Soru ve Cevaplarla İslam ile Namaz Soruları Forumundan Peygamberimiz (s.a.v)namazda dört şeyden Allah'a sığınmamızı emrettiği şeyler nedir? Hakkında Kısa Bilgi.
  1. 1
    Özel Üye
    Üyelik tarihi
    30 Mart 2012
    Bulunduğu yer
    ruhumdaki ıssız çöllerden
    Mesajlar
    8.247



    Peygamberimiz (s.a.v)namazda dört şeyden Allah'a sığınmamızı emrettiği şeyler nedir?






    Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

    “Biriniz namazda tahiyyâtı bitirdiği zaman, dört şeyden Allah’a sığınarak şöyle desin: 'Allâhümme innî eûzü bike min azâbi cehennem ve min azâbi’l-kabr ve min fitneti’l-mahyâ ve’l-memât ve min şerri fitneti’l-mesîhi’d-deccâl' (meali) Allah'ım, cehennem azâbından ve kabir azâbından, hayat ve ölüm fitnesinden, deccâlin fitnesine uğramaktan sana sığınırım.” (Müslim, Mesâcid 128-134; Ebû Dâvûd, Salât 149, 179; Nesâî, Sehv 64)

    Başka bir rivayet ise şöyledir:

    Aişe (r.anha)’nın haber verdiğine göre, Rasûlullah (s.a.v) namazda şöyle dua ediyordu:

    “Allah’ım! Kabir azabından sana sığınırım, Mesih deccalin fitnesinden sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnelerinden sana sığınırım. Allah’ım, günah işlemekten ve borçtan sana sığınırım.”

    Birisi: “Borçtan ne kadar çok Allah’a sığınıyorsun” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

    “Kişi borçlanınca yalan söylemek mecburiyetinde kalır, söz verir sözünde duramaz.” (bk. Buhârî, ezan 149; Müslim, Zikir ve Dua: 15; Ebû Davud, Salat: 367)

    Resûlullah Efendimiz (asv) selâm verip namazdan çıkmadan önce şu dört şeyden Allah’a sığınmakla, bize hem nasıl dua edeceğimizi öğretmekte hem de bizim için büyük tehlike teşkil eden hâdiseleri haber vermektedir.

    1. Cehennem azâbı. Kur'ân-ı Kerîm’de ve onun tefsiri olan hadîs-i şerîflerde birçok defa cehennem azâbından bahsedilmiş, oradaki korkunç sahneler tasvir edilmiş ve böylece insanlar cehennem azâbını gerektirecek bir hayat tarzından sakındırılmıştır. Resûlullah Efendimiz (asv) bu duasıyla, cehennem azâbından insanın ancak Allah’a sığınarak kurtulabileceğine işaret etmektedir.

    2. Kabir azâbı. Hz. Âişe (r.anha) kabir azâbının olup olmadığını Resûl-i Ekrem (asv)’e sorduğunu, onun da “Evet, kabir azâbı haktır.” buyurduğunu ve kıldığı her namazda kabir azâbından Allah’a sığındığını söylemektedir. (Nesâî, Sehv 64)

    Hz. Osman (ra) bir kabre baktığı zaman sakalları ıslanıncaya kadar ağlar, sonra da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in, kabri âhiret yolculuğunun ilk menzili olarak kabul ettiğini, buradan kurtulan kimse için sonrasının daha kolay olacağını, buradan kurtulamayan için de sonrasının daha çetin olacağını belirttiğini söylerdi. (Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 63)

    Kabir azâbı, Allah’ın buyruklarına uymayan insanın, ölümünden kıyamete kadar geçecek olan uzun bekleyiş safhasında göreceği bir tür işkencedir. Mâhiyetini tam olarak bilemediğimiz bu azâba tâbi tutulmak için insanın mutlaka kabirde bulunması da gerekmemektedir.

    3. Hayatın ve ölümün fitnesi. İnsan hayatta çeşitli sıkıntılara uğrar. Zira bu dünya imtihan yeridir. Bizzat kendisi veya yakınları bedenî rahatsızlıklara yakalanabilir. Bunlara sabretmeyip isyan etmek, Allah’ın verdiğine razı olmamak hayatın fitnesidir. Çeşitli zaaflar ve tutkular sebebiyle dünyadaki imtihanı kaybetmek veya Allah’ın istediği gibi bir hayat tarzına sahip olamamak da yine hayatın fitnesidir. Asıl belâ belâyı vereni bilmemektir.

    Ölümün fitnesi ise, insan hayata büsbütün vedâ etmeden önce, henüz can çekiştiği sırada şeytanın onu imanından etmek üzere hazırladığı tuzaklar veya meleklerin kabirdeki çetin imtihanları ölümün fitnesidir. Bu imtihanı kaybedenler için kabir azâbı başlayacaktır. Resûlullah Efendimiz (asv) hem ölüm fitnesinden hem de kabir azâbından ayrıca Allah’a sığınmıştır.

    4. Deccâlin fitnesi. Peygamber Efendimiz (asv) kendi zamanında Deccâl'in çıkmayacağını bildiği halde, onun çıkacağı zamanda yaşayacak ümmetini uyarmak maksadıyla Deccâl'in hilelerinden söz etmiş ve bu felâketin bir Müslüman için en büyük belâ olduğunu haber vermiştir. Resûl-i Ekrem (asv)’in Deccâl fitnesinden Allah’a sığınmasını, belki de Cenâb-ı Hak’tan ümmetini bu belâdan korumasını niyâz etmesi şeklinde anlamak gerekecektir. Böylece bütün ümmetine onun şerrinden Allah’a sığınmalarını da öğütlemiş olmaktadır.

    Hadislerde Deccâl, Mesîhü’d-Deccâl şeklinde geçmektedir. Deccâl, hile anlamına gelen decel kelimesinden türemiştir. Hilekâr, düzenbaz demektir. Mesîh de silmek anlamına gelen mesh kelimesinden türemiştir. Deccâle mesîh denmesi, kendinden hayrın silinip alınması veya bir gözünün, hiç yokmuş gibi tamamen silinmesi, yani yüzünün bir tarafının dümdüz ve dolayısıyla kör olması, bazılarına göre ise çok seyahat etmesi sebebiyledir. Hz. Îsâ (as)’a da mesîh denmiştir. Bunun sebebi de onun mübarek elini hastalara sürerek (meshederek) iyileştirdiği içindir.

    İkinci hadiste "Borçtan ne kadar da çok Allah'a sığınıyorsun Ya Resûlallah?" diyen Hz. Âişe (r.anha)'dir. Peygamber (s.a.v)'in ona cevaben "Kişi borçlandı mı konuşur, yalan söyler; söz verir, yerine getirmez." buyurması şu mânâya gelir: Bir adam borçlandı mı, borcunu ödemek için bir şey veya bir vakit gösterir. Zamanı gelince söz verdiği şeyi bulup veremez, yahut zamanında borcunu ödemeye gücü yetmez. Bu suretle yalancı durumuna düşer. Sözünden dönmesi de böyle olur. Halbuki gerek yalancılık gerekse sözünden dönme münafıkların sıfatlarındandır.

    Burada şöyle bir soru hatıra gelebilir. Hayat ve ölüm fitnesi bütün fitnelere şâmil iken diğer fitnelerin zikrine ne lüzum vardı?

    Diğer fitnelerin ayrı ayrı zikredilmesi şerlerinin büyüklüğünden dolayıdır. Şüphesiz ki genel bir ifâdenin kapsamı içine giren bazı kısımlar üzerinde özellikle durmak, onlara dikkatleri daha fazla çekmek gayesiyle yapılır.

    Bu hadis-i şerifte Cenab-ı Peygamber (asv)'in borçtan Allah'a sığınması, “Borcunu ödeyinceye kadar Allah borçlu ile beraberdir.” (bk. Suyûti, Câmius-sağîr, 1/74) hadis-i şerifine aykırı değildir. Çünkü bu iki hadisin arasını uzlaştırmak mümkündür.

    Şöyle ki; Peygamber Efendimizin (asv) Allah'a sığındığı borç, ödeme imkânı olmayan borçtur. Bunu alan kimse din kardeşinin malını tehlikeye atmış olur. Yahut da buradaki borç, ödeme niyeti olmadan alınan borçtur. Resûl-i Ekrem (s a v) bu duayı ümmetine öğretmek için yapmıştır. Yoksa kendisinin ödememek niyetiyle borç almış olması düşünülemez. Allah'ın, borçlunun yanında olduğunu ifâde eden hadis-i şerif ise, gerçekten meşru bir ihtiyacı karşılamak ve ödemek niyeti ile alınan borçla ilgilidir. Buna göre, insanı yalancı durumuna düşürecek borçlanmalardan sakınmak ve böyle bir borçlanmadan Allah'a sığınmak lâzımdır. (Riyâzü’s-Sâlihîn, İmâm Nevevî, “Peygamberimizden Hayat Ölçüleri”
    h. No: 1426; Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 3/387-389)


    Sorularla İslamiyet








    Peygamberimiz (s.a.v)namazda dört şeyden Allah'a sığınmamızı emrettiği şeyler nedir? Mumine Forum

  2. 2
    Özel Üye
    Üyelik tarihi
    27 Nisan 2014
    Mesajlar
    3.618
    Reklam




    Peygamber efendimiz dört şeyden dolayı Allah'a sığınmamızı istemiştir. Bunlar kabir azabı, cehennem azabı, deccalin fitnesi ve hayatın ve ölümün fitnesidir.



mesih-i deccal fitnesinden sakınma duası,  hz. peygam.allaha sigindigi hadis