İslamda Namaz ve Namaz ve Önemi Forumundan Evleri namaz kılınacak yerler yapmak / Bünyamin Zeran Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Evleri namaz kılınacak yerler yapmak / Bünyamin Zeran

    Reklam




    Evleri namaz kılınacak yerler yapmak / Bünyamin Zeran


    Namaz, insanı kötülüklerden ve fuhşiyattan alıkor diyen bir vahyin muhatapları olarak namazı günlük yaşantımızda ne kadar işlevli hale getirebiliyoruz? İnsan rahim duvarına yapışan bir sudan yaratıldığı için her an kendi dışındaki varlıklara, koşullara bağlı olarak yaşar. Eğer bu koşullar sağlanamazsa hava gibi, su gibi, güneş gibi vs. varlığını devam ettirme şansı yoktur. İnsan bu haliyle bağımlı ve muhtaç bir varlıktır. Hem fiziksel olarak hem de kutsala ihtiyaç duyması anlamında bağımlı bir varlıktır. Bundan dolayı da varlığını tarihsel süreci içinde illa bir kutsalla ilişkilendirmiştir. Ya tevhidi anlamda Allah’ı ilah olarak görmüş ya da Allah’tan başka herhangi tanrıları kendine ilah sayarak yaşamıştır. İnsan kime, neye tapınırsa tapınsın onun kulluk derecesinin en ileri gitmiş hali secde halidir. İslam için secde hali yalnızca namaz içinde yapılan bir rükundur. Namaz, kulluğun en belirgin halini gösteren bir ibadet olma özelliğini taşımaktadır. Peki namazın içeriği yaşamımızda nasıl doldurulmalıdır?

    Bir insanın namaz kılmadan salih amel üretebilmesi mümkün gözükmemektedir. Nasıl ki arabanın yakıtı tükendiğinde araba ne kadar lüks olursa olsun içindeki son sistem özellikler çalışmaz ve hiçbir değer ifade etmezse namaz kılmayan bir kulun yapmış olduğu diğer ibadetlerin de hiçbir değeri yoktur. Namazı bu kadar hayatımızın vazgeçilmezi yapan unsur nedir? Namaz, bir müminin bütün hayatını kuşatan bir olgudur. Hud suresi 87. ayette Şuayb (as) meselinde namazın işlevi anlatılırken Allah’a tek olarak kulluk ve mallar hususunda insanın dilediği gibi davranma hakkının olmamasından bahseder. Yani insanın kıldığı namaz insanı tevhide sımsıkı bağlayarak Allah’tan başka hiçbir otoritenin önünde onu kutsayacak ve amaç haline getirecek bir davranışı, tapınmayı yasaklamaktadır. Ve kazandığı malından israf ederek yaşamak yerine, servetin elden ele dolaşan bir devlet/erk olması yerine toplumsal bölüşüm içinde ihtiyaç sahiplerinin gözetilmesini sağlayarak toplumsal adaleti tesis edecek ve gelir dağılımını dengeleyecektir.

    Bir başka namazla ilgili ayet maun suresindeki ayetlerdir. Namaz kılıpta yoksulu doyurmayan, yetimi itip kakan, en ufak bir hayrı engelleyen şahsiyetlerin namazdan gafil olduklarını kıldıkları namazı değersizleştirdiklerini anlatmaktadır. Yoksulluk kavramı artık günümüzde başkalaşmıştır. Kapitalist sistemler artık tüm toplumları yoksullaştırırken bir avuç elit burjuvayı zenginleştirmektedir. Yoksulu doyurmak demek artık günümüzde kapitalizmle mücadele etmek anlamına gelmektedir. Kılınan namaz insanı yoksullaştıran onların elinden, kursağından haksız yere lokmalarını alan kişi ve sistemlerle sürekli mücadele etmeyi zorunlu kılmaktadır. Yetimi yani kimsesizleri, mazlumları sürekli korumak onları zalim müstekbirlere karşı ezdirmemek, toplumsal kast sistemlerin oluşmasının önüne geçmek yine namaz kılanın sorumluluğudur. Ayrıca namaz kılan şahsiyetler, toplumu yahut bireyi Allah’la buluşturacak en ufak hayrın dahi önünü açacak ve hayrı engelleyenlere karşı da yine dimdik duruşuyla mücadeleye devam edeceklerdir.

    Yine namazla ilgili Ankebut suresi 45. ayette namazın kötülüklerden ve fuhşiyattan alıkoyacağı vurgusu yapılmıştır. Her türlü cinsel sapkınlık, cinsel sömürü, toplumu ifsad edici davranışlar, uygulamalar, tüketim köleliği, rüşvet, adaletsizlik, ölçü ve tartıda hile vs. daha da artırabiliriz bunların hiç biri namaz kılan şahsiyetlerde olmadığı gibi var olan bu kötülüklerle ve bu kötülüğü inşa edenlerle de mücadele yine namazı gereği gibi kılmanın dosdoğru kılmanın zorunlu bir koşuludur.

    Yunus suresi 87’de anlatılan evlerinizi namaz kılınacak evler yapın ayeti ancak namazı gereği gibi kılanların anlayabileceği bir ayet olacaktır. İsrailoğullarının meselinde anlatılan bu ayet enteresandır. Musa Firavun’a davetini yapmış Firavun daveti reddetmiş, Musa kavmini o ülkeden çıkarmanın planını kurarken Firavun İsrailoğullarını öldürmenin planını yapmaktadır. İsrailoğulları Musa’ya “sen gelmeden öncede bize zulüm yapılıyordu sen geldikten sonrada bize zulüm yapılmakta” diyerek Musa’yı suçlamaktadırlar. İsrailoğulları endişe içinde başına geleceklerden korkarak yaşamaktadırlar. İşte tam bu duygu yoğunluğunun içinde Allah İsrailoğullarına evlerinizi namaz kılınacak evler yapın, namazı dosdoğru kılın ayetini vahyetmektedir. Yani bir eviniz olacaksa bu eviniz yalnızca namaz yeri edinmek için olmalıdır amaç ev olmamalı amaç namazınızı koruyabileceğiniz bir ev olmalıdır demektedir. Yani evleriniz yukarda anlatılan her türlü zulme başkaldırmayı size zorunlu kılan, namaz yeri edinmek için olmalıdır. Kısacası evleriniz direniş merkezi olmalıdır. Dik durmanızı sağlayacak yegane şey dosdoğru namaz kılmanızdır. Dünden bugüne firavunlar değişmiş yönetim şekilleri değişmiş ama Firavun mantığı/küfrün mantığı değişmemiştir. Onlar isterlerki insanlar gönüllü olarak kendilerine kulluk yapsınlar ve kendilerinin en aşağılık duygularına varıncaya kadar gidersinler. Köle tipler çoğalsın ve tek olan Allah’a kulluk unutulsun. Bunun için inançları iğdiş ederler ve kendi kutsallıklarını ilan edecek yeni dinsel argümanlar peydah ederler. Yine bu kutsalları Samiri’nin yaptığı gibi azıcık vahiyden azıcıkta kendi nefislerinden katarak yaparlar. Böylece kıldıkları namazdan gafil bir toplum oluşturmayı becerebilirler. Tüm bu Firavuni düzeni inşa edicilerle mücadele ettirme kudretine sahip olan bir namaza sahip çıkmak zorundayız. Dosdoğru namazla dimdik duruşu bozmadan yalnızca Allah’ın önünde yere kapanarak onun dışındaki ilahlara meydan okuyan bir namaza sahip çıkmak zorundayız. Evlerimizde kılınan namaz böylesi bir namaz olurken, evlerimizde şahitliğimizi ilan ettiğimiz mekanlar olmalıdır. Namaz kılınan evlere dışardan girenler o evlerin ve o evlerde yaşayanların ne kadar ahlaklı ne kadar soylu ve ne kadar insani erdemleri kuşanmış bireyler olduğunu, evler olduğunu görerek orada kalmak için can atacaktır. Ancak böylesi evlerde Allah’ın dini yüceltilecek ve Allah’ın arzuladığı toplum gelişecektir.

    Namazı yalnızca belli ritüel bir ibadet olarak ele almamalıyız. Namazın bir siyasi duruşu vardır. Namazın bireye yüklediği bu siyasi duruşa da sahip çıkma zorunluluğumuz vardır. Dosdoğru kılınan namaz firavunların uykusunu kaçıran namazdır. Oysa bugün firavunlar kılınan namazları bırakın kendilerine hasım olarak görmeyi kendi zulüm çarklarının devamının garantörü olarak görmektedir. Bu durum ise müslümanlarca utanılması gereken bir durumdur. Müminin namazı mümine güven, kafire korku vermesi gerekirken tam tersi kafire güven mümine de endişe vermektedir. Allah evlerimizi namzgah edinmemizi buyurmaktadır. Ama dosdoğru namazların kılındığı namazgahlar olarak istemektedir. Her mümin İbrahim’in ve İsmail’in duvarlarını yükselttiği Kabe'yi öncelikle kendi evlerinde inşa etmelidirler. Ancak o vakit kıble anlaşılır ve yönünü Allah’a dönmenin bedeli ortaya çıkar. Çünkü namaz küfre isyan, yaratana koşulsuz teslimiyettir.


    Paylaş
    Evleri namaz kılınacak yerler yapmak / Bünyamin Zeran Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Milyonlarca insan evlerini güzellik ve dünyalık cenneti yaşama uğruna hazırlarlar. Bir Müslüman olarak evlerin mescit hükmünde olacak şekilde her yer seccade olacak kadar temiz ve düzenli olması daha önemlidir.



bünyamin zeran,  zeran evleri