Müslüman Hanımlar ve Örnek Müslüman Kadınlar Forumundan Hz. Hatice (r.a)'da Işıyan Rahman Tecellisi... Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Hz. Hatice (r.a)'da Işıyan Rahman Tecellisi...

    Reklam




    Rahman, Rabbimizin en kuşatıcı ismidir. Merhametli, ikram edici, iyiliği ve nimeti dağıtıcı, sevgiyi saçan anlamında bir kelimedir Rahman… Esmaü’l-Hüsna’nın anaç isimlerinden! Ağaçta dalları ve meyveleri taşıyan gövde ne ise, o…

    Ebu Talip Vadisi’nin kızgın kumsalına sıkıştırılmış, feci bir boykotu, keskin bir tecriti yaşıyordu ilk Müslümanlar…

    Rahman, Rabbimizin en kuşatıcı ismidir. Merhametli, ikram edici, iyiliği ve nimeti dağıtıcı, sevgiyi saçan anlamında bir kelimedir Rahman… Esmaü’l-Hüsna’nın anaç isimlerinden! Ağaçta dalları ve meyveleri taşıyan gövde ne ise, o…

    Ebu Talip Vadisi’nin kızgın kumsalına sıkıştırılmış, feci bir boykotu, keskin bir tecriti yaşıyordu ilk Müslümanlar… Dünyanın en nadide şiirlerinin asılı olduğu Kâbe Duvarı’ndaki Yedi Askı’da, müminlere olan nefretli yasaklarını sallandırıyordu müşrik aristokrasi… Onlarla alışveriş yapılmayacak, onlardan kız alıp onlara kız verilmeyecek, hatta selam sabah dahi kesilip, aynı sokaklarda, aynı mahallelerde yaşanmayacaktı… Kimdi onlar? Köleler, güçsüzler, fakirler, gençler, kadınlar… Hasılı kula kulluğu reddedip, “Allah” diyenler…

    Geniş kanatlarını açmasaydı Ebu Talip, nereye sığınacaktı ilk Müslümanlar? Hepsi evini barkını topladı; dengini, göçünü hazırlayanlar, şehrin en ağaçsız, en gölgeliksiz, en sert taşlı, en çorak, en kıraç mevkiine yürümeye ve yığılmaya başladı… Çok şükür ki kayaların dipleri de olsa, sığınacakları bir yer bulabilmişlerdi… Nefret onları tamamen dışlamak amacındaydı.

    Tüm gün açlıktan ağlayan bebeler, öğle sıcağına dayanamayan, ciğerlerini körük gibi indire kaldıra hayatla ölüm arasında pençeleşirken, su ve kuru ekmeğin dahi bulunamadığı acı günleri yaşıyordu ilk muvahhitler. Gecenin karanlığında ufak bir deri parçası bulan Sahabiler, ondan derhal bir çorba kaynatarak sevinebiliyorlardı sözgelimi… Yırtıcı hayvanların parçaladığı bir hayvandan arta kalmış kurumuş, kabuklaşmış bu derinin hangi hayvana ait olduğunu hâlâ bilmiyoruz… Geceydi, karanlıktı ve açlıktan her gün ölen bu insanların arasında Hz. Ebubekir de vardı… Sevindiler. Çorbayı kaynatıp hemen paylaştılar…

    Böyle oluyordu zaten. Hayatı devam ettirebilmek için ellerinde ne varsa, birbirleriyle paylaşıyorlardı… Kardeşlik günleriydi… Kardeşlik ilahi bir armağan gibi gökten indirilmişti sanki yüreklerine ve sarılacakları tek güçleri de buydu: İman kardeşliği.

    Hz. Hatice… Bir zamanların Mekke sosyetesinin en seçkin hanımefendisi Hz. Hatice değil miydi şu eski ve yamalı elbiseler içinde varını yoğunu boykota maruz kalmış müminlere harcayan? Sesi kısık, hasta, benzi uçuk olduğu halde Efendimiz’in (s.a.v.) önünde ardında dolanan, bir suna kuşunu andıran gözleriyle hep gülümseyen, güç veren sevgili annemiz değil miydi şu konuşan?

    O Hz. Hatice ki, Asya’nın içlerinden gelen İpek Yolu tacirlerinin Avrupa’ya geçmeden evvel konakladığı büyük sanayi borsasının idarecilerinden, zekâsı ve tecrübesiyle en mühim iş kadınlarından…

    O Hz. Hatice ki, kadınların hiçe sayıldığı, kız çocuklarının diri diri gömüldüğü erkekler Mekke’sinde konuşmaya başladığında herkesin ses kesip saygıyla kulak verdiği kişi değil miydi o?

    Baharat Yolu kervanları, Ön Asya’ya çıkmadan evvel, onun emanını almayı örf edinmişlerdi. İpek, altın, inci, karabiber, esans, fildişi, mücevher ve envai çeşit dokumalar, kimseciklerin önüne serilmeden önce onun ayakları dibine bırakılır… Tüccarların, seyyahların, kâşiflerin melikesi, himayedarı… Efendimiz’in (s.a.v.) söylediğine göre; sahibi olduğu koyun ve develer, Ecyad Vadisi’ne sığmaz imiş… Zaten kendisi de evliliklerinden evvel ticari müşavirlerinden birisidir Hz. Hatice’nin… İşte o Hatice’dir boykot vadisinin kanatsız meleği. Varını yoğunu ikram ederek, ilk İslam toplumunu ayakta tutmaya çalışıyor…

    Tüm bu servet, sadece Mekke’nin değil, tüm Arap Yarımadası ve ticari yolların mühim ve ikramsever sermayedarı Hz. Hatice tarafından, ilk Müslümanlara hibe ediliyor… Hatta Hz. Fatıma’ya hazırladığı çeyizi bile, yıllar süren bu boykot ve açlık günlerinde müminlere bağışlıyor… O kadar yüksek bir ruh ki; Cebrail bile onu çok sever, tanır, bilir, yere indiğinde ona Rab’den selamlar getirir…

    Kimsecikler Efendimiz’i (s.a.v.) dinlemezken ilk o dinledi… Herkes O’na (s.a.v.) sırt dönerken o kucak açıp destekledi… Bunun için Kübra’dır bir diğer ismi… Büyük sabır, büyük aşk, büyük inanç… İlk göz ağrısıdır. Efendimiz’in “canımdan bir parçadır” dediği Can Parçası Fatıma’nın annesidir… Kutlu soyun devam ettiricisi kök hücre, soylu ağaçtır Hatice Anne!

    Kahırlı günlerine denk gelmiştir nübüvvetin… O; medar, zafer ve gönenç günlerinin kadını değildi. İktidarın muzaffer ve bolluk günlerini görmedi… O, hep veren, ikram eden, bağışlayandı… Bu yüzden, infakta kimse Hatice’yle yarışamaz dendi ardından…

    Efendimiz’in (s.a.v.), aynı zamanda yoldaşı, fikirdaşı, gönüldaşıydı, dava arkadaşıydı. Onu bir kere bile üzmedi, bir kere bile kalbini kırmadı Hatice annemiz… Örnek eş, örnek arkadaştı Risalet taşıyıcısı için…

    Bir gün Mekke’ye varan bir seyyah, Hz. Abbas’a Harem-i Şerif’e tazimle girip ellerini açıp dua eden gencin kim olduğunu sordu. Halinden çok etkilenmişti bu genç adamın… “Bu, yeğenim Muhammed’dir, bir ve tek olan Allah’tan bahsediyor” dedi Hz. Abbas…

    Ardından benzer bir edayla Harem-i Şerif’e giren bir hanımefendi de onun gibi Kıble’ye durup ellerini kaldırıp duaya başlayınca, seyyah bu sefer de onu sordu: ”Kimdir?”, ”Eşi, Hatice’dir”…

    Daha da sonra, küçük bir çocuk gelip yanlarında aynı edayla duaya durunca onun da ”Ali” olduğu cevabıyla karşılaştı seyyah… Onların bu vakur ve aynı zamanda alçak gönüllü, mütebessim ve tertemiz halleri, çok etkilemişti gezgini… Abbas; “Şu anda Muhammed’in anlattığı dine, işte sadece bu üç kişi inanıyor dünya üzerinde” deyince, seyyah şöyle fısıldadı: ”Ahh, keşke ben de aralarında dördüncüleri olsaydım”…

    Hamdolsun bizlere ki sonsuza kadar devam edecek dördüncülerin arasında, Müslüman olma şerefini bize bahşetmiştir Rabbimiz… Şimdi yine benzer haller içindeyiz. Ebu Talip Vadisi’nden çok daha geniş bir vadiye sıkıştırılmış haldeyiz… Çevremizdeki; savaş, açlık, işgal ve yoksulluk çemberi, eski boykot günlerini aratmayacak temposuyla hüküm sürüyor. Ümmet bilinci ve tevhit esası çerçevesinde her birimiz Hz. Hatice’nin infak aşkıyla dağlanmadıkça, “Mümin müminin kardeşidir” ayet-i kerimesini aynı zamanda bir vasiyet bilmedikçe, bu boykot vadisinden çıkamayacağımız da aşikârdır… Öyleyse haydi hep birlikte Haticeler olmaya..


    Paylaş
    Hz. Hatice (r.a)'da Işıyan Rahman Tecellisi... Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Öyleyse haydi hep birlikte Haticeler olmaya..
    Cok etkileyiciydi bu yazi ya, duygulandim

    Rabbim razi olsun sizden, cok sagolun. Paylasiminizdan istifade ettim




  3. 3
    allah sizdende razı olsun nurfidan kardeşim yazıma değer verdiğiniz için ayrıca teşekkürler allah hepimizi o değerli hanım sahabiler gibi olmaya nasip eylesin



  4. 4
    Aminnnn Allah Bizede Nasip Etsin Allah Razı Olsun



  5. 5
    Allah sizdende razı olsun ravza kardeşim Allah bizlerede nasip etsin inşALLAH Allaha emanet olalım



eslin isminin anlamı,  eslin isminin anlamı nedir,  eslin isminin anlami,  hz haticenin aşk duası,  eslin isim anlamı,  rahman tecellisi nedir,  Zikr Rahman tecelli