Müslüman Hanımlar ve Müslüman Kadının Şahsiyeti Forumundan Muvahhid Kadının Tevhid Bilinci ve Muvahhid Evlad Eğitimi -5- Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Muvahhid Kadının Tevhid Bilinci ve Muvahhid Evlad Eğitimi -5-

    Reklam




    İyiliği(ma'rufu) emret, münkerden de sakındır, (bu işten dolayı) sana isabet eden (sıkıntılara) da sabret. Şüphe yok ki bu iş, azmedilmesi gereken işlerdendir." (1)

    Sabır, çok geniş kapsamlı bir konudur, içeriğini ne kadar doldursak dabitiremeyiz, ancak anlaşılacak kadarı, aklı selim müminler için yeterlidir.

    Rasulullah s.a.s buyurdular:

    "Kim İslâmda iyi bir çığır açarsa,açtığı çığırın ecri ve kendisinin sevabından sonra, o yolda amel edenlerin ecri(nin bir misli), onların sevabından hiçbir şey eksiltilmeksizin, kendisine verilecektir. Kim İslâm'da kötü bir çığır açar ise açtığı çığırın ağır (günah) yükü ve kendisinden sonra o çığırda iş görenlerin (günah) yükünün (bir misli), onların günah yüklerinden hçbir şey eksiltilmeksizin, onun üzerine (yüklenmiş)olacaktır.(2)

    Çığır açmak, saliha bir eş ile evlenmek, salihlerden olacak çocuklar yetiştirmek her kul için iyi bir çığır açmak olacaktır ve kıyamete kadar hayra sebeb olduğu için iyi çığırın sevabı yazılmaya devam edecektir. Kötü çığır açan, yani salih veya saliha bir eş ile evlilik yapmayan müslümanın amel defterine, eşinin ve yetişen çocuğunun işleyeceği kötülükler de kıyamete kadar yazılacaktır. O yüzdendir ki, eş adayı iyi seçilmeli ve Allah'ın c.c emanet edeceği yavrular en güzel biçimde yetiştirilmelidir..

    "Onlar ki, "Ey Rabbimiz !" derler, "bize zevcelerimizden ve nesillerimizden gözler(imizin) bebeği olacak (salih insanlar) ihsan et, bizi takva sahiblerine rehber kıl" (3)

    Zevcelerimizden ve nesillerimizden gözlerimizin bebeği olacak salih insanlar, bizim açtığımız iyi çığır olarak ahirette karşımıza çıkacaklardır inşALLAH .

    Bu iyi çığırı açmak için yine sabır devreye girecektir.Muvahhid evlad eğitiminde sabır başı çekmektedir ve bu nedenle çok önemlidir...

    Sabır konusuna kaldığımız yerden devam ediyoruz

    Allah c.c'ın eğitim metodunda, ayrılıklar, gözyaşları, nedametler, sabrının denenmesi, sebatının ölçüsü, zindan, işkence veya zaferler ya da şehadet yatmaktadır.

    Cenâb-ı Allah, Hz.Musa'yı (a.s) annesinden, babasından ayırmış, Firavn'nın kapısında yetiştirmiştir, daha sonra önemli şekilde bir öldürme sebebi kılarak Musa'yı o kapıdan çıkarmış, Peygamber ocağına, Şuayb'ın (a.s) kapısına getirerek orada yetiştirmiş, eğitmiş ve Peygamberlik gibi önemli bir göreve hazırlamıştır.

    Hz.Musa'yı Peygamber ocağına getiren, yetiştiren Allah c.c, eğitim metodunda bunun tam tersini de yapmış, Hz.Yusuf'u (a.s) baba ocağından, Peygamber ocağından çıkarmış, Mısır'a getirip yerleştirmiş ve orada terbiye ederek yetiştirmiştir.

    "işte Yusuf'u böylece arz-(ı Mısır)da yerleştirdik." (4)

    Peygamber olmayan fakat Allah'a c.c iman etmiş olan inançlı bir kulunun yanında farklı bir şekilde eğitmiştir. Hz.Yusuf'a iftira atan karısına inanan bir kişi olarak;

    "(Ey kadın) Sen de günahına istiğfar et. Çünkü sen cidden günahkârlardan oldun." (5)

    diyerek inancını ve Allah'a dönmesinin gerekli olduğunu vurgulamıştır.

    Salih kulunu, yine salihlerden olan şahsiyet tarafından eğittiğini görüyoruz.

    Hz.Meryem annemizin eğitilip yetiştirilmesinde de ayrılık, hasret, gözyaşı, sabır ve sebat, önemle dikkatimizi çekmektedir. Allah c.c, babası salihlerden (bir rivayete göre Nebi), annesi ise salihalardan olan Hz.Meryem'i önce babadan yetim, sonra da anneden öksüz bırakarak Mâbed'de (mescit) Hz.Zekeriyya'nın (a.s) himaye ve terbiyesinde büyütmüş, yetiştirmiştir.

    Peygamberlerin ve salihlerin hayatlarında görüldüğü gibi Allah'ın eğitim metodunda ayrılık da vardır, hasret de... Sevdiklerinden uzak düşmek, ayrı yaşamak, tahmin edemediğimiz şekilde yetiştirilmek vardır. Hayrın nereden, nasıl geleceği, hikmetin ne zaman verileceği veya kaybedileceği Allah c.c nezdinde mahfuzdur, çalışmalarımız, sabrımızın karşılığına göre neticelenecektir.

    Allah'ın c.c yetiştirmesinde, terbiye etmesinde, belli görevlere hazırlamasında her türlü zorluk var, acı var, çile var, hatta zindanlar ve iftiraya uğramak ve buna sabretmek de var... Sabrın sonunda mutlaka temize çıkarılmak, arındırılmak, aklanmak da var. Sürgün veya Hicret de var, ancak bütün bunların yanında Allah'ın himayesi, koruması ve rızıklandırması da var.

    Şunu iyice anlamalı ve çocuklarımıza anlatmalıyız : Çocuğumuzu illâ biz yetiştireceğiz ve en güzel şekilde, en rahat ortamlarda... Çocuğumuz en güzel istikbal sahibi olacak. Bunun olmadığını veya olmayacağını, olsa bile Allah'ın dilediği zaman, sabır mücadelesinde kazandığı zaman rahatlığın geleceğini, bu dünyanın imtihan dünyası olduğunu, mutlak sûrette imtihandan geçirileceğimizi, deneneceğimizi, denenmeden rahatlıkların ve akabinde cennetin verilmeyeceğini mutlak sûrette anlamamız ve yavrularımıza da anlatmamız gerekmektedir. Öyle ki bu, Allah'ın sünnetidir.

    "Andolsun sizi,biraz korku, (biraz) açlık, (biraz da) mallardan, canlardan ve mahsüllerden yana eksiltmek ile imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele." (6)

    Bu imtihan, bu yorulmalar, mü'minler için de vardır, kafirler için de;

    "Ey insan! Hakikat, sen Rabbine (kavuşuncaya) kadar durmayıp didineceksin ve nihayet ona ulaşacaksın." (7)


    Bu çalışmalardan, zorluklardan, her iki safta yer alanlar da geçmektedir, oysa ahirette kazananlar sadece mü'minlerdir.

    Çocuklarımız, sevilecek, değer verilecek canlarımızdır. Fakat hem anne babalar hem de çocuklar şunu iyi anlayarak yaşamalıdırlar : 'Sevmek' demek 'çokça öpmek, yedirmek, giydirmek, gezdirmek ve onların her istediklerini yapmak' demek değildir. Gerçek sevgi, ahiret hayatımızla bütünleştireceğimiz Allah c.c ve Rasulü'nün s.a.s sevgisidir. Çocuklarımıza Allah'ı, Peygamber'i ve Kitâbı öğreterek onları yetiştirmek her türlü zorluğa karşı onları sahiplenmektir. "Anne ve babadan uzak veya yetim büyümek, yetimlik değil, Allah c.c ve Rasûlü'nden s.a.s uzak olmak yetimliktir" diyebilmeliyiz.

    Elbette çocuklar bir bitki (nebat) gibidirler, sevgi-ilgi isterler, bitkiyi sularsınız, gübrelersiniz, sabah-akşam ilgilenir toprağını çapalarsınız ve sonunda da güzel bir ürün alırsınız, verdiğiniz emeğin karşılığını bulursunuz. Çocuk da öyledir, sevgi, ilgi, eğitim ister.

    Hz.Zekeriyya'nın (a.s) eğitim ve himayesinde yetiştirilen Hz.Meryem, Kur'an'da, güzel yetiştirilen bir bitki olarak ifade edilmiştir;

    "(Onu) Güzel bir bitki (nebat) gibi yetiştirdik."

    Bu güzelliği illâ anne ve baba hazırlayamayabilir, çocuğunu bire bir kendisi yetiştiremeyebilir, kendisi yetiştiremeyecek ise yetiştirmeye ehil muallimler tarafından yetişmesini sağlayabilir.

    Çocuğundan ayrı kalamama düşüncesi basit bir düşünce olur. Muvahhid anne ve baba, Allah'ın emanet ettiği evlâdını, Allah'a en güzel şekilde tekrar teslim edebilmesi için çalışmak ve bunun için gerekli ortamı hazırlamak durumundadır. Adeta tohum olarak ekilen veya toprağı yarıp filizini dışarı çıkarmış bir bitki gibi kucağımıza teslim edilen yavrularımızı en güzel bakımla büyütmeli, Kur-an'ın bitmez tükenmez ilmiyle sulamalı, nûruyla yıkamalı, nübüvvet pınarından akan terbiye ile terbiyelendirilmeli ve en güzel mü'minlerden olarak tekrar Allah'a c.c dönecekleri güne hazırlamalıyız.

    Peygamberlerin, salihlerin, âlimlerin, mücahidlerin hayatlarında gördüğümüz ayrılık eğitimleri, yetiştirilme metodları bizleri karamsarlığa ve kararsızlığa itmemelidir. İlim tahsil etmesi gerekiyorsa; "ilim ehlinden olacak, ömrünün sonuna dek Hakk'ın ikamesi için çalışacak" düşüncesiyle, inancıyla buna sabredilecektir. Zira bir veya birkaç yıl sürecek ayrılıkların ardından o çocuğun bütün geleceği ve ahiretteki durumu söz konusudur. İslâmiyyetin tüm yeryüzüne yayılması için bir çok anne-babanın evladından yana fedakârlık yapması gerekir.

    "Sizden hayra çağıran, emri bil ma'ruf ve nehyi anil münker yapan bir topluluk bulunsun" (8)

    Allah'ın c.c bu emrini yerine getirmek üzere bir çok müslümanın ilim ehli olması ve bu vazifeyi yerine getirmesi için harekete geçmesi ve akabinde sabretmesi gerekir. Zekâ seviyesi yüksek çocuklarımızı özel kolejlere göndermek, zekası az, anlayışı kıt olan çocuklarımızı da Kur'an kurslarına göndermek İslâm âleminin ve geleceğinin kurtuluşu olamaz. Akıllı, terbiyeli, zekâ seviyesi yüksek olan çocuklarımızı Kur'an ehli olarak yetiştirmemiz, onların tefsir, hadis, fıkıh, akaid gibi ilimleri almalarını sağlamamız, hem onların hem de ebeveynlerin ve toplumun kurtuluşu için zorunludur.

    Allah'ın dinînin tüm yeryüzüne hakim kılınması için, mal ve can ile yapılacak cihad nedeniyle mutlaka ayrılıklar gündeme gelecektir. Anneler, babalar, gerektiğinde evladını, Hanne validemiz gibi Allah'a adanmış evladlar olarak, sarsılmadan yolcu etmesini bilmelidirler. Mal elde etmek, kariyer, diploma, kadın-kız, ev-bark elde etmek için gözlerini kırpmadan çocuklarını türlü ortamlara yollayan ebeveynlerin yanında, yavrularını Allah c.c için, Rasul'ü s.a.s için, dinin hakimiyeti için gönderen, yolcu eden, ayrılıklara katlanan anne ve babaların varlığına 21. asırda şiddetle ihtiyacımız vardır. Uğrunda göz yaşı dökülmeyen bir din için göz yaşı dökecek mü'minlere ihtiyacımız vardır, yeter ki sabır-sebat edilsin. Mükafatı Allah'tandır !

    Devam edeceğiz inşALLAH ...



    Dipnot:

    1- Lokman, 31/17

    2- Riyazü's-salihin (aslı ve tercümesi) Çev. Mehmed Emre, Bedir yay. shf. 159-160, ist.1986

    3- Furkan, 25/74

    4- Yusuf, 12/21

    5- Yusuf, 12/29

    6- Bakara, 2/155

    7- İnşikâk, 84/6

    8- Al-i İmran, 3/104

    Sevde GÖK


    Paylaş
    Muvahhid Kadının Tevhid Bilinci ve Muvahhid Evlad Eğitimi -5- Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Çocuklarımız bizin en değerli varlıklarımızdır. Onları sabırla en iyi şekilde yetiştirmeli hem bize hemde topluma hayırlı birer evlet olmaları için çaba göstermeliyiz. Çocuklarımıza gerekli ilgiyi ve sevgiyi göstermeli onların sağlıklı gelişmeleri için elimizden geleni yapmalıyız.