Soru ve Cevaplarla İslam ve Oruç Soruları Forumundan Orucun kefareti var mıdır? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Orucun kefareti var mıdır?

    Reklam




    Orucun kefareti var mıdır?

    Kasden ve mazeretsiz oruç bozmanın kefareti 60 (+1) gün kesintisiz oruç
    tutmak mıdır?

    Çocukluğunuzdan beri (ya da oruca başladığınız günden beri) mazeretsiz ve
    kasden orucunuzu bozduğunuz oldu mu?

    Cevabınız "evet"se 61 gün kefaret tuttunuz mu?

    Çevrenizde hiç 61 gün kefaret orucu tutmuş bir kişiyle karşılaştınız mı?
    Veya en azından "falanca 61 gün kefaret tutmuş" diye bir söylenti duydunuz
    mu?

    Şahsen 44 yaşındayım ben duymadım. Allah bize taşıyamayacağımız yük yükler
    mi?

    İki ay kesintisiz oruç Kur'an'da şu şekilde geçmektedir:

    "Bir mümini yanlışlıkla öldürenin bir mümin köleyi azad etmesi ve
    öldürülenin ailesi bağışlamadıkça ona diyet ödemesi gerekir. Eğer o mümin
    size düşman bir topluluktan ise mümin bir köleyi azad etmek gerekir. Şayet
    aranızda anlaşma olan bir millettense ailesine diyet ödemek ve mümin bir
    köleyi azat etmek gerekir. Bulamayana Allah tarafından tevbesinin kabulü
    için ard arda iki ay oruç tutmak gerekir. Allah bilendir. Hakim'dir."
    (Nisa:92)

    Sehven de olsa cinayet gibi bir eylemden sonra bir insanın bu orucu tutması
    hiç de zoruna gitmeyecektir.

    Kefaret-i Savm konusunda benzer bir ayet mevcut olmadığına göre kefaret
    orucu kesinlikle "farz" değildir.

    Peki o zaman Kefaret orucu sünnet midir?

    Arka arkaya hadis sunmak istiyorum:


    1.HADİS

    "Ramazan ayında hasta veya ruhsat sahibi olmaksızın kim bir günlük orucunu
    bozarsa bütün zaman boyu oruç tutsa bu orucu kaza edemez." (Buhari Savm
    29; Tirmizi Savm 27; Ebu Davud Savm 3

    2.HADİS

    "Bir adam Hz. Peygamber'e gelerek; "mahvoldum" dedi. Hz. Peygamber'in "Seni
    mahveden şey nedir?" diye sorması üzerine; "Ramazanda eşimle cinsel ilişkide
    bulundum" dedi. Bunun üzerine Allâh elçisi; "Köle azat edecek kadar mal
    bulabilir misin?" dedi. Adam; "Hayır" dedi. Hz. Peygamber'in "Peşpeşe altmış
    gün oruç tutabilir misin?" sorusuna; "Hayır" cevabını verdi. Bu sırada
    Rasulullah (s.a.s)'a getirilen bir sepet hurmayı bu adama hibe etti ve
    yoksullara dağıtmasını söyledi. Adam yörede kendilerinden daha yoksul
    birisinin bulunmadığını söyleyince de; "Git bunları ailenle ye!" buyurdu
    (Buhârî Savm 30 Hibe 20 Nafakât 13 Keffârat 2-4; Müslim Sıyâm 81;
    Ebû Davûd Tahâre123 Savm 37).

    Buyursun Muhtelif'u-l Hadis uzmanları ihtilafı çözsünler.

    İhtilaf konusunu çözdük diyelim her iki hadisden de oruç kefaretinin sünnet
    olduğu anlayışı çıkarılamaz. Birinci Hadise göre bırakın kefareti "kaza"
    bile söz konusu değildir. İkinci Hadisteki kişi sahabidir. Orucunu kasden ve
    mazeretsiz bozmuştur hem de "cima" yoluyla. Allah Rasulüne gelmiş ve netice
    olarak bir sepet hurmayı ailesine götürmüş ve afiyetle yemiştir. Kefaret
    bunun neresinde?

    Oruç kefareti vardır diyen İlahiyatçı kardeşlerim delillerini ortaya
    koysunlar ve ilmi bir tartışma başlatalım. Lütfen bazılarının yaptığı gibi
    "atalarımızın kafası çalışmıyor mu ki bu zamana kadar böyle uygulana
    gelmiş" benzeri sığ delillere saplanıp kalmayalım. Bu konuda da bir ayet:

    "Onlara 'Allah'ın indirdiğine uyun!' dendiğinde bazıları: 'Hayır biz yalnız
    atalarımızdan gördüğümüz inanç ve eylemlere uyarız!' diye cevap verirler. Ya
    ataları akıllarını hiç kullanmıyorsa? (Bakara: 170)

    alıntı....


    Paylaş
    Orucun kefareti var mıdır? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Ezeli hanım, açıklamalarınız için teşekkür ederim. Çok aydınlatıcı buldum.
    Peki orucunu kastet bozan kişi, Ramazan bitince bozduğu günün orucunu tutmak zorunda mı? Bu konuda bir hadis var mı bildiğiniz? Siz nasıl yorumluyorsunuz bu meseleyi?



  3. 3
    Fıkıh literatüründe kefâret-i savm terimiyle ifade edilen bu kefâret türü, "Ramazan orucunu eda ederken, herhangi bir mazereti bulunmaksızın, oruçlu olduğunu bilerek orucunu kasten bozan kimseye gereken kefâret"tir.

    Oruç ibadeti İslâm'ın beş temel şartından biri olup bu ibadeti yerine getirmekte zorlanan kimselere, oruç konusunda anlatıldığı üzere, bir dizi kolaylık ve ruhsat getirilmiştir. Ayrıca kasten oruç tutmayan, başladığı orucu iradesi dışında veya haklı görülebilir bir sebeple bozan kimsenin de bu orucunu kazâ etmesi imkânı vardır. Bu ruhsat ve imkânlardan sonra, başladığı ramazan orucunu hiçbir mâkul ve haklı görülebilir sebep yokken, bilerek ve isteyerek bozan kimsenin durumu ağır bir kusur ve suç kabul edilmiş ve böyle kimselere, bu hatalı davranışlarından dolayı Allah'tan af dileyebilmeleri için, biri yine oruç cinsinden olmak üzere üç tür ibadetten biri kefâret olarak öngörülmüştür.

    Orucu kasten bozan kimse için öngörülen kefâretin cezaî yönü ağır basar. Bu kefâreti gerektiren sebep ise, ramazan orucunu eda eden kimsenin orucu kasten ve isteyerek bozmasıdır. İkrah (ağır baskı), hata, unutma gibi kasıtlı olmayan durumlar kefâreti gerektirmez. Hanefîler de dahil fakihlerin çoğunluğuna göre ramazan orucunun cinsî münasebetle veya yeme içme ile bozulması aynı hükme tâbi iken Şâfiîler başta olmak üzere bir grup fakihe göre ramazan orucunun sadece cinsî münasebetle bozulması kefâret gerektirir.

    Kasten de olsa yeme içme kefâreti gerektirmez. Birinci grup kasten yapılan cinsî münasebetle kasten yeme içmenin aynı ortak illete sahip bulunduğunu, ikisinin de orucun kasten bozulması mahiyetinde olduğunu ileri sürer. İkinci grup ise Hz. Peygamber'in ramazan ayında karısıyla cinsî münasebette bulunan sahâbî hakkında kefârete hükmettiği (Buhârî, "Savm", 31; Müslim, "Sıyâm", 14), hadiste yeme içme geçmediği ve yeme içmenin farklı olduğu mülâhazasıyla hareket eder ve kıyas yaparak kefâret hükmünü genişletmek istemezler. Şâfiîler'in burada kıyas yoluna gitmemeleri, biraz da kolaylığı sağlama, zorluk ve sıkıntıya yol açmama düşüncesinden kaynaklanmış olabilir.

    Oruç bozmanın kefâreti; eğer imkânı varsa bir köle âzat etmek, buna gücü yetmiyorsa ara vermeksizin iki ay süreyle oruç tutmak, eğer buna da gücü yetmiyorsa altmış fakiri sabahlı akşamlı doyurmaktır. Çağımızda kölelik kalktığına göre, oruç kefâretinde ilk sırayı oruç tutma, ikinci sırayı da fakiri doyurma alır. Benzeri bir hüküm diğer kefâretlerde de söz konusudur. Köle âzat etmenin kefâretlerde ilk sırayı alması, İslâm'ın hürriyet ve insan haklarına verdiği önemin ve köle durumunda olan insanların hürriyetlerine kavuşması için çeşitli uygun ortam ve vesileler geliştirdiğinin açık bir delilidir.
    Hanefîler de dahil fakihlerin çoğunluğuna göre kefâret ödeyecek kimsenin yukarıda sayılan sıraya riayet etmesi, bir öncekini yapma imkânı bulunmadığında bir sonrakine geçmesi gerekir. Mâlikîler'e göre ise mükellef bu üç şıktan birini seçebilir. Hatta bunlar arasında altmış fakiri doyurma en faziletli olanıdır. Çoğunluk ise hem oruç kefâretiyle ilgili hadiste bu sıranın benzeri kayıtlarla zikredilmesi, zıhâr kefâretiyle ilgili âyetin ifade ve üslûbu hem de esaret altındaki bir kimsenin hürriyete kavuşturulmasının bunlar arasında en faziletli ibadet olduğu, nefsin oruçla terbiyesinin de ikinci derecede faziletli olduğu ve şâriin bu iki ibadete öncelik vererek bu tür hikmetleri gözetmiş bulunduğu gibi noktalardan hareket etmiştir.
    Oruç kefâretinin iki ay oruç tutmak şeklinde ödenmesi halinde, orucun ara vermeksizin peş peşe tutulması gerekir. Sadece kadınların hayız hali bu peş peşeliği bozmaz. Onun dışında hastalık, yolculuk gibi bir mazerete binaen oruca ara verilirse, önce tutulanların yok sayılıp iki ay oruca yeniden başlanması gerekir. Şâfiîler loğusalık (nifas), Hanbelîler hastalık sebebiyle oruca ara vermenin peş peşeliği bozmadığı görüşündedir. Böyle olunca kefâret orucuna, araya ramazan ayı veya kurban bayramı girmeyecek şekilde hesaplanıp başlanmalıdır. Kadınlar mazeret halleri biter bitmez ara vermeksizin oruçlarına kaldıkları yerden devam ederler ve tutulamayan bu günler hesap edilmeksizin oruç iki aya tamamlanır. Kefâret orucunda oruca geceden niyetlenmek, ayrıca tutacağı orucun kefâret orucu olduğunu niyetinde belirlemek de şarttır.
    Oruç kefâretindeki ilk iki alternatif kefâret şeklinin yerine getirilmesi mümkün olmadığında üçüncü şık olarak mükellefin, altmış fakiri sabahlı akşamlı doyurması gerekli olur. Doyurma yemek yedirmek şeklinde olabileceği gibi yemeğin bedelini kendisine vermekle de olabilir. Ayrıca bir günde altmış fakirin doyurulmasından bir fakirin altmış gün süreyle doyurulmasına kadar çeşitli seçenekleri vardır. Ancak doyurulacak fakir, kefâret verenin bakmakla yükümlü olduğu kimseler arasından olmamalıdır. Doyurmada veya yerine para ödemede ölçü, yemin kefâretiyle ilgili âyetin (el-Mâide 5/89) ifadesinden de hareketle, kefâret verecek şahsın ve ailesinin günlük gıda tüketim ortalaması olmalıdır.
    Farz orucun kasten bozulması ve kefâretinin ödenmesinden sonra aynı şekilde yeni bir ihlâl olduğunda onun için yeni bir kefâret gerekir. Ancak Hanefîler'e göre kefâret sebepleri, araya kefâretin eda edilmesi girmeden birden fazla olursa, hepsi için bir kefâret ödeme yeterli olur. Iskat-ı savmda yani ölenin muhtemel oruç kefâreti borçları için tek bir kefâretin ödenmesi de bu esasa dayanır.

    diyanet.gov.tr




  4. 4
    Merhaba Ayris hanım. Cevabınız için teşekkür ederim.
    Yalnız ben sizinkisi gibi mezheblere ve Diyanet'a atıfta bulunan bir cevap tercih etmiyorum. Ezeli hanımın yazısında olduğu gibi Kuran'dan ayetlerle ve sahih hadislerle (kaynakları ile birlikte) bir açıklama arıyorum. Yine de zahmetiniz için teşekkür ederim.



  5. 5
    Alıntı HayrulMuminetun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba Ayris hanım. Cevabınız için teşekkür ederim.
    Yalnız ben sizinkisi gibi mezheblere ve Diyanet'a atıfta bulunan bir cevap tercih etmiyorum. Ezeli hanımın yazısında olduğu gibi Kuran'dan ayetlerle ve sahih hadislerle (kaynakları ile birlikte) bir açıklama arıyorum. Yine de zahmetiniz için teşekkür ederim.
    Bir gün bir aya bedeldir. Diğer ay da cezadır. (Ebu Davud)
    Müslüman Ramazan ayının her gününde oruç tutarak nefsine sabrettirmeye memurdu.
    Binâenaleyh bir gün orucunu bozmakla bütün ayın orucunu bozmuş gibi oldu.
    Zira oruç günlerinin nev’i itibarıyla bir ibadet sayılır.
    Onun için orucunu bozan kimseye bir yerine iki ay oruç yüklenmiştir. (Müslim)

    ayrıca tıkla>>>

    Oruç kefareti nedir? Ne zaman oruç kefareti ödemek gerekir ve nasıl ödenir?



  6. 6
    Mazeretsiz oruç bozmanın hükmü kefarettir.



61 gün kefaret orucu var mı,  oruçta 61 varmıdır,  61 orucu varmıdır,  orucun keffareti ile ilgili ayet,  oruç kefareti hadis,  61 orcu var mı hadis ,  oruçta 61 gün kefaret varmıdır