Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Islamda Cariyelerin örtünmesi Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Islamda Cariyelerin örtünmesi

    Reklam




    islamda cariyelerin örtünmesi


    Paylaş
    Islamda Cariyelerin örtünmesi Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    Câriyelerin Avret Yeri
    Câriyelerin Avret Yeri; Dine Bundan Büyük İftira
    Olamaz: "Örtünmelerini Din Yasaklıyor!"

    Câriyeler konusundaki
    tartışmalardan biri de, câriyelerin hür kadınlar gibi örtünmesinin yasak olduğu
    inancıdır. Bu konuda açık bir âyet ve hadis bulunmamaktadır. Hz. Ömer'in,
    rivâyetlere göre, başörtülü bir câriye gördüğünde (Y.Ö.K. gibi) onu kamçıladığı
    ve "Ey kokmuş câriye! Hür kadınlara mı benzemek istiyorsun?" dediği iddiâ
    edilmiştir. Bu rivâyet üzerine binâ edilen fıkhî hükümler, dinin nasıl
    yozlaştırıldığının önemli verilerindendir. (Kur'an'ın örtünme ile, fitne ve
    fuhşa giden yolların tıkanmasıyla, genel ahlâkla, câriyelerin normal kadın
    statüsüne çıkarılması ve câriyeliğin kaldırılmasına giden yolla... ilgili tüm
    hükümleri gözardı edilmiş, bu konulardaki âyetler görmezden gelinmiş, Rasûl'ün
    sünnetinden de aksine hiç delil bulunmamış olmasına rağmen bir sahâbeden gelen
    rivâyetin sıhhati de değerlendirilmemiş, sözgelimi, kütüb-i sitte gibi sahih
    kabul edilen hadis kitaplarında da olmamasına rağmen sahih kabul edilmiş ve de
    sahih olsa bile Kur'an ve Sünnet çerçevesinde te'vil ve yorumu yapılması
    gerektiği halde bu rivâyet, her hükmü iptal edecek şekilde tek başına hüküm
    kaynağı olmuştur.) Meselâ Hanefî mezhebine göre câriyenin başörtüsüz namaz
    kılması gerekir.
    Dört mezhebe ve özellikle
    Mâlikî mezhebine göre, kadınların örtünmesi ile ilgili Kur'an âyetleri, sadece
    hür kadınlara mahsustur ve câriyenin avreti, erkek gibi diz kapağı ile göbeğinin
    arasıdır. Ayrıca câriyelerin satışında tanınmasını temin edecek kadar yerlerine
    bakılabilir, hatta göğüslerine ve benzeri yerlerine dokunulabilir, etinin
    yumuşaklığı-sertliği kontrol edilebilir[1]
    şeklindeki fetvâlarla zihinlerimizde savaş esirlerinin satıldığı pazarlar
    canlanıyor ki, bu pazarlarda câriyelerin satılışında ahlâk kuralları da bir
    tarafa itiliyor ve iffetli olmak isteyen müslüman olmuş câriyeler emîru'l-mü'minîn
    tarafından kırbaçlanıyor. Oluşturulan bu tablo, Kur'an'ın insana verdiği değer
    ve Rasûlullah'ın kölelikle mücâdelesine karşı yapılmış bir ihânettir. Bir yandan
    İslâm'ın köleliği kaldırdığından övgüyle bahsedilirken öte yandan İslâm
    topraklarında köle pazarları düşünmek nasıl bağdaşabilir? Atalarının köle
    pazarları ve harem dairelerini meşrûlaştırma çabasıyla oluşturulan bu çarpık
    inancın Kur'anî ve mantıkî hiçbir temeli olamaz.[2]
    Câriyenin avret yeri konusunda,
    sınırları tâyin eden bir âyet olmadığı gibi, sahih bir hadis de yoktur.
    Zâhirîlerin dışında cumhûrun görüşü, câriyenin avret yerinin erkeğinki gibi
    olduğudur. Fakat Zâhirîlerin dışında, bu görüşe katılmayan az da olsa âlimler
    vardır. Meselâ, el-Hasenu'l-Basrî'ye göre, evlenen veya kişinin kendi için
    edindiği câriyenin başını örtmesi gerekir. Atâ'ya göre câriyenin namazda başını
    örtmesi müstahaptır.
    Hanefî, Şâfiî, Mâlikî ve
    Hanbelî mezhebinde, câriyenin avreti ile erkeğin avreti arasında ayrım
    yapılmamaktadır. Zâhirîlere göre ise câriye, bu konuda hür kadınlar gibidir.
    Hanefîlere göre câriyenin avreti, erkeğin avreti gibidir. (Erkeğin avretine ek
    olarak karnı ve sırtı ile iki yanı da avret sayılır.) Çünkü Hz. Ömer, bir
    câriyeye şöyle demiştir: "Ey Deffâr! Başörtüsünü at, yoksa hür kadınlara mı
    benzemek istiyorsun?" (Zeylaî bu hadis rivâyeti hakkında "gariptir" demiştir.
    Kütüb-i Sitte'de bulunmayan bu mânâdaki bir hadis rivâyetini -ehl-i sünnete göre
    sahâbenin sözü de hadis kabul edilmiştir- Abdürrazzak Hz. Ömer'den rivâyet
    etmiştir. Beyhakî de bu hadisi rivâyet etmiştir.) Aynı zamanda câriyeler,
    efendilerinin ihtiyaçlarını karşılamak için âdet olarak iş elbiseleri ile dışarı
    çıkarlar, dolayısıyla güçlükleri gidermek için yabancılar, mahremleri gibi
    kabul edilmiştir. Mâlikî mezhebine göre, câriyeler avret konusunda aynen
    erkekler gibidir. Câriyenin namazda avret yeri, uyluklar ile birlikte iki
    müstehcen uzuvdur. Bu uzuvlardan bir kısmı açıldığı zaman, yahut kişi uyluğunun
    tamamını veya bir kısmını açtığı zaman, vakit içinde namazını kesin olarak iâde
    etmelidir. Şâfiîlere göre câriyenin avret yeri erkeğin avret yeri gibidir. Çünkü
    her ikisinin başı avret olmamak bakımından birbirine benzemektedirler. Baş ile
    kollarının açılmasına ihtiyaç vardır. Hanbelî mezhebine göre, câriyenin
    avret yeri erkeğinki gibi olup
    diz kapağı ile göbeği arasıdır. Çünkü Amr bin Şuayb'tan rivâyet edilen
    merfû hadiste şöyle buyurulmuştur: "Sizden biri erkek kölesini, câriyesi veya
    hizmetçisi ile evlendirirse, bu câriye yahut hizmetçinin avret yerine hiç
    bakmasın. Çünkü göbeği ile diz kapağı arası avret yeridir."[3]
    Bir fıkhî fetvâdan daha alıntı
    yapalım: "Kişi, kendi câriyesiyle istifraş edebilir, onu yatak hizmetlerinde
    nikâhsız olarak kullanabilir. Başkalarının câriyeleri de, mahrem olan kadınlar
    gibidir. Erkekler, mahrem (nikâhları kendilerine haram olan, birinci derecede
    yakın akrabalar) kadınların bakabilecekleri ziynet yerleri gibi, başkalarının
    câriyelerinin ziynet yerlerine de bakabilir ve dokunabilirler. Ama mahrem
    kadınlarında olduğu gibi göbekle diz kapağı arasına bakmaz ve dokunmazlar. Bu
    konuda kanıt, şu olaydır: Hz. Ömer, örtülü bir câriye görmüş, çubukla örtüsüne
    dokunup: "Şu baş örtünü at, ey kokmuş! Hür kadınlara mı benzemek istiyorsun?"
    demiş. Bu da câriyenin başına, saçına, kulağına... bakmanın helâl olduğunu
    gösterir. Yine Ömer (r.a.) satılmakta olan bir câriyenin yanına geldi, eliyle
    kadının göğsüne vurdu ve: "Haydi, alın!" dedi. Eğer câriyenin göğsü haram
    olsaydı, elbette Ömer ona dokunmazdı. Kaldı ki insanlar, câriyenin alım-satımı
    esnâsında kadının derisinin yumuşaklık ve sertliğini öğrenmek isterler. Çünkü
    buna göre kadının fiyatı değişir. Bundan dolayı câriyenin avreti de diğer mahrem
    kadınların avreti gibi sayılmıştır. Bunlarla yalnız başına bulunmak, beraber
    yola gitmek câizdir. Hem bakıp hem dokunduğu zaman şehvetinin uyanacağından
    korkan kimse, yalnız bakmakla yetinir. Fakat satın almak istediği câriyeye istek
    (şehvet) duysa da, yine bakabilir; hatta Ebû Hanife'ye göre (şehvetle)
    dokunabilir de."[4]
    Bu anlayış sonucu, müslüman bir câriyenin namaz kılarken bile başını örtmesine
    müsâade edilmemiş; bu zulüm, kitaplarda müslümanlara İslâm adına tavsiye
    edilebilmiştir.
    Bu fıkhî görüşlere rağmen,
    Kur'an ve Sünnet ekseninde olayı değerlendirdiğimizde, erkekleri fitneye
    düşürecek her türlü kıyafet ve açıklığın yasaklandığını, kadın ve kızların
    örtünmelerinin dinin şiarlarından olduğunu belirtmeliyiz. Kur'an, toplumu âdî
    şehvet duygularından korumak, güzel ahlâkı korumak için normal bir giyim
    emretmiştir. Kadının erkeklerin şehvet nazarlarını üzerine çekmeyecek biçimde
    sokağa çıkmasına müsaade edilmiştir. Müslüman câriyeler için tesettürün
    erkeklerinkiyle aynı olması, Kur'an ve Sünnetten değil; tarihin yanlış örfünden
    kaynaklandığı kanısındayız. Âyet ve hadislerde kadının örtünmesi konusundaki
    emirlerde câriyelerin istisnâ edilmediği, emrin genel olduğu
    değerlendirilmelidir. "Mü'min kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan
    sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Ziynetlerini (süslerinin takılı olduğu boğaz,
    baş, gerdan, kol, bacak ve kulakları gibi yerlerini) açıp göstermesinler."
    (24/Nûr, 31). Bu âyette Allah, mü'min kadınların örtünmelerini emrediyor.
    Mü'min câriyelerin açılmalarına izin veren herhangi bir âyet de kesinlikle
    yoktur. "Allah, bülûğa ermiş kadının namazını başörtüsüz kabul etmez." (İbn
    Mâce, Tahâre 132; Tirmizî, Salât 160; Ahmed bin Hanbel, IV/151, 218, 259) ve
    "Kadın bülûğ çağına erince elleri ve yüzü dışında başka yerlerinin başkasına
    görünmesi helâl olmaz." (Ebû Dâvud, Libâs 31) şeklindeki hadisleri, bu
    konuyla ilgili de değerlendirmek zorunda olduğumuz kanaatini taşıyoruz. Yoksa,
    çarşıda sokakta câriyelerin göbeklerinin üstü açık, yani üstsüz veya şeffaf bir
    giysiyle dolaştıklarını düşündüğünüzde bunun İslâm âdâbı ile ne kadar
    bağdaşacağını ve bunun dinin verdiği bir hak olduğunu nasıl iddiâ edersiniz?


    [1]
    Daha geniş bilgi için bkz. Hüseyin Hatemi, İlâhi Hikmette Kadın, İşaret Y.
    İst, 1995, s. 257 vd.
    [2]
    H. Koç Câriyeliğin Mantığı ve Kölelik, Haksöz, sayı 51 (Haziran 95) s. 40
    [3]
    Vehbe Zuhayli, İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, Risâle Y. c. 1, s. 458-465
    [4]
    Bedâyiu's-Sanâyi fî Tertîbi'ş-Şerâyi', c. 6, s. 2956; Süleyman Ateş, Kur'an
    Ansiklopedisi, c. 3, s. 244



cariyelerin ortunmesi