Müslüman Hanımlar ve Müslüman Kadının Şahsiyeti Forumundan Mekke döneminde Müslüman kadın! Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Mekke döneminde Müslüman kadın!

    Reklam




    İslam toplumunda sıkıntılar karşısında kadın

    Hz. Peygamberin ilk hanımı olan Hz. Hatice'nin İslâm'ı kabul eden ilk kişi olduğunu kesin olarak biliyoruz. Hz. Hatice'nin, ekonomik yönden kocasına bağımlı olmaması, O'nun, İslâm'ı sadece Hz. Peygamberin hanımı olduğu için kabul etmiş olabileceği ihtimalini ortadan kaldırır. İsteyerek, özgür iradesiyle kabul etmiştir. İnanan ilk kişi, bir kadındır. Hz. Hatice örneğinden, toplum içinde Müslüman'ın kadının rolünün ne olması, nasıl olması gerektiğini çıkarmamız hem kolay hem de her zamankinden daha fazla gerekli olacaktır.
    İlk vahiy geldiği sırada Hz. Peygamber, eşine: "Ey Hatice bana ne oluyor? Gerçekten ben canımdan korktum." der ve başından geçenleri anlatır. Hz. Hatice, Efendimiz (sav)'a: "Öyle deme, sevin, Allah'a yemin ederim ki, Allah seni hiçbir zaman utandırmaz. Yine Allah'a yemin olsun, sen akrabanı gözetir, doğru söyler, güçsüzlerin yükünü yüklenir, misafiri ağırlar ve doğruların yardımcısı olursun." diyerek kocasına güvenini ve desteğini daha işin başında ilan eder. Hz. Hatice'nin rolü, Müslüman kadının örnek alması gereken roldür. Hz. Hatice İslâm'a girdikten sonra onun, Hz. Peygamberden olan kızları Rukiyye, Zeyneb, Ümmü Gülsüm ve Fatıma da Müslüman olurlar. İslâm'ın kadınlar arasında yayılmasının sebepleri arasında, Hz. Peygamberle akrabalığın önemli bir yeri olduğu anlaşılmaktadır.
    İlk tebliğ hanımlara
    Hz. Peygamber, Kur'ân'ı tebliğ etmekle görevlendirildiği zaman, bu işe akrabalarından başlaması yolundaki ilahî emri yerine getirirken Safiyye bint Abdül Muttalib ve kendi kızı Fatıma'ya tebliğde bulunması da dikkate değerdir. Kadınların, İslâm'a girdikleri tarihler genelde kaynaklarda belirtilmemiştir. Kaynaklardaki çeşitli ifadeleri dikkate alarak, Hz. Peygamberin yakın akrabalarından olan bu kadınların, İslâm'ın ilk yıllarında Müslüman olduklarını söyleyebiliriz. Kadınların İslâm'a girmelerinin sebeplerinden bir diğeri de onların psikolojik yapılarıdır, diyebiliriz. Ebu Sufyan, Bizans kiralı Herakleis'e İslâm'a girenler hakkında bilgi verirken: "Muhammed'e uyanlar zayıflar, miskinler, gençler ve kadınlardır" der. Efendimiz (sav)'ı kutlu yürüyüşünde önce kadınlar desteklemiştir.
    İlk Müslüman hanımlar
    Ayrıca ilk Müslüman erkeklerden olan Hz. Ebu Bekir, Hz. Osman, Talha, Zübeyr, Abdurrahman b. Avf ve Ammar b. Yasir'in annelerinin Müslüman oldukları rivayet edildiği halde aynı insanların babaları hakkında böyle bir genelleme yapımamaktadır. Mekke döneminin ilk yıllarında, toplumda güçsüz insanların İslâm'ı seçmeleri ve bundan dolayı zulüm ve işkencelere maruz kalmaları, acıma duygusu taşıyan bazı kimseleri, özellikle erkeklere göre bu duyguları daha güçlü olan kadınları, etkilediği söylenebilir. Hz. Peygamberin amcaları Ebu Leheb ve Ebu Talib'in Müslüman olmadıkları; Abbas'ın ise sonraki yıllarda İslâm'a girdiği rivayet edilir. Hâlbuki Ebu Talib'in eşi Fatıma bint Esed'in kocasının ölümünden sonra İslâm'a girdiği ve Abbas'ın hanımı Lubane bint el-Haris'in ise Hz. Hatice'den sonra Müslüman olan ilk kadın olduğu rivayet edilmektedir. Cahiliye toplumunun kadına olumsuz bakışının da, onların İslâm'a girmelerinde etkili olduğu söylenebilir. Yukarıda bahsedilen değerlendirmelerden, İslâm'ın ilk yıllarında Müslüman olan kadınların sayısının erkeklere oranla daha çok olduğu sonucu çıkar.
    Habeşistan hicretinde kadınlar
    HZ. Peygamber, Mekke'de baskı ve işkenceye uğrayan Müslümanların Habeşistan'a sığınmalarını söyler. Bunun üzerine Müslümanlardan bazıları, inançları uğrunda vatanlarını terk etmeye karar verir. Bunlar arasında inanmış kadınlar da bulunmaktadır. Müslümanların, Habeşistan'a hicretlerinin ve burayı tercihlerinin elbette çeşitli sebeplerinden söz edilebilir. Bu sebepler arasında, Hz. Peygamberin dadısı Ümmü Eymen'in Habeşistanlı olması ve İslâm'dan önce aynı ülkeden biriyle evlenmesi de düşünülebilir. Habeşistan'a göç etmeye mecbur olan Müslüman kadınların, gidiş, dönüş ve orada kaldıkları sırada, Mekke'deki gibi olmasa da, yine sıkıntılara uğradıkları ifade edilmektedir.
    Hz. Peygamberin kızı Rukiyye ile evli olan Utbe b. Ebu Leheb, 'Tebbet sûresi' nazil olduktan sonra O'ndan ayrılır. Hz. Osman'la evlenen Rukiyye'nin, kocasıyla beraber ilk kafile ile Habeşistan'a hicret ettiği, yolculuk esnasında düşük yaptığı ve güzelliğinden dolayı orada rahatsız edildiği rivayet edilmektedir. İslâm'ın Habeşistan'da yayılmasında kadınların da katkılarının olduğu söylenebilir.
    Ubeydullah b. Cahş, hanımı Ümmü Habibe bint Ebi Sufyan ile hicret ettiği Habeşistan'da İslâm'ı bırakıp Hıristiyanlığa girer. Ümmü Habibe ise, kocasına yanlış hareket ettiğini söyleyerek, dininde sebat eder ve kocasına uymaz. Bu sebatını kocasının ölümünden sonra da devam ettirir Ümmü Habibe.
    Medine hicretinde kadınlar
    MEDİNE'YE hicrete karar verilince, evli-bekâr bütün inananlar gibi Mekkeli kadınlar da gönüllü olarak yurtlarını ve yakınlarını bırakıp inançları uğruna bu göçe katılırlar. Fakat onları bazı sıkıntılar ve engellemeler beklemektedir.
    Ebü'l-As, eşi Hz. Peygamber'in kızı Zeyneb'in Medine'ye hicret etmesine müsaade etmez. Ancak daha sonra Bedir savaşında Müslümanlara esir olan Ebü'l-As, hanımının Medine'ye göç etmesine izin vermesi karşılığında serbest bırakılınca Zeyneb'in hicret etmesine müsaade eder.
    Fakat Habbar b. el-Esved, attığı okla yola çıkan Zeyneb'i sırtından vurup yere düşürür. Bu sebeple Zeyneb'in düşük yaptığı, aldığı bu darbe yüzünden bir türlü hastalıktan kurtulamadığı ve sekizinci hicri yılda genç yaşta öldüğü rivayet edilmektedir.
    Daha önce Habeşistan'a hicret edip orada bir kaç yıl kaldıktan sonra Mekke'ye dönen Ümmü Seleme Ailesi, bu defa da Medine'ye hicrete karar verir. Bu kararı duyan Ümmü Seleme'nin akrabaları onun Medine'ye hicret etmesine müsaade etmezler. Diğer taraftan kocasının akrabaları oğlu Seleme'yi elinden alırlar. Ailenin erkeği tek başına Medine'ye hicret etmeye mecbur olur. Medine'ye gitmesi engellenen, oğlundan ve kocasından ayrılan Ümmü Seleme'nin Mekke'de hemen hemen her gün ağladığı ve bu durumun bir yıl kadar sürdüğü rivayet edilmektedir-. Nihayet kararlı tutumu ile Ümmü Seleme çocuğunu alarak Medine'ye hicret için yola çıkar, kendisine bu yolculuk esnasında, hakkında "Arap erkekleri içinde ondan daha nazik ve efendisini görmedim" dediği Osman b. Ebu Talha yardımcı olur.
    Medine'ye hicret için inanan kadınların, büyük gayret gösterdikleri ve hürriyetleri uğruna tehlikeleri göze aldıkları anlaşılmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber'in dadısı Ümmü Eymen'in Mekke'den Medine'ye yürüyerek hicret ettiği ve yolculuk sırasında büyük sıkıntılara katlandığı rivayet edilir.
    Maz'ûn ailesi gibi bazı ailelerin, Medine'ye hicret için kadın ve erkeği ile Mekke'yi terk ettikleri ve evlerini kilitledikleri rivayet edilirken, bu imkânı bulamayan bazı Müslüman kadınların, Mekke'de kaldıkları anlaşılmaktadır. Fakat onların, hicret için bir fırsat doğduğu zaman bunu değerlendirdiklerini söyleyebiliriz.
    Çağımızın kadınlarına örnek Müslümanlar
    İnanan bir kadın olan Ümmü İshak'ın Müslüman olmayan kocası, hanımının Medine'ye hicret etmesine engel olur. Kocasından habersiz olarak kardeşi ile yola çıkan Ümmü İshak, unuttuğu bazı eşyalarını almak için kardeşini Mekke'ye gönderir. Yolda günlerce kardeşini bekleyen Ümmü İshak, sonunda kocasının kardeşini öldürdüğünü haber alır ve Medine'ye bu üzüntü içinde gelerek Hz. Peygamber'in huzuruna çıkar. Başından geçenleri O'na arz ederken gözyaşlarını tutamayan bu imanlı kadını Hz. Peygamber teselli eder.
    Hz. Hatice'den sonra İslâm'a giren ilk kadın olduğu rivayet edilen ve Hz. Peygamber'in amcası Abbas'ın eşi olan Ümmü Fadl'ın, Bedir savaşı sırasında Mekke'de bulunduğu ve kalbinin Medine'deki Müslümanlarla olduğu anlaşılmaktadır. Aynı heyecanı, Ümmü Fadl'ın etkisiyle Müslüman olduğunu söyleyebileceğimiz Abbas ailesinin kölesi Ebu Rafi'nin de taşıdığını ifade etmek gerekir. Hudeybiye antlaşmasına kadar Medine'ye hicret imkânı bulamayan veya hicretten sonra İslâm'ı kabul edip Müslümanlara katılmak isteyen Mekkeli inanan kadınlardan bazılarının, bu antlaşmadan sonra Medine'ye hicret ettikleri anlaşılmaktadır. Buna Ümmü Gülsüm bint Ukbe örnek verilebilir. "Hâsılı, İslam toplumunun inşasında, Müslüman kadınların bütün sıkıntılara göğüs gererek, toplumsal devrimi tamamlamak için sebat ettiğini görüyoruz. Kendilerine yönelen bütün tehdit ve işkencelere rağmen, kocalarının gevşemesine ya da dönmelerine rağmen kadınların sabırla 'dik' durduklarını müşahede ediyoruz. Bugünün İslam dünyası için, kadına bir 'örneklik' bulmaya çalışanların her seferinde atladıkları en önemli kaynak, Allah Resulünün çevresinde olanlardır. Çağımızdaki kadınlar için örnek; bütün sıkıntılara göğüs gererek sabreden 'ilk' Müslüman kadınlardır."
    Milli Gazete


    Paylaş
    Mekke döneminde Müslüman kadın! Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    güzel bir paylaşım olmuş
    teşekkür ederim Hatice kardeşim
    emeğine sağlık



mekke dönemi,  hz hatice den sonra müslüman olan kadın,  müslüman kadın,  Mümine kadın,  islamda mekke,  mekkede dua eden kadın,  HZ HATİCEDEN SONRA 2 MÜSLÜMANKADIN KİÖDİR