Soru ve Cevaplarla İslam ve Namaz Soruları Forumundan kaza namazları Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    kaza namazları

    Reklam




    esselamüaleyküm,arkadaşlar benim uzun zamandır sizlere sorup bilgi almam gereken bir sorum olacak.kaza namazlarımızı sünnet yerine kılabilirmiyiz.bazı yerlerde sünnet kılarken kazayada niyet edilirse her ikisinide yerine getirmiş olursun deniyor.yada bu konuda mezhep taklidimi yapılmalı yapılırsa ne olur.malum sünnet ,kaza,ve nafileler özellikle teecühveevvabini alışkanlık haline getirmek isteyine hepsi zor oluyo vakit kalmıyoki,,örneğin ev işi çocuklar,ve diğer yapmak istediğimiz ibadetler. vs.benim gibi bu soruya cevap arayan bir çok arkadaşın sıkıntısı.anlaşılır bir şekilde aydınlatırsanız sevinirim.allah hepinizden razı olsun.allaha emanet olun.


    Paylaş
    kaza namazları Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Bilgi edinmek için yazıları okuyunuz.İnşAllah sorularınıza cevap bulursunuz.Kafanıza takılan yerleri tekrar sorabilirsiniz.Selametle kalın inşAllah...

    Kazaya kalmış namazlar sünnet namazlarına niyet edilerek kılınsa hem sünnet terk edilmemiş olur hemde kaza namazları kılınmış olur doğru mu?

    Hem kaza namazına hem de sünnet namazına birlikte niyet ederek namaz kılınmaz Bu şekilde niyet edilse bile bu namaz kaza namazı yerne geçer Sünnet yerine geçmez


    Meşrû bir mazeretin dışında namazı kazâya bırakan kimse, bir hatâ işlemiş ve günaha girmiş olur Bu uitibarla kazâya kalan namazın, en kısa zamanda kılınması gerekir Çünkü beş vakit namazın edâsı farz olduğu gibi, kazası da farzdır Kazâya kalan namazın kılınmasıyla sadece borç ödenmiş olur Günahın affedilmesi için de ayrıca tevbe istiğfar etmek lâzımdır


    Namaz borcundan bir an evvel kurtulmak için, hakkında Peygamberimizin hadisi bulunmayan nâfile namazların yerine kaza kılmak daha isabetli olur Ancak, Hanefî mezhebine göre, hakkında hadis bulunan nafile namazların yerine kaza kılmak uygun değildir Bu hususta Hanefî fıkıh kitaplarında şu hüküm yer alır:


    “Kazaya kalmış namazları kılmak, nafile namaz kılmaktançok daha ehemmiyetli ve çok daha uygundur Fakat beş vakit namazın sünnetleri, kuşluk, tesbih, tahiyyetü’l-mescid ve evvabin namazı bundan müstesnadır [Yani bu sünnet ve nafileler kaza namazları için terk edilmezler>”1


    Herşeyden evvel, namazlardan önce ve sonra kılınan sünnetler bir yerde farz namazların tamamlayıcısı hükmündedir ve Peygamberimizin (asm) şefaatine vesiledir Bunun için,namazını kazaya bırakan kimse bir yandan namazlarını kaza etmekle borçtan kurtulurken, diğer taraftan da sünnetleri kılarak Peygamberimize olan bağlılığını göstermiş olur


    Mesele Hanefî mezhebine göre böyle iken, diğer üç mezhebe göre, kaza namazı olan bir kimsenin nafile namazları ile meşgul olması, sünnet kılması caiz değil, haramdır

    Mâlikî mezhebine göre, üzerinde kaza namazı bulunan bir kimsein nafile namazı kılması haramdır Ancak beş vakit namazların sünnetleri ile tahiyyetü’l-mescidin kılınabileceğine dair ruhsat vardır Bunların dışında meselâ teravih namazı ile meşgul olunduğu takdirde sevap alınsa da, kaza namazı geriye bırakıldığı için günah işlenmiş olur

    Şâfiî mezhebine göre de, üzerinde kaza namazı borcu olan bir insanın, bu namazları kılıp borcundan kurtuluncaya kadar gerek beş vakit namazların sünnetlerini, gerekse diğer nafileleri kılması mekruhtur Çünkü bir an önce kazaların kılınıp bitirilmesi gerekir

    Hanbelî mezhebine göre ise üzerinde kaza namazı olan bir kimsenin nafile ile meşgul olması haramdır Ancak vitir ile beş vakit namazın sünnetlerini kılması caizdir Fakat, kazaları çoksa bunları da kılmayarak kaza namazlarıyla meşgul olması daha iyidir Yalnız sabah namazının sünneti bundan hariçtir, onu kılmak gerekir2

    Netice olarak; kaza namazları fazla olan Hanefîlerin sünetleri terk ederek kaza namazı kılmalarında bir mes’uliyet olduğu söylenemez Gerek vakit namazlarının, gerekse diğer nafilelerin yerine kaza namazının kılınmasının uygun veya evlâ olmaması demek, “Sünnetyerine kaza kılmak caiz değildir” mânâsına gelmez


    Ancak bununla beraber kaza namazları fazla olmayan kimseler ise her farzdan sonra bir vakit kazâ namazı kılmayı alışkanlık haline getirirlerse güzel bir âdeti devam ettirmiş olurlar Ayrıca Cenab-ı Hakkın mahşer günü eksik gelen farz namazları sünnetlerle tamamlamayacağı hususunda rivayetler bulunduğunu da hatırdan çıkarmamak gerekir


    1 Mevlânâ eş-Şeyh Nızâm el-Fetâvâl-Hindiyye (Bulak: Matbaa-i Emiriyye, 1310), 1:125; İbni Âbidin 1493; el-Mezahibü’l-Erbaa, 1:492; Halebî-i Sağîr, s349

    2 el-Mezahibü’l-Erbaa, 1:492

    Mehmed Paksu İbadet Hayatımız

    Mezheplerde taklit nasıl olur. Keyfi taklid edilmesi caiz mi?

    Kişi tabi olduğu mezhebin görüşlerine göre amel etmesi esastır. Bu bakımdan zaruret olmadıkça kişi kendi mezhebine göre amel etmesi gerekir.
    Bir mezhepten diğerine tamamen geçmek mümkün olduğu gibi, kendi mezhebinde çıkış yolu bulamayan bir kimse o mevzuda diğer mezhebin içtihadına, görüşüne göre amel edebilir. Bu caizdir. Fakat bu taklit keyfi ve nefisten gelen bir arzu ile olmamalıdır. Bir zaruret ve maslahata göre yapılmalıdır.
    Bir meselede kendi mezhebinden başka bir mezhebi taklit eden kimse şu hususlara dikkat etmelidir:
    Birincisi: Bir ibadet veya muamele başka bir hak mezhebe göre taklit edilecekse, o ibadet veya muamelenin daha önce yapılmamış olması gerekir. Meselâ, Şâfiî mezhebine mensup olan bir kimse, namaza başlamadan önce hanımına eliyle dokunduğunu namazı kıldıktan sonra hatırlasa; sonra da, “Nasıl olsa abdestim Hanefi mezhebine göre tamamdır” deyip o meselede Hanefiye tabi olsa, namazı sahih olmaz.
    İkincisi: Taklit eden kimse, her mezhepten kolayına geleni seçip ona göre amel etme gibi bir yola girmemelidir. Böyle bir hareket, farklı mezheplere göre birbirine zıt meseleleri birarada yapma sayılır ki, buna “telfik” denir. Telfik ise caiz değildir. Meselâ, abdestini Hanefi mezhebine göre alan kimsenin, niyet etmese de abdesti tamamdır. Çünkü bu mezhebe göre niyet abdestin farzlarından değildir. Fakat bu kişinin aynı mezhebe göre başının dörtte birini meshetmesi lâzım gelirken, bu hususta Şâfiî mezhebine uyarak başının dörtte birinden azını meshederse, bu abdest tamamlanmış sayılmaz. Böyle bir davranış “telfik” sayılacağından caiz değildir. (1)
    Bununla beraber, her mezhebin azimete taalluk eden cihetlerini taklit etmek bir takva işidir. Meselâ, Hanefi mezhebine mensup bir insanın eli hanımına dokunacak olsa abdesti bozulmaz; fakat Şâfiîye göre bozulur. Bu insanın böyle bir meselede Şâfiî mezhebini taklit ederekabdestini tazelemesi bir azimettir, bir takva işidir. Yine Şâfiî mezhebine mensup olan bir insanın vücudunun herhangi bir yerinden kan çıktığında abdestini tazelemesi de, aynı şekilde azimete girer.
    Yine, Hanefi mezhebinde olmayıp diğer mezheplerde olan ve ibadetlerin başlarında ve sonlarında yapılması sünnet dua ve benzeri nafile ibadetlerde o mezhebin görüşünü taklit etmek bir azimettir, sevaplıdır ve güzel bir harekettir.
    1. İbni Âbidîn, Reddü’l-Muhtar. (Beyrut: İhyâü’t-Türâsi’l-Arabî) 1:51; es-Seyyid Ebî Bekir. İânetü’t-Tâlibîn. (Beyrut: İhyâü’t-Türarâsi’l-Arabî) 4:219. (Mehmed Paksu İbadet Hayatımız)

    Sorularla İslamiyet Editör




malikiye göre kaza namazı,  hanefi mezhebinde kaza namazi