Müslüman Hanımlar ve Müslüman Kadının Şahsiyeti Forumundan Müslüman Kadın, Çevresiyle Sıcak Diyalog ve Samimî İletişim kurar Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Müslüman Kadın, Çevresiyle Sıcak Diyalog ve Samimî İletişim kurar

    Reklam




    ÜLFET
    Müslüman Kadın, Çevresiyle Sıcak Diyalog ve Samimî İletişim kurar

    Günümüzün en önemli, en öncelikli ve en âcil problemi, müslümanlararası sıcak ve samimî diyalog eksikliğidir. İslam Dünyasının gündemindeki ilk madde Müslümanlararası Samimî Diyalog kurulmasıdır, Müslümanlararası sıcak diyalog sayesinde her alanda arzulanan yardımlaşma, dayanışma ve işbirliği imkânlarının geliştirilmesidir.

    Bugün gerek müslüman fertler arasında, gerek İslâm cemaatleri arasında, gerek sivil toplum kuruluşları arasında gerekse İslâm ülkeleri arasında arzu edilen ve beklenen seviyede samimî ve sıcak bir diyalog, güçlü yürek birliği ve arzulanan işbirliği kurulamaması sebebiyle; tarih boyunca izzet ve şerefle yaşayan İslâm Ümmeti hâla bir türlü silkinememiş, İslam Dünyasının kan gölüne çevrilmesine engel olamamıştır.



    Ülfet, Kur’anî ve Nebevî bir Kavramdır.

    Sıcak kanlı olma, geçim ehli olma, samimî diyalog kurma, sıcak davranma, güzel ilişki kurma, güler yüzlü olma, başkalarıyla uyumlu olma, çevresiyle iyi geçinme, kardeşçe davranma, çevre ile aradaki mesafeyi fazla açmama anlamındaki Ülfet; önemli Kur’anî ve Nebevî kavramlardan; ulvî, ahlakî ve insanî değerlerden biridir.

    Ülfet ve muhabbet; ailede, eğitimde, yönetimde, ticarette ve toplum içi bütün ilişkilerde anahtar kavramlardandır. Ülfet önce ailede başlar. İlk ülfet dersi ailede verilir. İslâm Ailesi, sevgi ve şefkatle kurulur, sevgi ve şefkatle devam eder. Ailede temeli atılan karşılıklı sevgi ve anlayış ortamı, aile içinde kurulan sıcak ve samimî yaklaşım tarzı giderek bütün topluma hakim olur.



    İslâm Toplumu ülfet toplumudur.

    Kur’anın emrettiği ve Sevgili Peygamberimiz’in uyguladığı İslâm Kardeşliğinin kurulması ve yaşatılması ülfet ve muhabbetle mümkündür. İhlaslı mü’min; anlayışlı, güler yüzlü, tatlı dilli ve hoş görülüdür. İhlaslı mü’min; sevincini ve kederini kardeşleriyle paylaşır. Allah’ın kulları arasında ayrımcılık yapmaz. Kırıcı, yıkıcı, bölücü davranışlardan uzak durur. Bu çeşit davranışları “fitne” olarak kabul eder.

    Kur’an ahlakıyla ahlaklanan müslüman, İslâm kardeşliğini bir görev olarak telakki eder. Kardeşlik ruhunu yaşar ve yaşatır. Dil, ırk, renk, bölge, ülke ve görüş farklılığını dikkate almaksızın bütün müslümanların kardeş olduğuna inanır. Mü’min kardeşini kardeşçe kucaklar, onu bağrına basar. Kardeşinin derdini dert edinir. Kardeşler arasında soğukluğa ve kırgınlığa sebep olacak her çeşit olumsuz söz, tavır ve davranışlardan sakınır.



    Ülfet, gerçek mü’minin özelliklerinden biridir.

    Müslüman; ülfet ve muhabbet erbabıdır. Ülfet sahibi olmak insanî, ahlakî ve İslâmî bir görevdir. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor: “Gerçek Mü’min, başkalarına sıcak davranan (ülfet eden) ve kendisine ülfet duyulan kişidir. Ülfet etmeyen ve kendisine ülfet duyulmadan kişide hayır yoktur”. [1]

    Müslüman; ülfetin gereği olarak müslüman kardeşini üzecek, incitecek ve kıracak söz ve davranışlardan sakınır. Sabırlı, tahammüllü, vefakâr ve fedakâr olur. Muhatabına önce selâm veren kendisi olur, musafaha için önce el uzatan kendisi olur. Gelmeyene gider, vermeyene verir, ilişkiyi kesenle ilişkisini devam ettirir.

    Ülfet ehli olan müslüman; mütevazidir, alçakgönüllüdür. Gurur ve kibirden kaçınır, Sadece kendisini haklı görmeyi ve sadece kendi görüşünü beğenmeyi manevî hastalıklar olarak kabul eder. Din kardeşine sevgi, rahmet ve şefkatle yaklaşır. İman ve kulluk ortak paydası etrafında birleşen kardeşine sıcak davranır.



    Ülfet, Altın Nesil “Sahabe”nin özelliklerinden biridir.

    Müslüman, Mekke’li muhacirlere kucak açan, onlara evlerini açan, hurma bahçelerini, ellerindeki nimetleri Mekke’li muhacir kardeşleriyle paylaşan, kardeşlerini kendilerine tercih eden Ensar’ı kendisi için örnek alır.

    Allah Rasûlü’nün özel eğitiminden geçen en hayırlı cemaat ve öncü nesil Sahabe-i Kiram her konuda olduğu gibi ülfet konusunda da bizim için örnek nesil olmuştur: “Muhammed Allah’ın Rasûlüdür. O’nunla beraber olanlar kâfirlere karşı şiddetlidirler, kendi aralarında merhametlidirler”.[2]



    Ülfet, Allah’ın lütfudur.

    Kalpler arasındaki sıcaklık anlamında ülfeti yaratan Allah’tır. Gönüller arasında sevgi ve saygı köprüsü kuran Allah’dır. Dün birbirine soğuk davrananların, bugün birbirleriyle sıcak ve samimî bir ilişki kurmaları ancak Cenab-ı Hakkın lütuf ve ihsanı ile mümkündür:

    “(Ey Rasûlüm!.. ) Yeryüzünde bulunan şeylerin tamamını harcasan da sen onların kalpleri arasında sıcaklık meydana getiremezsin. Onların arasında sıcaklık meydana getirecek olan Allah’tır”.[3]

    Gerçek ve sürekli ülfet ortamı Cennet’tir. Cennet’e talip olanların bu dünyada Cennet’te imiş gibi her çeşit kirlilikten uzak nezih bir hayat yaşamaları istenmektedir. Cennet’te kıskançlık ve yalan, kin ve intikam yoktur: “Cennette onların gönüllerindeki kini çekip aldık. Kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar”. [4]



    Ülfet, dualarımızda mutlaka yer almalıdır.

    Bizden önceki imanlı nesillerle gönül irtibatı kurma ve iman ehline karşı kin ve intikam beslememe niyazı mü’minlere tavsiye edilen Kur’anî dualardandır:

    “Onlardan sonra gelenler, şöyle derler: 'Ey Rabbimiz!.. Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve kalplerimizde iman edenlere karşı hiç bir kin bırakma. Ey Rabbimiz, Sen, gerçekten çok şefkatlisin, çok esirgeyicisin”.[5]

    Yürek birliği Allah’ın ikramı olduğuna göre bunu temin için ellerimiz semaya açılmalı, bize bu lütufta bulunması için Rabbimize yönelmeli, aynen Efendimiz’in yakardığı gibi yakarmalı, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)’in sık sık yaptığı şu duayı dilimizden düşürmemeliyiz: “Allahım!.. Kalplerimiz arasında sen sıcaklık (ülfet) meydana getir”.[6]



    Selâmlaşma, ziyaretleşme ve hediyeleşme ülfete vesiledir.

    Müslüman, gönüller arası sıcaklığın devamı için daima içtenlikle dua eder, ancak bununla yetinmez. Sözlü dua ile birlikte ülfeti sağlayacak bütün meşrû vesilelere ve fiilî duaya da başvurur. Tanıdığı-tanımadığı müslümanlara selâm verir, kardeşlerini hasta olsun-olmasın sık sık ziyaret eder, ikramda bulunur, hediyeler takdim eder. Bayram, düğün, cenaze, hastalık gibi münasebetlerde kardeşlik görevini asla unutmaz.

    Cennet’e giden yol, benlik ve bencillik yolu, şehvet ve menfaat yolu değil; ilim ve irfan yolu, gönül alma ve gönül kazanma yoludur. Cennet’e giden yol, yeryüzünün her karışına ülfet ve muhabbet tohumları ekme yoludur, bütün insanlığı İslâm Kardeşliğine davet etme yoludur.

    [1] a.g.e

    [2] Fetih 29

    [3] Enfal: 63

    [4] Hıcr: 47

    [5] Haşr: 10

    [6] Ebu Davud: Salât 178 __________________
    Mü'min menfaatçidir.
    Maneviyatta menfaatini düşünmeyen ahmaktır!



    Paylaş
    Müslüman Kadın, Çevresiyle Sıcak Diyalog ve Samimî İletişim kurar Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Allahu Teala azze ve celle gani gani razi olsun degerli kardesim
    .Dünyamiz Ramazan Ahiretimiz Bayram olsun insaAllahu Teala.




sicak kadin,  sicak kadinlar