Mumine.com ve Misafir Soru - Cevapları Forumundan Peygamber Efendimizin Dürüstlük İle İlgili Söylediği Sözleri Verirmisiniz ? Hakkında Kısa Bilgi
  1. 1
    Kayıtsız Üye

    Reklam

    Peygamber Efendimizin Dürüstlük İle İlgili Söylediği Sözleri Verirmisiniz ?

    Reklam




    peygamber efendimizin dürüstlük ile ilgili söylediği hadisler? söylermisinz lütfen


    Paylaş
    Peygamber Efendimizin Dürüstlük İle İlgili Söylediği Sözleri Verirmisiniz ? Mumine Forum

  2. 2
    Reklam




    55. Abdullah İbni Mes'ud radıyallahu anh'den rivâyet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Şüphesiz ki sözde ve işde doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir. Yalancılık, yoldan çıkmaya (fücûr) sürükler. Fücûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır."
    Buhâri, Edeb 69; Müslim, Birr 103-105. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 80; Tirmizi, Birr 46; İbni Mâce, Mukaddime 7; Duâ 5

    Açıklamalar

    1545 numarada tekrar karşılaşacağımız hadîs-i şerîfte dört önemli tâbir, iki grup halinde birbirlerinin zıddı olarak zikredilmektedir. Sıdk-Kizb, birr-fücûr. Ayrıca bunlara bağlı olarak da sıddîk ile kezzâb aynı şekilde birbirinin karşıtı iki nitelik ve sonuç olarak yer almaktadır.
    Sıdk, sözünde ve işinde dürüst olmaktır. Kizb ise, bunun tam aksi davranmaktır.
    Birr, bütün hayr ve iyilikleri ihtivâ eder. Fücûr ise, kötülüğe meyl ve muhabbet etmek, yoldan çı+kmak demek olup her çeşit şer ve fesâdı ifade eder.


    Sıddîk, doğruculuğu; kezzâb yalancılığı âdet edinmiş kişi demektir. Her iki kelime de mübâlağa ifâde etmektedir.
    Dürüstlük, üstün iyilik demek olan birr'e; birr ise, cennet'e uzanan bir çizgidir. Sözünde ve işinde doğru olmaya gayret edenler, Nisâ sûresi'nin 69. âyetinde belirtildiği üzere, peygamberlikten sonraki en yüksek mertebeye (sıddîkıyet) ereceklerdir. Doğruluğu âdet edinmenin yolunu yüce Allah Tevbe sûresi'nin 119. âyetinde, "Ey iman edenler! Allah'a karşı saygılı bulunun ve sâdıklarla beraber olun" fermânıyla göstermektedir.


    Yalan ve yalancılık her türlü kötülüğün başı olan fücûra sebep olacaktır. Fücûr ise cehenneme götürür. Yalancılığı âdet edinenler Allah katında kezzâb diye tescil edilecektir. Bu önemli bir tesbit ve büyük bir uyarıdır. Bu demektir ki, sahteciliğin İslâm'da yeri yoktur.


    Hadisin Müslim'deki rivayetlerinde doğruluğu düstur edinenlerin sıddîk, yalancılığı meslek edinenlerin ise kezzâb diye yazıldığı kaydedilmektedir. Bu kayıt, hadisteki teşvik ve tehdidin, bilerek ve isteyerek doğrunun veya yalanın peşine düşenlere yönelik olduğunu göstermektedir. O halde daima doğruyu aramak, doğru söylemek gerekmekte, yalana ve yalancılığa asla müsâmaha göstermemek lâzım gelmektedir. Zira alışkanlıklar, bilinçsiz hoşgörüler sonucu oluşurlar.

    Hadisten Öğrendiklerimiz

    1. Her hayrın sebebi olan doğruluk teşvik edilmekte, her kötülüğün sebebi olan yalandan uzak kalınması istenmektedir.
    2. Mükâfat ve cezâ, kulun yaptığı iyi ve kötü amellere göre söz konusu olur.
    3. Doğrularla beraber olmak insanda "takvâ" duygusunu geliştirir.


    Her bir dinin kendine has bir ahlakı vardır, İslam'ın ahlakı hayadır.
    Zeyd İbnu Talha İbnu Rükane

    Amellerinizde orta yolu ve doğruyu bulmaya çalışın. Mümine musibet nev'inden her ne ulaşırsa ise günahlarına bir kefaret olur. Musibet, beklenmedik bir hadise olmuş, ayağına batan diken olmuş farketmez.
    Müslim, Birr

    Kim, kendisine yapılan bir iyliğe karşı, bunu yapana: 'Hz. Allah sana hayırlı mukafat versin' derse teşekkürü en mükemmel şekilde yapmış olur.
    Tirmizi, Birr 86


    Kim bir ihsana mazhar olursa, bulunduğu takdirde karşılığını hemen versin; bulamazsa, verene senada bulunsun. Zira onu övmekle, teşekkürünü yerine getirmiş olur. Ketmeden (karşılık vermeyen ) nankörlük etmiş olur.
    Tirmizi, Birr 86


    Kim bir hastaya veya bir din kardeşine Allah rızası için ziyarette bulunursa, bir münâdi ona nida eder: "(Dünyada da ahirette de) iyi olasın. (Bu davranışınla) cennette bir ev hazırladın!" der.
    Tirmizi,

    Kim (bir belaya) maruz olana taziyede bulunursa, ona ötekinin sevabının bir misli verilir.
    Tirmizi, 1073

    Sakın ha! Şeytanın rüyanda seninle eğlenmesini kimseye anlatma.
    Müslim, Rüya 12

    Ümmetimin ücreti ve günahı bana arzedildi. Öyle ki mescidden çıkarılıp atılan bir çöpün sevabını bile gördüm. Kişiye, Kur'an'dan kendine gelen ayeti unutmasından daha büyük bir günah da görmedim.
    Müslim, 2318

    Her ihtilam olan erkeğe cumaya gitmek vacibtir. Cumaya her gidene de gusül vaciptir.
    Ebu Davud, Taharet 129

    Hutbe esanasında birine sus! diyen lağvetmiş olur, cumanın sevabını zayi eder. Her mezhebe göre; Hutbe okunurken susmak vacip, söylemek haramdır.
    Müslim

    Cuma (namazı kılma)'ya gitmek, ümmetimin fakirlerinin haccıdır.
    Deylemi

    Kim (cuma günü) yıkanır, erkenden (mescide) gider, yürür ve binmezse, imama yakın durur, dinler, malayani söz etmezse ona her bir adım için bir yıllık oruç ve namaz sevabı yazılır...
    Tirmizi 946

    Cuma namazına üç grup insan katılır: Kişi var, namaza katılır, boş konuşma yapar. Bunun namazdan hissesi o konuşmasıdır. Kişi var namaza gelir dua eder. Bu kimse Allah'a duada bulunmuştur. Hz. Allah dilerse onun istediğini hemen verir, dilerse vermez. Kişi vardır, namaza gelir sadece dinler ve sükut eder, müminlerin arasından yararak geçmez kimseye eza vermez. Onun bu namazı, daha önce geçen cumaya ve fazladan da üç güne kadar (günahlarına) kefarettir. (Bu hal Yüce Hz. Allah'ın şu sözüne binaendir: 'Kim bir hayır yaparsa bu kendisinden on misliyle kabul edilir.')
    Ebu Davud, Salat 235


    Bir grup, Kitabullahı okuyup O'ndan ders almak üzere Allah'ın evlerinden birinde bir araya gelecek olsalar, mutlaka üzerlerine sekinet iner ve onları Allahın rahmeti bürür. Meleklerde kanatlarıyla sararlar. Allah, onları, yanında bulunan yüce cemaatte anar.
    Ebu Davud, Salat 349

    Bilin ki, herkes Rabbine hususi şekilde münacaatta bulunuyor, birbirinizi (seslerinizle) rahatsız etmeyin. Biriniz okurken veya namazda iken diğerinin kıraatini (okumasını) bastırmasın.
    Ebu Davud, Salat 135


    Umre yapmanız faziletli bir ameldir.
    Tirmizi, Hacc 88


    Kim davet edildiği halde icabet etmezse, Allah ve Resulüne isyan etmiş olur. Kim de, davetsiz olarak bir sofrada oturursa hırsız olarak girer. Yağmacı olarak çıkar.
    Buhari, Nikah 71 - Müslim, Nikah 103

    Ey kalbleri çeviren Allah'ım! Kalbimi dinin üzerine sabit kıl!" Ben (bir gün kendisine): "Ey Allah'ın resulü! Biz sana ve senin getirdiklerine inandık. Sen bizim hakkımızda korkuyor musun?" dedim. Bana şöyle cevap verdi: "Evet! Kalpler, Rahman'ın iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir.
    Tirmizi, Kader 7

    Hz. Allah yolunda bir günlük ribat, diğer menzillerde (Hz. Allah yolunda geçirilen) bin günden daha hayırlıdır.
    Tirmizi, Fedailul-Cihad 26

    Allah yolunda yaralanan hiçbir yaralı yoktur ki, kıyamet günü, yarası kanıyor olarak gelmiş olmasın, bu kanın rengi kan renginde, kokusu da misk kokusundadır...
    Buhari Cihad 10
    Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın zorlaştırmayın.
    Müslim, Cihad 12

    Allah'ın, senin vasıtanla bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin için kırmızı develeri sadaka vermekten - o günün insanları yanında en kıymetli şey kırmızı develerdi - daha hayırlıdır.
    Buhari, Cihat 103

    Size Allaha karşı takvada bulunmanızı, başınızda Habeşli bir köle olsa bile emirlerini dinleyip itaat etmenizi tavsiye ediyorum. Zira, sizden hayatta kalanlar benden sonra birçok ihtilaf görecektir. O halde size sünnetimi ve hidayet üzere olan Raşid Halifelerin sünnetini hatırlatırım, bunlara uyun ve dört elle sarılın. Sonradan çıkarılan şeylere karşıda son derece dikkatli ve uyanık olun. Zira bunları zıt olarak her yeni çıkarılan şey bir bid'attır, her bid'at de sapıklıktır.
    Tirmizi, İlim 16, Ebu Davud, Sünne 6

    Ancak geçimine yetecek kadar rızkı olan ve Allah'ın kendisine kanaat nasip ettiği Müslüman kurtuluşa ermiştir.
    Tirmizi, Zühd 35

    Bir insan ölünce üç kişi hariç herkesin ameli kesilir: Sadaka-i cariye (bırakan), veya istifade edilen bir ilim (bırakan) veya kendine dua edecek salih evlat (bırakan).
    Müslim, 1631

    Sadaka vermekte gönülden davranan mü'minlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir. Onlara can yakıcı azab vardır.
    Buhari, Zekat 10 - Müslim, Zekat 72

    Müslüman kişi, ailesinin nafakası için harcar ve bundan sevap umarsa bu ona sadaka olur.
    Müslim, 1002

    Sahip olunan şeylerin en efdali; Zikreden bir dil, şükreden bir kalb, kocasının imanına yardımcı olan saliha bir zevcedir.
    Tirmizi, Tefsir, Berae

    Allah hiçbir mü'mine, yaptığı tek hayrın bile karşılığını ihmal etmek suretiyle zulümde bulunmaz. Yaptığı her hasenenin karşılığı hem dünyada hemde ahirette kendisine verilir. Kafir ise, yaptığı hayır sebebiyle dünyada öylesine yedirilir ki ahirete varınca, karşılığı verilecek tek hayrı kalmaz.
    Müslim, Sıfatu'l - Münafikin 56

    Kim, Kur'an-ı Kerim'i okuma meşguliyeti sebebiyle benden istemekten geri kalırsa, ben ona, isteyenlere verdiğimden fazlasını veririm.
    Tirmizi, Sevabul Kur'an 25

    Kuran'ı cehren (açıktan) okuyan, sadakayı açıktan veren gibidir. Kur'anı gizlice okuyan, sadakayı gizlice veren gibidir.
    Tirmizi, Sevabul Kur'an 20

    Allah, geceleyin Kur'an okuyan bir kula kulak verdiği kadar hiçbir şeye kulak verip dinlemez. Allah'ın rahmeti namazda olduğu müddetce kulun başı üstüne saçılır. Kullar, ondan çıktığı andaki kadar hiçbir zaman Allah'a yaklaşmış olmaz.
    Tirmizi, Sevabul Kur'an 17


    Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere değişenler var ya, işte onların ahirette bir payları yoktur. Allah, kıyamet günü onlara hitab etmeyecek, onlara bakmayacak, onları temize çıkarmıyacaktır. Elem verici azab onlar içindir.
    Buhari, Büyü 27, Tefsir 3

    Kim Kur'an hakkında ilme dayanmadan söz ederse ateşteki yerini hazırlasın.
    Tirmizi, Tefsir 1

    Pahalanması için, kim bir yiyecek maddesini kırk gün saklarsa, o Allah'tan yüz çevirmiştir. Allah'da ondan yüz çevirmiştir.
    Ahmed b. Hanbel, Müsned 2/33

    İnsanlar öyle bir devre ulaşacak ki, o zamanda riba (faiz) yemeyen kalmayacak. Öyle ki, doğrudan yemeyene buharı (tozu) ulaşacaktır.
    Ebu Davud, Büyü 3

    Pazara gitmekte olan malı önceden karşılamayın. Hayvanların sütünü memelerinde (günlerce bekleterek) biriktirmeyin. Birbirinize karşı (müşteriyi kızıştırmak için alıcı olmadığınız halde, yüksek fiyat vererek) malın değerini artırmayın.
    Tirmizi, Büyü 41

    Yiyeceklerinizi tartın, sizin için mübarek kılınsın.
    Buhari, Büyü 52

    Ecelini altmış yaşına kadar uzattığı kimselerden Cenab-ı Hakk, her çeşit özür ve bahaneyi kaldırmıştır.
    Buhari, Rikak 4; Tirmizi, Da'vat 113

    İpek ve İbrişim (floş,lepiska) elbise giymeyin. Altın ve gümüş kaplardan su içmeyin, onlarda yemek yemeyin. Zira bu iki şey dünyada onlar (kafirler), ahirette ise sizin içindir.
    Buhari, Et'ime 28

    Şeytan insana damarlardaki kan gibi nüfuz eder. Ben, onun kalplerinize bir kötülük atmasından korkarım.
    Müslim, Selam 23-25; Ebu Davud, Sıyam 79

    Sahibi olmayan bir araziyi kim ihya (diriltme) ederse, bu araziyi herkesten ziyade o hak kazanır.
    Buhari, Hars 15

    Sizden kim bir münker görürse onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse lisanıyla düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Bu kadarı imanın en zayıf mertebesidir.
    Müslim, İman 78

    Emin bir Müslüman mal muhafızı olsa ve vazifesini dürüstlükle yapsa, şöyle ki, kendisine emredileni gönül hoşnuğuyla eksiksiz ve tam olarak yerine getirirse, sadakayı veren iki kişiden biri olur.

    Buhari, Zekat 25



dürüstlükle ilgili hadisler,  dürüstlük ile ilgili hadisler,  doğruluk ve dürüstlük ile ilgili hadisler,  dürüstlük hadisleri,  dürüstlükle ilgili hadis,  dürüstlük ile ilgili ayetler hadisler,  peygamber efendimizin doğrulukla ilgili hadisleri