Mü'mine ve Oruç ve Oruç ve Önemi Forumundan Orucun Hkkını Verebilmek,İslamda Oruç Ahlakı Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Orucun Hkkını Verebilmek,İslamda Oruç Ahlakı

    Reklam




    “Nice oruçlular vardır ki, tuttuğu oruçtan yanına çektiği açlık kâr kalır.”

    Oruç ibadeti başlı başına bir disiplindir. Ve riyanın karışmadığı en önemli ibadettir.
    Nasıl ki her ibadetin bir yapılış şekli varsa, orucun da kendine has kuralları vardır.
    Bir oruçlu yemeden içmeden ve cinsel yönelişlere girmeden gününü geçireceği gibi, bunun ötesinde de göz önünde bulunduracağı temel ilkeler vardır.
    Oruçlu, sadece yemek ve içecek bekçisi değildir.
    Davranışlara, sözlere, hareketlere yansıyan bir oruç vardır.
    Yani dilimiz de oruç tutacaktır.
    Ellerimiz, gözümü, ayaklarımız, kulaklarımız, ruhumuz, zihnimiz de oruç tutacaktır.
    Ebû Hüreyre (r.a.)’den gelen bir rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.”(Buhari, Müslim, Sıyam: 29; İbn Mâce, Sıyam: 21, Tirmizi,)
    Rabbimiz bizim sadece aç kalmamızı istememektedir.
    Aç ve susuz kalmak şeklî bir haldir.
    Onu davranışlarımızla tamamlamak, bütünlemek gerekmektedir.
    Bize sataşan birine, kavgaya gelen birine, tartışmak isteyen birine, aldatmak isteyen birine, günaha çağıran birine, “Ben oruçluyum.” Dememiz istenmektedir: “Oruç perdedir. Biriniz oruçluyken kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız bir laf edecek veya kavga edecek olursa, “Ben oruçluyum.” Desin” (Buhari, Müslim, Muvatta, Ebu Davut, Tirmizi, Nesei, İbni Mace, Kütüb-i Sitte, c.9 sh. 420)
    Ben oruçluyum. Yani tüm kötülüklere, hatalara, günahlara, yanlışlıklara kapalıyım.
    Özel bir konumdayım, korumadayım…

    RAMAZAN ORUCU
    Allah Resulü (sav) için Ramazan bambaşka bir mevsimdi.
    Çünkü bu iklimin çok kutlu ve mübarek olduğunu O’na Yüce Rabbi bildirmişti. Bu yüzden Allah Resulü (sav)’nü bu ayda ibadet, taat, infak ve cömertlikte doruk noktasında görüyoruz. (Buhari, Müslim)


    Peygamber Efendimiz (as), bizim bu ayı, bambaşka duygu ve ibadetlerle geçirmemiz gerektiğini ifade buyurmuşlardır:

    Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayının ilk gecesi girince şeytanlar ve cinlerin şerli olanları zincire vurulur, Cehennem kapıları kapatılır ve hiçbiri açılmaz. Cennetin kapıları açılır hiçbiri kapanmaz ve bir münadi (seslenici) şöyle haykırır: “Ey hayır isteyen, ibadet ve kulluğa gel, Ey şer dileyen günahlarından vazgeç. Ve Ramazan boyunca bu iş her gece yapılır.”(Müslim, Sıyam: 1; İbn Mâce, Sıyam: 2 Tirmizi, Siyam 682)

    Mü’min bu çağrıya müspet cevap verendir.

    Peygamber Efendimiz (as)’i, Ramazan’ın gelmesiyle birlikte daha yoğun olarak görmekteyiz:

    Hilâli gözetlerdi: Ramazan’ın başlangıcını belirlemek amacıyla hilali gözetlerdi. Hava bulutlu olur, Ramazan hilali görünmezse Şaban ayını otuza tamamlar, ertesi gün Ramazan’a başlardı. Eğer inandığı şahıslardan, hilali gördüğüne dair bir bilgi gelirse Ramazanı ilan ederdi.

    Ramazana hazırlıklı olurdu: Peygamber Efendimiz (as) Ramazan ayına dinç ve sağlıklı olarak girmek için gayret ederdi. Ramazan dışında en çok oruç tuttuğu ay, Recep ayı olmasına rağmen, bu ayın son günlerinde çok fazla oruç tutulmasını da uygun görmezdi. (Ebû Dâvûd, Sıyam: 12; Müslim, Sıyam: 37)

    Bununla, Ramazan ayına daha dinlenmiş bir bedenle girilmesini arzu ederdi. Ancak yıllardan beri bazı günlerde oruç tutmayı alışkanlık haline getirenler için bir yasaklama getirmezdi.


    Ramazan gecelerini değerlendirirdi: Allahın rahmetinin sağnak sağnak indiği mübarek Ramazan’ın gecelerini özellikle namaz, dua, istiğfar ve tefekkürle geçirirdi. Ve Müslümanların Ramazan gecelerini dolu dolu geçirmelerini teşvik ederek şöyle buyururdu: “Her kim inanarak ve karşılığını da Allah’tan bekleyerek Ramazan gecelerini ibadetle değerlendirirse o kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.” (Müslim, Salatül Müsafirin: 25; Ebû Dâvûd, Ramazan: 1, Tirmizi)

    Bugün tüm dünyada Müslümanların büyük bir coşkuyla eda ettiği teravih namazı, Peygamber Efendimiz (as)’in Ramazan’daki gece ibadeti olarak bize yansıyan en önemli bir ibadettir. Bu namazın vitir namazıyla birlikte kırk bir rekât, vitirsiz yirmi rekât veya sekiz rekât olarak kılındığına dair rivayetler var ise de tercih edilen görüş yirmi rekâttır.

    Şek günü oruç tutmazdı: Şaban ayına mı, yoksa Ramazan ayına mı ait olduğu belli olmayan gün olan “Şek Günü” Ramazan niyetiyle oruç tutulmasını da uygun görmezdi. (Müslim: Sıyam: 3, 37; İbn Mâce, Sıyam: 3, 5)

    Oruçluları davet ederdi: Peygamber Efendimiz (as) diğer zamanlarda evinde olan veya kendisine hediye olarak gelen yiyecekleri ashabıyla paylaştığı gibi Ramazan ayında bunu daha çok yapardı. Özellikle, riyasız olarak sadece Allah için yapılan bir ibadeti ifa eden Müslümanların hele hele de fakirlerin davet edilmesine, iftarda ikramda bulunulmasına çok önem verirlerdi. Efendimiz (as), Ramazanda bir oruçluyu doyuranın, ekstra bir oruç sevabı kazanacağını şöyle müjdelemektedir: “Her kim bir oruçluya iftar yemeği verirse, kendisine, oruçlunun sevâbından bir şey eksiltmeksizin onun sevâbı kadar sevap vardır.”(İbn Mâce, Sıyam: 45 Tirmizi Savm, 82, Kütüb-i Sitte, c.9 sh.426)

    Daha çok infak ederdi: Allah Resulü (sav) Ramazan ayında çok daha cömert idi. Şu rivayet bunu açıkça ortaya koymaktadır: “Resûlullah (sav) hayır yapmakta insanların en cömerdi idi. Ramazan’da Cebrail’le karşılaştığı zaman ise en cömert davranandı.” (Buhari, Müslim) Bu ayda yapılan iyiliklerin ecri, diğer aylara göre çok daha fazla olduğundan ve Peygamber Efendimiz (as) bu ayda fazla ibadet ve infak yaptığından dolayı mü’minler de buna riayet etmelidirler.

    Mukabele ederdi: Ramazan aslında Kur’an ayıdır. Kur’an bu ayda indirilmiş ve özellikle bu ayda daha çok okunması emredilmiştir. Peygamber Efendimiz (as) de bu ayda çokça Kur’an okumuştur. Sadece kendisi de değil, ayrıca Cebrail (as) ile birlikte karşılıklı okurlardı. Her yıl tekrarlanan bu mukabele, Peygamber Efendimiz (as)’in vefat ettiği yıl iki defa gerçekleşmiştir. (Buhari, İbni Mace) Bu uygulama Ramazan’ın kıymet ve kadrini ifade ederken, aynı zamanda biz Müslümanlara güzel bir örnek de olmuştur.
    Ramazan ayının girmesiyle birlikte tüm camilerde ve çoğu evlerde okunan Kur’an-ı Kerim’ler, mukabeleler o uygulamanın bir devamıdır.

    Orucunu hurma ve suyla açardı: Allah Resulü (sav) orucunu, eğer mevsimi ise taze hurmayla, değilse bildiğimiz kuru hurmayla açardı. Şayet hurma yoksa su ile yetinirdi. Böyle yapmayı Müslümanlara da tavsiye ederdi. Mevsimin durumuna göre, yazın su ile kışın da hurma ile orucunu açtığı da oluştur.

    Enes b. Mâlik (r.a.) şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Hurma bulabilen hurma ile orucunu açsın hurma bulamayan da su ile iftar etsin. Çünkü su temizdir.” (Ebû Dâvûd, Sıyam: 21; İbn Mâce, Sıyam: 25 Tirmizi, 694)

    “Sizden biriniz orucunu açacağında hurma ile açsın. Çünkü o hurma bereketlidir. Hurma bulamayan su ile iftar etsin çünkü su temizdir.” (Ebû Dâvûd, Sıyam: 21; İbn Mâce, Sıyam: 25, Tirmizi, 695)


    Resûlullah (sav)’ın on sene hizmetinde bulunan Enes (r.a.) şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v.) orucunu namazdan önce birkaç yaş hurma ile yaş hurma bulamadığı hallerde kuru hurma ile onu da bulamaz ise birkaç yudum su ile iftar ederdi.”(Ebû Dâvûd, Savm: 21; İbn Mâce, Sıyam: 25, Tirmizi, 696)

    Sahura kalkar ve geciktirirdi: Efendimiz (as) oruç tutarak cana eziyet etmeyi, açlık çekerek çile çekmeyi uygun görmezdi. Bu sebeple, gündüz oruçluyu güçlü tutması için sahura kalkılmasını teşvik eder, hatta bunu emrederdi. Böyle yapmanın hem bir bereket vesilesi hem de diğer din mensuplarından farklılık olacağını ifade etmişti: “Sahur yemeği yiyiniz, sahur yemeğinde bereket vardır.” (Buhari Savm, 20, Müslim, Sıyam: 9; Ebû Dâvûd, Sıyam: 15, Tirmizi,708)

    İftar vakti dua ederdi: Yaşamında duanın apayrı bir yeri olduğu Peygamber Efendimiz (as), iftar duasına da önem verirdi. Oruçlunun iki sevincinden biri olan iftar vaktinin, duaların kabul edildiği (İbni Mace)anlardan biri olduğunu belirtmiştir.


    Allah Resulü (sav)’nün iftarda yaptığı dualardan, en yaygın olanı şudur: “Allâhümme leke sümtü, ve bike âmentü, ve aleyke tevekkeltü, ve alâ rızkike eftertü: Allahım! Senin rızan için oruç tuttum. Sana inandım, sana tevekkül ettim (dayanıp güvendim), ve senin verdiğin rızıkla orucumu açtım.”
    alıntı


    Paylaş
    Orucun Hkkını Verebilmek,İslamda Oruç Ahlakı Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Oruç tutmak demek sadece aç ve susuz kalmak demek değildir.Orucu tüm beden ve ruh ile tutmak gerekmektedir.Yani oruç tutan insanların orucun önemi ve anlamını iyi kavrayabilmeleri gerekmektedir.



  3. 3
    Allah Ramazan orucunda tum azalarimizla oruc tutmayi nasip etsin.