Müslüman Hanımlar ve Müslüman Kadının Şahsiyeti Forumundan Müslüman Kadın Cihad Ruhu Taşır, Dinamik ve Çalışkandır Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Müslüman Kadın Cihad Ruhu Taşır, Dinamik ve Çalışkandır

    Reklam




    CİHAD


    Müslüman Kadın Cihad Ruhu Taşır, Dinamik ve Çalışkandır.

    Cihad: bütün gücünü Allah yolunda harcamak, Allah’ın adını yüceltme uğrunda gönülden ve içtenlikle İslâmî anlamda mücadele etmektir. İslâm Medeniyetini nefisden ve aileden başlayarak bütün topluma, sonuçta bütün yeryüzüne hakim kılmak için meşrû, makbul, geçerli bütün vasıtalarla hayat boyu, çağlar boyu sürecek ulvî mücadeledir.

    Cihad; ülkeler fethetmek, yeni toprak kazanmak, anarşi, terör, fitne ve fesat sayılabilecek eylemler ortaya koymak, ideolojik bir mücadele peşinde olmak değildir. Masumların kanını akıtarak, tehdit, korku, terör ve şantaj vasıtalarıyla, çete ve mafya anlayışıyla yapılan kanlı mücadele cihad değildir.

    Cihad; kalemle, sözle, alın teri ile, göz yaşı ile, maddî imkânlarla ve son olarak canı feda ederek sergilenen her çeşit ihlaslı azamî gayretin adıdır.

    Cihad, zulüm, diktatörlük, sömürü ve her çeşit haksızlığın kaldırılması, gözü yaşlı mazlumların hukukunun her platformda savunulması, zalimin zulmüne engel olunması için ortaya konan kutlu bir eylemdir.

    Mücahidler için Cennet’te özel dereceler, ikramlar, eşsiz nimetler hazırlanmıştır: “Cennette yüz derece vardır ki, Allah bu dereceleri Allah yolunda cihad edenler için hazırlamıştır. Bu derecelerden her iki derece arasında yerle gök arası kadar mesafe vardır.”[1]



    Cihadda asıl hedef Allah rızasıdır.

    Allah yolunda cihad eden “mücahid”, cihad yolunda her çeşit aşırılıktan, kontrolsüz davranışlardan, meşrû olmayan tavırlardan uzak durur. Cihadın gerçek anlamda cihad olabilmesi için en önemli şart, cihadın fî sebilillah (Allah yolunda, Allah için, Allah rızası için) olmasıdır.

    Cihad eri, bunun için sürekli kendini kontrol edecek, gönlünü ve gayesini devamlı test edecektir. Kim gerçekten Allah yolunda cihad etmektedir? Kim Allah yolundadır? Cihadla ilgili hadislerde bu soruya şöyle cevap verilmiştir: “Allah yolunda cihad eden (mücahid); hiç ara vermeden sürekli oruç tutup sürekli namaz kılan kimse gibidir. Ancak kimin Allah yolunda cihad ettiğini en iyi bilen Allah’dır”.[2]



    Müslüman Kadın ve Cihad

    Müslüman kadın İslam neslinin eğitimiyle meşgul olarak fiilen hayat boyu cihaddadır. İslâm âilesi içindeki gayretleri cihaddır. Beylerini, çocuklarını, kardeşlerini İslâmî faaliyetlere yönlendirmeleri, hanım kardeşlerine İslâmî hakikatleri anlatmaları cihad ibadeti sevabı kazandıracaktır. Ayrıca Hac ibadeti, kadınlar için cihaddır.

    Bununla birlikte Peygamberimiz’in hayatında iken kadınlara orduda kendilerine mahsus İslâmî ölçüler içinde bazı önemli görevlerin verildiği, ordunun geri hizmetlerinde çalıştıkları, gerektiğinde fiilen savaşa girdikleri ve düşmanla çarpıştıkları bilinmektedir. Ensar’dan Ümmü Süleym ve Nesibe el-Maziniyye bu hanımlardandır.

    Uhud Savaşının harbinin ikinci merhalesinde Hz. FâtımaNesibe Hanım da müslümanların yenilgiye uğradığı ve Peygamberimizin çevresinde bir avuç insanın kaldığı bir zamanda, elinde kılıçla Peygamberimiz’i korumuş ve ağır yara almıştı. Halid b. Velid komutasında Yemame Savaşına katılana Nesibe (r.anhâ) bu savaşta büyük kahramanlık göstermiş, on iki yerinden yara almıştı. Ümmü Atıyye ise yedi savaşa katılmıştı. hemşirelik yapmış,

    İslam tarihinde ilk hastabakıcı hanımın Rüfeyde isimli bir hanım olduğu bildirilmektedir. Hayber Gazası’na yedi hanım iştirak etmiş, cephe gerisinde gazilere su taşımış, yemeklerini hazırlamış, yırtılan elbiselerini yamamış, yaralarını sarmışlardır. Efendimiz’in süt halası Ümmü Haram ise Peygamberimiz’in deniz yoluyla cihada katılma konusunda duasını almış, hicretin 28.yılında Hazreti Osman (r.a) zamanında Kıbrıs seferine kocası Übade bin Samit’le seksen yaşında olduğu halde katılmış, fetih esnasında karada ilerlerken Larnaka yakınlarında atından düşerek şehit olmuştur. Larnaka’da Hala Sultan Türbesi onun adına 1570 yılında yapılmıştır..



    Peygamberimiz Cihad Peygamberidir.

    Peygamberimiz (s.a.v), sevgi ve rahmet peygamberi olduğu gibi Cihad Peygamberi’dir. Her vesile ile sevgi, şefkat, rahmet ve hoşgörüyü emreden Peygamberimiz, bu sevgi ortamının kurulması ve devamı için, sevgi ve hoşgörü ortamını tehdit edenlere karşı mücadele etmeyi de emretmiştir.

    Cihad, İslâm’ın gönüllere ve hayata hâkim olması için izlenecek en güzel, ideal yoldur. Allah Rasûlü’nün hayatında cihad, kulluğun ve takvanın bir parçasıdır. O’nun hadislerinde: “Cihad, İslâm’ın zirvesidir”.[3]

    Peygamberimiz (s.a.v) hadislerinde nöbet bekleyen asker ile Allah korkusuyla gözyaşı döken zikir ehlini birlikte zikretmektedir: “İki göz vardır ki, bu iki göze Cehennem ateşi dokunmaz: Allah korkusuyla yaşaran göz.. Allah yolunda nöbet bekleyen göz”.[4]

    Allah Rasûlü, Allah yolunda cihad etmeden veya nefsine cihadı hatırlatmadan ölen kimsenin münafıklık şubesi üzerinde öleceğini yani “bir çeşit münafık” olarak öleceğini ifade etmiştir: “Kim cihad etmez ve nefsine cihadı hatırlatmazsa münafıklık şubesi üzerine ölür”.[5]

    Nübüvvet ve risalet gibi en üstün makama ve en yüce rütbeye sahip olan Sevgili Peygamberimiz, şehid olmayı, sonra tekrar şehid olmayı, sonra tekrar şehit olmayı temenni ettiğini ifade etmektedir.[6] Bu ifade, şehitliğin yüksek derecesini ortaya koyma konusunda çok anlamlıdır.

    Peygamberimiz (s.a.v), “Cihad Peygamberi” olarak gazve adı verilen askerî harekâtın bizzat komutanlığını üstlenmiş, müslümanın cesur olmasını emretmiş, savaşlarda en önde mücadele ederek, bizzat kılıç, kalkan kullanarak, ok atarak cesaretiyle sahabe-i kirama örnek olmuştur. Bedir’de, Uhud’da, Huneyn’de savaşın en tehlikeli anlarında bile yiğitçe, kahramanca, yüz yüze göğüs göğüse çarpışan Şanlı Peygamber’i gören ashabı O’nun korkusuzluğuna ve yürekliliğine hayran kalmışlardır.[7]

    Dünya ve Ahiret mutluluğunu temin etmek, gönül barışı, aile barışı, toplum barışı ve dünya barışını sağlamak gibi ulvî bir ideali olan İslâm’ın terör kelimesiyle yan yana zikredilmesi İslâm’a yapılacak en büyük hakarettir. İslâm; her çeşit terörist, anarşist, yıkıcı, bölücü ve ırkçı faaliyetleri şiddetle reddetmekte ve kınamaktadır. İslâm; her çeşit terörist, anarşist, yıkıcı, bölücü ve ırkçı faaliyetleri şiddetle reddetmekte ve kınamaktadır.

    İslâm her çeşit saldırganlığı, arsızlığı, her çeşit tecavüzü, düşmanca davranışları yasaklamaktadır. Bazı müslümanların sergiledikleri Kur’an ve Sünnete asla uymayan bu çeşit provakatif, saldırgan, ölçüsüz, nefsî ve keyfî davranışları kesinlikle İslâm’a mal edilemez.

    Bu münasebetle Bedir’den.. Çanakkale’ye uzanan çizgide yer alan bütün cihad erbabını, şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle anıyor, gençliğimize Bedir aşkını, Malazgirt coşkusunu, Çanakkale ruhunu ihsan etmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.


    [1] Buharî: Cihad 4.

    [2] Buharî:Cihad 1; Müslim: İmare 104; Nesaî Cihad 14; Malik, Muvatta: Cihad 2.

    [3] Tirmizî: İman 8.

    [4] Tirmizî: Fezailü’l-Cihad: 12

    [5] Müslim: İmare 158, Ebu Davud: Cihad 17; Nesaî: Cihad 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned: 2/374.

    [6] Buharî: İman 26; Müslim: İmare 103, Cihad 18; Nesaî: Cihad 1; Malik b. Enes, Muvatta. Cihad 27

    [7] Kadı İyaz, Şifa: 1/237 (Bab 1, Fasıl 14) __________________
    Mü'min menfaatçidir.
    Maneviyatta menfaatini düşünmeyen ahmaktır!



    Paylaş
    Müslüman Kadın Cihad Ruhu Taşır, Dinamik ve Çalışkandır Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Toplum içinde Müslüman kadınların da kendi aralarında çalışmalar yapması gerekmektedir.Hem aile hayatı hem de toplum için düzenli gerekli çalışmalar yapması kendileri ve dini bakımdan değer taşımaktadır.



cihadruhu,  cihad eden hanım sahabeler,  cihat eden kadınlar,  müslüman çalışkandır