Müslüman Hanımlar ve Müslüman Kadının Şahsiyeti Forumundan Toplumun Cevheri Hanimlara!5 Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Toplumun Cevheri Hanimlara!5

    Reklam




    Meşrû Elbisenin Özellikleri
    Geriye Şer’î, gizleyici ve edepli elbisenin özelliklerini tekrar hatırlamak kalmıştır. Üzerinde tekrar duracağımız bu özellikler şunlardır:
    • Yüz ve eller dahil olmak üzere bütün bedeni örtmelidir.
    Tercih edilmesi gereken sağlam görüş budur. Kadının bütün cazibe ve güzelliği yüzünde toplanmıştır. Dolayısıyla yüzün açık bırakılması büyük bir fitnedir. Yüzlerini açıkta bırakan kadınlar kendi hayâ ve iffet duyanlarını körelttikleri gibi, kalbleri şehvet hastalığına tutulmuş erkeklerin hastalıklı bakışlarına da hedef olurlar. İffet ve haya sahibi kızlar güzelliklerinin merkezi konumun-da olan yüzlerini kendi eşlerinden başka kimseler için asla teşhir etmezler.
    • Vücut hatlarını belli etmemesi ve şeffaf olmaması.
    Şeffaf elbise yeterli değildir. Çünkü setr-i avret kuralı, yerine getirilmiş olmaz. Halbuki vacip olan derinin rengini gizleyecek bir şeyle örtünmektir.
    Elbise ince olur da beyazlığı veya kırmızılığı bilinecek şekilde altından derinin rengini belli ederse, namaz caiz olmaz. (Dışarı çıkmalarda da öncelikle ve önemle durum aynıdır.) Çünkü örtünme yerine gelmemiştir.
    Bir hadisinde Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
    “Cehennemliklerden olup da görmediğim iki sınıf insan vardır.(Biri) yanlarındaki sığır kuyruğu gibi kamçılar-la insanları döven topluluk, (diğeri de) giyinmiş çıplak, (kötülüğe) meylettiren ve meyleden; başları Horasan devele-rinin eğri hörgüçleri gibi olan kadınlardır. Bu kadınlar cennete giremeyecek,kokusunu da duyamayacaktır. Halbuki onun kokusu şu... şu... kadar mesafeden duyulur.”
    Bu hadiste giyinmiş çıplaktan kastedilen, vücudunun rengini gösterecek derecede ince elbise giyen veya vücudunun bir kısmını örtüp bir kısmını açık bırakan (dekolte giyinen) kadınlardır.
    Tamamen soyunan ile bedeninin bir yerlerini açıkta bırakacak veya altını gösterecek biçimde giyinenler arasında ne fark vardır?
    Asla bir fark yoktur!Üstelik giyinmiş çıplağın giyiminde çok daha fazla fitne vardır. Ondan ve sizlerden yalnızca zulmedenlere isâbet etmeyecek olan fitneden Allah’a sığınırız.
    Bedenin rengini belli eden elbiseyi giymek câiz olmadığı gibi, aynı şekilde vücudun özelliklerini (şeklini, hacmini) belirten elbise giymek de kâfi değildir. Üsâme b. Zeyd’in şöyle dediği rivayet edilmektedir:
    “Resûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- Dıhyetü’l-Kelbi’nin kendisine hediye ettiği kalın bir keten elbiseyi bana giydirdi. Ben de onu hanımıma verdim. Bunun üzerine O: Hanımına söyle, altına birşeyler giyinsin; zira kemiklerinin yapısını belli etmesinden çekiniyorum” buyurdu.
    • Gösteriş için giyilen şöhret elbisesi olmamalı.
    Aynı şekilde, İbn-i Ömer'in hadisinde geçtiği üzere kılık kıyafette, gösteriş için giyilen bir elbise olmaması da şarttır.Bu hadiste Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
    “Dünyada gösteriş için (şöhret) elbise giyene, Allah kıyâmet gününde alçaklık elbisesi giydirir.”
    Bu tür elbise gösteriş için bazen, elbisenin kıymetli ve pahalı oluşu şeklinde kendini gösterir ki, bu Allah’ın nehyettiği bir azgınlıktır:
    “Şüphesiz saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir.”
    Bazen da pılı pırtı olur; zühd ve dünyadan el-etek çekmekle tanınıp böylece parmakla gösterilen biri olmak için insanların hor ve hakir göreceği şekilde giyinir. Hadis her iki durumu da içine almaktadır.
    Bu sebeple, giyimde orta yolu tutmak müstehaptır. Ne ihtiyacı, ne de şer’î bir maksadı olmaksızın, daha güzelini giyebileceği halde horlanacağı bir kıyâfetle yetinmemelidir. Muaz b. Enes hadisi de buna delâlet etmektedir.
    Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
    “Gücü yettiği halde, Allah’a olan tevazusundan dolayı iyi giyinmeyi terkedeni, Allah kıyâmet gününde mahlukatın önlerinde çağırır ve dilediğini giymesi hususunda onu muhayyer bırakır.”
    • Üzerine koku sürülmüş olmamalı:
    İslâm toplumundaki bütün kötülük sebeplerinin önüne geçmek için kadının elbisesinde koku bulunması câiz değildir.
    Allah Teâlâ’nın:
    “Mescidlere her gelişinizde ziynetlerinizi takının” buyruğuyla, kullarına süslerini takınmalarını emrettiği yerler olan câmilere gelmek isteyen bir kadın, İbn-i Mesûd’un hanımı tarafından rivâyet edilen bir hadisle koku sürün-mekten nehyedilmiştir.
    O hanım şöyle demektedir:
    “Rasûlulullah-sallallahu aleyhi ve sellem- biz; 'Sizden biri mescidde bulunacak olursa, koku sürünmesin” demiştir.
    Ebû Hureyre’den rivâyet edilen bir hadiste de Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır.
    “Allah’ın câriyelerini (hanım kullarını) O’nun mescid-lerinden alıkoymayınız.Fakat onlar da kokulanmadan gitsinler.”
    Burada, eğer mescide koku sinecek olursa, Allah’ın, o kadının namazını kabul etmeyeceği; hatta evine dönüp boy abdesti aldığı gibi yıkanması gerektiği şeklinde bir ilâve de bulunmaktadır.
    Ebû Hureyre şöyle demiştir:
    "Üzerinde koku bulunan ve arkasından, elbisesinin toz kaldırdığı bir kadınla karşılaştım. Ona;
    “Ey Cebbâr’ın câriyesi, mescidden mi geliyorsun? dedim.
    “Evet” dedi.
    “Onun için mi kokulandın?” diye sorunca, kadın yine,
    “evet” dedi.
    Ebû Hureyre şöyle devam etmektedir:
    "Ben, dostum Ebu’l-Kâsım’ı şöyle buyururken işittim.:
    'Bu mescid için koku sürünen kadının namazı, evine dönüp cenâbetten temizlendiği gibi yıkanmadıkça kabul olunmaz.”
    Kokulanmada bir heyecan uyandırma ve tahrik söz konusu olduğundan, kadının mescit için bile koku sürün-mesi yasaklanınca, sokaklarda dolaşmak ve gezmelere gitmek için kokular kullanan kadının hali nice olur!...
    • Kafir kadınların elbiselerine benzememeli.
    Müslüman kadının kendine has bir şahsiyeti vardır: Davranışlarında kâfir kadınları taklit edemez.En yüce örnek yalnız biz olduğumuza göre, neden onları taklit edelim ki? Biz hak yoldayız, onlarsa bâtıl. Bizim, taklit etmemiz değil, taklit edilmemiz gerekir. Çünkü Allah’ın İslâm ile aziz kıldıkları biziz.Peygamberimiz bizlere şunu açıklamıştır:
    “Kim bir millete benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.”
    Zira onları taklit etmede, onların konumlarının üstünlüğünü, yüceliklerini ve en güzel örneği benimsemiş oldukları konusunda açık bir itiraf söz konusudur.
    Bu durum bizlerin, kâfir ve fâcir kadınların potaların-da erimesine yol açmaktadır. Buradan da akıllarımızın ve kalplerimizin köleleştirilmesine; inançlarına varıncaya kadar onları taklit etme sevdasına götürmektedir.
    Malik b. Nebi, elbisenin insan psikolojisi üzerindeki tesirlerini şöyle açıklamaktadır:
    “Kılık-kıyâfet, sadece toplumdaki ahlâkî dengeleri yerleştiren maddi unsurlardan biri değildir. Aksine, onun kendine has bir ruhu vardır. 'Elbise papaz yapmaz' derlerdi; ben bu konuda aksini düşünüyorum. Papazın yetişmesinde elbisenin de, bir dereceye kadar payı vardır. Çünkü elbise, sahibinin ruhuna nüfûz eder. Spor giyinen bir kimsenin, zayıf bir bünyesi de olsa, bedenine geçen sportif bir ruh hissettiği; yaşlı kıyâfeti giyindiğinde ise kendisi genç ve kuvvetli olsa bile, yürüyüşünde ve tavırlarında bunun etkisinin ortaya çıktığı gözlemlenen hususlardandır.”
    Ancak kullarının maslahatı bulunan benzeme şekillerinin zararlı olmadığına işâret etmemiz gerekir.
    Şöyle ki:
    Elbiselerimiz, İslâmî giyecek özelliklerini kazandırmak şartıyla onların ürettiklerinden, ya da kumaşlar onların metod ve makinalarından elde edilmektedir. Bunların hepsi nimet ve rahatlık kaynağıdır ve bunda da maslahat vardır. Ancak kafirlerin bunlar dışındaki, ahmaklıklarını ise arkamıza atarız; onlara iltifat etmekten berîyiz.
    • Erkek elbisesine benzememeli.
    Erkek elbisesi, kadın elbisesine benzemeyen belli bir kıyâfettir. Kadın ve erkeğin, birbirlerine ait olan elbiseleri giymeleri câiz değildir. Çünkü erkeklere benzeyen kadın, onların huylarını kazanır.Hatta onda da güzelliklerini gösterme, tesettürünü terketme ve bazılarında, erkeklerin açtığı gibi bedenlerini açmaya götürecek kadar erkekler-le beraber olmaya yol açar. Erkeklerin kadınlardan üstün olduğu gibi, o da erkeklerden üstün olmaya kalkar; kadınların meşru utanma ve arlanma duygusuna sığmayan işler yapar.
    Enes-Allah ondan râzı olsun- şöyle demiştir:
    “Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-, kadınlara benzemeye çalışan erkeklerle, erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lânet etmiştir.”
    Bir rivayette de şöyle denilmektedir:
    “Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- kadınlaşan erkeklerle, erkekleşen kadınlara lanet etmiş ve: 'Onları evlerinizden uzaklaştırın” buyurmuştur.
    Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- falanı, Ömer de filânı sürmüştür.
    • Üzerinde, canlı veya çarmıh (haç) motifleri bulunan desenler olmamalı.
    Elbisenin şartlarından birisi de, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bir hadisindeŞ
    “Melekler, köpek ve resim bulunan eve girmezler” buyurduğu için, üzerinde canlı resmi veya haç gibi şekillerin bulunmamasıdır.
    Hz. Aişe’den şu rivâyet nakledilmektedir:
    “Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bir seferden dönmüştü. Ben de kapımı, üzerinde kanatlı at resimleri bulunan saçaklı bir perdeyle örtmüştüm. Bana onu çıkarmamı emretti; ben de çıkardım.”
    Nevevî şöyle demiştir:
    "Bizim ashabımız (Şâfiî âlimler) ve diğer bazı âlimler, canlı resimleri çizmenin kesinlikle haram olduğunu söyle-mişlerdir. Bu, büyük günahlardandır. Çünkü, ister elbisede, ister örtüde-yaygıda, isterse de dirhem veya dinarda bulun-sun hadislerde zikredilen, şiddetli tehdide konu olmuştur. Bunlardan elbise ya da sarık yapmak haramdır. Sahâbe ve Tâbiinden çoğu âlimin görüşü budur."
    Sonuç olarak, müslüman kadının elbisesi işte budur: Bütün fesat noktalarından arınmış ve tamamen İslâm’a yönelik; kadının vücudunu örten, vücut hatlarını belli etmeyen ve altını göstermeyen (şeffaf olmayan), erkeklerin ya da kafir kadınların elbiselerine benzemeyen, koku sürülmemiş ve üzerinde canlı resimleri, yahut haç şekilleri bulunmayan bir kıyâfettir.DahÂası, müslüman kadın dışarı çıkarken haya ve vakarı da unutmayacak ve Allah Teâlânın:
    “Gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını da yere vurmasınlar”
    âyeti gereğiö dikkatleri üzerine çekmeyecektir.
    Bütün bunlara, bilezikli kollarını oynatmaları, kırıtarak yürümeleri ve kadında, kötülüklere karşı en ufak bir meylin bulunduğunu hissettiren davaranışlar da eklenebilir. Ne kadar acıdır ki, günümüz kadınlarının yaptıkları karşısında insanın yüreği yanıyor.
    Fakat sen, ey mü’mine bacım!
    Şeref duyacağın ve alay edenlerin kınamasından çekinmeyeceğin bir kıyâfetle dışarı çıkman, Allah’ın bereketi ve O’nun rızası içindir. Sana ve senin gibilere, âdil olan Allah’ın va'di yeter:
    “Şüphesiz ki günahkârlar, dünyada îmân edenlere gülerlerdi. Onlarla karşılaştıklarında, kaş göz işâretleriyle alay ederlerdi.Ailelerine döndüklerinde de keyifle dönerler-di.Mü’minleri gördüklerinde, şüphesiz ki bunlar sapıtmış, derlerdi.Halbuki onlar, mü’minleri denetleyici olarak gönderilmediler.İşte o günde (kıyâmet gününde) îmân edenler kâfirlere gülerler, koltukları üzerinden etrafa bakarlar.Kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?” (Mutaffifîn, 83/29-36)
    Bu kitapçık, dâvetçi müslüman hanımlara, yalnızca Allah'a ve ancak Allah için mahlûka itaat eden, İslâm mücâdelesi veren bacılarımıza, ümmetin umudu; öğrenci ve öğretmen bütün hanımlara, bütün genç kızlara, sâliha eşlere, küçük kızlara, gözümüzün nûru annelerimize, bunların üzerine titreyen, onlara düşkün olan ve âhiret saâdetini dünyaya tercih eden diğer erkek kardeşlerimize ithaf olunur...



    Paylaş
    Toplumun Cevheri Hanimlara!5 Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Müslüman kadın giyimi kuşamı ve süs ile kendisine dikkat etmelidir. hatlarını belli etmeyecek, İçini göstermeyecek incelikte olmayacak, takılarını gösteriş yapacak şekilde takmayacaktır. Müslüman kadın dışarı çıktığı zaman örtüsüne ve giyimine dikkat etmelidir.