Mü'mine ve Tarih ve Peygamberimizin hayatı Forumundan Rasulullah'ın Yemek Yeyişi Ve Yediği Yiyecekler.. Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Rasulullah'ın Yemek Yeyişi Ve Yediği Yiyecekler..

    Reklam




    RASULULLAH'IN YEMEK YEYİŞİ VE YEDİĞİ YİYECEKLER


    Rasulullahın Sofrası


    1192) El-Hasen Ibn Merhani şunu anlattı: Rasulullah'ın sahabisi Ferkad'm şöyle dediğini duydum:
    "Rasulullah'ı (s.a.v.) gördüm ve onun sofrasında yemek yedim."[1]
    1193) Enes şöyle dedi:
    "Rasulullah (s.a.v.) masada ve küçük çanaktan yemek yemedi. Kendisine saç ekmeği (pide) pişirilmedi."[2]
    Bunun üzerine Katade'ye:
    -Neyin üzerinde yemek yerlerdi? diye sordum. O da:
    -Sufra'nın (yuvarlak den ı üzerinde, cevabını verdi.
    1194) îbn Abbas şöyle dedi
    "Rasulullah (s.a.v.) yere (toprağın üzerine) oturur ve yerde yemek yerdi."[3]

    Rasulullahın Karavanası


    1195) Abdullah Ibn Bişr şöyle dedi: "Rasulullah'ın dört kulplu bir karavanası vardı."[4]

    Rasulullah1n Yediği Ekmek Nasıldı?


    1196) İbn Abbas şöyle dedi:
    "Rasulullah arka arkaya bir kaç geceyi aç olarak geçirirdi. Ailesi de akşam yemeği bulamazdı. Onların ekmeği çoğunlukla arpa unundan olurdu."[5].
    1197) Ebu Umame şunu anlattı:
    "Rasulullah'm (s.a.v.) Ehl-i beytinden (ailesinden) arpa ekmeği bile artmazdı."
    1198) Sehl Ibn Sa'd şöyle anlattı:
    Sehl'e; Rasulullah (s.a.v.), unu elenmiş yani beyaz ekmek yedi mi diye sorulduğunda şöyle dedi:
    -Rasulullah (s.a.v.) Allah'a kavuşuncaya kadar beyaz ekmek gör*medi. Bunun üzerine ona:
    -Rasulullah (s.a.v.) zamanında elekleriniz var mıydı? diye soruldu. 0;
    -Hayır eleklerimiz yoktu diye cevap verdi.
    - O halde, arpayı ne yapıyordunuz? denildi. O da:
    -Arpa ununu üflercük ve ondan (kepeğinden) uçan uçardı, sonra onu hamur yapardık, cevabını verdi.[6]
    1199) Enes şöyle dedi:
    ''Rasulullah (s.a.v.), masada yemek yemedi, ölünceye kadar saç ekmeği (pide) de yemedi.[7]

    Rasulullah'ın Sebzeyi Tercih Etmesi


    1200) Enes şöyle dedi: "Rasulullah'm(s.a.v.)ensevdiğiyemeksebzeyemekleriy di."[8]

    Rasulullahın Sirkeyi Katık Yapması


    1201) İbn Abbas şöyle dedi:
    "Rasulullah'm en sevdiği (sıvı) katık sirkeydi."[9]
    1202)UmmuHani şöyle anlattı:Rasulullah(s.a.v.) evime geldi ve:
    - "Yiyecek birşeyimiz var mı?" diye sordu. Ben de:
    - Hayır! yanhz kuru ekmekle sirke var, dedim. Bunun üzerine Rasulullah(s.a.v.):
    - "Getir sirkesi bulunan bir ev, katıksız sayılmaz" buyurdu. [10]

    Rasulullahın Acur (Hıyar) Yemesi


    1203) Er-Rubeyyi Bint Muavviz ş yle dedi:
    Muaz ibn Afra, beni bir sepet hur a ile gönderdi. Hurma sepetinin üzerinde, tüylü küçük bir acur vardı, Peygamber (s.a.v.) acuru severdi. Rasulullah'a bunları getirdiğimde, yanında kendisine Bahreyn'den gel*miş ziynetler vardı. Bunlardan avuçlayıp elini doldurdu ve onu bana verdi.[11]

    Rasulullahın Kabak Yediği


    1204) Enes şöyle anlattı: ,,
    "Bir terzi, Rasulullah'ı hazırladığı yemeğe davet etmişti.
    Rasulullah'la (s.a.v.) birlikte o yemeğe gittim. Rasulullah'a (s.a.v.) arpa unundan yapılmış ekmek ve içinde, kabak, güneşte kurutulmuş et bulunan bir çorba getirdi.
    Rasulullah'm (s.a.v.) (sevdiği için) tabağın içinde kabak aradığını gördüm. Ben de o günden itibaren kabağı daima sever oldum."[12]
    1205) Ebu Talut şöyle dedi:
    Enes İbn Malik kabak yerken yanma gittim. O: Ey bitki sana söy*lüyorum. Rasululllah (s.a.v.) seni sevdiği için, bana ne kadar sevimlisin diyordu.[13]

    Rasulullah'ın Yağ Ve Keş Yediği


    1206) îbn Abbas şöyle dedi:
    Rasulullah'a (s.a.v.) sade yağ, keş ve kertenkele hediye edildi. Sade yağı ve keşi yedikten sonra; kertenkeleye:
    - "Şimdiye kadar böylesini yemedim, kim onu yemek isterse yesin" dedi ve kertenkele onun masasında yenildi.[14]

    Rasulullah'en Hays (Çekirdeksiz Hurma, Sade Yağ, Keş Ve Undan Yapılan Bir Yemek) Yediği


    1207) îbn Abbas şöyle dedi:
    "Rasulullah'm en sevdiği yemek hurmadan yapılan tiritti ki o da haysti."[15]

    Rasulullahın Tiridi Sevdiği


    1208) îkrime şöyle dedi:
    Said îbn Cubeyr bir yemek yapıp îbn Abbas'a şu haberi gönderdi: -Sevdiğin dostlarınla birlikte benim yanıma gel. îbn Abbas'la birlikte gittik. Hizmetçilerine;
    -Bize tirit getirin. Çünkü Rasulullah'ın en sevdiği yemek ekmekten yapılmış tiritti" dedi.[16]

    Rasulullahın İki Yiyeceği Birlikte Yemesi


    1209) Sehl îbn Sa'd es-Saidî şöyle dedi:
    "Rasulullah (s.a.v.), olgun hurmayla birlikte kavun yerdi."[17]
    1210) Abdullah îbn Cafer şöyle dedi:
    "Rasulullah'ı (s.a.v.) olgun hurmayla birlikte kavun yerken gör*düm."[18]
    1211) Hz. Aişe şunu anlattı;
    "Rasulullah'm (s.a.v.) kavunla olgun hurmayı birlikte yemek ho*şuna giderdi.[19]
    1212) Enes şöyle dedi:
    1lRasulullah(s.a.v.)îkavunsoleundeyken,olgunhurmal arı sağ eliyle yerdi. Hurmaları kavunlabirlikte yerdi. O, en sevdiği meyvaydı."[20]
    1213) Aişe şöyle dedi:
    "Peygamber (s.a.v.), kavunu olgun hurmalarla birlikte, acuru da tuzla birlikte yerdi."[21]

    Rasulullah'ın Et Yediği Ve Hayvanın Etini Yemeyi Tercih Ettiği Uzuvları


    1214) Abdullah İbn Cafer şunu anlattı:
    Rasulullah'm (s.a.v.) yanaldaydık. Ona et getirildi. Oradakiler ona et vermeye başladılar. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v,):
    "Etin en iyisi, sırt etidir" dedi.[22]
    1215) Ebu Hureyre şöyle dedi:
    "Rasulullah'a (s.a.v,) et getirildi. Kol (but) ona verildi. O, Rasulul*lah'm (s.a.v.) hoşuna giderdi."[23]
    1216) Ebu Ubeyd şöyle dedi:
    , Peygamber (s.a.v,) için bir tencere yemek pişirdim. Onun, kol ho*şuna giderdi. Bu sebeple ona kolu verdim. Daha sonra;
    - "Bana bir kol daha ver" dedi. Yine verdim sonra tekrar;
    - "Bana bir kol daha ver" dedi. Ben de;
    -Ya Rasulallah! Bir koyunun kaç kolu vardn-? dedim. O da şu ce*vabı verdi.
    - "Canım elinde olan Allah'a yemin olsun! Eğer susupta isteğimi yerine getirseydin, her istedikçe kol eti verebilirdin."[24]
    1217) Ebu Hureyre şöyle dedi:
    "Rasulullah'm, koyun etinin sadece kürek kemiğinin üzerindekiler hoşuna giderdi."[25]

    Rasulullah'ın Güneşte Kurutulmuş Et Yediği


    1218) Cabir Ibn Abdillah şöyle dedi: "Rasulullah'la(s.a.v.)birlikte güneşte kurutulmuş et yedik."[26]

    Rasulullahın Kebap Yediği


    1219) Abdullah Îbnul-Haris şöyle dedi:
    "Rasulullah'la (s.a.v.) birlikte mescidde kebap yedik."[27] .

    Rasulullah'ın Tavuk Eti Yediği


    1220) Zehdem el-Cermi şöyle anlattı:
    Ebu Musa'nın yanındaydık. Yemeğe buyur etti. Yemekte tavuk eti vardı. Topluluğun arasında Benî Teymillah'tan birisi vardı. O sofraya yanaşmadı. Ebu Musa ona;
    -Yaklaş. Ben, Rasulullah'm (s.a.v.) tavuk eti yediğini gördüm" dedi.[28]

    Rasulullahın Toy Kuşunun Etini Yediği


    1221) Amr îbn Şuayb'ın dtedeoi şöyle dedi:
    "Peygamberle (s.a.v.) birlikte toy kuşunun etini yedim."[29]

    Rasulullah'ın Tiksindiği Şeyleri Yememesi


    1222) Halid İbnu'l-Velid'den rivayet edilmiştir:
    Halid, Rasulullah'la birlikte teyzesi Meymune bintü'l-Haris'in ya*nına girdi. Meymune Rasulullah'a (s.a.v.) keler eti takdim etti. Rasu-îullah (s.a.v.) ne olduğunu bilmediği bir şeyi yemezdi. Bazı kadınlar;
    -Rasulullah'a (s.a.v.) yediği şeyin ne olduğunu söylemeyecek mi*sin? dediler.
    Meymune ona yemeğin, keler eti olduğunu söyledi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) onu yemedi.
    Halid şöyle der: Rasulullah'a (s.a.v'):
    - Bu haram mı? diye sordum. Rasulullah (s.a.v.);
    - "Hayır ama bu kavmimin toprağında yoktu. Bana bir tiksinti ge*liyor" diye cevap verdi.
    Ben onu çekerek bir güzel yedim. Rasulullah da (s.a.v.) bana'bakı*yordu.[30]
    1223) Ebu'ş-Şeyh şöyle dedi: Peygamber (s.a.v,) bize geldi ve şöyle dedi:
    - "Ey Muharib topluluğu! Allah size yardım etsin! Bana bir kadın*dan sağılan sütü içirmeyin."[31]
    El-Askeri şöyle demiştir:
    Araplara göre, kadınların sütünün sağılması, ayıplanan bir şeydi. Hatta bu konuda şiir bile söylemişlerdir.
    Onun kadınlara arız olan hayız v.b. şeylerden dolayı ondan tiksin*miş olması mümkündür.
    Buna Said îbn Cubeyr'inrivayet ettiği şu haber delalet etmektedir.
    "Peygamber (s.a.v.) insanların en latifiydi. O haram kılmmadığı halde, mataranın oluğundan şu içmez ve necaset yiyen hayvanların et*lerinden yemezdi."
    1224) Ez-Zuhri'den şu rivayet edildi.
    "Rasulullah (s.a.v.) hiç kâzûre yemez ve yem verilmedikçe tavuk (eti) yemezdi."
    Kâzûre burada, bir şeyi mundar ve necis hale getiren şey demektir. Sanki o temiz (tahir) yem yemediği sürece, necaset yiyenlerden sakını*yordu.
    Şöyle de denilmektedir: Kâzûre ile kabih (çirkin) fiil kastedilmiştir. Rasuîullah'ın (s.a.v.) şu sözü bundandır. "Kim bu kazurattan (kötü fiil*lerden) bir şey yaparsa..."[32]

    Rasulullah'ın, Kokusu Rahatsız Eden Yiyeceği Yemediği


    1225) Cabir îbn Semura şöyle dedi:
    Rasulullah (s.a.v.) bir yemek yediğinde artanını Ebu Eyyub'a gön*derirdi. Bir gün ona içinde sarımsak bulunan bir tabak getirildi. Rasu-îullah (s.a.v.) onu Ebu Eyyub'a gönderdi.
    Ebu Eyyub:
    - Ya Rasulallah! Sarımsak haram mı? dedi. Rasulullah (s.a.v.):
    - "Hayır! Fakat ben onun kokusunu sevmiyorum" dedi. Ebu Eyyub da:
    - Senin sevmediğim ben de sevmem dedi.[33]

    Rasulullah'ın Cummar'ı (Hurma Özünü) Yediği


    1226) Ibn Ömer şöyle dedi:
    "Rasulullah'm (s.a.v.) hurma özünü yediğim gördüm."[34]

    Rasulullah'ın Tatlı Ve Balı Sevmesi


    1227) Hz. Aişe şöyle dedi:
    "Rasulullah (s.a.v.) tatlı ve balı severdi."[35]

    Rasulullahın Hurma Yediği


    1228) Hz. Aişe şöyle dedi:
    "Rasuluİlah (s.a.v.) günde ancak iki defa yerdi. Fakat birinde ye*diği mutlaka hurmaydı."
    1229) îbn Abbas şöyle dedi:
    "Rasulullah'm (s.a.v.) en sevdiği hurma, "acveydi" (Medine'nin en kalit ihurmasıydı)."[36]
    1230) Hz. Aişe şöyle dedi:
    "Rasulullah fs.a.v.) yemeği önünden yerdi. Hurma gelince eli gezerdi (seçerdi)."[37]
    1231) Abdullah İbn Busr anlattı:
    "Rasululiah (s.a.v.) bize geldi. Babam ona hurma ve sevik (kavun) getirdi. O, hurmayı yemeğe ve çekirdeği iki parmağının arasına koyuyor sonra atıyordu."
    Buradaki iki parmak şahadet parmağıyla orta parmağıdır.[38]

    Rasulullahın Taze Üzüm Yediği


    1232) îbn Abbas şöyle dedi:
    "Rasulullah'm (s.a.v.), salkımı ağzıyla sıyırarak yaş üzüm yediğini gördüm."[39]

    Rasulullahın Olgun Taze Hurma Yediği


    1233) Enes şöyle dedi:
    "Rasulullah'a (s.a.v.) olgun taze hurma takdim ettim. Onları yeyip uçlarım bıraktı."
    1234) Cabir İbn Abdillah şöyle dedi:
    "Peygamber (s.a.v.), taze hurma zamanında, orucunu, olgun, taze hurma ile açmayı severdi. Taze hurma yoksa, kuru hurma ile açardı. Hurmaları, üç, beş, yedi şeklinde tek sayı sayılar haline getirirdi."[40]

    Rasulullah, İlk Taze Hukma


    1235) Ebu Hureyre şöyle dedi:
    Peygamber'e (s.a.v.) turfanda hurma getirildiğinde;
    "Allah'ım! Bize, Medine'mizde, meyvelerimizde, müddümüzde ve sa'ımızda bereket üstüne bereket ver" der ve onu orada bulunan çocuk*ların en küçüğüne verirdi."[41]

    Rasulullah'ın Habis (Hurma Ve Sade Yağdan 1apîlan Un Helvası) Yediği


    1236) Abdullah İbn Selam şunu anlattı:
    Rasuluilah (s.a.v.), hurma kurutulan yere gitti. Osman İbn Af-fan'ın üzerinde un, yağ ve bal yükü olan bir deveyi sürmekte olduğunu gördü. Rasuluilah (s.a.v.) ona:
    - "Deveyi çoktur" dedi. Osman deveyi çöktürdü. Daha sonra bir çömlek getirdi. Onun içine yağ, bal ve un koydu. Çömleğin altına ateş yakılmasını emretti. Osman ateşi yaktı. Rasuluilah (s.a.v.):
    - "Pişir" dedi. Piştikten sonra:
    - 'Teyin" dedi ve kendisi ondan yedi. Daha sonra da:
    - "Bu İranlıların "Habis"[42] dedikleri şeydir" dedi.[43]

    Rasulullahın Yemeği Üç Parmağıyla Yemesi Ve Onları Yalaması


    1237) Ka'b Ibn Ucre şöyle dedi:
    "Rasulullah'm yemeği üç parmağıyla yani başparmak, şahadet parmağı ve orta parmakla yediğini gördüm. Sonra onun, orta parmakla yanmdakini, sonra da başparmağını yaladığım gördüm."[44]
    1238) Ka'b îbn Malik şöyle dedi:
    "Peygamber (s.a.v.) üç parmakla yemek yerdi. Onları yalamadıkça da elini silmezdi."[45]

    Rasulullah'ın Yemek Yerken Önünden Yediği


    1239) Abdulhakim şöyle dedi;
    Ben çocukken, Abdullah İbn Cafer benim yemeğin orasından bu*rasından (her yerden) yediğimi gördü de şöyle söyledi:
    "Rasulullah (s.a.v.), yemek yerken eli, Önünden başka yere geç*mezdi."[46]

    Rasulullah'ın Açlıktan Çömelerek Yemek Yemesi


    1240) Enes Ibn Malik şöyle dedi:
    "Rasulullah'a (s.a.v.) hurma getirildi. Onun açlıktan çömelerek yemek yediğini gördüm."[47]

    Rasulullah’ın Dayanarak Yemek Yemediği


    1241) Ebu Cuheyfe şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.) şöyle demiştir:
    "Ben bir yere (birşeye) dayanarak yemek yemem."[48]

    Rasulullahın Hiçbir Yemeği Yermediği


    1242) Ebu Hureyre şöyle dedi:
    "Rasulullah (s.a.v.) hiçbir yemeği hor görmemiş ve yermemiştir. Ye*mek getirildiğinde, canı istiyorsa onu yer, canı istemiyorsa, bırakırdı."[49]
    1243) Ali îbn Ebi Talib şöyle demiştir:
    "Rasulullah (s.a.v.) en ufak bir nimeti ne yerer ne de överdi."[50]

    Rasulullahın Sadaka Yemediği


    1244) Behz îbn Hakim'in dedesi anlattı: Rasulullah (s.a.v.) şöyle demiştir:
    "Sadaka, Muhammed'e ve Muhammed'in ailesine helal değildir."[51]
    1245) Selman, Rasulullah'a birşey getirip:
    -Bu, sadakadır, dedi. Rasulullah (s.a.v.) ashabına:
    - "Yeyin" deyip kendisi yemedi. Selman kendisi anlatmaktadır: Başka bir defasında, ona birşey getirip:
    -Senin sadaka yemediğini gördüm. Bu, hediyedir, dedim. Bunun üzerine, kendiside yedi. Ashabına yemelerini emretti. Onlar da yediler.[52]
    1246) Ebu Rafı'den rivayet edilmiştir:
    Rasulullah (s.a.v.) birisini zekat (sadaka) toplamaya gönderdi. O kişi Ebu Rafi'i (rasulullah'ın azatlı kölesi) zekattan pay alabilmesi için yanma almak istedi. Ebu Rafı bunu Rasulullah'a (s.a.v.) anlattı. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
    - "Sadaka, Muhammed'le Al-i Muhammed'e haramdır. Bir kavmin mevlası (azatlı kölesi) onların kendilerindendir (veya onlardandır)" dedi.[53]
    1247) Ebu Hureyre şöyle dedi: Rasulullah'a (s.a.v.) bir yiyecek getirildiğinde:
    - "Bu hediye mi yoksa sadaka mı?" diye sorar, eğer:
    - Sadakadır, denilirse, ashabına:
    - "Yeyin" der, kendisi yemezdi, şayet:
    - Hediyedir, denilirse, elini vurup onlarla birlikte yerdi.[54]
    1248) Ebu'1-Vefa îbn Akil şunları söylemiştir; Sadaka, Rasulul*lah'a (s.a.v.) haram kılınmış, hediye ise mubah kılınmıştır. Çünkü hedi*ye bir tahiyyedir (selamdır) tahiyyeler kendilerinden daha güzel olanıyla mukabele edilmeyi gerektirir. Nübüvvet evi (Peygamberin bulunduğu ev) mekarim (cömertlikler) evidir. Onlara gösterilen rağbetler, çok fazla vermelerindendlr.
    Sadaka, meskeneti, (miskinliğin) bulunmasını gerektiren bir mer*hamettir. Nübüvvet evi, bundan ve başka bir elin onların ellerinin üs*tünde olmasından korunmuştur.[55]

    Rasulullahın Yemeğini Yediğinde Allah'a Hamdettiğini Ve Elini Yıkadığı


    1249) Ebu Umame şöyle anlattı:
    Peygamber (s.a.v.) yemeğini yeyip sofra kaldırıldığında şu duayı yapardı:
    "Ey Rabbimiz! Biz sana, pek çok içi bereket dolu, red ve terk olun*mayan kendisinden müstağni kalınmayan hamdle hamdederiz."[56]
    1250) Ebu Said el-Hudri şöyle demiştir;
    Peygamber (s.a.v.) yemeğini yedikten sonra şöyle dua ederdi.
    "Bize yediren, içiren ve bizi müslümanlardan kılan Allah'a hamdolsun."[57]
    1251) Ebu Hureyre'yi Rasulullah (s.a.v.) bir yemeğe davet etti. Birlikte gittik, yemeğini yeyip ellerini yıkayınca şu duayı yaptı:
    "Doyuran ama doyurulmayan, bize lutufta bulunan ve bizi doğru yola ileten, bize yediren ve içiren, bizi her türlü güzel imtihandan geçi*ren Allah'a hamdolsun. Terk edilmeyecek, reddedilmeyecek, inkar e-dilmeyecek ve kendisinden müstağni kalınmayacak şekilde Allah'a hamdolsun. Rabbimiz! yediren,'içiren, çıplaklıktan kurtararak giydiren, delaletten hidayete götüren, körlükten kurtarıp görmeyi sağlayan Al*lah'a hamdolsun. Beni yarattıklarından bir çoğuna üstün kılan Allah'a hamdolsun. Hamd, alemlerin Rabbi Allah'adır." [58]
    1252) Ebu Eyyub el-Ensari şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v.) yeyip içtiğinde şöyle derdi:
    "Bize yediren, içiren, yeyip içtiğimizi boğazımızdan geçiren ve çık*masını sağlayan Allah'a hamdolsun."[59]





    [1] Bu konuda bakınız: Sahihu'l-Buhari, kıtabu'l-atı'me, bab: 8; Musnedu Ahmed, I/255, 322, 329, 340, 347.

    [2] Buharî, Sahih, kıtabu'l-at'ime, bab: 23; Tirmizî, Sünen, kitabu'l-at'ime, bab: 1; Ibn Mace, Sünen, kıtabu'l-at'ime, bab: 20; İmam Ahmed, Musned, 111/130.

    [3] Bağavî, Şerhu's-Sunne, 1277; Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 64,197; Zebîdî, it*haf u's-Sadeti'l-Muttakîn, V/213, Vll/101, IX/351.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 489.

    [4] Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 200; İbn Ebi Hatim, İlelul-Hadis, 2683; el-Hindî, Kenzu'l-Ummal, 18182.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 490.

    [5] Tirmizî, Sünen, 2360; Ibn Mace, Sünen, 3347; Ahmed, Musned, I/255, 374; Bağavî, Şerhu's-Sunne, VI/126; İbn Sa'd, Tabakatü'i-Kübra, 1/113; Tirmizî, Şemail, 87; Zebîdî, İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn, VIII/121.

    [6] Tirmizî, Sünen, kitabu'z-zuhd, hadis no: 2365. (Tirmizî: Bu, hasen sahih ha*distir demiştir); Şemail, 126; Buharı, afime; İbn Mace, Sünen, 3375; İmam Ahmed, Musned, V/372; İbn Sa'd, Tabakatu'l-Kubra, I/408.

    [7] Daha önce kaynakları geçti.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 490.

    [8] Bakmızı'İthafu's-Sadetı'l-Muttakîn, V/156.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 490.

    [9] Ebu‘ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 212; el-Hindî, Kenzu'l-Ummal, 18166; Iraki, Tan-ricu'l-lhya, U/370; Zebîdî, Vll/121 (Zebîdî şöyle demiştir: Iraki; "Bunun isnadı zayıftır. Ebu Nuaym de et-Tıb'ta böyle rivayet etmiştir" demiştir.

    [10] Tirmizî, Şemail, 89; Sunsn, hadis no: 1842; (Tirmizî şöyle demiştir: Bu hadis, bu vecihten hasen gariptir).
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 491.

    [11] Tirmizî, Şemail, 103. Bakınız: Mecmau'z-Zevaid VIII/13; Melalibu'l-Aliye, 3867; Kenzu'l-Ummal, 18206.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 491.

    [12] Tirmizî, Şemail, 163; Sünen, hadis no: 1850; 1851. (Tirmizî: Bu hasen sahih hadistir. Enes'ten bir başka vecihten de rivayet edilmiştir).

    [13] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 491.

    [14] İmam Ahmed Musned, I/259; Tarihu'l-Hatib, IH/385, Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebt, 207.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 492.

    [15] Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 193,201,211. Bakınız: İthafu's-Sadeti'l-Muttakîn, V/266;VII/120.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 492.

    [16] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 492.

    [17] Ebu Davud, Sünen, kıtabu'l-at'ime, bab: 45; Îİrmizî, Sünen, 1843; İbn Mace, Sünen, 3326; Beyhakî, Sunenu'İ-Kubra, VII/281; İbn Ebi Şeybe, Musannef; 8; Tirmızî, Şemail, 101; Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 215, 216, 617; Ebu Nuaym, Hılyetu'l-Evlıya, VII/367.

    [18] Yukarıdaki dipnota bakınız.

    [19] Tarihu'l-Hatib, 111/41; Zebîdî, İthafu's-Sadetil-Muîtakîn, VII/101; iraki, Tahri-cu'l-ihya, H/368.

    [20] Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 216; Heysemî, Mecmau'z-Zevaid, V/38.

    [21] 1209 nolu metnin dipnotuna bakınız.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 492-493.

    [22] İbn Mace, Sünen, 3308, İmam Ahrned, Musned, I/204, 205; Hakim, Müsted-rek, İV/111; Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebs, 192, 100; Heysemî, Mecmau'z-Zevaid, IX/170; İbn Hacer, Lİsanu'l-Mizan, 1/1176; Zehebî, Mızanü'l-tîidal, 797; e!~Hindî, Kenzu'l-Ummal, 4097.

    [23] Tirmizî, Sünen, kitabu'l-at'ime, hadis no: 1838; ibn Mace, Sünen, hadis no: 3307, Tirmizî, Şemail, hadis no: 141 (Muhtasaru'ş-Şemaü.)

    [24] İmam Ahmed, Musned, ill/484, 485; Tirmizî, Şemail, ' 43 (Bbani, Muhtasa-ru'ş-Şema'i'de şöyle der: "Sahih bir hadistir. Ravilerı Setir İbn Huşeb dışında sikadır." Ayrıca onu takviye edici şahidler getirmiştir.)

    [25] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 493-494.

    [26] imam Ahmed, Musned, IH/327.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 494.

    [27] İmam Ahmed, İV/190, 191.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 494.

    [28] Buharî, Sahih, kıtabu'z-zebaıh, bab: 26; mağazi, bab: 73; Müslim, Sahih, kİta-bu'l-eyman, hadis: 9; Darımı, Sünen, kıtabu'l-at'ime, bab: 27
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 494.

    [29] Tırmızî, Sünen, hadis no: 1830 (Tirmizî şöyle demiştir: "garip hadistir"); Ebu Davud, Sünen, kıîabu'l-at'ime, hadis no: 3797; Tırmızî, Şemail, (isnadı zayıftır.)
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 494.

    [30] Buharı, Sahih, kitabu'l-at'ime, bab: 14; Müslim, Sahih, kitabu's-sayd, bab: 7; Nesaî, Sünen, kitabus-sayd ve'z-zebaih, bab: 25, Ebu Davud, Sünen, 3794; ibn Mace, Sü*nen, 3241; Taberi, Mu'cemu'l-Kebır, İV/126; Bağavi, Şerhu's-Sunne, X!/237.

    [31] İbn Sa'd, Tabakat, VI/28; Heysem?, Mecmau'z-Zevaid, V/83; el-Hindî, Kenzu'l-Umma!, 41506.

    [32] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 494-495.

    [33] Bakınız Sahıhu'l-Buhari, Kitabu'l-at'ıme, bab: 35; Ahmed, Musned, V/95, 106, 417; Müslim, Sahih, Maou'l-eşnbe, bab: 31; Tirmizî, Sünen 1708.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 496.

    [34] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 496.

    [35] Buharı, Sahih, Vll/140, IX/33; Ebu Davud, Sünen, kıt abu11 -esri be, bab: 11; Tirmizî, Sünen, hadis no 1831; Şemail, 85; Darımı, Sünen, 11/157; İbn Ebı Şeybe, Musannef, 11/157; İbn Sa'd, Tabakatul-Kubra, VHİ/59; Bağavi, Şerhu's-Sünne, X1/408.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 496.

    [36] Ebu'ş-Şeyh, Ahiaku'n-Nebi, 204; el-Hindî, Kenzu'l-Ummal, 18217; Zebîdî, jt-hafu's-Sadetil-Muttakîn, VII/121: Iraki, Tahricu'l-ihya, U/370.

    [37] Bakınız: Tahricu-t-lhya, İl/367.

    [38] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 496-497.

    [39] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 497.

    [40] Ahmed, Musned, 111/164; Ebu Davud, Sünen, kitabu's-savm, bab: 21; Tirmizî, Sünen, kitabu's-savm, bab: 10.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 497.

    [41] Müslim, Sahih, kıtabu'l-hacc, hadis: 474, 476; İbn Mace, Sünen, 3329; Bey-haki, Sünenu'i-Kubra, İV/128; V/201; İmam Ahmed, Musned, 11/124; Munzirı, Terğib vet-Terhib, Ü/227; Buharı, Edebu'l-Muîred, 392; Darımı, Sünen, İı/107; İbn Asakir, Tarih, I/340.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 497.

    [42] Bu kelimenin sonundaki "s" Arapçadaki "Sad" dır. Türkçsde "pis" anlamına gelen "habis"in sonundaki "s" peltek "s"dir. (Mütercimin notu).

    [43] Tarihu'l-Hatib, XI/369; Taberani, Mucemu's-Sağir, H/245 Beyhakî, eş-Şuab, s. 83; Ebu'l-Ferec Ibnu'l-Cevzi, Ilelu'l-Mutenahiye, hadis no: 1109; İbnu'l-Cevzi şöyle demiştir: Bu, Rasulullah (s.a.v.) hakkında sahih olmayan bir hadistir. el-Velid, bu hadiste teferrud et*miştir. O, zayıfları isnadden düşürür ve tedlis yapardı.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 498.

    [44] Müslim, Sahih, kitabul-eşribe, hadis no: 130,131; Ahmed, Musned; II/7; İli/ 177,454.

    [45] Müslim, Sahih, kitabu'l-eşribe, bab: 18; Ebu Davud, Sünen, 3848; Ahmed, Musned, VI/386; Beyhakî, Sunenu'l-Kubra, VII/278; Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 195.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 498.

    [46] Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 192. Bakınız: İthafu's-Sadetil-Muîtakîn, VII/117; Kenzu'l-Ummal 18175.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 498-499.

    [47] Tirmizî, Şemail, hadis: 122, Muhtasardan; Müslim, Sahih, kitabu'l-eşribe, ha*dis: 148; Ebu Davud, Sünen, kitabu'l-at'ime, bab: 16; Ahmed, Musned, İN/180.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 499.

    [48] Buharı, Sahih, kitabi'l-at'ime, VİI/93; Ebu Davud, Sünen, no: 3769; Tirmizî, Sünen, no: 1830; Beyhakî, Sunenu'l-Kubra,VII/49; Tirmizî, Şemail, 64, 77, 79, 82; Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 196; Ahmed, Musned, İV/308, 309; Darimî, Sünen, ü/106.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 499.

    [49] Buharî, Sahih, kitabu'l-at'ime, bab: 21; menakıb, bab: 23; Müslim, Sahih, ki-tabu'l-eşribe hadis: 188, 187; Ebu Davud, Sünen, kitabu'l-at'ime, bab: 13; Tirmizî, Sünen, kitabu'l-birr ve's-sıle, bab: 84; Ahmed, Musned, H/427, 474, 479, 481, 495.

    [50] İbn Ebi Hale'nin hadisinden bir bölüm, daha önce kaynakları geçti.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 499.

    [51] Tirmizî, Sünen, kitabu'z-zekah, bab: 25; Nesaî, Sünen, kitabu'z-zekah, bab: 97; Ahmed, Musned, İV/186; Müslim, Sahih, kitabu'z-zekah, hadis: 167.

    [52] lbn EbiŞeybe, Musannef, lil/215; Îbn Asakir, Tarih, VI/196.

    [53] İmam Ahmed, Musned, Vl/8.

    [54] Buharî, Sahih, IH/203; Nesaî, Sünen, Vl/279; Ahmed, Müsned, V/5. Bakınız: Fethu'l-Bari, V/203.

    [55] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 499-500.

    [56] Buharî, Sahih, VII/106; Ebu Davud, Sünen, no: 3849; Tirmizî, Sünen, no: 3452; Ahmed, .Müsned, V/ 252, 256, 261, 267; Tirmizî, Şemail, no: 164 (Muhtasardan)

    [57] Ebu Davud, Sünen, no: 3850; Tirmizî, Sünen, no: 3453; Şemail; no: 163 (muhtasardan) (Elbani isnadı zayıftır demiştir.)

    [58] İbn Hıbban, Sahih, 1352 (Mevaridu'z-Zaman), Ibnu's-Sınnî, Amelu'l-yevmi ve'l-leyle, 479; Ebu Nuaym, Hİlyetu'l-Evliya, VI/242; Ibn Ebi'd-Dünya, eş-Şukr, 17; Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebi, 218.

    [59] İbn Ebi'd-Dünya, Kitabu'ş-Şukr, no: 80.
    Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 501.


    Paylaş
    Rasulullah'ın Yemek Yeyişi Ve Yediği Yiyecekler.. Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Peygamber efendimiz bütün yiyeceklerin faydasını bilerek yerdi. Fakat günlerce oruç tuttuğu halde iftarını en faydalı bulduğu hurma ile açmayı tercih ederdi.



peygamberimizin yediği yiyecekler,  hz. muhammed yedigi,  peygamberimizin yediği yemekler,  hz.muhammedin yediği yemekler,  hz muhammed hayatında sarımsak yedimi,  evlıyaların kabak yemesı