Müslüman Hanımlar ve Müslüman Kadının Şahsiyeti Forumundan Toplumun Cevheri Hanimlara!4 Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Toplumun Cevheri Hanimlara!4

    Reklam




    Açıklık Bir Yıkım Çağrısıdır
    Önce hep beraber bu şeytani rezalet çağrısını facir Freud’un dilinden bir hatırlayalım:
    “Ahlakî üstünlüklerin hepsi yalan,düzmece ve aldat-macadır. Gerçekte insan hayvanlar gibi karşı konulamayan ve mani olunamayan cinsi bir güce sahiptir. Bu gücün önüne ahlâk, din, örf ve gelenek gibi engeller koymak, onu terbiye edip güzelleştirmez, sadece dizginler.” İşte bu fikri savunan Freud hakkında siyonist düşünürler şöyle demektedir: “Freud bizden birisidir. Bu yüzden var gücümüzle onun öğretilerini yaymamız gerekir. İnsanın ayıp yerlerini gün ışığına çıkarmamız lazımdır ki, onun açılmasından hiç kimse utanmasın...”
    Bundan dolayı Freud’un takipçileri ve talebeleri, papağanlar gibi onun çirkin sözlerini tekrarlayarak örtüye olan düşmanlıkları nedeniyle “Örtünme, cinsî arzu ve şehvetleri harekete geçiren bir etken olmuştur. Kişi yaratılış olarak kendisine yasaklanan şeylere arzu duyar” demiştir.
    Arzu ve şehvetleri bir tarafa bırakıp aklî bir muhakeme yapalım. Farzedelim bir erkek, birisi yarı açık ve süslü, diğeri vakur ve örtülü iki kızla karşılaştı... Acaba canı kimi çeker ve hangisine yönelir?!
    Biz çoğu zaman birtakım şeyleri severiz. Fakat bu durumda akıl ne yapar? O, makul yollardan onu elde etmeye çalışır. (mesela kadını seven ona ulaşmak için usûlüne uygun yollar dener).
    Bir an yukarıdaki mukayesede erkeğin örtülü kıza arzu duyduğunu kabul edelim. Bu durumda bile kızın örtüsü erkeğe, elde etmeye çalıştığı şahsa ancak meşru yollardan ulaşabileceğini hissettirmektedir.Buna göre kadının örtünmesinde topluma ve kadına nasıl bir zarar olabilir?
    Fakat işin doğrusu, onların maddi menfaatlerine karşı olan sevgileri, hisleri ve duyguları akıllarını çelmiştir. Onların örtüyü istememeleri veya reddetmeleri başka sebepten değil, ancak iman ettikleri tuhaf ahlâk anlayışına ters düştüğü ve onlarla arzu duydukları lezzetler arasına bir set çektiği içindir.
    Bu hasta anlayış onları hevâ ve heveslerine ulaşma-da büyük bir ayrılığa götürmüştür.Bu durum karşısında şu ayete sarılmaktan başka çare yoktur:
    “Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzula-rına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme.”
    Muhammed Talât Harb Paşa, "Kadın ve Örtü" adlı eserinde şunları söylemektedir:
    “Örtünün kaldırılması ve kadınla erkeğin karışması (haremlik selamlığın kaldırılması) eskiden beri Avrupa’nın içinde olan ve gerçekleştirmek istediği bir idealdi. Bunu Avrupa’nın İslâm âlemi üzerindeki maksatlarını bilen herkes anlar.”
    Paşa yine aynı eserde; “Sadece Mısır’da değil, bütün doğuda İslam toplumunu yıkmanın önünde kadını değiştirmekten başka bir engel kalmamıştır. Doğuda erkekleri saran fesat (bozulma) işte buradadır” demektedir.
    Örtüyü kaldırıp atma çağrıları bizi, gücümüzün sırrını oluşturan İslâm’dan uzaklaştırmak için hazırlanan bir tuzaktır.Bu sayede toplumun yarısını oluşturan kadının bozulmasıyla toplum da bozulacaktır.Çünkü kadının açılıp saçılması ve nesilleri kötü terbiye etmesi, toplumun diğer yarısının da bozulmasına sebep olur. Bundan dolayı, İslâm düşmanlığı belgeli ve şâibeli kimselerden açıklık çağrıları işitmemiz garip değildir.
    Bazılarının ise açıkça bu işe paralar harcayarak ön ayak olduklarını ve açık propagandalarını görmekteyiz.
    Yapılan bütün bu yardımlar ve propagandalardan sonra,bazı kadınların gericilik olarak isimlendirdikleri şeyler-den kurtulup kendilerince ilericilik zannettikleri hususları istemeleri,toplumun medenîleşmesi ve yükselmesi için onun üzerine titreyen bir tavırla fikirlerini sergilemeleri tuhaf değildir. Halbuki savundukları, İslâm düşmanlarına bağlılık ve Allah’ın Şeriat’ından uzaklaşma fikri, gericiliğin ta kendisidir.Câhiliyye mertebesine düşüş, hatta insanlık-tan çıkış da budur. Kaldı ki beşeri sistemlerin hepsi bile çıplaklığı ve kural tanımazlığı onaylamamaktadır.
    “De ki:size, (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi?(Bunlar); iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir.İşte onlar, Ralblerinin ayetlerini ve O’na kavuş-mayı inkar eden, bu yüzden amelleri boşa giden kimselerdir ki, biz onlar için kıyamet gününde hiçbir ölçü tutmayacağız. İşte, inkar ettikleri, ayetlerimi ve Rasûllerimi alaya aldıkları için onların cezası Cehennem’dir.”
    Bu Konudaki Son Söz
    Bütün bu anlatılanlardan sonra örtünün farziyetini inkâr eden müslüman sayılabilir mi? Rabbiinin emrini işittiği halde şehevî arzularına uyarak O’na itaat etmeyen bir mü’mine hanım bulunabilir mi?
    Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
    “Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Rasûlüne çağrıldıkları zaman, mü’minlerin sözü ancak “işittik ve itaat ettik” demeleridir.”
    İşittik ve itaat ettik diyorlar. Yoksa “aramızda istişare edelim, düşünelim ve topluma soralım” demiyorlar. Onlar ancak boyun eğerek ve kabulenerek “işittik ve itaat” ettik diyorlar. Örtünme âyetini okuduktan sonra, onunla alay eden ve kâfirlerin kanunlarını beğenen, Allah’ın farz kıldığı örtünmeyi eğlenceye alan biri mü’min olur mu?
    Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
    “Münafıklar, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir sûrenin mü’minlere indirilmesinden çekinirler. De ki: Siz alay edin! Allah o çekindiğiniz şeyi ortaya çıkara-caktır.Eğer onlara (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette, “Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk” derler. De ki: Allah ile, O’nun âyetleriyle ve O’nun Peygamberi ile mi alay ediyorsunuz? Boşuna özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kafir oldunuz.” (Tevbe: 9/65-66)
    Bunun benzeri bir âyette Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
    “(Yahudiler) Allah’ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını); (hıristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i (İsa’yı) Rab edindiler.Halbuki onlara ancak tek ilaha kulluk etmeleri emrolundu. O’ndan başka ilâh yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.” (Tevbe: 9/31)
    Bu âyette Allah’tan başkasına itaat eden ve onun sözüyle amel etmeyi yüce Kur’an ve temiz Sünnet’e tercih eden kimseye açık bir azar vardır. Eğer o, Paris ve Holywood’un kanunlarına itaat edip Rabbinin kanunla-rına karşı gelirse, Allah’ı bırakıp o ikisini Rab edinmiş olur.
    Başkasına uymanın bayraklaştırıldığı bir sırada, dini ile amel eden ve kalbi îmânla dolu bulunan hanım kardeşim! Sen hidayette olduğun müddetçe sapıtanlar sana hiçbir zarar veremeyecektir.Örtünmede birçok hayır vardır.Seninle alay edenle sen de alay et.Sana gülene sen de gül. Nice bâtıl, hak ile alay etmiştir. Firavun, Musa Aleyhisselam ile, câhiliye Arapları Muhammed Mustafa -sallallahu aleyhi ve sellem- ile uzun süre alay ettiler. Fakat hakka hiçbir zarar veremediler ve zafer hakkın oldu.
    Örtüne büründüğünde çalışma ve eğitim hakkına engel olmak için sana savaş açan ve dinine buğzeden İslâm düşmanlarının karşısına yüce dağlar gibi dikil.
    Mü’min kadının izzetiyle onlara sihirbazların Firavun’a söylediği şu sözü söyle:
    “Öyle ise yapacağını yap! Sen ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin.”
    Allah’ın istediği gibi, nesilleri gerçeğe ve doğru yola götüren bir işâret taşı ol. Seviyesiz kimselerin “örtünün altında nurun hebâ oluyor, güzelliğin gidiyor” sözlerine aldanma! Hayır, Rabbime yemin olsun ki “bir kimseye Allah nur vermemişse, artık o kimsenin nuru yoktur.”
    Müslümanlığına ve örtüne sahip çık. Onlara yapış ve dört elle sarıl. Senin kötülüğünü isteyene şunu söyle:
    "Hayâ, Allah korkusu ve selefin ahlâkı ikaz ettiği halde hâlâ açıklık mı?
    Kadın ancak bir incidir, inci ise sadece sedef içinde korunur."



    Paylaş
    Toplumun Cevheri Hanimlara!4 Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Son yıllarda kadınların toplum hayatına fazla girmeleri ve bu alanda fazla söz sahibi oldukları gözlenmektedir.Kadınlar toplum içinde kendilerine dikkat etmeli hal ve hareketleri ile örnek olmaları gerekmektedir.