Müslüman Hanımlar ve Müslüman Kadının Şahsiyeti Forumundan Müslüman Kadın “Allah’ın Sevgili kulu” Olmaya Çalışır. Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1

    Reklam

    Müslüman Kadın “Allah’ın Sevgili kulu” Olmaya Çalışır.

    Reklam




    Müslüman Kadın “Allah’ın Sevgili kulu” Olmaya Çalışır.


    KULLUK

    Müslüman Kadın “Allah’ın Sevgili kulu” Olmaya Çalışır.


    Müslüman kadının en önemli ve yegâne görevi Allah’a kulluktur. Müslüman kadının ilk görevi Allah’ın sevgili kulu olabilmektir. Kulluk, hayatın her alanında Allah’ın istediği, emrettiği, izin verdiği ve razı olduğu şekilde İslâmî bir hayat yaşamaktır.

    Peygamberimiz (s.a.v) her vesile ile kadınların bu özelliğine dikkat çekmiş, kadınlardan söz ederken “Allah’ın kadın kulları” ifadesini kullanmıştır.
    “Hanımlarınız, Allah’ın kadın kullarıdırlar.”[1]

    “Allah’ın kadın kullarının Allah’ın mescidlerine gitmesine engel olmayın”,[2]

    “Allah’ın kadın kullarını sakın dövmeyin”.[3]

    Allah’ın kulu olduğu şuurunu taşıyan müslüman kadın, hayatının her anında Allah ve Rasûlü’nün emirlerine sonsuz bir teslimiyetle bağlanır. Allah’a karşı kulluk görevlerini eksiksiz yerine getirmeye çalışır.

    İnsanlar ve cinler Allah’a kulluk etmek için yaratılmışlardır. Kulluk sadece ibadet şekilleriyle sınırlı değildir. İman, ihlas, ibadet, takva, ilim, ahlak, cihad konularında ve hayatın her alanında Allah’ın istediği, emrettiği, izin verdiği ve razı olduğu şekilde İslâmî bir hayat yaşamak kulluğun gereğidir: “Onlara ancak dinde ihlaslı bir şekilde tevhid ehli olarak Allah’a kulluk etmeleri emr olunmuştu”.[4]

    Kulluk, Allah’a ve temel iman esaslarına sarsılmaz bir imanla iman etmek, O’nun hükümlerine en güzel şekilde uymak, O’nun kaza ve kaderine tam anlamıyla teslimiyettir. Kulluk Allah’ın dinine sonsuz bir bağlılıkla bağlanmak, sadece O’na güvenmek, O’nun emirlerine sonsuz bir sevgi ve saygıyla boyun eğmek, hiç bir karşılık beklemeksizin O’na itaat etmektir.

    Kulluk, isyan, itiraz ve kuşku kabul etmez. Kulluk, kesin ilahî emirlerde tartışma kabul etmez. Kullukta şikâyet ve sızlanma yoktur. Kullukta şükürsüzlük ve nankörlük yoktur. Kullukta gurur ve benlik yoktur.


    Allah’ın En Değerli Kulu Peygamberimiz’i Örnek Alır.
    En ideal, en güzel ve en üstün kulluk tarzını bize gösteren, öğreten Efendimiz (s.a.v)’dir. Allah’ın son elçisi ve Peygamberi olma yanında O’nun en sevgili, en değerli kulu olma şerefine erişen Peygamberimiz (s.a.v), her konuda bizim için rehber olduğu gibi kulluk (ubûdiyet) noktasında da bizim için rehberdir.

    Efendimiz (s.a.v)’in gece sabahlara kadar ayakları şişecek kadar namaz kıldığını gören Hz. Aişe validemiz O’na acımış,
    -Ya Rasûlallah!.. Senin geçmiş ve gelecek bütün günahların affolunduğu halde ne diye böyle yapıyorsun? demişti. Bunun üzerine Allah’ın Rasûlü:
    -“Ben, Allah’a hakkıyla şükreden bir KUL olmayı arzu etmez miyim?”[5] diye cevap vermişti. Efendimiz (s.a.v)’in tek arzusu Allah’a gerçekten şükreden bir “kul” olabilmek, Rabbinin huzuruna görevini en güzel şekilde yerine getirmiş olarak varabilmekti.

    Kuran-ı Kerim, O’nun eşsiz ve müstesna “kulluğunu” çeşitli vesilelerle tescil etmektedir. İsra, Kehf ve Furkan Sûreleri O’nun “kulluk” özelliğine vurgu ifadesiyle başlamaktadır. “Kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya götüren Allah, bütün noksan sıfatlardan münezzehtir”.[6]

    Müslüman, Eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasûlüh (Muhammed Mustafa’nın Allah’ın kulu ve Rasûlü olduğuna şehadet ediyorum) ifadesiyle O’nun gerçek anlamda Allahın kulu ve elçisi olduğuna tanıklık etmektedir.

    Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) sadece bir elçi değil, aynı zamanda getirdiği ilahî mesajın gereklerini hayatında uygulayan Rabbine son derece itaatkâr bir kul idi. Risalet özelliği gibi, Ubudiyet özelliği de O’nun şanlı vasıflarından biri idi.


    Kula “kul” olmayı kesinlikle reddeder.

    Gerçek anlamda hürriyeti savunan İslâm, kullara kulluğu reddetmiş, Allah’a kulluğa davet etmiştir. Kullara kulluk basitliktir, şahsiyetsizliktir, insan fıtratına aykırıdır. Putlara ibadeti reddeden İslâm; insanın, kurumların ve ideolojilerin putlaştırılmasını da reddetmiş, insanın insana tapmasını, insanın insan önünde eğilmesini, insanın insana secde etmesini şiddetle reddetmiştir.

    Müslüman maddenin, çıkarın ve menfaatin kulu, kölesi olamaz. Maddenin paranın esiri, menfaatin kulu kölesi olan kişi manen çürümüş kişidir. Efendimiz (s.a.v) böyleleri hakkında şöyle buyurmaktadır: “Dinar ve dirhemin (altın ve gümüşün) kölesi olan kişi, helâk olmuştur. İpek ve kadifenin kulu kölesi olan kişi helâk olmuştur.”[7]

    Bugünkü ifadeyle; dolar ve euro’nun kölesi, değerli kumaşların meftûnu olan kişi, helâk olmaya, tükenmeye mahkûmdur. Maddeyi araç yerine amaç olarak kabul edenler, dünyada da ahirette de huzur ve saadete kavuşamayacaklardır.
    Müslüman; kendisine iş, imkân ve fırsat veren insanların da kul olduklarını, onların sadece vesile olduklarını, asıl nimet verenin Allah olduğunu düşünecek; rızık kazanmaya vesile oldukları için insanlara teşekkür ederken, asıl rızık verici olan Allah’a şükretmeyi unutmayacaktır. Müslüman; sadece ve sadece Allah'a kulluk edecek, sadece ve sadece Ondan yardım dileyecektir.

    Ne dersiniz? Acaba neden her gün namazlarımızın her rekatında şu âyeti okumamız emrediliyor? “Biz ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım dileriz”.[8]
    “Yalnız ve yalnız Allah’a kul olma” şuuru inancımızın en önemli esasıdır. Tevhidin temeli budur. Bu şuur olmadıkça gerçek müslüman olmak mümkün değildir.

    İslâm, Allah’a Kulluğa Çağrıdır.
    Allah Rasûlünün eğitiminden geçen ilk hayırlı nesil -Ashab-ı Kiram- bu inançla yaşamış, bu inancı bir bayrak gibi elden ele, dilden dile, nesilden nesile ulaştırmışlardır.
    Hz. Ömer (r.a)’in hilafeti döneminde Suriye İslâm orduları başkomutanı Sa’d b. Ebî Vakkas (r.a), bazı konularda İslâm ordusundan bilgi almak isteyen İran orduları başkomutanı Rüstem’e, sahabe-i kiramdan Rib’î ibn Âmir’i elçi olarak göndermişti. İran orduları başkomutanı Rüstem, Rib’î b. Âmir’e:
    -Sizi buraya getiren sebep nedir?.. Buralara kadar niçin geldiniz?. diye sormuş, bunun üzerine Rib’î b. Âmir (r.a) şu tarihî cevabı vermişti.

    Bizi Allah gönderdi... Allah’ın izniyle insanları kula kulluktan kurtarıp Allah’a kulluğa davet etmek için..., Dünyanın darlığından kurtarıp dünya ve ahiretin genişliğine eriştirmek için... Rahiplerin zulmünden kurtarıp İslâm’ın adaletine kavuşturmak için...”

    Allah’a kulluk.. Dünya ve ahirette mutluluk.. ve İslâm Adaleti.. Üç anahtar kelime: Kulluk, Adalet ve Mutluluk. İşte meselenin özü budur. Ne kula kulluk, ne maddeye kulluk, ne de din adamlarına kulluk!.. Din adamları da Allah’ın kullarıdır, yöneticiler de…



    [1] Müslim: Elfaz 13.

    [2] Buharî: Cuma 13; Müslim: Salât 136; Ebu Davud: Salât 52, İbn Mace: Mukaddime 2.

    [3] İbn Mace: Nikâh 51; Darimî: Nikâh 34

    [4] Beyyine: 5

    [5] Buharî: Tefsir 48 (Feth: 2); Müslim: Münafikîn 79; Tirmizî: Salât 187; Nesaî: Kıyamülleyl 17; İbn Mace: İkame 200; Ahmed b. Hanbel, Müsned: 4/251,255; 6/115

    [6] İsra: 1

    [7] Buharî: Cihad 70; Rikak 10; İbn Mace: Zühd 8

    [8] Fatiha: 5 __________________
    Mü'min menfaatçidir.
    Maneviyatta menfaatini düşünmeyen ahmaktır!



    Paylaş
    Müslüman Kadın “Allah’ın Sevgili kulu” Olmaya Çalışır. Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Müslüman olan ister erkek ister kadın olsun iyi bir kul olmaya çalışması gerekmektedir.Müslüman kadınların aile ortamı içinde yapacağı tutum ve davranışların çocuklara ve topluma yansımaları fazla olmaktadır.



allahın sevgili kulu olmak,  allahın sevgili kulu nasıl olunur,  allahın sevgili kulu olmak için,  nasıl allahın sevgili kulu olunur,  kulun dünyadaki gorevi nedir,  allahin istedigi kul nasil olmali,  allahin istedigi kul