Müslüman Hanımlar ve Müslüman Kadının Şahsiyeti Forumundan Muvahhid Kadının Tevhid Bilinci Ve Mücahid Evlad Eğitimi -2- Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Muvahhid Kadının Tevhid Bilinci Ve Mücahid Evlad Eğitimi -2-

    Reklam




    MUVAHHİD KADININ TEVHİD BİLİNCİ VE MÜCAHİD EVLAD EĞİTİMİ -2-

    Sevde Gök

    "Ey Peygamber, inanmış kadınlar Bey'at için sana gelirlerse, Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri,zina etmemeleri,çocukları öldürmemeleri, elleri ile ayakları arasında iftira uydurup getirmemeleri, ma'rufta sana karşı gelmemeleri hususunda biat etsinler. Sen de onların biat larını al. Ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüpesiz Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir."(1)

    Kadının, Allah (cc) ve rasulü (s.a.s.) ne Bey'atında aranan ilk şart; Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmamalarıdır. Bu şart, yeryüzüne gönderilen bütün peygamberlerin tebliğinin ilk şartıdır.

    "Andolsun ki, Biz, her ümmete, Allah'a kulluk edin tağuta kulluk etmekten kaçının diye tebliğ yapması için bir peygamber göndermişizdir....."(2)

    Tağutları, batılı, en ince teferruatına kadar ebter kabul etmekreddetmek,"la"demek,Allah!a hiç,bir yaratılanı eş koşmamak, islam'a girmenin ilk şartıdır. Tağut, zaman ve mekana göre değişebilir.bazen bir put bazen bir firavun (Allah'ın kanunlarına uymayan devlet başkanı) bazen bir belam(yani Hakk adına konuşup insanları Hakktan uzaklaştıran ve Hakkı gizleyen din adami) olarak çıkar...Muvahhid olmanın şartı olan şirk koşmama, eş tanımamakadının ve erkeğin imanının kabulüolmakla birlikte, anne va,e babanın evladına vereceği en önemli ilk derstir.

    "Hani Lokman, oğluna-o ona öğüt verirken- (şöyle) demişti: Oğulcağazım, Allah'a ortak koşma. Çünkü şirk elbette büyük bir zulümdür."(3)

    İnsanoğlu kendi sonunu kendi eliyle hazırlar, ya kendine zulmeder nefsinin zalimi olur,ya da kendini cehennemden berat ettiren muvahhid olur.

    "(O) gökleri ve yeri yaradandır. Size hem kendi (cins) inizden eşler, hem davarlardan eşler yaptı.Sizi bu suretle(zürriyetlendirip)üretiyor..."(4)

    Cenab-ı Allah, her daim yaratmaktadır,erkek ve kız cinsleri birbirine eşler kılarak insanoğlunun neslini devamettirmektedir.Ancak Ademoğlu çok istediği çocuğu zamanla Allah'a eşler tanımaya başlamiştır.(Araf,7/189-190-191) Ancak Allah'a kulluk yapması için yaratılan(Zariat,56) insanoğlu, yaradılış gayesini unutarak, kullara kul olmuş ve şirk koşmuşturlar, üstelik ayette belirtildiği gibi gönüllü olarak hür iradeyle.

    Kadının bey'atının ikinci şartı, Rasül'e iman ve itaattir. "Ma'rufta sana karşı gelmemeleri" hususunda bey'at ve itaat şartı yine şirk koşmaktan uzaklaştıran, imanı sağlamlaştıran bir kuraldır. Hiçbir mahluka, Allah'a şirk koşulacak şekilde itaat caiz değildir. Çünkü Allah, peygamberlerine itaati dahi ma'ruf şartlarına bağlamiştır.

    Bu konuda Ebu'l Al'a Mevdudi şunları belirtmektedir: "Bu kısa cümlede iki önemli ilke beyan edilmiştir. Hz. peygambere itaat konusunda ilk prensip, O'na ma'ruf üzere biat edilmesidir.Oysa Hz. peygamber'in münkeri emretmesi gibi ufak bir şüphe söz konusu değildir.Demek ki, hiç bir mahluka, Allah'a itaatin dışında itaat caiz deyildir. Çünkü Allah peygamberine itaati dahi, ma'ruf şartlarına bağlamiştır. O halde Hz. peygamber'e itaat bile ma'ruf şartlarına bağlı kılınmışken başkasına, Allah'ın kanunları dışındaki örflere geleneğe kayıtsız şartsız itaat beklemeye kimin hakkı vardır? Hz peygamber bu ilkeyi şu şekşlde izah etmiştir:"Allah'a karşı gelmede itaat yoktur.İtaat ancak ma'ruf üzeredir.(Müslim,Ebu Davud, Nesei) Aynı konuyla ilgili olarak ileri gelen bazı alimler, bu ayettenbir takım prensipler çıkarmışlardır..

    Abdurrahman bin Zeyd bin Elsem "Allah taala, bu ayette, "sana itaatsizlik yapmamak üzere" deyil, sana ma'ruf işlerde itaatsizlik yapmamak üzere..."buyurmuştur.Yani Allah peygamberine itaati bile şarta bağlı kılmışken, başka birinin insanlardan kendine ma'rufun dışında itaat beklemeye nasıl hakkı olabilir? demiştir.

    İmam Ebu Bekir El Cassas şöyle yazmaktadır. "Allah, peygamberi'nin ma'ruftan başka bir emir vermeyeceğini biliyordu. Buna rağmen, Nebi'sine itaat hususunda dahi ma'rufu şart koşmuştur. Böylelikle hiç kimseye, Allah'ın emirlerine karşı olmasına rağmen sultanın emirlerine itaat etme imkanı bırakmamiştır. Ayrıca Hz peygamber "Halık' a isyan edip, mahlukata itaat eden bir kimseye, Allah itaat ettiği mahluku musallat eder" buyurmuştur.(Ahkamul Kur'an)

    Allame Alusi; bu emrin, cahillerin, "Ulu'l-emre mutlak itaat gerekir" şeklindeki düşüncelerini reddettiğini söylemektedir. Allah, peygamberine itaat edilirken bile, bunun ma'ruf üzere olmasını şart koşmuştur. Oysa Hz Rasul ma'ruftan başkasını emretmez. Bunun amacı mahluka masiyet üzere itaatin caiz olmadığını vurgulamaktır.Yani Allah'a isyan olan yerde, kula itaat yoktur."

    Gerçekte bu emir,islam anayasasının temel ilkelerinden biridir. İslam'a ters bir davranış ilke itibari ile bir suçtur.Dolayısıyla hiç kimse gayri meşru bir işin yapılması hakkında emir verme hak ve yetkisine sahip değildir.İslam hükümlerinin aksine emir veren de, bu emri yerine getirende suçludur.Hiç bir memur, gayri meşru bir işi yapmasını kendisine amirinin emrettiğini bahane ederek, ceza almaktan kurtulamaz."(5)

    Yukarıda alimlerin açıkca beyan ettikleri gibi, her kul, Allah'a şirk koşmada, kula kullukta kendi günahını kendi çekecektir, kimsenin günahı kimseye yüklenmez.(Bkz.Necm, 53-38) zira her insan, işlediği amelleri, hür irade ile (bilinçli veya bilinçsiz farketmez) kendi aklı ile işlemektedir.

    Kur'an-ı kerimde Hz. Yusuf'un kıssasi ve verilen şirk koşmama meselesi meşurdur.Yusuf (as) mın zikrettiği ayetlerden nasiplenmek imanımız için şarttır. Mısır halkının liderinin gördüğü bir rüyayı tabir etmesi için Hz. Yusufa geldiklerinde şöyle dediler: "....Bize bunun tabirini haber ver çünkü biz seni iyilik edenlerden görüyoruz (Yusuf) dediki; "Size zızıklanacağınız bir taam gelecek o durumu ben muhakkak onun ne olduğunu size daha gelmezden haber veririm. Bu Rabbimin bana verdiği ilmlerdendir.Çünkü ben Allah'a inanmaz bir kavmin dinini-ki onlar ahıteti inkar edenlerin ta kendileridir-terkettim."(6)

    Hz. Yusuf'un kendisine verilen hikmeti, ilmin ve kerametin sebebini açıklama gereğini hissetmesi ve bu sebebleri açıklarken, imanı gereği tağutu reddettiğini, ahıreti inkar eden nankör bir topluluğun dinine, yaşantilarına arkasını döndüğünü ve yine bunu yapmasının sebebinide Allah (c.c)a şirk koşmaktan şiddetle kaçınılması gerektiği için yaptığını ayetlerle devamında anlatmaktadır...

    "Atalarım İbrahim'in, İsak'ın Yakup'un dinine uydum Allah'a herhangi bir şeyi ortak tutmamız bizim için (doğru) olmaz. Bu (tevhid), bize ve insanlara Allah'ın lütüf ve inayetindendir. Fakat insanların çoğu buna karşı şükretmezler."

    "Ey zindan arkadaşlarım , darmadağınık bir çok düzme tanrılarmı hayırlıdır, yoksa hepsine ve her şeye galip ve kahhar olan bir tek Allah mı? Sizin onu bırakıp taptıklarınız (itaat ettikleriniz) kendinizin ve atalarınızın takmiş oldukları adlardan başkası deyildir. Allah bunlara hiç bir burhan indirmemiştir. Hüküm Allah'tan başkasının değildir.O, kendisinden gayriye ibadet etmemenizi emreylemiştir. Dosdoğru din işte budur. Fakat insanların çoğu bilmezler."(7)

    Anlaşılacağı üzere " Hüküm koyma Allah'tan başkasının değildir."Ayeti celilesinde belirtildiği gibi Allah'tan başkasına hüküm koyma ve hükmetme yetkisi verilmeyeceği gibi dil ile reddetme ve bu imanı aşikar olarak itiraf etmek ve kalbinden çıkarttığı sahte ilahları hayatından da çıkarmak Allah'a yakınlaşmanın en önemli derecesidir. Tağutları reddetmiş ve yüzünü Allah'a döndürmüş mü'min kulu er-rafi (c.c) sıfatıyla yüceltmiş ve ona diğer kullarından farklı üstünlük ve meziyetler verilmiştir.Allah (c.c) a şirk koşan hiç bir kul, keramet ehli veya güzel meziyetler sahibi olamaz, olduğunu iddia eden yalan söylemiş olur.Zira Allah (cc)kendisine ortaklar katılmasından şiddetle kaçınan iyi doğru kullarına ilimden nasip etmiş ve Rasulünün izince giden dinde ilim ehli alim kılmıştır...

    Muvahhid anne ve babanın körpecik yavrularına verebileceği en güzel ve yerinde mmesaj olmalıdır Allah'a şirk koşmamak mülkünde ve milkiyetinde ortak tanınmamak; elde ettiği başarıları Allah'a eş koşmaktan şiddetle kaçındığı için nasip olunduğunu yeri ve zamanı geldikçe vurgulanmalıdır...

    Mümtehine suresinin 12. ayetiyle bey'at gerçekleştiren kadın nesil emniyetine çok dikkat edecektir namus emniyeti bey'atın şartlarından birisidir burada bizim konumuzla alakalı olarak dikkatimizi çeken en önemli meselelerden biride amellerimizin her halukarda islami harekete zarar verip vermeyeceğine dikkat edilmesidir.kur'an da zikredilen iki peygamber hanımının namus meselesinde yanlış yapmadıklarını biliyoruz. İslami harekete zarar getiren fitnelerden biriside laf taşımak koğuculuk yapmak en kötüsüde mü'min müslümanları ilgilendiren meseleleri, sırları gayri müslimlere götürüp yetiştirmek olduğu karşımıza çıkıyor.Zira bu davranış islami harekete ve müslümanlara zarar verir.

    Kur'an-ı kerimde tahrim suresi 10. ayette anlatılır ki;

    "Ve o iki kadına şöyle seslenildi:" girin ateşe girenlerle beraber."

    Bir peygambere karşı en küçük ihanet bile küfürdür. Emanete ihanet çeşidide olsa ihanettir. Nuh (as) ın ve Lut (as )ın nikahı altındaki eşleride iffetsizlik yapmış nikahına namusuna ihanet etmiş deyillerdir, ancak peygambere eş olmanın güzelliğini iman ve itaat gerekliliğini nasip olunan nimetin kadrini bilmemek insanlığın hayrına hem dünya hem ahıret faydasına çalışan kocalarından laf taşıma yoluyla ihanet etmişlerdir.Peygamber eşlerine yardım edecekleri, birer Hz Hatice olacakları yerde kafirlere yardım etmiş söylememeleri gerekenleri gidip söylemiş dolayısıyla mü'minlerin sırlarını inkarcı istihzacılara ulaştırma yoluyla kendileride kafirlerden olmuşlardır, lanetlenmişlerdir...

    21. asrın müslümanları olarak bu yanlış ameller işlenmekle birlikte günümüz müsümanlarını helaka cehenneme sürükleyen birinci günah şirk koşma ortaklar katma yanlışlığıdır...Yüce yaradana eş katmak en büyük ihanet kabul edilecektir ve yanlışlar gelmeye devam edecektir...

    Bu önemli yanlışları işlemek veya işlememek, küçük topluluk olan ailede başlar.Ane ve babada bu hataları yapmaktan şiddetle kaçınacak ve tertemiz yetiştirmeye çalıştığı yavrularına da yanlışları öğretecek yapmamalarını sağlayacaktır... Anne karnında başlayan eğitim ve güzel ahlaka ve Allahy'tan başkasına kul olmamaya öncelik tanır...Muvahhid aile kurmanın sırrı anne ve babada yatmaktadır.Bu sırrı gönderilen peygamberi ve yaşantılarını inceleyip kavrayanlar anlar ve önce kendini sonra eşini sonra yavrularını yetiştirerek dünya ve ahıret mutluluğuna erişecektirler biiznillah...

    Dipnot:

    1- Mümtehine,60/2.

    2- Nahl,16/36.

    3- Lokman,31/13.

    4- Şura,42/11.

    5- Ebu'l Al'a El-Mevdudi, Tefhimü'l Kur'an, çev. Nazife şişman ist. 1986,c.6,sh.256-257.

    6- Yusuf,12/36-37.

    7- Yusuf,12/38-39-40.



    Paylaş
    Muvahhid Kadının Tevhid Bilinci Ve Mücahid Evlad Eğitimi -2- Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Annelerin evlatlarını yetiştirmede önemli bir rolü bulunmaktadır.Kadınların çocukları doğurma ve büyütme terbiye etme eğitme gibi sorumlulukları vardır.Tabi babaların da aynı şekilde.Fakat kadınların üzerindeki yük daha fazla olmaktadır.