Müslüman Hanımlar ve Müslüman Kadının Şahsiyeti Forumundan Kadının Kocasına İtâatı (Secde Hadisi) Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Kadının Kocasına İtâatı (Secde Hadisi)

    Reklam




    Kadının Kocasına İtâatı (Secde Hadisi)

    Secde hadisine uydurma demek mümkün değildir; hem muteber kaynaklarda rivayet edilmiştir hem de metninde bir sakatlık yoktur. Irak taraflarına gidip gelen bir sahâbî orada insanların, saygı göstermek için üst yöneticilere secde ettiklerini görmüş, Hz. Peygamber'in (s.a.) buna onlardan daha layık olduğunu düşünmüş, dönünce bu düşüncesini Peygamberimize açmıştı, şöyle buyurdular:
    - Ben vefat ettikten sonra kabrimin yanından geçsen ona secde eder misin?
    - Hayır.
    - Öyleyse (yaşarken de ölümlü olduğu bilinen insanlara) secde etmeyin. Eğer bir kimseye secde edilmesini emredecek olsaydım, Allah, kadınlara karşı erkeğe bir hak verdiği için ona secde etmelerini emrederdim. (Ebû Dâvûd, Nikah, 40; Şerhi Avnu'l-Ma'bûd, 6/177; Tirmizî, Radâ', 10)
    Metinden de anlaşılacağı üzere hadisin asıl konusu Allah'tan başkasına (fani, yaratılmış varlıklara) secde edilemeyeceği ile ilgilidir. Bu münasebetle Peygamberimiz, kadınların üzerlerindeki koca hakkının da önemine vurgu yapmıştır. Başka âyet ve hadislerde de kocanın üzerindeki kadın hakkı anlatılmıştır.
    Erkeklerin hakkı, bir derecelik üstünlüğü "aile reisliği" ile ilgilidir. Koca hem ailenin geçimini sağladığı, hem de aileyi temsil, koruma ve yönetme bakımından daha uygun bulunduğu için ailenin reisi olması uygun görülmüştür.
    İslam insanın dünya ve ahirette mutluluğunu sağlamak üzere gelmiş ilâhî bir dindir. İnsanın varlığı, yaratılış gayesinin gerçekleşmesi ancak bir topluluk içinde olabileceği için dinin hükümleri arasında "topluluğun düzeni" ile ilgili talimat ve tavsiyeler de bulunmuştur. En küçük fakat en önemli topluluk birimi ailedir; o da küçük bir topluluk olduğu için düzen gerektirmiş, bu sebeple aile fertlerinin birbirlerine karşı konumları, hak ve sorumlulukları belirlenmiştir. Peygamberimiz'in (s.a.) çocuklarla ana baba, karı ile koca, fert ile onun hısım ve akrabası arasındaki bağ, karşılıklı haklar ve sorumluluklar üzerine söylediklerini bu çerçeve içinde anlamak gerekirken bazı erkekler, geçmişte ve günümüzde "kadının kocasına itâatı"konusundaki hadisleri çerçevesinden saptırmışlar, karılarına zulmetmek, onları esirler, hatta köleler haline getirmek için kullanmışlar; yemek tuzlu oldu diye, kadın yatağa veya çalışmak üzere tarlaya gelmedi diye... onu azarlamış, hatta dövmüşler, bu selahiyeti de İslamdan aldıklarını söylemişlerdir.
    Evet Hz. Peygamber'in (s.a.) hadisleri arasında "Kulun kula secde etmesi caiz olsaydı kadınların kocalarına secde etmelerini emrederdim", "Bir koca karsını yatağına çağırır da -karısı gelmezse- sabaha kadar ona melekler lanet eder", "kadın evinize, istemediğiniz bir kimseyi sokarsa onu yola getirmek üzere -başka çare kalmadığında- hafifçe dövebilirsiniz" mealindeki hadisler gibi uyarıları, teşvik ve irşatları vardır. Ama Kur'an'da ve Sünnette "eşlerimize karşı makul ve meşru davranmamız", "onlara evlilik bağı içinde maddi veya manevi zarar vermekten uzak durmamız", "ya iyilikle, güzellikle evli kalmamız yahut da yine iyilik ve güzellikle ayrılmamız" emredilmiştir. Velileri tarafından sevmedikleri, istemedikleri kimselerle evlendirilmiş kızlar ve kadınların nikahlarını Peygamberimiz iptal etmiştir. Kendi kızı Hz. Fâtıma, kocası Ali'nin ikinci evliliğine razı olmamış, O da (s.a.) kızının tarafını tutmuş, damadına "ya Fâtıma'yı boşamasını yahut da ikinci evlilikten vazgeçmesini" söylemiştir. Zaman zaman Hz. Fâtıma ile kocası tartışmışlar, küsüşmüşlerdir; bu durumda Sevgili Babası kızına "sana melekler lanet eder, hemen barış, dediğini yap" buyurmamış, Hz. Ali karsını dövmeye kalkışmamış, Peygamberimiz (s.a.) aralarına girerek onlar barıştırmış, normal evlilik hayatına dönmelerini sağlamıştır. Bizzat kendi eşleri dini emir konusu olmayan bazı hususlarda ona itiraz etmişler, ondan yapmak istemediği bazı şeyleri istemişler, bir müddet küs kalmışlar, sonra konuşarak anlaşmış, barışmış ve mutlu hayata dönmüşlerdir. Hz. Peygamber (s.a.) çok yaygın bulunan "kadın dövme olayını" yasaklamış, birden gelen bu kesin yasaklama alışılan düzeni bozduğu için bilahare "evlilik hukukuna riayet etmeyen kadına karşı son çare olarak ve hafif olmak şartıyla" izin vermiştir; ancak kendisi ömrü boyunca eşlerine bir fiske vurmamış, "Karılarını dövenler hayırlılarınız değildir", "Akşam bir yatağı paylaşacağınız eşlerinizi nasıl hayvanlar gibi dövebiliyorsunuz" buyurmuştur.
    Aile hayatının düzgün yürümesi, kocanın otoritesini kötüye kullanmaması kadar kadının da kadınlığını istismar etmemesi için yapılmış tavsiyeleri tek taraflı olarak ve bağlamlarından kopararak alan ve karşı tarafa zulmeden, baskı yapan kimseler, Allah ve Rasulü'nün murat ve maksatlarının dışına çıktıklarını bilmelidirler. Ve bilmelidirler ki, hiçbir beşere (bunun içinde koca, ana, baba ve devleti yönetenler de vardır) itaat mutlak değildir. Hiçbir kimseye haksız olan, meşru olmayan emir ve isteklerinde itaat edilmez. Eğer bir kadın kocasına kırılmışsa, onun gül yaprağından nazik gönlü örselenmiş, kalbi incinmişse kocanın yapacağı şey " Hemen dediğimi yap, ben reisim, bana itaat edeceksin, etmezsen sana melekler lanet ederler..." demek yerine "En iyileriniz kadınlarına en iyi davrananlarınızdır" hadisine uyarak onun gönlünü almak, meseleyi açık yüreklilikle ve sevgiyle çözmektir.
    Allah Sevgisine ulaşmanın yolu O'nun Örnek olarak gönderdiği Kâmil İnsan'a uymak, onu hayatta rehber edinmek, izinden asla sapmamaktır. O'nun söylediklerinin bir kısmını alıp bir kısmını almamak yerine, sözlerini bir bütün halinde ve maksadına da dikkat ederek alıp uygulamaktır. Eğer bu yapılır, bu yol ve usul takip edilirse müslümanlar ölmeden, cennete gitmeden de -dünyada olabilecek ölçüde- mutlu olur, mutlu yaşarlar.


    HAYRETTİN KARAMAN


    Paylaş
    Kadının Kocasına İtâatı (Secde Hadisi) Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Aile hayatının düzgün yürümesi, kocanın otoritesini kötüye kullanmaması kadar kadının da kadınlığını istismar etmemesi için yapılmış tavsiyeleri tek taraflı olarak ve bağlamlarından kopararak alan ve karşı tarafa zulmeden, baskı yapan kimseler, Allah ve Rasulü'nün murat ve maksatlarının dışına çıktıklarını bilmelidirler.
    hocam cok güzel dile getirmis



  3. 3
    RABBIM razı olsun değerli hocanın görüşlerini bende çok benimsiyorum ...



  4. 4
    Allah Razı Olsun



  5. 5
    Aile hayatının düzgün yürümesi, kocanın otoritesini kötüye kullanmaması kadar kadının da kadınlığını istismar etmemesi için yapılmış tavsiyeleri tek taraflı olarak ve bağlamlarından kopararak alan ve karşı tarafa zulmeden, baskı yapan kimseler, Allah ve Rasulü'nün murat ve maksatlarının dışına çıktıklarını bilmelidirler. Ve bilmelidirler ki, hiçbir beşere (bunun içinde koca, ana, baba ve devleti yönetenler de vardır) itaat mutlak değildir. Hiçbir kimseye haksız olan, meşru olmayan emir ve isteklerinde itaat edilmez. Eğer bir kadın kocasına kırılmışsa, onun gül yaprağından nazik gönlü örselenmiş, kalbi incinmişse kocanın yapacağı şey " Hemen dediğimi yap, ben reisim, bana itaat edeceksin, etmezsen sana melekler lanet ederler..." demek yerine "En iyileriniz kadınlarına en iyi davrananlarınızdır" hadisine uyarak onun gönlünü almak, meseleyi açık yüreklilikle ve sevgiyle çözmektir.
    Allah Sevgisine ulaşmanın yolu O'nun Örnek olarak gönderdiği Kâmil İnsan'a uymak, onu hayatta rehber edinmek, izinden asla sapmamaktır. O'nun söylediklerinin bir kısmını alıp bir kısmını almamak yerine, sözlerini bir bütün halinde ve maksadına da dikkat ederek alıp uygulamaktır. Eğer bu yapılır, bu yol ve usul takip edilirse müslümanlar ölmeden, cennete gitmeden de -dünyada olabilecek ölçüde- mutlu olur, mutlu yaşarlar.


    Allah Razi Olsun Saygideger Kardesim . Rabbim Hayrettin Karaman Hocamiza Saglikli Sihhatli uzun Ömür Nasip etsin insaAllah ve onun ilminden faydanlanalim ...



  6. 6
    Alıntı Tanrıtanımaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ne kadar iğrenç.
    provoke amaçlı üyeliğiniz ne kadar aşikar.. kendi vicdan sesinizi burada bağırarak susturamazsınız.



  7. 7
    o zaman hakkını helal et.

    estağfirullah, niye silinesin? hatalı olan benim



  8. 8
    yok yok... ben önyargılı davrandım. mümin olana yakışmaz bu.

    sen akıllı bir insan gibi davranıyorsun. aklı olmayan körü körüne inanır, bağlanır. Ama Allah akıl vermiş ki araştırsın insan. İşin sırrı da bu değil mi, yoksa niye görünmez olsun, niye dünyaya koysun?

    hepimiz cennette mutlu mesut yaşar yaradanı her fırsatta görürdük.
    imtihan sırrı diye bir şey de olmazdı.

    ne mutlu sana ki adetten diye, gelenek diye, herkes öyle diye inanmamışsın.



  9. 9
    gerçekten 14 yaşında olduğuna inanmak güç... 14lük kızlarımız ergenlik dertleriyle ayna başında saç tararken sen yaradılış üzerine, yaradan üzerine düşünmeye başlamışsın maşallah



  10. 10
    en çok hangi mesele karıştırdı kafanı?



  11. 11

    Cevap: Kadının Kocasına İtâatı (Secde Hadisi)

    Alıntı Tanrıtanımaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    teşekkürler. ergenlik işte, insanın kafası karışıyor. 13 yaşında iken körü körüne bağlıydım. aklımı çelmeyi başardılar daha sonra.ama biraz aşırıya gitmişler,artık inanmam çok güç gibi gözüküyor.
    peki ateizm sence neden daha akla yatkın?

    (parantez açayım, halk arasında avamın şeytanı birse imamın beş olur demişler. sen bu kadar sıkı bağlı olduğun için Rabbim sınamış olmasın) hani öğretmen olsan, bir öğrenci görsen en ön sırada... önünde dizi dizi ders notları, parmağı havadan inmiyor. ille "ben çok çalışıyorum" diyor. en zor soruyu ona sormaz mısın? soruyu bilse bin kat daha sevmez misin? parantezi kapatalım)


    Muminem Cevap: Kadının Kocasına İtâatı (Secde Hadisi)

  12. 12
    Alıntı Tanrıtanımaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    islamda kadın konusu. onun için buraya üye oldum. kuran ayetlerine baktığım zaman kadınların aşağılanmış olduğunu düşünüyorum.
    sence islam dini kadınlara değer vermiyor mu?



  13. 13
    Alıntı Tanrıtanımaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    parantez içinde söyledikleriniz çok hoşuma gitti. çünkü gerçekten herkesi imrendiği bir imanım vardı ve kimse benden bu tür hareketler beklemiyordu. ben aslında ateist değilim. fakat kurana inanmak bana mantıklı gelmiyor. ne olduğumu henüz ben de kestiremiyorum.
    14 yaşına kadar imanından emindin, yaşayışın İslam dinine uygundu.

    çünkü 14 yaşına kadar belki henüz masumdun. ya da dış dünya sana bu kadar cazip gelmiyordu. ne zaman ki seçici algıların "aaa benim kafamdakinden başka bir dünya varmış ya Hu" dedi, sen de arayışa girdin. o kadar doğal ki... olması gereken olmuş. sen artık çocuk dünyasından çıkmış düşünen, araştıran büyüklerinkine girmişsin. bilmez misin 1 saatlik tefekkür bin yıllık fiziki ibadete bedeldir?



  14. 14
    Alıntı Tanrıtanımaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bence hiç değer vermiyor, islam gelmeden önce kadının bir değeri yokmuş. islam o devire göre tabi ki kadınlara baya hak ve değer vermiş ama bence hala yetersiz. ben feminist biri değilim ama bana göre verdiği değer yeterli değil.
    somut örnekleştirelim mi?

    sence değersizleştiren mesele nedir?

    örtü mü, çok eşlilik mi, bunun gibi somut bir örnek versen?



koca karısına hakkını helal etmezse,  kadın kocasına hakkını helal etmezse,  kadının kocasına karşı görevleri hadisler,  kadın kocasına hakkını helal etmezse ne olur,  koca hakkını helal etmezse,  erkek kadına hakkını helal etmezse,  karısı kocası hakkını helal etmezse