Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Hz. Ebubekirin Hayatı Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Hz. Ebubekirin Hayatı

    Reklam




    Hz. Ebu Bekir'in hayatı kısaca olsun lütfen yardımcı olsun sadece özet bilgi istiyorum


    Paylaş
    Hz. Ebubekirin Hayatı Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Hz. Ebubekirin hayatı özet

    Hz. Ebû Bekir’in tarihsel kişiliğini tanımlayabilmek Kureyş’in Teymoğulları kabilesine mensup olan Hz. Ebû Bekir, gençliği
    döneminde şehrin saygın şahsiyetleri arasında yer almıştır. Allah Resûlü’nün tebliğ faaliyetlerine başlamasından hemen sonra da ilk Müslümanlar arasında şerefli yerini almıştır. Mekke döneminde sürekli olarak Hz. Peygamber’le birlikte bulunmuş, bir taraftan servetini dini uğrunda harcarken, diğer yönden de müşriklerin saldırılarına karşı Hz. Peygamber’i, canı ve malı ile korumuştur. Hicret esnasında da Resûl-i Ekrem’e yol arkadaşlığı yapmıştır. Medine döneminde de sürekli Hz. Peygamber’le beraber görülen Hz. Ebû Bekir, Hz. Peygamber’in katıldığı askerî seferlerde aktif bir şekilde yer almış,
    Allah Resûlü’nün en önemli danışmanı olmasının yanı sıra hac emirliği görevini yürütmüştür. Vefatına yakın bir zamanda Hz. Peygamber onu imamet görevine getirmiş, Resûlullâh’ın vefatından sonra da Müslümanlar onu halifelik makamına geçirmişlerdir. İlk halife seçimi ve sonuçlarını değerlendirebilmek Hz. Peygamber’in vefatından sonra Müslümanların yüz yüze geldikleri ilk problem halifelik meselesiydi. Ensâr ileri gelenleri bu konuda ilk adımı atarak kendilerinden birini halîfe seçmeye karar vermişlerdi. Bu problem, Beni Sâide’ye ait toplantı yerinde Medineliler ile Kureyş ileri gelenlerinin
    yaptıkları görüşmeler sonucunda Hz. Ebû Bekir’in halîfe seçilmesiyle aşıldı. Halifenin Kureyş’ten seçilmesinde o dönem şartlarında Kureyş’in diğer Arap kabileleri arasındaki konumunun etkisi büyüktür. Muhâcirler arasında da en uygun halife adayı olarak Hz. Ebû Bekir görülmüş ve Müslümanların ilk halifesi olarak kendisine biat edilmiştir.

    Ridde hadiselerinin sebeplerini açıklayabilmek Hz. Ebû Bekir’in karşı karşıya kaldığı en büyük tehlike ridde hareketleriydi.
    Bütün sosyal hadiseler ve isyanlar gibi bu hareketin de esas ve tali derecede birçok sebebi bulunuyordu. Her şeyden önce birçok Arap kabilesi Kureyş’in hâkimiyetini kolay hazmedememişti. Ayrıca bedevi hayat süren, kanun ve nizam tanımayan zümreler, İslâmiyet’in kendilerine yüklediği görevlerin bir kısmını da benimseyemediler. Dini açıdan mal ile yapılan bir ibadet olan zekâtın, namaz gibi dinin bölünmez bir parçası olduğunu idrak edemediler. Çünkü Müslümanlıkları gönüllere iyice sinmiş, İslâm dinini yeterince özümsemiş ve içselleştirmiş değillerdi. Aksine, Müslümanlıkları sathi idi. Onlar, suçun ferdiliği ilkesinin kabulü, kan davasının yasaklanması, kabilecilik anlayışına son verilmesi gibi değişikliklere inanarak onay vermiş değillerdi. Eski anlayış ve alışkanlıklarını da terk etmek istemedikleri için, Hz. Ebû Bekir’in idaresine isyanı, geçmişe dönüşün bir fırsatı olarak görmüşlerdir.

    Arap Yarımadası’nın dışında gerçekleştirilen fütuhatı özetleyebilmek Ridde problemi aşılıp Arap Yarımadası’nda birliğin sağlanmasının ardından Hz. Ebû Bekir, daha önce Hz. Peygamber’in hedef gösterdiği, dinin dünyaya yayılması prensibi gereğince Arabistan dışına çıkarak kuzey-doğuda İran, kuzey-batıda ise Bizans’ın hâkimiyetindeki topraklar üzerine askerî seferler başlatmıştır. Bu adımlar daha sonra gerçekleştirilecek olan İran ve Bizans fetih harekâtının başlangıcını teşkil eder. Nitekim onun zamanında İslam orduları, gerek Irak cephesinde gerekse Suriye cephesinde ciddi başarılar kazanmış ve önemli fetihler gerçekleştirmişlerdir. Bu dönemin sonraki halifelerin dönemlerinden farklı yönlerini ayırt edebilmek Hz. Ebû Bekir dönemi müslümanlar için, Allah’tan vahiy alan bir peygamber döneminden peygambersiz bir döneme geçişin gerçekleştiği bir zaman dilimi olarak önem taşımaktadır. Böyle bir süreçte o ridde olaylarını bastırıp müslümanların birliğini korumuş, namaz ve zekâtı ayırmak isteyenlere karşı çıkıp dini muhafaza etmiş, fetihlerle İslâm’ın Arap yarımadası dışındaki bölgelere de yayılmasının zeminini oluşturmuştur. Hz. Ebû Bekir’in uygulamalarında Hz. Peygamber’in yönetim prensiplerinin belirgin yansımaları görülür. O, bütün faaliyetlerinde Allah Resûlü’nü kendisine örnek almış, onun tayin etmiş olduğu hiç bir komutanı azletmemiş, eski görevini bırakmak isteyene de daha üst vazifeler teklif etmiştir. Hz. Ebû Bekir, idari anlayış ve uygulamalarında Hz. Peygamber’i titizlikle takip edip örnek almıştır. Kararlı, mütevazı, hoşgörülü, insan haklarına saygılı, istişâre ve adalete önem veren kişiliği ile onun kısa sürede yaptıkları, İslâm dünyasının geleceği adına çok önemli başarılar olarak İslâm tarihine geçmiştir