin kırk tanesinin gebe olması lâzımdır.
    Dikkat edin!
    Bütün cahiliye devri âdetleri ve cahiliye devrinden kalma kan davaları şu iki ayağımın altındadır. Sadece Kâ'be'nin bakımı ve hacılara su dağıtma âdetini olduğu gibi bırakıyorum, önceden bu işlere bakanlar yine işlerine devam etsinler.»*
    tbn-ü Ömer (r.a.) 'dan:
    Mekke'nin fethedildiği gün, Rasûlullah (s.a.v.) kulağı kesik devesi üzerinde, elinde asası8 ile rükünlerde istilâm ederek10 Kâ'be'yi tavaf etti. Kâ'be'de devesini çöktürerek yer bulamadığı İçin müslü-manlann elleri üzerinde indi. Deve de Batn-ı Mesire götürülerek orada çöktürüldü. Sonra da devesi üzerinde halka hitap ederek, Allah'a hamdetti. Onu lâyıkı veçhile övdü ve şöyle buyurdu:
    «Ey insanlar! Allah Teâlâ cahüiyye devrinden kalma bütün kötü âdetlerinizi ve babalarınızla övünmenizi kaldırmıştır.
    7 Taberânİ; Mecme'uz-Zevaid 6/178.
    8 Ibn Mace, Eh, 478.
    9 Ucu kıvrık, hükümdarların özel asasına benzer bir değnek.
    10 istilâm: Tavaf sırasında, Hacer-1 Esved'In hizasına gelindiğinde bu mübarek tasın selamlanması.

    İnsanlar iki kısımdır:
    Birincisi, Allah katında iyi, mütteki ve şerefli, ikincisi de asî zalim ve değersiz olanlardır. Allah Teâlâ Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurmuştur:
    -Ey insanlar! Biz sizi bir kadınla bir erkekten yarattık. Tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık. Sizin Allah katında en şerefliniz takvaca en üstün olanınızdır. Muhakkak ki Allah Teâlâ her şeyi bilir ve her şeyden haberdardır.»"
    Daha sonra şöyle buyurdu: -«Sözümü burada bitirir, Allah'dan sizin için ve kendim için af dilerim.»12
    RasûluIIah'ın (s.a.v.) Ramazan Ayı Hakkındaki Konuşmaları: Selmân (r.a.) anlatıyor:
    Şaban ayının son gününde Rasûlullah (s.a.v.) bize şöyle bir konuşma yaptı:
    -Ey insanlar! Büyük, mübarek bir aya giriyorsunuz. O ayda bin aydan daha hayırlı bir gece vardır. Allah o ayda oruç tutmayı farz kılmıştır. Geceleri ibadet etmeyi de müstehap kılmıştır. Kim bu ayda bir hayır işlerse, diğer aylarda bir farz işlemiş gibidir. Kim bu ayda bir farz işlerse, diğer aylarda yetmiş farz işlemiş gibidir. Bu ay sabır ayıdır, sabrın mükâfatı ise cennettir. Bu ay, yardımlaşma ayıdır. Mü'minlerin rızıklarmm arttırıldığı bir aydır. Kim bu ayda bir oruçluyu iftara davet ederse günahları affedilir, cehennem ateşinden kurtulur. İftara davet eden oruç tutanın mükâfatı kadar mükâfat alır. Oruç tutanın mükâfatından da hiç birşey eksilmez.»
    -— Ya Rasülâllah! Hepimiz oruçluyu utar ettirecek birşey bulamıyoruz," dediler.
    Bunun üzerine şöyle buyurdu:
    -— Allah Teâiâ bu sevabı, oruçluya bir hurma ile iftar ettirene de, bir yudum su ile iftsr ettirene de, su katılmış süt ile iftar ettirene de verir. Bu ay evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluşa vesile olan bir aydır. Kim bu ayda elinin al-tmdakiîerinin işlerini hafifletirse Allah o kimseyi affeder ve onu cehennemden kurtarır.
    Öyıe ise bu ayda dört şeyi çok yapın:
    Bunlardan ikisi ile rabbinizi razı edersiniz, ikisinden de zaten siz müstağni olamazsınız.
    11 Hucürât, 13.
    12 tim Ebî Hatim; Tefsir-ü İbn-ü Kesîr 4/218.
    Rabbinizi razı edeceğiniz iki şey, Allah'dan başka Tanrı olmadığına şehadet etmeniz (Kelime-i şehadet) ve Allah'dan af dile-menizdir.
    Sizin müstağni olamıyacağmız iki şey ise, Allah'dan cenneti istemeniz ve cehennem azabından ona sığınmanızdır.
    Kim oruçlu birine su verirse Allah da ona benim havzınıdan su verir ve o kimse cennete girinceye kadar bir daha susamaz.»"
    Enes (r.a.) anlatıyor:
    Ramazan ayı yaklaşınca, Hz. Peygamber bir akşam namazı bize kısa bir konuşma yaparak şöyle dedi:
    «— Ramazan geliyor. Onu karşılayınız. Bilmiş olun ki, Ramazanın ilk gecesinde affedilmeyecek tek bîr müslüman kalmayacak.-14
    Hz. Ali (r.a.) anlatıyor:
    Ramazan ayının ilk gecesi Rasûlullah Ç.s.a.v.) ayağa kalktı ve Allah Teâlâ'y1 överek şöyle buyurdu:
    •Ey insanlar! Allah Teâlâ sizi cinlerden olan düşmanlarınızdan korumuştur. Dualarınızı kabul edeceğini vaadetmiş ve Kur'ân-ı Ke-rîm'de şöyle buyurmuştur: -...Bana dua ediniz, kabul edeyim.»141
    Allah Teâlâ mel'un şeytanların her birini yedi melekle tutmuştur. Ramazan sona erinceye kadar şeytanlar bırakılmazlar. Ramazanın ilk gecesinden itibaren son gecesine kadar tevbe kapıları açıkj tır. Bu ayda dualar kabul edilir.»
    Hz. Peygamber Ramazan ayının son on gününün ilk gecesinden itibaren hanımlarından ayrılır, itikâfa girerek geceleri ibadetle geçirirdi."
    Cuma Namazının Önemi Hakkında Rasülullah'm Hitabesi:'
    Câbir (r.a.)'dan:
    Rasüluîlah (s.a.v.) bize şöyle bir hitabede bulundu:
    -— Ey insanlar! ölüm gelmeden önce Allah'a yöneliniz. Fırsat elden gitmeden salih amel yapmaya çalışınız. Çok zikretmek, gizli ve açık olarak çok sadaka vermek sureti ile Rabbinize yaklaşınız ki nzıklanasınız, yardım göresiniz ve eksiklerinizin yerine yenileri verile.
    Bilmiş olunuz ki, Allah Teâlâ bu senenin bu ayında, bu yerde ve bugünde kıyamete kadar devam etmek üzere cuma namazını sizlere farz kıldı.
    13 İbn Huzeyme, Salih; Tergîb 2/218; Beyhaki; tbnü neccar; Kenz'ul-ümmal 4/323.
    14 tbnünneccar; Kenz'ul-Ummal 4/325. 14' Gifir, 60.
    15 İsfahan!, Tergîb; Kenz'uI-Ummal 4/323.

    Kim benim hayatımda yahutta benden sonra -adil veya zalim imamları varken- hakir görerek ve önemsemiyerek cumayı terke-derse, Allah o kimsenin iki yakasını bir araya getirmez, iğleri rast gitmez.
    Tevbe edinceye kadar Allah o kimsenin orucunu, baççım, zekâtını ve namazım hiçbir bayırını kabul etmez. Kim de tevbe ederse Allah onun tevbesini kabul eder.
    Katiyyen kadın erkeğe imam olmasın. Bedevi muhacire imam olmasın.
    Sultan tarafından kılıç ve kırbaç tehdidi yoksa hiçbir fasık da muttaki bir mü'mine imam olamaz.18
    Câbir b. Abdullah (r.a.) anlatıyor:
    Cuma günü Rasûlullah (s.a.v.) kalktı ve hutbede şöyle buyurdu :
    -öyle bir zaman gelecek ki, Medine'ye bir mil mesafede bulunup da cuma namazına gelmeyenler olacak.» ikinci defa şöyle dedi:
    -öyle bir zaman gelecek ki, Medine'ye iki mil uzaklıkta bulunup da cuma namazına gelmeyenler olacak.- Üçüncüsünde de şöyle buyurdu :
    -Yine öyle bir zaman gelecek ki, Medine'ye üç mil mesafede bulunup da cuma namazına gelmeyenler olacak. Allah o kimselerin kalplerini mühür lemis tir.»"
    Rasûlullah'ın (s.a.v.) Hac Mevsimindeki Konuşmaları:
    İbn-i Abbas (r.a.)'dan:
    Rasûlullah (s.a.v.) Veda Haccında müslümanlara şöyle hitap etti:
    «Şeytan artık sizin topraklarınızda kendisine uyulmasında»" ümidini kesmiştir. Fakat o önemsemediğiniz amellerinizde kendisine uymanıza razı olur. Dikkat edin! Ben size öyle şeyler bırakıyorum ki onlara sımsıkı sarıldığınız müddetçe asla sapıtmazsınız. Bunlar da Allah'ın kitabı ve onun peygamberinin sünnetidir. Müslümanlar birbirinin kardeşidir, müslümanlar kardeştir. Bir kimsenin kirdesinin malını gönül rızası olmadan alması haramdır. Zulmetmeyin, benden sonra birbirinizin boynunu vurarak küfre dönmeyin.»18
    «Ey insanlar! Ben size sımsıkı sarıldığınız müddetçe asla doğru yoldan ayrılmayacağınız birşey bırakıyorum. O da Allah'ın Kitabı-16 İbn Mâce, sh. 172. 17 Münzirî; Terglb 2/31; Taberânl, Evsat.
    dır. (Kur'ân-ı Kertm'dir). Ahirette vazifemi yapıp yapmadığım size sorulacak. Ne diyeceksiniz?»!9
    İbn-i Abbas (r.a.) 'dan:
    Rasûlullah (s.a.v.) Mescid-i Hayfda bize hitap ederek Allah'a hamdetti, gereği veçhile onu andıktan sonra şöyle buyurdu:
    «Kimin hedefi ahiret İse Allah onun işlerini rast getirir, kısa zamanda onu zenginleştirir. Dünya emrine amade olur. Kimin de hedefi dünya olursa Allah onun işlerini bozar. Kısa zamanda fa-kirleştirir, dünyada ona sadece mukadder olan verilir.-**
    İbn-i Ömer (r.a.)'dan:
    Mina'daki Mescid-i HayFda Rasûlullah (s.a.v.) bize hitap ederek çöyle buyurdu:
    -Benim sözlerimi dinleyip de başka müslüman kardeşlerine nakleden kimselerin Allah yüzünü ağartsın. Şu üç şeye bağlı kalan kimsenin kalbi kendisine ihanet etmez.
    Sırf Allah için amel etmek, idarecilere yol göstermek, cemaattan, ayrılmamak. Böylelerinin dualan, kendilerini korur,-*1
    Câbir (r.a.)'dan gelen uzun rivayette şu ilâve vardır:
    Rasûlullah (s,a.v.) Arafat'a kadar geldi. Orada kendisi için hurma dallan ile yapılmış gölgeliği görünce orada konakladı. Güneş zevalden dönünce Kasva'yı22 getirmelerini emretti. Yola çıktı. Batn-ı Vadiye gelince halka hitab ederek şöyle buyurdu:
    -Bu beldede bu ayda bu günün kutsallığı gibi kanlarınız, mallarınız da kutsaldır. Şunu iyi bilin ki, cahiliye âdetlerinden herşey ayaklanmın altındadır, kaldırılmıştır. Cahiliye devrindeki kan davaları da kaldırılmıştır. Kan davalarımızdan kaldırdığım ilk kan davası Rebia Hâris'in oğlunun kan davasıdır. O, Sa'd oğullarına emzirilmeye verilmişti. Htizeyl tarafından öldürüldü.
    Cahiliye devrinden kalma faizler de kaldırılmıştır. Faizlerinizden kaldırdığım ilk faiz de Abbas b. Abdül Muttalib'in faizidir. Hepsi toptan kaldırılmıştır.
    Kadınlarınıza karşı muamelelerinizde Allah'dan korkunuz. Çünkü siz onları Allah'ın emaneti olarak aldınız. Onlarla Allah'ın emri ile evlendiniz.
    Hoşlanmadığınız hiç kimseyi eve almamaları sizin onlar üzerinde hakkınızdır. Eğer istemediğiniz bir kimseyi eve alırlarsa in-
    19 Buharl; Müslim.
    20 Taberânl; Ebü Bekir El Baffaf, Mu'cem; îbnünneccar; Keoz'ul-Umınal 8/202.
    21 tbnUnneccar; Kenz'ul-Umnjal 8/228.
    22 Kasva : Kulağı kesik demektir. Hz. Peygamberin devesinin adı olduğu da söylenir.

    Gitmeden dövünüz. Gerektiği şekilde giydirmeniz ve yeme-içmeleri-ni temin etmeniz de onların sizin üzerinizdeki hakkıdır.
    Size, sımsıkı sarıldığınız müddetçe asla sapmayacağınız birşey bıraktım. Allah'ın kitabı (Kur'ân-ı Kerîm) ahirette vazifemi yapıp yapmadığım size sorulacak, ne söyleyeceksiniz?" Bunun üzerine, oradakiler:
    -— Dini tebliğ ettiğine, vazifeni ifa ettiğine ve bize bildirdiğine şehadet sderiz!» dediler. Hz. Peygamber de şehadet parmağını havaya kaldırıp halka işaret ederek :
    «— Şahit ol Yarab! Şahit ol Yarab! Şahit ol Yarab!» buyurdu."
    İbn-i Abbas (r.a.)'dan:
    Rasûlullah (s.a.v.) kurban bayramı günü müslümanlara:
    «— Ey müslümanlar! Hangi gündeyiz?» diye sordu,
    «— Mukaddes bir gündeyiz» dediler.
    «— Hangi beldedeyiz?» diye sordu.
    -— Mukaddes bir beldedeyiz,» dediler.
    -— Hangi aydayız?»
    «Mukaddes bir aydayız,» dediler.
    Bunun üzerine:
    «— Kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız da bu beldede, bu ayda, bu günün kutsallığı gibi kutsaldır,» buyurdu. Sonra bu sözlerini birkaç defa tekrar ederek başını semâya kaldırdı r
    «— Tebliğ ettim mi Allahım! Tebliğ ettim mi Allahım!» dedi.
    Kuvvet ve iradesi ile yaşadığım Allah'a yemin ederim ki şu sözler onun ümmetine vasiyyeti idi:
    «Burada olanlar olmayanlara bildirsin. Benden sonra birbirinizin boynunu vurarak küfre dönmeyiniz.»14
    Cerir (r.a.)'dan:
    Rasûlullah (s.a.vj bana:
    "— Cerir! Cemaatı sustur!» dedi. Bazı şeyler söyledikten sonra şöyle devam etti:
    -— Bu hale geldikten sonra birbirinizin boynunu vurarak küfre döndüğünüzü görmeyeyim.»2* Ümmü Husayn (r.a.)'dan:
    Veda Haccında Rasûlullah'la (s.a.v.) beraberdim. Üsame ile Bi-lâl'i Akabe'de şeytan taşlaymcaya kadar, birini Rasûlullah'ın (s.a.v.)
    23 Müslim; Bidaye 5/148, Ebû Dâvud; Ibn Mâce; Kenz'ul-Ummal 2/23.
    24 Buharı; Bidaye 5/194; Müsned-l Ahmet b. Hanbel; Ibn Ebi Şeybe; Ibn Mâce; Taberâni; Bagavl; Kenz'uI-Ummal 3/25.
    25 Müsned-i Ahmed b. Hanbet; Bidaye 5/197.
    devesinin yularını tutarken, birini de güneşten korumak için elbisesi ile ona gölge yaparken gördüm.
    Rasûlulîah (s.a.v.) çok şey söyledi. Sonra onun şöyle buyurduğunu duydum :
    -Başınıza sizi Allah'ın Kitabı ile idare eden burnu, kulağı kesik siyah bir köle de geçse onu dinleyin, ona itaat edin!»'"
    Ebû Ümame (r.a.)'dan:
    Veda Haccı hutbesinde Rasûlullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu duydum:
    «Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirasçılara vasiyette bulunulmaz. Çocuk, kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina yapan recm edilir, gerisi Allah'a bırakılır.
    Kim babası olmayan bir kimseye babamdır derse, kim de velisi olmayanı veli kabul ederse kıyamet gününe kadar Allah'ın laneti onun üzerine olsun. Kadın kocasının izni olmadan kimseye evinden birşey vermesin.» Bu söz üzerine:
    «— Ya Rasülâllah! Yiyecekte mi vermesin?» dendi.
    Rasûhıîîah (s.a.v.) :
    «— Yiyecek bizim kıymetli mallarımızdan değil mi?» buyurarak :
    «— Ariyeten (iğreti) alınan mal geri verilmeli. Faydalanılmak için alınan mal iade edilmeli. Borç ödenmeli, kefil de borçludur.»51
    Ebû Ümame (r.a.) naklediyor :
    O gün Rasûlullah (s.a.v.) Ced'â adındaki devesinin üzerinde halkın işitebilmesi için üzengilere basarak doğrulmuş vaziyette, yüksek sesle şöyle buyurdu:
    «— Beni duyuyor musunuz?-
    Bunun üzerine halkın arasından bir adam:
    «— Ya Rasülâllah! Bize ne emredeceksiniz?» dedi.
    Rasûlullah (s.a.v.) da :
    •— Rabbinize kulluk edin! Beş vakit namazınızı kılın! Bir ay orucunuzu tutun! idarecilerinize itaat edin ki, Rabbinizin cennetine giresiniz.»2'
    Abdurrahman b. Muaz Et-Teymî (r.a.)'dan:
    Mina'da İken Rasûlullah {s.a.v.) bize bir konuşma yaptı. Can kulağı ile dinlediğimiz İçin tâ yerimizden ne söylediğini işitiyorduk. Cemrelerde taş atma usulüne kadar haccın menâsikini anlattı. Şe-hadet parmağı ile başparmağı arasına küçük bir taş aldı:
    26 Müslim; Bidaye 5/196; Nesâi; Kenz'ul-Ummal 3/62; tbn Sa'd 2/184
    27 Müsned-ü Ahmed b. Hanbel; Ebû Dâvud; Tirmizî; Nesaî.
    28 Müsned-ü Ahmed b. Hanbel; Tirmizî; Bidaye 5/198.


    •— Taşı böyle atın!» buyurdu. Sonra muhacirlere Mescid-i Hayfın önünde konaklamalarını; Ensar'a da mescidin arkasında konaklamalarını emretti. Daha sonra da diğer müslümanlar konak-ladılar.33
    Rafi b. Amr El Müzeni (r.a.)'dan:
    Rasülullah'ı (s.a.v.) Mina'da, kuşluk vakti bir katırın üzerinde hitap ederken gördüm. Ali (r.aJ'da sözlerini uzaktakilerin işitmesi için tekrar ediyordu. Müslümanların kimi ayakta kimi de oturuyordu.'0
    Ebû Hurre Er Rekaşî amcasından (r.a.) naklediyor:
    Kurban bayramında Rasûlullah'm (s.a.v.) devesinin yularından tuttum, halkın arasından peygamberimize yol açıyordum. O şöyle buyurdu:
    «— Ey insanlar! Biliyor musunuz hangi aydasınız? Biliyor musunuz hangi gündesiniz? Biliyor musunuz hangi beldedesiniz?- Oradakiler ;
    «— Mukaddes bir günde, mukaddes bir ayda ve mukaddes bir beldedeyiz,» dediler. Rasûlullah fs.a.v.) §öyle devam etti:
    «— Bu gününüzün, bu ayınızın ve bu beldenizin kutsal olduğu gibi kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız da kıyamete kadar kutsaldır. Sölyediklerimi iyi dinleyin ki rahat edesiniz? Sakın zulmetmeyiniz! Sakın zulmetmeyiniz! Sakın zulmetmeyiniz! Müslüman bir kimsenin malı gönlü razı olmadan diğer müslümana helâl değildir.
    Dikkat edin! Cahiliye devrinden kalma bütün kan davaları, haksız yere alınan mallar ve kötü âdetlerin hepsi kıyamete kadar şu ayaklarımın altındadır. İlk kaldırdığım kan davası Beni Leys kabilesinden bir süt annede bulunmakta iken Hüzeyl tarafından öldürülen Haris b. Abdülmuttalib'in oğlu Rebia'nm kan davasıdır. Cahiliye devrinden kalma faizlerin tümü kaldırılmıştır. Aziz ve celîl olan Allah ilk olarak Abbas b. Abdülmuttalib'in faizinin kaldırılmasını emretti. Ancak verdiğiniz parayı alabilirsiniz. Böylece ne zulmetmiş ne de zulme uğramış olursunuz.
    Dikkat edin! Aylar, Allah'ın yeri ve gökteki yarattığı zamanki gibi -ilk günkü gibi- normal halini almıştır.-31
    29 Ebû Dâvud; Ibnü Sa'd 2/185; Mtisned-ü Alımed b. Hanbel; Nesaî.
    30 Ebû Dâvud; Bldaye 5/198.
    31 Araplar, haram aylarla diğer aylardan herhangi birini değiştirirler, böylece haram aylar her sene başka bagka zamanlara rastlardı. Bu değişiklik devam ederken, öyle sene olurdu ki, aylar gerçek yerlerini almış olurlardı. işte o sene de aylar normal yerlerini aldığından Rasûlullah böyle buyurmuştur.
    Sonra şu âyet-i kerîme'yi okudu :
    «Kitabında da bildirdiği gibi, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah katında ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü haram aylandır.32 İşte bu dosdoğru bir dindir. Bu aylarda haksızlık yaparak cezaya maruz kalmayın. Bütün müşrikler topyekûn sizinle nasıl harp ediyorlarsa siz de topyekûn onlarla harp edin. Biliniz ki Allah müttekilerle beraberdir.-33
    Dikkat edin!
    Benden sonra birbirinizin boynunu vurarak küfre dönmeyiniz.
    Dikkat edin!
    Şeytan, namaz kılanların kendisine uymalarından ümidini kesmiştir. Fakat aranızda fesat çıkarmakla da yetinir. Kadın haklan hususunda Allah'a muhalefetten sakınınız. Onlar sizin emrinizde yardımcılanmzdır. Kendi başlarına birşey yapamazlar. Onların sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin onlar üzerindeki haklarınız: Sizden başka hiç kimseyi yatağınıza bastırmamaları ve hoşlanmadığınız hiç kimsenin evinize girmesine izin vermemeleridir, îsyan etmelerinden korkarsanız onlara nasihat edin. Yataklarına varmayın, yaralamadan ve incitmeden dövün.
    Kadınlarınızın rızıklannı temin etmeniz ve maddi durumunuza göre onları giydirmek size düşer. Onları Allah'ın emriyle aldınız, aziz ve celîl olan Allah'ın adı ile nikahlandınız.
    Dikkat edin!
    Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin.» Ellerini uzatarak:
    «— Tebliğ ettim mi? Tebliğ ettim mi? Tebliğ ettim mi?- buyurdu. Sonra da:
    •— Burada bulunan bulunmayana bildirsin. Çünkü sizden burada bulunmayanların bazıları burada bulunup dinleyenlerden daha çok faydalanırlar,» dedi.
    Humeyd der ki: Hasan Basri buraya geldiği zaman şöyle dedi:
    Nitekim, ashab bunları başkalanna da tebliğ ederek onların mes'ut olmalarını sağlamışlardır.»
    Aynı mânada İbn-ü Ömer'den Cr.a.) gelen bir hadîsin evvelinde şöyle bir ilâve vardır:
    -Nasr sûresi Veda Haccında, Mina'da eyyam-ı teşrik'in ortalarında nazil olmuştur.»
    32 Zilkide, Zilhicce, Muharrem, Recep.
    33 Tevbe, 36.
    34 Müsned-ü Ahmed b. Hanbel.

    Rasûlullah (s.a.v.) bu haccm veda haccı olduğunu bildirdi ve Kusva adındaki devesinin getirilmesini emretti. Hemen deve hazırlandı. Sonra Hz. Peygamber ona binerek Akabe'ye kadar gitti. Orada müslümanlar etrafına toplandı. Rasüîullah (s.a.v.) Allah'a hamd-ü senadan sonra şöyle buyurdu:
    «Ey insanlar! Cahüiye devrinden kalan kan davaları kaldırılmıştır...» Yukarda zikredilen hadîse ilâve olarak da şunlar vardır:
    •Ey insanlar! Şeytan, artık kıyamete kadar kendisine, sizin memleketinizde ibadet edilmesinden ümidini kesmiştir. Fakat o sizin önemsemediğiniz küçük günahlara da razı olur. Dinimizin icaplarına uymakta titizlik gösterin. Küçük de olsa günah işleyerek şeytanı sevindirmeyin.-
    Bu hadîse şu ilâve de vardır:
    -Ey insanlar! Ben size sımsıkı sarıldığınız müddetçe asla sapıt-mıyacağınız birşey bıraktım. O da Allah'ın kitabıdır. (Kur'ân-ı Ke-rim'dir). Onunla amel ediniz.-
    Bu rivayetin sonunda da şu ilâve vardır:
    •Bu sözlerimi, burada bulunanız bulunmayanınıza ulaştırsın. . Benden sora peygamber gelmeyecektir. Sizden sonra da ümmet gelmeyecektir.»
    Sonra ellerini kaldırarak şöyle buyurdu:
    «Allahım şahit ol!-"
    Câbir b. Abdullah (r.a.) anlatıyor:
    Rasûlullah (s.a.v.) Kurban bayramında bize veda hutbesini irad ederek şöyle buyurdu:
    •Ey insanlar! Rabbiniz tektir. Babanız da birdir. Arap olanın arap olmayana asla bir üstünlüğü yoktur. Arap olmayanın da arap olana bir üstünlüğü yoktur. No kırmızının siyaha, ne de siyah renkli olanların kırmızı renkli olanlara bir üstünlüğü vardır. Üstünlük sadece takva tîedir. Allah katında en şerefliniz takvaca en üstün olanınızdır.
    Tebliğ ettim mi?»
    Orada bulunanlar:
    -— Evet ya Rasülâllah!» dediler. Sonra Rasûlullah (s.a.v.) :
    *— Öyleyse bunları, burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin,» buyurdu.58
    Abdullah b. Mes'ûd'dan Cr.a.) :
    Rasûlullah (s.a.v.) Arafat'da kulağı kesik olan devesi üzerinde ayağa kalkarak şöyle buyurdu:
    35 Bezzârj BhJâye 5/202; Maverdt; Ibn Merdeveyh; Kenz'nl-Ummal 3/26.
    36 Beyhabt; Tergib 4/392.
    «— Bu günün hangi gün olduğunu, bu ayın hangi ay olduğunu, bu beldenin hangi belde olduğunu biliyor musunuz?-
    «— Burası mukaddes bir beldedir. Bu ay mukaddes bir aydır. Bu gün de mukaddes bir gündür, - dediler.
    Rasûlullah (s.a.v,) şöyle devam etti:
    «— Bu beldede, bu ayda, bu günün kutsallığı gibi mallarınız ve kanlarınız da kutsaldır (dokunulmazlığı vardır).
    Ben havzın başına önce gidip, sizi bekleyeceğim. Diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övüneceğim. Yüzümü kara çıkarmayın.
    , Ben bir kısım insanı kurtaracağım, bir kısmını da kurtaramı-yacağım, O zaman;
    •— Ya Rabbi! Ashabım!» diyeceğim. Cenabı Allah de:
    «— Senden sonra onların neler yaptıklarını, sen bilmiyorsun!» buyuracak."
    Rasûlullah'm (s.a.v.) Deccal, Müseyleme. Ye'cüc, Me'cüc ve Ay Tutulması Hakkındaki Konuşmaları:
    . Abdullah b. Ömer (r.a.) anlatıyor:
    Veda Haccına dair konuşuyorduk. Fakat o haccın Rasûlullah (s.a.v.) tarafından yapılan son hac olduğunu bilmiyorduk. O hacda Hz. Peygamber deccal hakkında uzun uzun konuştuktan sonra sözünü şöyle bitirdi:
    «— Allah Teâlâ hiçbir peygamber göndermemiştir ki, o ümmetini deccalden sakındırmış olmasın. Nuh (a.s.J ve ondan sonra gelen peygamberlerin hepsi ümmetlerinin deccale karşı uyanık olmalarını tenbih etmişlerdir. Onun alâmetleri sizce malûmdur. Dikkat edin, sizi şaşırtmasın. Rabbiniz şaşı değildir.»33
    Sefine (r.aJ'dan ;
    Rasûlullah (s.a.v.) bize hitap ederek şöyle buyurdu:
    «Benden önce, ümmetimi deccalden sakındırmayan hiçbir peygamber gelmemiştir. Onun sol gözü şaşıdır. Sağ gözünde de et parçası vardır. Alnında kâfir diye yazılıdır. Yanında iki vadi vardır; biri cennet vadisi, diğeri ise cehennem vadisidir. Hakikatte onun cenneti cehennem cehennemi de cennettir. Yanında peygamberlere benzeyen iki de melek vardır. Biri sağında biri sofundadır. Bunların ikisi de insanları imtihan içindir. Deccal:
    «— Ben sizin öldürüp dirilten rabbiniz değil miyim.?- der. Meleklerden biri:
    37 Ibn Mâce, sh. 565; Müsned-ü Ahmed b. Hanbel; Keriz'u l-Umma l 3/25-
    38 Mîlsned-ü Ahmed b. Hanbel; Mecme'uz-Zevaid 7/338.

    -— Yalan söylüyorsun» der. Fakat insanlardan hiç kimse işitmez. Sadece diğer melek İşitir ve ona:
    «— Doğru söyledin» diye cevap verir. Onun sesini halk işitir ve onun deccalı tasdik ettiğini zannederler, işte bu da bir imtihandır.
    Sonra deccal Medine üzerine yürür, fakat oraya girmesine izin verilmez. Bunun üzerine :
    -— Burası ahir zaman peygamberinin memleketidir,» diyerek ta Şam'a kadar yürür. Daha sonra aziz ve celîl olan Allah Teâlâ onu Efîk patikasında helak eder.-"
    Cünâde b. Ebü Ümeyye El Ezdî'den:
    Ben ve ensardan bazıları Rasûlullah'm (s.a.v.) ashabından bir adama gittik,
    «— Rasûlullah'm (s.a.v.) deccal hakkında söylediklerinden duyduklarını bize anlat,» dedik. O Rasûlullah'm (s.a.v.) bu konuda kendilerine şunları söylediğini nakletti:
    -— Sizi deccalden sakındırırım! Sizi deccalden sakındırırım! Sizi deccalden sakındırırım! Çünkü ümmetini ona karşı uyandırmayan hiçbir peygamber gelmemiştir. Ey Ümmet! O, mutlaka sizin içinizden çıkacak. O, kıvırcık saçlı, sol gözü şaşı ve esmerdir. Beraberinde cennet cehennem, dağlar kadar ekmek ve nehirler kadar sular vardır. Yağmur yağdırır, fakat ağaç bitiremez. Bazı kimseleri öldürür, bazılarını öldüremez. Yeryüzünde kırk sabah bekler, her yere girer, fakat dört mescide giremez. Mescid-i Aksa, Mescid-i Haram, Mescid-i Medine ve Mescİd-i Tür.
    Şüpheye düşmeyin. Çünkü aziz ve celil olan Rabbiniz şaşı değildir.41
    Ebû Ümame el Bâhili (r.a.)'dan:
    Rasûlullah (s.a.v.) bir gün bize bir konuşma yaptı. Konuşmasının ekseriyeti deccalle ilgili idi. Söyledikleri arasında şunlar da vardl:
    -Allah Teâlâ ümmetini deccalden sakındırmayan hiçbir peygamber göndermemiştir. Ben nebilerin sonuncusu, siz de ümmetlerin sonuncususunuz. Hiç şüphesiz o sizin içinizden çıkacak. Eğer ben aranızda iken o çıkarsa, ona karşı her müslümamn dinini ben müdafaa edeceğim. Eğer benden sonra çıkarsa herkes dinini kendisi müdafaa etsin, Allah bütün müslüm anların yardımcısıdır.
    O İrak'la Şam arasındaki bir yoldan zuhur edecek, kısa zamanda her tarafı fesada verecek. Ey Allah'ın kullan! Dininizde sebat gösterin. O önce şöyle söyler:
    39 Efik: Havran ve Gavr arasında bir köydür.
    40 Müsned-ü Ahmed b. Hanbel; Taberâni; Mecme'uz-Zevald 7/340.
    41 Müsned-U Ahmed b. Hanbel; Mecme'uz-Zevaid 7/343.
    RasûluUah (s.a.v.) m Konuşmaları 1777
    ._ Ben peygamberim, benden sonra peygamber gelmeyecek.» ikinci olarak da şu İddiada bulunur:
    «_ Ben sizin rabbinizim.» Halbuki siz ölünceye kadar Rabbi-nizi göremiyeceksiniz.
    Onun altında -Kâfir» diye yazılıdır. O yazıyı her mü'min okur. Sizden kim onunla karşılaşırsa yüzüne tükürsün ve Kehf süresinin hastarafmı okusun. O, insanlardan bir kısmına musallat olur, onları öldürür, sonra diriltir. Onun bu öldürüp diriltmesi belli kişileri kaosar, diğerlerine dokunamaz. Beraberinde cennet ve cehennemin bulunması onun hilesidir. Onun cenneti, cehennem, cehennemi ise gerçekte cennettir Kim onun cehennemine uğrarsa gözlerini kapasın ve Allah'dan yardım istesin. Ateşin Hz. İbrahim'i yakmadığı ve bir emniyet yeri olduğu gibi ona da deccalin ateşi zarar vermez ve emin bir yer olur.
    Bir yere uğrayıp orada onu tasdik etmeleri, ona inanmaları ve ora halkı için dua edip aynı gün yağmur yağdırması yine onun imtihan şekillerindendir. O dua edip yağmur yağdırınca her yerde bolluk olur. Hayvanları evvelkinden daha semiz, daha yağlı ve daha sütlü olurlar.
    Yine deccal bir yere uğrar orada da onu yalanlarlar, ona inanmazlar. O da onlara beddua eder. Böylece onların rahatı ve huzuru kalmaz.
    Deccal kırk gün hükümran olur. Fakat onun bir günü bir sene kadar, diğer günü bir ay kadar, bir diğer günü hafta kadar, öbür günü normal bir gün kadar, daha öbür günü ise çok kısa bir zaman kadar olur. O kadar ki şehrin bir ucundan çıkan bir kimse daha öbür ucuna varmadan akşam olur.»
    *— O kısa günlerde nasıl namaz kılarız, ya Basülâliah?- diye sordular. Şöyle buyurdu:
    *— Uzun günlerdekine benzer şekilde namaz vakitlerini ayarlarsınız.»*2
    Câbir (r.a.) anlatıyor:
    Bir gün RasûluUah (s.a.v,) minberde:
    "— Ey insanlar! Ben sizi gökten gelen bir haber için toplama-dım,. buyurdu, sonra da Cessase43 hadisini zikrederek şunu söyledi :
    *— O âmâdır. Medine hariç kırk günde bütün yeryüzünü dolaşır.» Daha sonra şöyle buyurdu:
    42 Müstedrek, 4/536.
    Cessâse, deccâle haber toplayan insanın dışında bir varlık.

    •— Medine-İ Münevvere'ye giremeyecek, onun hiçbir kapısı yoktur i*, melekler kılıçlarını çekip deccale engel olmasınlar. Mekke'ye de giremez.-*4
    Basra eşrafından Sa'lebe b. Abbâd el Abdi'den : Bir gün Semüre b. Cündeb'in (r.a.) hutbesini dinledim. O, hutbesinde Rasûlullah'dan (s.a.v.) bir hadiseyi nakletti. Güneşin açılması, kûsuf namazının ikinci rek'atm tahiyyetine rastlamıştı, dedi. Züfaeyr de:
    •— Zannedersem,» dedi.
    Semüre daha sonra şöyle devam etti:
    •— Selâm verdi. Aziz ve celîl olan Allah'a hamd-ü senadan sonra kendisinin Allah'ın kulu ve Rasûlü olduğuna şehadet etti. Sonra da şöyle buyurdu:
    «— Ey insanlar! Allah aşkına aziz ve celîl olan Rabbimin emirlerini tebliğde bildiğiniz kusurlarım varsa bana söyleyin.» Bunun" üzerine bazıları ayağa kalkarak:
    «— Şehadet ederiz ki, sen Rabbinin emirlerini tebliğ ettin, ümmetine samimiyetle anlattın ve üzerine düşeni yerine getirdin,-dediler.
    Rasûlullah (s.a.v.) daha sonra şöyle buyurdu:
    •— Bu güneşin ayın tutulmasını, yıldızların yerlerinden kaymalarını büyük adamların ölümlerine bağlayanlar yalan söylüyorlar. Onlar Allah'ın varlığının alâmetlerinden bir alâmettir. Onlarla kullarını imtihan eder, kimlerin tevbe ettiklerine bakar. Ben namazda sizlerin dünya ve ahirette nelerle karşılaşacağınızı gördüm. Yine yemin ederim ki, otuz tane yalancı çıkmadan kıyamet kopmayacak-tır. Onların sonuncusu sol gözü kör olan deccaldir. Onun gözü aynı Ebû Tıhyâ'nmki gibidir.41
    O ne zaman çıkacak? (yahut da ne zaman çıkmayacak) buyurdu :
    O Allah olduğunu iddia eder. Kim ona iman eder, onu tasdik eder ve ona uyarsa geçmiş hiçbir iyi ameli ona fayda vermez. Kim ona inanmaz, onu yalanlarsa geçmiş kötü amellerinden dolayı cezalandırılmaz. O yakında yeryüzüne çıkacak (veya sadece çıkacak, buyurdu), fakat sadece Beytül Makdis'e giremeyecek, Mü'minleri Beytül Makdis'de muhasara edecek, mü'minler çok sıkıntı çekecekler. Sonra da Allah Teâlâ onu helak edecek. O kadar ki, duvar dipleri veya ağaç dipleri bağıracak, yahut ey mü'min veya ey müslim
    44 Ebû Ya'Ii; Mecmc'uz-Zevald 7/346.
    45 Ebû Tıhye; Ensarın oturduğu mahalle ile Hz. Âlşe'nin evi arasında bulunan bir yerde ikamet etmekte olan ensardan yaslı bir zattır.
    «ahudi işte burada, veyahut da bu kâfirdir, gel onu öldür, diye ça-
    ğırır.
    Yalnız : «Peygamberiniz size bundan bahsetmiş miydi?» diye
    birbirinize soracağınız büyük hadiseler zuhur etmedikçe, dağlar yerlerinden oynamadıkça bu hadiseler olmaz, işte ondan sonra da kıyamet kopacak.
    Sonra Semüre'nin kelimesi kelimesine, olduğu gibi bu hadîs-i şerifi anlattığını dinledim."
    fmam-ı Ahmed ve Bezzar'm naklettikleri hadîste ise şu ilâve vardır :
    «Kim Allah'ın emirlerine sımsıkı sarılır ve Rabbim Allah'tır, diridir ve asla ölmez, derse ona azap yoktur. Kim de deccale sen benim Rabbimsin derse, helak olmuştur.*
    Ebû Bekir (r.aJ'dan:
    Rasûlullah (s.a.v.) daha hiç birşey söylememişken haik Müsey-leme hakkında dedikoduyu çoğaltmıştı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) kalkarak şöyle bir konuşma yaptı :
    -Sizin, hakkında konuştuğunuz bir adam kıyamet kopmadan Önce çıkacak olan otuz yalancıdan biridir. Deccalin korkusunun ulaşmadığı hiçbir ülke kalmayacaktır.-47
    Müstedrek'de şu ilâve vardır :
    •Deccal korkusu sadece Medine'ye gelmeyecek. Çünkü her vadide bulunan iki melek o gün deccale karşı Medine'yi müdafaa edecekler.-"
    Halit b. Abdullah b. Harmele, teyzesinden naklediyor : Akrep soktuğu için başı sanlı olarak RasûSuIİah (s.a.v.) şu konuşmayı yaptı :
    -Siz düşman yok diyorsunuz. Halbuki Ye'cüc ve Me'cüc gelinceye kadar siz savaşa devam edeceksiniz. Ye'cüc ve Me'cüc enli yüzlü, küçük gözlü kırmızı göz bebeklidirler. Yeryüzünün her tarafından çıkarlar, yüzleri sanki üst üste geçirilmiş kalkan gibidir.*0
    Ka'ka'nın kansı Bakîre'den :
    Ben kadınlar sofasında otururken Rasûlulîah'ın (s.a.v.) sol eli "e işaret ederek şöyle buyurduğunu duydum :
    •Ey insanlar! Güneşin şu taraftan doğduğunu duyduğunuz za-kıyamet mutlaka gelip çatmıştır. -"

    *6 Müsned-i Ahmed b. Hanbel; Mecme'uz-Zevaid 7/341.
    j' Müsned-ü Ahmed b. HaDbel; Taberani; Mecme'uz-Zevaid 7/332
    48 Miistedrek, 4/541.
    49 Müsned-1 Ahmed b. Hanbel; Tabcrâni; Mecme'uz-Zevaid 8/6.
    0 Müsned-ü Ahmed b. Hanbel; Taberânl; Mecme'uz-Zevaid 8/9.


    Paylaş
    RasÜlullah (s.a.v.)'in konuŞmalari Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Gıybetin Kötülüğü Hakkında Rasûlultah'm (s.a.v.) Bir
    Konuşması:
    Berâ (r.a.)'dan:
    Rasûlullah (s.a.v.), bize bir hutbe irad etti. O kadar yüksek sesle konuştu ki, evlerinde bulunan (yahut yatak odalarında bulunan) genç kızlar bile bu konuşmayı dinlediler:
    •Ey dili ile ikrar edip de kalbine iman girmeyenler! Müslümanların gıybetini yapmayınız. Onların ayıplarını araştırmayınız. Kim müslüman kardeşinin ayıbını araştınrsa Allah da onun ayıbını araştırır. Allah kimin ayıbını araştınrsa Allah onun evinin içinde rezil eder.»sı
    îbn-i Abbas (r.a.)'dan gelen başka bir rivayette şunlar vardır:
    •Mü'minlere eziyet etmeyin, onların ayıplarını araştırmayın. Çünkü kim müslüman kardeşinin ayıbını araştırırsa Allah da onun gizli olan şeylerini meydana çıkarır.»"
    İyiliği Emredip Kötülüğe Engel Olmak Hususunda Rasûlullah'ın îs.a.v.) Konuşması:
    Hz. Âişe Ir.a.) anlatıyor:
    Rasûlullah (s.a.v.) yanıma geldi. Yüzünden kendisine bir şeyler olduğunu anladım. Hemen abdest aldı, hiç kimse ile konuşmadı. Ben de odaya çekilerek ne söyleyeceğini dinlemeye başladım. Minbere çıktı, Allah'a hamd-ü senadan sonra şöyle buyurdu :
    «Ey insanlar! Allah size şöyle buyuruyor:
    Dua edip de kabul etmediğim, isteyip de vermediğim ve yardım dileyip size yardım ölmediğim zaman gelmeden önce iyiliği emredin ve kötülüğü nehyedin.»
    Başka birşey söylemeden indi."
    Rasüluüah'ın (s.a.v.) Kötü Huylardan Sakındıran Bir Konuşması:
    Abdullah b. Ömer (r.a.) anlatıyor:
    Rasûlullah (s.a.v.) bize bir konuşma yaparak şöyle buyurdu:
    «Sakın zulmetmeyin. Çünkü zulüm kıyamet günü sizi karanlıkta bırakır.
    Kötülükten ve kötülüğe alışmaktan da sakının. Size cimrilikten sakınmanızı tavsiye ederim. Çünkü sizden önce helak olanlar hep cimrilik yüzünden helak oldular. Cimrilik onlara dostlarla alâkayı
    51 Ebü Ta'lâ; Mecme'uz-Zevaid 3/93.
    52 Taberâni; Mecme'uz-Zevaid 8/94; Beyhakl; Kenz'ul-llmmal 8/200.
    53 tbn Mace; Ibn Hıbbân; Tergrib 4/12; Mecme'uz-Zevaid 7/266.
    kesmeyi emretti, onlarda kestiler. İçlerindeki o duygu onlara cimri olmayı emretti, onlar da cimrileştiler, kötülüğü emretü. onlar da kötü oldular.»
    Bunun üzerine bir adam kalkarak :
    -— Ya Rasûlâllah! İslâm'da en efdal olan nedir?» diye &ordu. Hz. Peygamber de:
    «— Eliyle ve diliyle kimseyi incitmemek,- buyurdu. Adam tekrar (veya başka biri) :
    «— Ya Rasûlâliah! Hangi hicret (terk) daha üstündür?» diye sordu.
    Hz. Peygamber de şöyle buyurdu :
    -— Rabbinin hoşlanmadığı şeyden hicret etmen (Rabbinin hoşlanmadığı şeyi terketmen).
    Hicret iki kısımdır •. Taşrada olanların hicreti, merkezde olanların hicreti. Taşradakilerin hicreti, davet edildiği zaman icabet etmek ve enırolunduğu zaman emre itaat etmektir. Merkezde bulunanın hicreti (terkedeceği şeyler) mükâfaat bakımından taşrada bulunanınkinden daha üstün ve yerine getirilmesi daha ağırdır.»"
    Rasûlullalı'ın (s.a.v.) Günah-ı Kebâirden Sakındırmasına Dair Konuşmaları:
    Eymen b. Hureym (r.a.) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.v.) kalktı ve şöyle konuştu:
    -Ey insanlar! Yalan yere şahitlik etmek Allah'a şirk koşmakla aynıdır.» Bu sözü üç defa tekrar ettikten sonra şu âyet-i kerîme'yi okudu:
    »Herkim Allah'ın mukaddes emirlerine hürmet ederse, onun bu hareketi Allah nezdinde kendisi için hayırlı olur. Haram olduğu size bildirilenlerin dışında kestiğiniz hayvanlar size helâl kılınmıştır. O halde murdar putlara hürmet göstermekten çekinin ve yalan sözden sakının.""/50
    Enes b. Malik (r.a.)'dan;
    Rasûlullah (s.a.v.) bize yaptığı bir konuşmada faizi aniattı ve onun tehlikelerini belirterek şöyle buyurdu:
    -Bir kimsenin faizden bir dirhem kazannaası, Allah katında otuz-altı zina günahı işlemesinden daha büyüktür. Faizin de en beteri müslüman kardeşinin namusuna göz dikmektir.-"
    54 Müstedrek; Ebû Dâvud; Tergîb 4/158 ve 3/467.
    55 Hac, 31
    56 Mıisned-ü Ahmed b. Han b el; Tirmizi; Kenz'ul-Ummal 4/7.
    57 Ibn Ebiddünya; Tergîb 4/282.
    Ebû Musa el Eş'arî (r.a.) 'dan •
    Bir gün Rasûlullah (s.a.v.) bize şu konuşmayı yaptı: «Ey insanlar! Allah'a şirk koşmaktan sakının. Çünkü o yürüyen karıncanın ayak seslerinden daha gizlidir. (Hiç umulmadık konularda Allah'a şirk koşmak ihtimali mevcuttur). Kim :
    -— Şirk, yürüyen karıncanın ayak seslerinden daha gizli olduğuna göre ondan nasıl sakınırız, ya RasûlulJah?» derse şöyle dua etsin:
    Allahım, bilerek şirk koşmaktan sana sığınırız. Bilmeyerek yaptıklarımızdan da senden af dileriz.»"
    Rasûlullah'm ls.a.v.J Şükür Hakkındaki Konuşmaları ı
    Nu'mân b. Beşîr (r.a.) anlatıyor:
    RasûJullah (s.a.v.) bu kütüğün üzerinde (veya bu minberde şöyle buyurdu:
    «Aza şükretmeyen, çoğa da şükretmez. İnsanlara teşekkür etmeyenler aziz ve celil olan Allah'a da şükür etmezler. Allah'ın verdiği nimetleri anıp hakkını vermek şükür, bunu terketmek ise küfürdür. Birlik rahmet, ayrılık felâkettir.»
    Bu arada Ebû Ümame el Bâhilî t
    -— Birliğe, beraberliğe koşun!» dedi... ve şu âyeti okudu :
    «Allah'a ve Rasülüne itaat edin, de. Eğer yüz çevirirlerse Peygamberin vazifesi, rîsaleti tebliğ, sîzin vazifeniz de ona itaattir. Eğer Allah'ın Rasülüne itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz. Rasülul-lah'a düşen sadece apaçık tebliğdir.-"/60
    Ebû Zer (r.a.) anlatıyor:
    Rasûlullah'm (s.a.v.) bir konuşmasında şu âyeti okuduğunu duydum :
    -Mabetlerden, heykellerden, büyük havuzlara benzer çanaklardan veya taşınması güç kazanlardan Süleyman'a (a.s.) dilediğini yaparlardı. Ey Dâvud oğulları! Şükredin! Kullarımdan şükreden-ler pek azdır.»61
    Daha sonra şöyle buyurdu :
    «Kimde şu üç güzellik bulunursa Davud'a (a.s.) verilenler ona da verilmiş olur : Gizli ve aşikâr her yerde Allah korkusu; sakin ve
    58 ibn Ebu Şeyhe; Kenz'ul-ümmal 2/169.
    59 Nur, 54.
    60 Abdullah b. Ahmed; Bezzar; Taberânİ; Mecme'uz-Zevaid 5/218.
    61 Sebe', 13.
    öfkeli hallerde âdil hüküm vermek, zenginlikte ve fakirlikte tutumlu olmak.« "
    Basûlullah'm (s.a.v.) Hayatın Değerlendirilmesi île İlgili
    Konuşması ı
    Hz, Ali (r.a.)'dan:
    Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    «Kavnyarak dinleyenin veya konuşan âlîmin hayatından daha değerli bir hayat yoktur. Ey İnsanlar! Sizler sulh, sükûnet devrin-desiniz. Zaman süratle ilerliyor. Görüyorsunuz gece ve gündüz her yeniyi eskitiyor, her uzağı yakmlaştınyor, her va'di gerçekleştiriyor, öyleyse gelecekteki mücadeleler için hazırlanın.» Bunun üzerine Mikdâd (r.a.) :
    «— Ey Allah'ın Peygamberi Sulh nedir?» diye sordu. Hz. Peygamber de şöyle cevap verdi:
    -— Yakında miadı dolacak olan bir hazırlanma devresidir. Karanlık geceler gibi işler karıştığı zaman Kur'ân-ı Kerîm'e sanlınız. Çünkü o, şefaat eden ve şefaati kabul edilendir. Kendisine uymayanların yenilmeyen hasmıdır. Kim Kup'ân'ı rehber edinirse Kur'ân onu cennete götürür. Kim de Kur'ân'ı arkasına atarsa Kur'ân da onu cehenneme sevk eder. O en hayırlı yolu gösterir. Emirleri açık ve kesindir, boş sözler değildir. Onun zahiri ve batını vardır. Zahiri açık hükümler, batını ise ilimle anlaşılır. Mânaları çok derindir. Güzellikleri sayılmaz, âlimler ona doymazlar. O, hakikate ulaşmak için Allah'ın sağlam ipidir. Dosdoğru yoldur. Cinlerin duydukları zaman hayretten: -Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kur'ân dinledik ve hemen inandık. Ve artık Rab-bimize hiçbir şeyi ortak koşmıyacağız,-*3 dedikleri hakikattir.
    Her şeyi Kur'an'la isbat edenler doğru söylemiş olurlar. Onunla amel edenler mükâfatlandırılırlar. Kur'an'la hüküm edenler adalet yapmış olurlar. Kim onunla amel ederse dosdoğru yola iletilir. Onda hidayet kandilleri vardır, hikmet nurları vardır. O insanı gerçeğe sevk eder.-*4
    Rasûluîlah'ın (s.a,v.î Dünyaya Bağlanmama Hususundaki Konuşmaları ı
    Hz. Ali'nin oğlu Hüseyin (r.a.) anlatıyor:
    Rasûlullah'ı (s.a.v.) ayağa kalkmış ashabına hitap ederken gördüm. Şöyle buyuruyordu:
    62 Ibnünneccar; Kenz'ul-Umma! 8/226.
    63 Cin, 1-2.
    64 Askeri; Kenz'ul-Ummal 1/218.

    «Ey insanlar! Sanki ölüm bizden başkalarına gelecek. Sanki bu din başkalarına gelmiş gibi kayıtsızsınız. Ölenler kısa zaman sonra tekrar bize döneceklermiş gibi, miraslarını yiyoruz, onlardan sonra ebedî kalacakmışız gibi davranıyoruz. Bütün Öğütleri unutmuşuz, bütün belâ ve musibetlerden eminmiş gibiyiz. Kendi ayıplarını düşünmekten başkalarının ayıplarını araştırmaya vakit bulamayan kimselere ne mutlu! Ne mutlu helâlinden kazananlara! Kalbini düzeltenlere, dışını güzelleştirenlere ve doğru yolda yürüyenlere! Ne mutlu, zillete düşmeden Allah rızası için tevazu gösterenlere! Ne mutlu helâl kazancından hayra harcayanlara! Ne mutlu sofi ve âlimlerle düşüp kalkanlara, düşkün ve yoksullara merhamet edenlere!
    Ne mutlu malının fazlasını Allah için verenlere, az konuşanlara, hareketlerini sünnete uydurup bid'at işlemeyenlere!"
    Sonra aşağı indi."
    Başka rivayetlerde de şu ilâveler vardır:
    «Rasûlullah (s.a.v.) kulaksız devesi üzerinde bize şöyle hitap etti:
    «Ey insanlar!.. Ölenlerimizin evleri mezarlarıdır, onların miraslarını yiyoruz... Ne mutlu sünnete uyup bid'at işlemiyenlere!.. Fa-kîhlerle düşüp kalkanlara, şüpheci ve bid'atçılardan sakınanlara, dış görünüşünü düzeltenlere ve serlerden insanları emin küanla-ra!..»w
    Hz. Aişe (r.aj'dan:
    Rasûlullah (s.a.v.) minberde etrafındaki insanlara şöyle hitap etti:
    "Ey insanlar! Allah'dan hakkı ile utanın.»
    Bu sözler üzerine bir adam:
    «— Ya Rasûlâllah! Allah'dan da mı nasıl?» deyince Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
    «Sizden hiç kimse ölümü unutarak bir gece bile uyumasın. Karnını, kafasını ve bütün azalarını haramlardan korusun. Ölümü ve ötesini düşünsün. Dünya süsüne aldanmasın.»67
    Rasûlullah'm (s.a.v.l Haşr Hakkındaki Hutbesi •.
    İbn Abbâs (r.a.)'dan: Rasûlullah'm (s.a.v.) minberde şöyle hitap ettiğini işittim :
    -— Sizler Allah'ın huzuruna yalın ayak çıplak ve sünnetsiz olarak geleceksiniz.»
    65 Hılye, 3/202.
    66 tbn Asâkir; Kenz'ul-Ummal 8/204 ve 10/229; Bezz&r.
    67 Taberâni; Evsat; Tirmlzt; T«rgib 5/200.

    Bir diğer rivayet de şöyledir:
    Rasûlullah (s.a.v.) bize şu nasihati verdi:
    «— Ey insanlar! Siz Allah'ın huzurunda yalın ayak ve çıplak ve sünnetsiz olarak toplanacaksınız. Tıpkı ilk defa nasıl yaratmış-sak, onları tekrar dirilteceğiz. Bu bizim verilmiş bir sözûmüzdür. Biz, söylediklerimizi yaparız.»68
    Yaratıklardan ilk giydirilen İbrahim (a.s.)'dır. Ümmetimden bir ktsım kimseler getirilecek, defterleri sol taraflarından verilmiş olan bu kimseleri görünce "ben :
    *— Ya Rabbi, bunlar benim ümmetim,» diyeceğim.
    Cenab-ı Allah da:
    «— Onların senden sonra neler yaptığım bilmiyorsun,» buyuracak. Bunun üzerine ben sâlih bir kul olan Hz. İsa'nın (a.s.) dediği gibi:
    «...Onların arasında bulunduğum müddetçe hallerine şahit idim. Benîm ruhumu aldıktan sonra, onların murakıbı sendin. Sen her şeye hakkıyla şahitsin. Onlara azap edersen, onlar senin kullarındır. Onları bağışlarsan, aziz sensin, hakim sensin,»59 diyeceğim. Bunun üzerine bana:
    «— Senin onların arasmdan ayrılışından itibaren onlar izleri üzerine gerisin geriye döndüler,» buyuracak.70
    Rasûlullah''n (s.a.v.) Kader Hakkındaki Hutbesi:
    Hz. Ali (r.aJ'dan:
    Rasûlullah (s.a.v.) minbere çıktı, Allah'a hamd-ü senadan sonra şöyle buyurdu:
    -— Öyle kitaplar vardır ki Allah onlara cennet ehlinin isimlerini ve neseblerini yazı ııştır. Bu kitaplar, her şeyi teker teker kaydetmiş ve hiçbir şeyi dışarıda bırakmamıştır. Kıyamete kadar onlara ne birşey iîâve edilir re de onlardan birşey eksiltilir.

    Yine öyle kitaplar vardır ki, Allah onlara da cehennemlikleri isim ve nesebleri ile yazmıştır. Onlann hepsi bu kitaplarda toplanır. Kıyamete kadar onlara ne birşey ilâve edilir, ne de onlardan birşey eksiltilir. Cennetlikler, hangi ameli işlemiş olurlarsa olsunlar, cennet ehline yakışan amel üzere iken ölürler.
    Cehennemlikler de hangi ar;i-;li işlemiş olurlarsa olsunlar, cehennem ehlinin yaptığı amel üzere ölürler.
    68 Enbiya, 104.
    69 Mâide, 121-122.
    70 Buhari; MüsUm; Tergîb 5/345.

    Bahtiyar kimseler bahtsızların yolunda giderken «Bunlar ne ka-dar da bahtiyar kimselere benziyorlar, belki de onlardandır.* denecek. Onlar bu hallerinden kurtulup saadete erecekler.
    Bahtsız kimseler de bahtiyarların yolundan giderken -Bunlar ne kadar da bahısız kimselere benziyor, belki de onlardandır,» denecek. Onlar da bahtiyarların yolunda uzaklaşıp bedbaht olacaklar.
    Allah, Levh-i Mahfuz'da kimi mes'ud olarak yazmışsa, ölmeden önce dünyada yarım günlük zamanı bile kalmış olsa, o kimseyi ahirette bahtiyar edecek ameli işletmedikçe dünyadan ayırmaz. Kimi de levh-i mahfuz'da bahtsız olarak yazmışsa, ölmeden önce dünyada yanm günlük zamanı bile kalmış olsa, o kimseyi bedbaht edecek ameli işletmedikçe Allah onu dünyadan ayırmaz.
    Ameller sonuçlarına göre değerlendirilirler.-11
    Kendisiyle Akrabalığın Faydası Hakkında Rasûlullah'm (s.a.v.) Hutbesi;
    Ebû Said (r.a.) anlatıyor:
    Rasûlullah'ın (s.a.v.) minberde şöyle buyurduğunu işittim:
    «Bazılarına da ne oluyor? Rasûlullah ile akraba olmak kıyamette fayda vermez diyorlar. Allah'a yemin ederim ki, benimle akraba olmak, hem dünyada, hem ahirette fayda verir. Ey insanlar! Kıyamet günü ben sizden önce Havz'ın başına varacağım, insanlar bana:

    «— Ya Rasûlâllah! Falan oğlu falanım,* diyerek. Ben de r
    -— Kim olduğunuzu biliyorum. Fakat sizler, benden sonra bir takım şeyler uydurdunuz. Dinden çıkarak gerisin geriye döndünüz,» diyeceğim.7*
    Rasûlullah'm (s.a,v.) Zekât Memurları ve İdarecilerle İlgili Hutbesi:
    Ebû Said (r.a.) anlatıyor:
    Rasûlullah (s.a.v.J bize hutbe irâd ederek şöyle buyurdu:
    -— Rabbimin beni davet edeceği, benim de icabet edeceğim zaman yaklaştı. Benden sonra gelen bazı idareciler sizin bildiklerinize ve örflerinize göre amel edecekler. Onlara itaat etmek gerekir. Bu durum bir müddet devam edecek. Sonra bir kasım idareciler gelecek sizin bilmediğiniz ve örfünüze uymayan şeylerle amel edecekler. Kim onlara yol gösterir ve nasihat ederse, hem kendisinin, hem de başkalarının helakine sebep olur. Onlarla birlikte bulunsanız
    71 Taberânİ; Evsat; Kenz'ııl-Ummal 1/87; Mecme'uz-Zevaid 7/213.
    72 İbnünneccar; Kenz'ul-Ummal 1/98; Miisned-U Ahmed b. Han b el; Tefsir-ü ibnti Kesir 3/256.

    bile, onların yaptıklarını yapmayın, iyilerin iyi olduğuna, kötülerin kötü olduğuna şahit olun.-"
    Ebû Humeyd es Sâidî (r.a.)'dan:
    Rasûlullah ts.a.v.) birini zekât memuru tâyin etti. Zekât memuru işini bitirip Hz. Peygamber'e gelerek:
    «— Ya Rasûlâllah! Bu size (Beytülmale) bu da bana hediye
    edildi,, dedi.
    Bunun üzerine Hz. Peygamber ona:
    .—- Ana ve babanın evinde oturup bekleseydin sana hediye verilir miydi, yoksa verilmez miydi?» dedi. Akşamleyin namazdan sonra Allah Teâlâ'nın varlığına, birliğine şehadet getirdi ve onu lâyıkı veçhile övdükten sonra şöyle bir konuşma yaptı r
    ,— Tâyin ettiğimiz memurlara ne oluyor da bize gelerek: Bu sizin (Beytülmâlin), bu da bana hediye edildi, diyorlar. Ana babalarının evlerinde oturup bekleselerdi onlara hediye verilir miydi, yoksa verilmez miydi?»
    Muhammed'i kuvvet ve kudreti ile yaşatan Allah'a yemin ederim ki, sizden biriniz, devlet malından aldığınız şeyi kıyamet günü, boynunda taşıyarak getireceksiniz. Eğer haksız olarak kazandığı bir deve ise, getirirken deve kükreyecek, inek ise, inek böğürecek, koyun ise meleyecek.
    Tebliğ ettim mi?»
    Ebû Humeyd derki: Sonra Rasûlullah (s.a.v.) koltuk altlarını görebileceğimiz kadar ellerini kaldırdı. Bu hutbeyi Rasûluîlah'dan (s.a.v.) benimle beraber Zeyd b. Sabit'de (r.a.) dinledi. İsterseniz ona da sorun.'*
    Rasûluîlah'ın (s.a.v.) Ensar Hakkındaki Hutbesi:
    Ebû Katâde (r.a.) anlatıyor:
    Rasûluîlah'ın (s.a.v.) minberde Ensar hakkında şöyle buyurduğunu işittim :
    -— Müslümanlar ümmetim, ensar ise dostlanmdır. Eğer bütün müslümanlar bir tarafa, ensar da başka bir tarafa gitseydi elbette ben ensann gittiği tarafa giderdim. Eğer hicret olmasaydı, ben de ensardan biri olmak isterdim. Kim ensarın başına geçerse iyilik yapanlarına iyilik etsin, kusurlu olanlarını da affetsin. Kim onlara
    73 Taberâni, Evsat; Mecme'uz-Zevaid 5/237.
    74 Buhar! 2/982; Müslim; Ebû Dâvud; Müsned-ü Ahmed b. Hanbel, Cami'us sagîr.

    yardım ederse, -eliyle kendisini işaret ederek- bu şahsa da, yardım etmiş olur.»75
    Malik El Ensarî'nin torunu Abdullah b. Ka'b76 tr.a.) ashabın ba- '
    zılarından naklediyor:
    Rasülullah (s.a.v.) bir gün başı sarılı vaziyette gelerek şöyle bir hitabede bulundu:
    . «Ey muhacirler! Sizler gün geçtikçe çoğalıyorsunuz fakat ensar artmıyor. Ensar benim kendilerine sığındığım dostlarımdır. iyilerine iyilik yapın, kusurlarım görmemezlikten gelin.»77



  3. 3
    RasûluHah'ın (s.a.v.) Muhtelif Hutbeleri:
    Hz. Ebû Bekir (r.a.)'dan:
    Minberin kütüğü üzerinde RasûluHah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu İşittim:
    «Yarım, hurma İle de olsa kendinizi cehennemden koruyun. Çünkü p yarım hurma açlıktan iki büklüm olanı doğrultur, insanı ölüm tehlikesinden kurtarır. Açları doyurmuşcasma makbule geçer.»'3
    Âmir b. Rebîa, babasından naklediyor :
    Rasûluüah'ı (s.a.v.) konuşurken dinledim, şöyle buyuruyordu:
    «Kul ister az, isterse çok salâvat getirsin, salâvat getirdiği müddetçe melekler de onun için af dilerler.™
    Abdullah b. Amr (r.a. anlatıyor:
    Rasülullah (s.a.v.} aramızdan kalkarak şu konuşmayı yaptı:
    «Cehennemden kurtulup cennete girmek isteyen kimseye, Allah'a ve ahiret gününe imanını kaybetmeden ölümü nasip olsun. Kendisine yapılmasını istediği şeyleri başkalarına yapsın.»80
    Enes (r.a.)'dan:
    Rasülullah (s.a.v.) benzerini hiç duymadığım bir hutbe okuyarak şöyle buyurdu •
    «...Eğer benim bildiğimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız.-Bunun üzerine ashab için için ağladılar.
    Başka bir rivayette de şöyle denilmektedir :
    Rasülullah (s.a.v.) ashabın yaptıklarım duyunca şöyle buyurdu :
    75 Müsned-ü Ahıned b. Hanbel; Mecme'uz-Zevaid 10/35.
    76 Tevbcsi kabul edilen üç zevattan biridir.
    77 Mecme'uz-Zevaid 10/36.
    78 Ebû Ya'tâ; Bezzâr; Tergib 2/134.
    79 Müsned-ü Ahmed b. Hanbel; Ibn Ebl Şeyhe; tbn Mâce; Tergib 3/160.
    80 Ibn Cerir; Kenz'ul-Ummal 1/76.
    «Cennet ve cehennem bana gösterildi. Bugünkü kadar sevinçli ve neşeli bir gün daha geçirmedim. Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız.» Rasûlullah'm Cs.a.v.) ashabı bugünkü kadar sıkıntılı bir gün geçirmemişlerdi. Başlarım elleri arasına alarak için için ağladılar.31
    Ebû Said'den:
    Rasûlullah (s.a.v.) konuşurken şu âyet-i kerîme'yi okudu -.
    «Rabbinin huzuruna suçlu olarak gelen cehenneme gireri orada ne Ölür kurtulur, ne de rahat yaşayabilir,-*2 ve şöyle buyurdu -.
    «Cehennem ehli, orada ölmezler ki dirilsinler. Cehennemde ebedî olarak kalmayacaklara gelince ateş onlan yakar sonra da şefaatçiler şefaat ederek onlan kurtarır. Bunun üzerine topluca hayat denilen nehrin başına götürülürler. Selin getirdiği milden otlann çıktığı gibi onlar da taptaze bir vücuda sahip olurlar.83
    Ebû Hüreyre Cr.a.)'dan:
    Rasûlullah Cs.a.v.) ayağa kalkarak şu konuşmayı yapü:
    «Ey insanlar! Âlemlerin Rabbi hakkında hüsnü zanda bulunun. Zira Allah, kulunun zannettiği gibidir.*84
    Ebû Züheyr Es-Sekafî (r.a.)'dan:
    Rasûlullah'm Cs.a.v.) bir hutbesinde şöyle buyurduğunu işittim:
    -Ey insanlar: Nerede ise sizler cennetliklerle cehennemlikleri (veya iyilerle kötüleri) ayırd edebileceksiniz.- Bunun üzerine bir adam:
    «— Neyle? Ya Rasûlâllah!» diye sordu.
    Hz. Peygamber de:
    «— Başkalarının onlar hakkında söyledikleri iyi, kötü sözlerle. Çünkü siz birbirinizi tanırsınız.»33
    Abdullah b. Sa'lebe babasından Cr.a.) naklediyor:
    Rasûlullah (s.a.v.) ayağa kalkarak bir konuşma yaptı ve sada-ka-i fıtırın büyük, küçük, hür ve köle herkes tarafından bir sa' hurma veya bir sa' arpa olarak verilmesini emretti.66
    Rasûîullah'ın (s.a.v.1 Hikmet Dolu Hutbeleri:
    Ukbe b. Âmir El-Cühenî anlatıyor:
    Tebük seferine çıkmıştık. Geceleyin bir yerde konakladık. Ra-
    81 Buhari; Müslim; Tergîb 5/26.
    82 Tâha, 74.
    63 ibn Ebî Hatim; Tefsir-ü tbn-i Kesir 3/159.
    84 ibn Ebiddünya; İbnünneccar; Kenz'ul-Ummal 2/143.
    85 Müstedrek, 4/436.
    86 Hılye; Kenz'ul-Ununal 4/338.

    yardım ederse, -eliyle kendisini işaret ederek- bu şahsa da, yardım etmiş olur.»75
    Malik El Ensarî'nin torunu Abdullah b. Ka'b76 tr.a.) ashabın ba- '
    zılarından naklediyor:
    Rasülullah (s.a.v.) bir gün başı sarılı vaziyette gelerek şöyle bir hitabede bulundu:
    . «Ey muhacirler! Sizler gün geçtikçe çoğalıyorsunuz fakat ensar artmıyor. Ensar benim kendilerine sığındığım dostlarımdır. iyilerine iyilik yapın, kusurlarım görmemezlikten gelin.»77
    RasûluHah'ın (s.a.v.) Muhtelif Hutbeleri:
    Hz. Ebû Bekir (r.a.)'dan:
    Minberin kütüğü üzerinde RasûluHah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu İşittim:
    «Yarım, hurma İle de olsa kendinizi cehennemden koruyun. Çünkü p yarım hurma açlıktan iki büklüm olanı doğrultur, insanı ölüm tehlikesinden kurtarır. Açları doyurmuşcasma makbule geçer.»'3
    Âmir b. Rebîa, babasından naklediyor :
    Rasûluüah'ı (s.a.v.) konuşurken dinledim, şöyle buyuruyordu:
    «Kul ister az, isterse çok salâvat getirsin, salâvat getirdiği müddetçe melekler de onun için af dilerler.™
    Abdullah b. Amr (r.a. anlatıyor:
    Rasülullah (s.a.v.} aramızdan kalkarak şu konuşmayı yaptı:
    «Cehennemden kurtulup cennete girmek isteyen kimseye, Allah'a ve ahiret gününe imanını kaybetmeden ölümü nasip olsun. Kendisine yapılmasını istediği şeyleri başkalarına yapsın.»80
    Enes (r.a.)'dan:
    Rasülullah (s.a.v.) benzerini hiç duymadığım bir hutbe okuyarak şöyle buyurdu •
    «...Eğer benim bildiğimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız.-Bunun üzerine ashab için için ağladılar.
    Başka bir rivayette de şöyle denilmektedir :
    Rasülullah (s.a.v.) ashabın yaptıklarım duyunca şöyle buyurdu :
    75 Müsned-ü Ahıned b. Hanbel; Mecme'uz-Zevaid 10/35.
    76 Tevbcsi kabul edilen üç zevattan biridir.
    77 Mecme'uz-Zevaid 10/36.
    78 Ebû Ya'tâ; Bezzâr; Tergib 2/134.
    79 Müsned-ü Ahmed b. Hanbel; Ibn Ebl Şeyhe; tbn Mâce; Tergib 3/160.
    80 Ibn Cerir; Kenz'ul-Ummal 1/76.
    «Cennet ve cehennem bana gösterildi. Bugünkü kadar sevinçli ve neşeli bir gün daha geçirmedim. Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız.» Rasûlullah'm Cs.a.v.) ashabı bugünkü kadar sıkıntılı bir gün geçirmemişlerdi. Başlarım elleri arasına alarak için için ağladılar.31
    Ebû Said'den:
    Rasûlullah (s.a.v.) konuşurken şu âyet-i kerîme'yi okudu -.
    «Rabbinin huzuruna suçlu olarak gelen cehenneme gireri orada ne Ölür kurtulur, ne de rahat yaşayabilir,-*2 ve şöyle buyurdu -.
    «Cehennem ehli, orada ölmezler ki dirilsinler. Cehennemde ebedî olarak kalmayacaklara gelince ateş onlan yakar sonra da şefaatçiler şefaat ederek onlan kurtarır. Bunun üzerine topluca hayat denilen nehrin başına götürülürler. Selin getirdiği milden otlann çıktığı gibi onlar da taptaze bir vücuda sahip olurlar.83
    Ebû Hüreyre Cr.a.)'dan:
    Rasûlullah Cs.a.v.) ayağa kalkarak şu konuşmayı yapü:
    «Ey insanlar! Âlemlerin Rabbi hakkında hüsnü zanda bulunun. Zira Allah, kulunun zannettiği gibidir.*84
    Ebû Züheyr Es-Sekafî (r.a.)'dan:
    Rasûlullah'ın (s.a.v.) bir hutbesinde şöyle buyurduğunu işittim:
    -Ey insanlar: Nerede ise sizler cennetliklerle cehennemlikleri (veya iyilerle kötüleri) ayırd edebileceksiniz.- Bunun üzerine bir adam:
    «— Neyle? Ya Rasûlâllah!» diye sordu.
    Hz. Peygamber de:
    «— Başkalarının onlar hakkında söyledikleri iyi, kötü sözlerle. Çünkü siz birbirinizi tanırsınız.»33
    Abdullah b. Sa'lebe babasından Cr.a.) naklediyor:
    Rasûlullah (s.a.v.) ayağa kalkarak bir konuşma yaptı ve sada-ka-i fıtırın büyük, küçük, hür ve köle herkes tarafından bir sa' hurma veya bir sa' arpa olarak verilmesini emretti.66
    Rasûîullah'ın (s.a.v.1 Hikmet Dolu Hutbeleri:
    Ukbe b. Âmir El-Cühenî anlatıyor:
    Tebük seferine çıkmıştık. Geceleyin bir yerde konakladık. Ra-
    81 Buhari; Müslim; Tergîb 5/26.
    82 Tâha, 74.
    63 ibn Ebî Hatim; Tefsir-ü tbn-i Kesir 3/159.
    84 tbn Ebiddünya; İbnünneccar; Kenz'ul-Ummal 2/143.
    85 Müstedrek, 4/436.
    86 Hılye; Kenz'ul-Ummal 4/338.

    sûlullah (s.a.v.) uyudu. Güneş bir mızrak boyu yükselinceye kadar uyanamadı. Uyanınca:
    «— Ya Bilâl! Sana bizi şafak sökünce kaldır demedim mi?* buyurdu. Hz. Bilâl de :
    ı— Ya Rasûlâllah! Ben de senin gibi uyuya kalmışım.» diye cevap verdi. Rasûlullah (s.a.v.) vakit kaybetmeden namazım kıldı. Daha sonra, Allah'a hamd-ü sena ederek şu konuşmayı yaptı:
    -Sözlerin en doğrusu Allah'ın kitabıdır. En sağlam bağ takvadır. Dinlerin en hayırlısı Hz. İbrahim'in dini (îslâm), yolların en hayırlısı da Hz. Muhammed'in (s.a.v.) yoludur.
    Sözlerin en şereflisi Allah'ı zikir, kıssaların en güzeli Kur'ân'-dır. Amellerin en hayırlısı farzların muntazam olarak yerine getirilmesidir. Amellerin en kötüsü de bid'atlardır. Yolların en güzeli Peygamberin yolu, ölümlerin en şereflisi şehit olarak ölmektir. En kötü sapıklık, doğru yolda iken sapmadır, ilmîn en hayırlısı faydalı olan, yolların en hayırlısı takip edilen yoldur. En kötü körlük kalp körlüğüdür. Veren el alan elden daha üstündür. Az ve faydalı olan çok olup da zararlı olandan daha hayırlıdır. En kötü mazeret ölüm anında ileri sürülen mazeret, pişmanlıkların en kötüsü de kıyamet gününde duyulan pişmanlıktır.
    insanlardan bir kısma namazlarını vaktinde değil geciktirerek kılarlar. Bir kısım insanlar da Allah'ı zikrederler. Hataların en büyüğü yalan söylemektir. Zenginliklerin en hayırlısı gönül zenginliğidir. Azıkların en hayırlısı ise takvadır.
    Hikmetin başı Allah korkusudur. Kalplerde yerleşen şeylerin en hayırlısı iman-ı yakîndir, Şüphe küfürdür. Ölünün arkasından bağırıp, çağırarak ağlamak cahiliye devri âdetidir. Aldatmak cehenneme gitmek için bir sebeptir.
    Zekâtım vermeden mal biriktiren cehennemde ütülenmeyi göze almış demektir. Zararlı olan şiir, bir nevi şeytan zurnasıdır. îçki günahın başıdır. Kadın, şeytanın bağıdır. Gençlik bir nevi deliliktir. En kötü kazanç faizdir. Yenecek şeylerin en kötüsü de yetim malıdır. Mes'ud, başkasına Örnek gösterilendir.
    Bedbaht, anasının karnında bedbaht olandır.
    Her biriniz mutlaka dört arşınlık yere (Kabire) gireceksiniz, îş-ler neticelerine göre değerlendirilirler, ameller neticelerinden ayrı düşünülemezler. Ağızdan ağıza dolaşan sözlerin en kötüsü yalandır. Gelmekte olan her şey yakındır. Mü'minin söğmesi fâsıklıktır. Mü'minlerin birbirleriyle savaşmaları küfürdür. Mü'minin gıybetini yapmak Allah'a asi olmaktır.
    Mü'minin kanı gibi malı da kutsaldır (dokunulmazlığı vardır).
    Kim fena bir şey üzerine yemin ederse Allah onu yeminini yerine getirtmez, yalan çıkarır.
    Affedeni Allah da affeder. Bağışlayanı Allah da bağışlar. Kim öfkesini yenerse Allah onu mükâfatlandırır. Kim belâya sabrederse Allah ona karşılığım verir. Kim gösterişe kapılırsa Allah onu rüs-vay eder. Kim sabrederse Allah ona kat kat verir. Kim Allah'a asî olursa Allah ona azap eder.
    Allahım, beni ve ümmetimi affet! Allahım, beni ve ümmetimi affet! Allahım, beni ve ümmetimi affet!
    Kendim için ve sizler için Allah'dan af dilerim.»87
    lyad b. Hımar El-Mücâşü (r.a.) anlatıyor:
    Rasûlullah fs.a.v.) bir gün bir hutbe irad etti. Hutbesinde şöyle buyurdu:
    «Kullanma verdiğim her şey helâldir. Kullarımın hepsini ben temiz olarak yarattım. Şeytan geldi onlan dinlerinden ayırdı, benim kendilerine helâl kıldığım şeyleri onlara haram kıldı. Ben kendisine herhangi bir yetki vermediğim halde onlara, bana ortak koşmalarım emretti.»
    Aziz ve ceiîl olan Allah sonra da yeryüzündekilere bakarak ehl-i kitabm dışında arap ve acem herkese gazap etti. Bunun üzerine şöyle buyurdu r
    «Ben seni, seni ve senin vasıtanla başkalannı imtihan için gönderdim. Ben sana uyurken ve uyanıkken daima hafızanda bulunan bir kitap indirdim.»
    Daha sonra aziz ve celîl olan Allah Kureyş'i yok etmemi emretti. Ben:
    -Yarabbi, ben onlarla başa çıkamam,- deyince:
    -öyleyse, onlann seni yurdundan çıkardıkları gibi sen de onları yurtlarından çıkar. Onlarla savaş, sana yardım ederiz.
    Üzerlerine ordu gönder, beş mislini de biz göndeririz. Sana isyan edenlere karşı sana itaat edenlerle beraber savaş,- buyuıdu ve şöyle devam etti:
    «Cennet ehli üç gruptur:
    Güçlü, başarılı, adil ve fakirleri gözetenler.
    Merhametli, yakınlarına ve diğer müslümanlara karşı şefkatli olanlar, iffetli, fakir, çoluk çocuk sahibine tasaddukta bulunan kimseler.
    Cehennem ehli de beş gruptur:
    87 Beyhaki, Delâil; Tarih-u tbn-i Asâkir; Ebû Nasr Es-Sece7İ; Kîtabül Ibane; Ibn Ebî geybe; Hüye; Koda!, Şihab; Askert; Deylemî Stiyutî Caml'us-Sagîr; Mcnâvl, Feyzüİ Kadîr 2/179; Müstedrek Zad el-Maad 3/7

    Kendilerini ilgilendirmeyen şeylerden sakınamayacak kadar aklı olmayanlar.
    Aranızdaki, çoluk çocuk ve mal istemeyen taklitçiler.
    Her şeye tama eden, en ufak bir şeye bile göz diken hainler.
    Sabah, akşam malına ve ailesine hile düşünenler.
    Cimrileri ve yalancıları da zikrederek kötü ahlâklılar."83
    Ebû Said EI-Hudrî Cr.a.) anlatıyor:
    Rasülullah (s.a.v.) ikindi namazını kıldı. Sonra da kalkarak bir konuşma yaptı. Kıyamete kadar olacak her şeyi bize haber verdi. Hz. Peygamber'in anlattıklarını ezberleyebilenler ezberledi, ezberle-yemeyenler de unuttular. Rasûlullah'm (s.a.v.) söyledikleri arasında şunlar da vardı:
    «Dünya parlak, tatlı ve çekicidir. Allah sizi oraya hükümran kılmıştır, ne yaptığınız gözünden kaçmamaktadır, öyleyse dünyanın cazibelerinden ve kadınların fitnelerinden korununuz. Çünkü İsrail oğullan arasında ilk fitne kadınlar yüzünden çıkmıştır.
    Şunu iyice bilin ki, adem oğulları çeşitli mertebelerde yaratılmışlardır :
    Onlardan bir kısmı mü'min ana-babadan doğar, mü'min olarak yaşar ve mü'min olarak ölür. Bir kısmı kâfir ana-babadan doğar, kâfir olarak yaşar ve yine kâfir olarak ölür. Bir kısım da, mü'min ana-babadan doğar, mü'min olarak yaşar ve kâfir olarak ölür. Yine bir kısmı ise kâfir ana-babadan doğar, kâfir olarak yasar ve mü'min olarak ölür.
    Öfke, Âdem oğlunun karnında yanan bir kor gibidir. Görmüyor musunuz, gözlerin kızarmasını, boyun damarlarının nasıl şiştiğini! Herhangi biriniz kızdığı zaman hemen yerine otursun. İnsanların en hayırlısı geç öfkelenen ve çabucak yumuşayandır. İnsanların en kötüsü ise çabucak öfkelenip geç yumuşayandır. Geç öfkelenen ve öfkesi geç inen adamla çabuk öfklenen ve öfkesi çabuk geçen adamuı durumu aynıdır.
    Tüccarların en hayırlısı, vereceğini güzellikle veren ve alacağını da iyilikle isteyen kimselerdir. Tüccarların en kötüsü ise, veıeceğini kötülükle veren ve alacağını da kötülükle alan kimsedir.
    Borçlarını güzellikle veren ve alacaklarını da kötülükle isteyen adamla, borçlarım kötülükle veren ve alacaklarını da güzellikle alan •adamın durumları aynıdır.
    Kıyamet gününde zulmeden herkesin yaptığı zulmün derecesine göre bir bayrağı olacaktır. Dikkat edin! Zulmün en büyüğü idareci durumunda olan kimselerin yaptığı zulümdür.
    88 Musned-U Ahmed b. Hanbel; Müslim; Nesal; Tefsir-ü tbn-i Kesir 2/35.
    insanlardan korku, hiç kimsenin bildiği gerçeği söylemesine engel olmasın. Şunu bilin ki, cihadlann en faziletlisi zalim bir başkanın karşısında gerçekleri söylemektir.
    Dünyanın ömründen kalan zaman, geçen zamana nisbetle sizlerin ömürlerinden geçen zamanın kalan zamana nisbeti gibidir.-*
    Ashab devrinde yaşayan ve Şam ahalisinden olan Saib b. Mih-can anlatıyor:
    Hz. Ömer Şam'a girdiği zaman Allah'a hamd-ü sena etti ve va'-zü nasihatta bulundu, îyilik yapmalarım emretti, kötülükten sakındırdı ve sonra da şöyle dedi:
    Basûlullah (s.a.v.) benim bugün aranızdan kalkıp konuştuğum gibi. bir konuşma yaptı. Konuşmasında Allah'ın emirlerine muhalefetten sakınmayı akrabaları ziyaret etmeyi ve dargınların aralarını bulmayı emrederek şöyie buyurdu :
    •Cemaat olmanı? gerekir! (Başka bir rivayette dinlemeniz ve' itaat etmeniz gerekir!) Zira Allah'ın yardımı cemaatedir. Şeytan tek kişi ile beraberdir, iki kişiden uzaktır. Hiç kimse mahremi olan bir kadınla başbaşa kalmasın. Şeytan onları baştan çıkarabilir. Kimi yaptığı iyilik sevindirir, yaptığı kötülük de üzerse bu hareket onun mü'min ve müslüman olduğunun işaretidir. Yaptığı kötülüğe üzülmemek, yaptığı iyiliğe de sevinmemek münafıklığın alâmetidir. Münafık, hayırlı bir iş yaparsa bu yaptığı işten dolayı Allaîı'dan hiçbir sevap beklemez. Kötü bir İş yaparsa da bundan dolayı Allah'ın vereceği hiçbir cezadan korkmaz.
    Dünya nimetlerini meşru yollardan talep ediniz. Allah sizin n»-kuuzı vermeyi üzerine almıştır. Herkesin başladığı iş mutlaka biter. İşlerinizde Allah'dan yardım isteyiniz. Allah dilediğini değiştirir, dilediğini de olduğu gibi bırakır. Levhi mahfuz onun elindedir. (Takdir O'nundur.)
    Salât, selâm ve Allah'ın rahmeti Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.) ve onun âli üzerine olsun. Esselâmü Aleyküml-*0
    Rasûlullah'ın (s.a.v.î Son Konuşmaları t
    , Muaviye b. Ebî Süfyan (r.a.)'dan: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    -Üzerime, çeşitli kuyulardan getirilmiş yedi kırba su dökün de halkın huzuruna çıkıp emirlerimi onlara bildireyim.»
    89 Müsned-ü Ahmed b. Hanbel; Tİrmizt; Müstedrek, Beyhakİ; Suyuti, Cami,
    Menarlnln Şerhi, 2/181. 90 ibn Merdeveyh; Beyhaki; îbn-ü Asaklr; Kenz'ul-Ummal 8/207.



  4. 4
    Kendilerini ilgilendirmeyen şeylerden sakınamayacak kadar aklı olmayanlar.
    Aranızdaki, çoluk çocuk ve mal istemeyen taklitçiler.
    Her şeye tama eden, en ufak bir şeye bile göz diken hainler.
    Sabah, akşam malına ve ailesine hile düşünenler.
    Cimrileri ve yalancıları da zikrederek kötü ahlâklılar."83
    Ebû Said EI-Hudrî Cr.a.) anlatıyor:
    Rasülullah (s.a.v.) ikindi namazını kıldı. Sonra da kalkarak bir konuşma yaptı. Kıyamete kadar olacak her şeyi bize haber verdi. Hz. Peygamber'in anlattıklarını ezberleyebilenler ezberledi, ezberle-yemeyenler de unuttular. Rasûlullah'm (s.a.v.) söyledikleri arasında şunlar da vardı:
    «Dünya parlak, tatlı ve çekicidir. Allah sizi oraya hükümran kılmıştır, ne yaptığınız gözünden kaçmamaktadır, öyleyse dünyanın cazibelerinden ve kadınların fitnelerinden korununuz. Çünkü İsrail oğullan arasında ilk fitne kadınlar yüzünden çıkmıştır.
    Şunu iyice bilin ki, adem oğulları çeşitli mertebelerde yaratılmışlardır :
    Onlardan bir kısmı mü'min ana-babadan doğar, mü'min olarak yaşar ve mü'min olarak ölür. Bir kısmı kâfir ana-babadan doğar, kâfir olarak yaşar ve yine kâfir olarak ölür. Bir kısım da, mü'min ana-babadan doğar, mü'min olarak yaşar ve kâfir olarak ölür. Yine bir kısmı ise kâfir ana-babadan doğar, kâfir olarak yasar ve mü'min olarak ölür.
    Öfke, Âdem oğlunun karnında yanan bir kor gibidir. Görmüyor musunuz, gözlerin kızarmasını, boyun damarlarının nasıl şiştiğini! Herhangi biriniz kızdığı zaman hemen yerine otursun. İnsanların en hayırlısı geç öfkelenen ve çabucak yumuşayandır. İnsanların en kötüsü ise çabucak öfkelenip geç yumuşayandır. Geç öfkelenen ve öfkesi geç inen adamla çabuk öfklenen ve öfkesi çabuk geçen adamuı durumu aynıdır.
    Tüccarların en hayırlısı, vereceğini güzellikle veren ve alacağını da iyilikle isteyen kimselerdir. Tüccarların en kötüsü ise, veıeceğini kötülükle veren ve alacağını da kötülükle alan kimsedir.
    Borçlarını güzellikle veren ve alacaklarını da kötülükle isteyen adamla, borçlarım kötülükle veren ve alacaklarını da güzellikle alan •adamın durumları aynıdır.
    Kıyamet gününde zulmeden herkesin yaptığı zulmün derecesine göre bir bayrağı olacaktır. Dikkat edin! Zulmün en büyüğü idareci durumunda olan kimselerin yaptığı zulümdür.
    88 Musned-U Ahmed b. Hanbel; Müslim; Nesal; Tefsir-ü tbn-i Kesir 2/35.
    insanlardan korku, hiç kimsenin bildiği gerçeği söylemesine engel olmasın. Şunu bilin ki, cihadlann en faziletlisi zalim bir başkanın karşısında gerçekleri söylemektir.
    Dünyanın ömründen kalan zaman, geçen zamana nisbetle sizlerin ömürlerinden geçen zamanın kalan zamana nisbeti gibidir.-*
    Ashab devrinde yaşayan ve Şam ahalisinden olan Saib b. Mih-can anlatıyor:
    Hz. Ömer Şam'a girdiği zaman Allah'a hamd-ü sena etti ve va'-zü nasihatta bulundu, îyilik yapmalarım emretti, kötülükten sakındırdı ve sonra da şöyle dedi:
    Basûlullah (s.a.v.) benim bugün aranızdan kalkıp konuştuğum gibi. bir konuşma yaptı. Konuşmasında Allah'ın emirlerine muhalefetten sakınmayı akrabaları ziyaret etmeyi ve dargınların aralarını bulmayı emrederek şöyie buyurdu :
    •Cemaat olmanı? gerekir! (Başka bir rivayette dinlemeniz ve' itaat etmeniz gerekir!) Zira Allah'ın yardımı cemaatedir. Şeytan tek kişi ile beraberdir, iki kişiden uzaktır. Hiç kimse mahremi olan bir kadınla başbaşa kalmasın. Şeytan onları baştan çıkarabilir. Kimi yaptığı iyilik sevindirir, yaptığı kötülük de üzerse bu hareket onun mü'min ve müslüman olduğunun işaretidir. Yaptığı kötülüğe üzülmemek, yaptığı iyiliğe de sevinmemek münafıklığın alâmetidir. Münafık, hayırlı bir iş yaparsa bu yaptığı işten dolayı Allaîı'dan hiçbir sevap beklemez. Kötü bir İş yaparsa da bundan dolayı Allah'ın vereceği hiçbir cezadan korkmaz.
    Dünya nimetlerini meşru yollardan talep ediniz. Allah sizin n»-kuuzı vermeyi üzerine almıştır. Herkesin başladığı iş mutlaka biter. İşlerinizde Allah'dan yardım isteyiniz. Allah dilediğini değiştirir, dilediğini de olduğu gibi bırakır. Levhi mahfuz onun elindedir. (Takdir O'nundur.)
    Salât, selâm ve Allah'ın rahmeti Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.) ve onun âli üzerine olsun. Esselâmü Aleyküml-*0
    Rasûlullah'ın (s.a.v.î Son Konuşmaları t
    , Muaviye b. Ebî Süfyan (r.a.)'dan: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    -Üzerime, çeşitli kuyulardan getirilmiş yedi kırba su dökün de halkın huzuruna çıkıp emirlerimi onlara bildireyim.»
    89 Müsned-ü Ahmed b. Hanbel; Tİrmizt; Müstedrek, Beyhakİ; Suyuti, Cami,
    Menarlnln Şerhi, 2/181. 90 ibn Merdeveyh; Beyhaki; îbn-ü Asaklr; Kenz'ul-Ummal 8/207.
    Bunun üzerine başı sanlı olarak minbere çıktı. Allah'a hamrf-Û ssndan sonra şöyle buyurdu:
    «Allah'ın kullarından biri dünyada kalmakla Allah'a kavuşmak arasında muhayyer bırakıldı. O da Allah'a kavuşmayı tercih etti.»
    Bu sözün mânâsım Hz. Ebû Bekir (r.a.)'dan başkası anlayamadı. Bu hutbenin mânasını anlayan Hz. Ebû Bekir ağladı ve şöyle dedi:
    «Analarımız, babalarımız ve çocuklarımız sana feda olsun!»
    Rasülullah fs.a.v.) dar
    -— Sakin ol! Bana göre en iyi arkadaş ve cömert kişi insanların en üstünü İbn Ebî Kuhâfe (Ebû Bekir) 'dir. Mescidin sokağa açılan kapılarına" bakın, Ebû Bekir'in evine açılan kapıdan başka hepsini kapatınız. Çünkü ben, Ebû Bekir'in kapısının üzerinde bir nur gördüm,» buyurdu.91
    Başka bir rivayette de Hz. Peygamberin Uhud şehitlerini andığı ve onlara dua ettiği ilâve edilmektedir."
    Eyyüb b. Beşür (r.a.)'dan gelen bir rivayette de şu farklar vardır:
    Rasülullah Cs.a.v.) Allah'a hamd-ü senadan sonra Uhut'da şehid olanları andı ve onlar için Allah'dan af diledi, onlara dua etti. Sonra da şöyle buyurdu;
    «— Ey muhacirler! Sizler çoğalıyorsunuz, ensar ise olduğu gibi duruyor. Onlar benim kendilerine sığındığım dostlanmdır. Onların iyilerini mükâfatlandırın, kusurlarını görmemezlikten gelin.»8*
    Ebû Said (r.a.) anlatıyor;
    Rasülullah (s.a,v.) halka hitap ederek şöyle buyurdu:
    «Allah bir kulu dünyada kalmakla kendisine kavuşmak arasında muhayyer bıraktı. O da Allah'a kavuşmayı tercih etti.» Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir'in (r.a.) ağlamasına biz hayret ettik. Halbuki o muhayyer bırakılan kul Hz. Peygamber'in kendisi İmiş. Efaü Bekir (r.a.) bunu bizden daha iyi anlamış.
    Hz. Ebû Bekir'in (r.a.) ağlaması üzerine Hz. Peygamber:
    «Arkadaşlık hususunda olsun, mal hususunda olsun insanlann en lûtufkârı Ebû Bekir'dir. Eğer Rabbimden başka bir dost edin-seydim, elbette Ebû Bekir'i dost edinirdim. Fakat dostluğumuz îslâm dostluğu ve samimiyetidir..."*1
    tbn-i Abbas (r.a.) anlatıyor:
    Rasülullah (s.a.v.) son hastalığında .başında siyah bir sargı ve
    91 Taberâni; Mecme'uz-Zevald 9/42.
    92 Taberâni; Evsat; EI-Kebir,
    93 Beyhakl; i b nü Kesir, £1 Bidaye 5/299.
    94 Miisned-ü Ahmed b. Hanbel; Buharî; Müslim; Bidaye 5/299.
    omuzlarında bir velense ile evinden çıkıp minbere oturarak hutbesini irad etti. Orada ensarla ilgili vasiyetini yaptı. Bu. Rasûlullah'ın (s.a.v.) Ölmeden önce son hutbesi oldu.8*
    Abdurrahman b. Kâ'b b. Malik"6 babasından (r.a.) naklediyor: Basûlullah (s.a.v.) bir konuşmasında Allah'a hamd-ü senadan sonra Uhud harbinde şehid düşenler için mağfiret diledi. Daha sonra da:
    «Siz, ey muhacirler!..» diyerek ensarla ilgili vasiyetini yaptı...»**
    Ebû Hüreyre ve İbn-i Abbas'dan:
    Son hutbesinde Rasûlullah'ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işittik:
    -Kim beş vakit namazı cemaatle kılarsa o kimse, sırat köprüsünden parlayan şimşek gibi ilk geçen olur. Allah o kimseyi ashabtan sonra hasredeceği ilk zümre arasına koyar. Ayrıca, her gün ve gece o kimse için Allah yolunda öldürülen bin şehid ecri kadar ecir yazdır.»9*
    Rasûlullah'ın (s.a.v.( Sabahtan Akşama Kadar Süren Konuşması ı
    Ebû Zeyd El Ensarî (r.a.) 'dan .-
    Rasûlullah (s.a.v.) bize sabah namazını kıldırdı, sonra da öğleye kadar konuşma yaptı. Minberden indi, öğle namazını kıldırdı. Sonra tekrar ikindiye kadar konuşma yaptı, ikindi namazım da kıldırarak yine minbere çıktı ve akşama kadar bize konuşma yaptı. Olacak olan her şeyi bize anlattı. Bu konuşmalarda bizim en çok şey öğrenenimiz hafızası en kuvvetli olanlarımız oldu.98
    Rasûlullah'ın (s.a.v.) Konuşma Anındaki Hali t
    Câbir b. Abdullah (r.a.)'dan ;
    Rasûlullah (s.a.v.) halka hitap ederken gözleri kızarır, sesini yükseltir ve sanki orduya sabah veya akşam karşılaşabileceği bir tehlikeyi haber veriyormuş gibi ciddîleşirdi. Sonra da orta parmağı üe şehadet parmağını birleştirerek şöyle buyururdu r
    «Ben, kıyamet bu kadar yakınken gönderildim.» Daha sonra da Şöyle derdi:
    95 Bııharl; Bidaye 5/230; Ibn Sa'd 2/251.
    96 Bu zat tevbesi kabul edilen Uç kişiden biridir.
    97 Taberânl; Beyhaki; Mecme'uz-Zevaid 10/37; Müstedrek 4/78.
    98 Taberâni; Evsat; Meeme'uz-Zevaid 2/39.
    99 Müstedrek, 4/484.

    «Yolların en güzeli Muhammed'in yolu, işlerin en kötüsü bidatlerdir, her bid'at de sapıklıktır. Kim arkasında mal bırakarak ölürse bıraktığı ailesinindir. Kim de arkasında borç ve çoluk-çocuk bırakarak ölürse onların idaresi ve sorumluluğu bana aittir.-"
    Müslim'de şu ilâve vardır:
    -Sözlerin en hayırlısı Allah'ın Kitabıdır. Ben her mü'mini kendisinden daha çok düşünürüm.-






eymen bin hureym kimdir,  eymen b hureym kimdir,  eymen b. hureym hayatı,  eymen b. hureym kimdir,  eymen bin hureym,  ayet bahtsız anasının karnında bahtsızdır,  erkeğin en ahlaklısı kadına allahın emaneti olarak bakandır sozu kime ait